27 Aralık 2011 Salı

SOSYAL EKONOMİNİN KAYNAKLARI

                                              
                                                                              Dr. Ayhan ÇIKIN
Sosyal Ekonominin Önemi
            İkinci dünya savaşı sonrasından bu yana, özellikle Fransız literatüründe, 1980’den sonra da  tüm Avrupa Birliği kaynaklarında sosyal ekonomi konusunda yoğun yayınlar görülmeğe başladı. Sosyal ekonominin alanı, gelişmiş ülkelerde Devlet korumacılığının yerine alması gereken bir sistem şeklinde ifade edilirken, gelişmekte olan ülkelerde ekonomilerin  düzelmesine bağlı sorunların çözümüne katkı sağlaması açısından değerlendirilmektedir. Giderek büyüyen işsizlik sorununun aşılması konusunda da yararlanılması düşünülen bir yaklaşımında önemli bir öğesi konumuna gelmiştir. Ekonomik bunalımların çözümüne özgül bir katkı sağlayan, ülkelere göre farklılıklar gösterse de, giderek pek çok ülkede uygulama alanı bulan  sosyo-ekonomik bir oluşumdur.

            İspanyolca konuşulan ülkelerde “halk ekonomisi” (économie populaire), “emek ekonomisi” (économie du travail) ve son yıllarda da  “dayanışma  ekonomisi” (économie solidaire) olarak adlandırılmaktadır.  Anglo-saxon ülkelerinde ise “toplum kalkınması veya ekonomisi” ( économie ou développement communautaire) olarak ifade edilmektedir. Fransızca ve hollandacanın hakim olduğu ülkelerde ise “sosyal ekonomi veya kooperatif ekonomisi” olarak adlandırılmaktadır. Bu farklı terminolojiler, tamamen birbiri yerine geçen terimler değildir. Fakat bu kuruluşlar dayanışma ve işbirliği esasına göre organize olduklarından geniş bir görünüm (spectrum) zenginliğine sahiptirler. Git gide geleneksel sektörler olan özel ve kamu sektörleri yanında üçüncü büyük sektör olarak kabul görmektedirler.
            Farklı ülkelerde bu kuruluşlar farklı adlarla anılsalar da , İkinci  Dünya savaşından bu yana başta Fransa olmak üzere “sosyal ekonomi” adı altında toplanmaktadırlar. 1980’lerden sonra Anglo-saxon  ülkeleri de dahil tüm AB ülkelerinde “sosyal ekonomi” adı altında anılmağa başlamıştır. Sosyal ekonomi kavramı, bir slogan kavram değildir, ekonominin diğer sektörlerine tamamlayıcı veya bu sektörlerin ekonomik sistem içinde gerçekleştiremediği “ekonomik ve sosyal boyutlu” faaliyetleri gerçekleştirme aracı olarak kabul görmektedir.
            Bununla birlikte  sosyal ekonomiyi günümüzde çok özel bir dikkatle izlemek gerekir. Zira bu kurumların rolü, sürekli değişim içindeki toplumlarda çok daha önemlidir. Neden önemlidir ? Öncelikle  sosyal ekonominin oluşumunu, işleyişini, gelişme araçlarını özel ve kamu sektörü içinde araştıran ve değerlendiren kişi veya kurum pek yok gibidir. Bu nedenle mevcut “sosyal ekonomi kuruluşları” kendi sektör sorunlarını bizzat kendileri araştırmak durumundadırlar. İster gelişmiş ülkelerde  olsun, isterse gelişmekte olan ülkelerde olsun, bu ülkelerdeki güncel gerçeklikleri yakalamak önemlidir.
Sosyal ekonominin tanımını veren bir çok kaynak, onun içeriğini şu noktalarda toplamaktadırlar[1]:
1.       Sosyal ekonomi, kooperatifler, yardımlaşma sandıkları (mutuelles), dernekler ve vakıflardan oluşan bir sektördür ( Bazı kaynaklar vakıfları dahil etmemektedirler);
2.       Sosyal ekonomi, demokrasi, özgürlük ve dayanışma değerleri etrafında organize olmuş kişi birliklerinin tümünü ifade eder;
3.       Sosyal ekonomi girişimleri, sermaye şirketi  ve kamu girişimi olmayan girişimlerin toplandığı bir sektördür; ki bu durumda Üçüncü Sektörden bahsedilir.
“Sosyal ekonomi” terimi XIX. Yüzyılda da kullanılmışsa da,  uzun yıllar üzerinde pek durulmamıştır. Ancak 1970’li yılların sonunda yeniden gündeme oturmuştur. Özellikle Fransa’da  1981’de  DIES[2]’in kurulması ile birlikte “sosyal ekonomi” terimi resmen tanımlanmıştır. Yine Fransa’da sosyal ekonomi kurumları CEGES[3] bünyesi içinde federatif olarak örgütlenmişlerdir.
Örneğin 1980’de Fransa’da  CNLAMCA[4]’nın öncülüğünde, sosyal ekonominin girişimlerini, amaçlarını ve rolünü açıklamak amacıyla, “Sosyal Ekonomi Şartı[5]  kabul edilmiş ve bu metin 1995’de yeniden güncelleştirilmiştir. Sosyal ekonomi sektörü içinde yer alan pek çok organizasyon bu şartı uyacaklarına dair imza koymuşlardır.
Sosyal ekonomi sektörünü oluşturan ve sosyal ekonomi şartını kabul eden organizasyonların temel hedefi, faaliyetlerini “sürdürülebilir kalkınma” çerçevesi içinde gerçekleştirmektir. Sürdürülebilir kalkınma,  doğa üzerinde gerçekleştirilecek üretim sürecinde doğal kaynakların sınırlılığını hesaba katmak demektir.  O nedenle, insanların üretim süreci içinde doğaya verdiği zararları göz önünde tutarak,  doğal kaynakların gelecek kuşaklara  bırakılma bilincini geliştirmeyi amaçlarlar.  Kısacası sürdürülebilir kalkınma “gelecek kuşakların kapasitesini tehlikeye atmaksızın, onların ihtiyaçlarının da yanıtlanmasına dikkate alan, mevcut ihtiyaçları karşılayan kalkınma[6]demektir.  Bu konuda Birleşmiş Millet’lerin  1992 Rio Dünya Zirvesi’nde ayrıntılı tartışmalar yapılmıştır[7]. 

Sosyal Ekonominin Tarihsel Kökenleri

Çağdaş sosyal ekonomi,  başlıca terimlerini 19.yüzyılda bulmuş olsa da, onun tarihi çok eski toplumlara kadar uzanır. Sosyal  ekonominin doğuşu, yüz yıllık örgütlenme  özgürlüğünün araştırılması ile içiçelik  taşımaktadır. Çok eski ve ilkel toplumlarda gıda temininde, savunmada, yol,su bentleri, konut,vb.. yapmada, hasatlarda insanlar ortaklaşa hareket ederek, kendi koşullarına uygun yardımlaşma biçimleri bulmuşlar ve uygulamışlardır. Firavunlar  devri Mısır’ından önce de kolektif yardımlaşma fonları ve loncaları mevcuttu. Eski yunanda cenaze törenleri ve ayinleri ortaklaşa organize ediliyordu. Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra, bilhassa Avrupa’da sanat ve bilimlerde geleneksel dernekçilik, sığınma yurtları, kilise dernekleri,vb.. kurulmuştu.
IX. yüzyılda Avrupa’da yakın şehirler arasında ilk ticari şirketler, karşılıklı yardım esasına göre kurulmuştu. XI. Yüzyıldan itibaren yardımlaşma dernekleri, karşılıklı yardımlaşma uygulamaları, ilk kez dini kurumlar dışına çıkarak laik gruplaşmalar şeklinde  örgütlenmeğe başlamıştır.
Gerçekten, Ortaçağın dernekçi realitesi çok zengindir.  Bunlar çok çeşitli adlar ve biçimler altında dile getirilmişlerdir : hayır dernekleri, rehberlik dernekleri, yardımlaşma dernekleri, vb.. İslam dünyasında ortaçağ sonlarında kentler arası ticari ortaklıklar, eski Afrika ve Amerika yerlileri arasında zanaat yardımlaşma dernekleri oldukça yaygındı. Türkler arsasında  Orta Asya’da ve Anadolu’da yüzlerce yıldır, informel ve formel biçimde çeşitli yardımlaşma biçimlerinin olduğu bilinmektedir; bunların uzantıları hala günümüzde canlılığını korumaktadırlar.
Bütün bu çokluğuna ve çeşitliliğine karşın, bu dernekçi yaklaşımlar aldatıcı olabilirler. Çünkü bu gruplaşmaların büyük çoğunluğunun yasal, ilkesel ve çalışma kuralları belirli formatlar şeklinde düzenlenmemiştir. Ancak Devlet ve dini kurumları temsil eden örgütlerin dışında kalanlar pek sürekli olamamışlardır.
Bununla beraber feodal bir düzenin egemen olduğu toplumlarda  dinsel ve devlete ait örgütler dışında  da yeni organizasyon tiplerinin doğması (loncalar gibi,..) gecikmemiştir. Ancak egemen güçlerin iktidarları, onları uzun yıllar baskı altında tutmuşlardır.
XVIII. yüzyılda, çok sayıda yasa dışı dernekler, 1789 devrimini de yanına alarak, yeni düşünceler üretmeye ve yaymaya başlamışlardır. Bununla beraber dernekleşme özgürlüğü, pek çok Avrupa ülkelerinde (İngiltere, Almanya, Hollanda) ve bilhassa ABD’de 19. yüzyılda kazanılmaya başlamıştır. Örneğin Belçika’da dernekleşme özgürlüğü 1861 tarihli Anayasa ile güvence altına girebilmiştir. Buna karşın sosyal ekonomi sektörünün en önemli biçimi olan kooperatifler ve imece sandıkları için ancak  XIX. Yüzyılın sonları ile XX. Yüzyılın başlarına kadar beklenmesi gerekmiştir.

Sosyal Ekonominin İdeolojik Çoğulculuğu
Yasal  olarak tanınmadan önce yardımlaşma sandıkları ve kooperatif tipinin çoklu inisiyatifleri, batı ülkelerinde doğmuşlardır. XIX yüzyılın bu köylü ve işçi birlikleri, çağdaş örneklerine kadar,  politik ve kültürel  bir çoğulculuk sergiler. Her sosyal ekonominin gideceği yolu  pek çok geçerli düşünceler etkilemiştir :

Dernekçi sosyalizm
:
 Fourier, Owen, Saint-Simon, Proudhon ve diğerlerinin ütopyaları  bu harekette temel bir rol oynar. 1870’e kadar, üretici kooperatiflerini hayata geçirmeğe uğraşan dernekçi sosyalizm düşünürleri, sosyal ekonomi ile sosyalizmi sık sık özdeşleştirmişlerdir;  ki , bu noktada uluslararası işçi hareketi  egemen bir öğe olarak ortaya çıkacaktır. Karl Marx’ın bizzat kendisi kooperatifçilik  üzerinde ayrıntılı bir şekilde durmasa da, onun uygun bir zaman diliminde ortaya çıkacağını belirtir. Bu kollektivist tezler geleceğe bırakılmıştı. Ancak işçi hareketinin önemli bir bölümü, toplumun dönüşüm süreçlerinde merkezi bir fonksiyonla  sosyal ekonomiyi yadsıma yolunu seçmiştir. Bununla birlikte Jean Jaurés gibi sosyalistler, yoksul çevreleri  iyileştirmek ve  bu ortamdaki insanları eğitmek için kooperatifçiliği bir araç olarak kabul edecek  ve onu uygulamaya sokmak için  çaba gösterecektirler (Fransa’da ilk sosyal atölyeler örneği). Öyle ki, politik mücadelenin hizmetinde propagandayı  örgütlemek  ve kaynakları bir arada toparlamak için onu güçlü bir araç olarak göreceklerdir.

Sosyal dincilik:
Din adamlarının önemli bir bölümü toplumsal hareketlere katılırlar. Örneğin Sosyal Hıristiyanlık, sosyal ekonominin gelişmesine katkıda bulunmuştur. 1891’de Kilise-Kurumu düzeyinde yayınlanan “Rerum Novarium[8]” papazlık genelgesi, sosyal ekonomiyi cesaret veren dini bir belgedir. XIX yüzyıl Hıristiyanları , liberalizmin olumsuz etkileri ve jacobinizmin  tuzakları ile devlet içinde bireyin absorbsiyonuna ve bireyin yalnızlaşmasına karşı mücadele etmek için “ara kurumlar” (corps intermediaire) oluşturmağa çalışmışlardır. Ayni zamanda yardımlaşma kavramı, bireysel özerkliğin gelişmesine katkıda bulunur. İlk tarım kredi kooperatifini Almanya’da kuran Raiffeisen böyle bir perspektif içinde hareket etmiştir.
Liberal okul :
Liberal okul , sosyal ekonomi içinde her açılımı kapsar. Her şeyin üstüne ekonomik özgürlüğü yerleştiren ve devlet müdahalesini reddeden bu yaklaşım, bilhassa “kendi kendine yardım” ilkesi üzerine kurulmuştur. Bu anlamda karşılıklı yardımlaşma dernekleri çalışanlara yardımcı olmuştur.
Charles Gide’in  “dayanışmacılık “ örneği de düşünülebilen bir başka yaklaşımdır. XIX yüzyıl, büyük ideolojilerin kavşağını oluşturan bir zaman dilimidir. Bu büyük ideolojilerin  kavşağında  modern sosyal ekonomi kavramı biraz sıradan bir olay gibi kalmıştır.
Sosyal Ekonomi ile ilgili İlgi Çekici Rakamlar
Sosyal ekonomi hakkında düzenli istatistiki yayınlar oldukça yetersizdir. Örneğin Belçika’da gerçekleştirilen bazı araştırmalara göre üçüncü sektörde, 250-300 bin civarında bir işgücüne tekabül eden bir istihdam yarattığı tahmin edilmektedir. Öte yandan dernekler bünyesinde gönüllü çalışanların da 100-130 bin işgücü istihdam yarattığı bildirilmektedir.
Uluslararası düzeyde, yüz civarındaki  ülkede, kooperatiflere  bir milyara yakın insanın üye olduğu bildirilmektedir. Kooperatif sektör, dünya dış ticaretinin neredeyse üçte ikisinden fazlasını kontrol eden  ÇUŞ’lerden  yüzde 20 daha fazla  (100 milyonun üzerinde) istihdam yaratmakta ve dünya nüfusunun yarısından fazlası insanın geçimine katkıda bulunmaktadır [9].
Uluslararası Yardımlaşma Birliği[10]  içinde örgütlenen  karşılıklı yardımlaşma tipi örgütlerin büyük çoğunluğu Avrupa’da  olmakla beraber, Latin Amerika dahil, 110 milyondan fazla bireysel üyeyi bir arada toplayabilmiştir.
Dernekler hakkındaki bilgiler daha sınırlıdır. Çok sayıdaki ülkelerde dernekler, kendilerine özgü bir hukuki statüye sahip değildirler. Pek çok ülkede dernekler, ekstrem hukuki yapılar içinde  olup önemli bir kısmı informel karakterde hizmetler vermektedirler. Örneğin Belçika’da 90 bin civarında dernek bulunduğu, bunlara her yıl yaklaşık 4 bin adet eklendiği bildirilmektedir. Yedi sanayileşmiş ülkede (ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve Macaristan),  “Kar amacı gütmeyen sektör”[11] ün  12 milyona yakın istihdam yarattığı, gönüllü çalışanlarında 4,7 milyon kişi olduğu tahmin edilmektedir[12].
Sosyal ekonomi sektörünün ekonomideki ağırlığı üzerine çalışmalar oldukça yenidir. O nedenle sayısal veriler kesin olmamakla birlikte , önemsenecek düzeyde payları olduğu kestirilmektedir. Örneğin sosyal ekonomi sektörünün en önemli üyesi  olan kooperatifler, dünya düzeyinde bir milyara yakın ortağa sahip olup 100(yüz) milyondan fazla ücretli istihdam etmektedirler. Dünya nüfusunun yarısından fazlasının geçiminde kooperatifler söz sahibidir. Avrupa Birliğinde kooperatiflerin  63 milyon üyesi ve 370 milyar Avro iş hacmi; yardımlaşma sandıklarının (mutuelles)  72 milyon ortağı ve 62 milyar iş hacmi; derneklerin 40 milyon üyesi ve 3 milyon ücretli çalışanı bulunmaktadır[13].  Örneğin AB ülkelerinde 2002-2003 döneminde kooperatiflerin 11 142 883 kişiyi istihdam ettiği hesaplanmıştır, ki  bu da toplam ücretli istihdamının % 6’sını teşkil etmektedir[14] . Bu oran AB-15’lerde % 7’dir. 2007 yılı için Fransa’da sosyal ekonomi, tarım dışı sektörlerdeki istihdamın % 10’unu, ulusal gelirin de % 8’ini temsil etmektedir[15] .
T. Ayhan ÇIKIN



[2] DIES :  Délégation Interministérielle à l'Economie Sociale (Bakanlıklararası Sosyal Ekonomi Delegasyonu)
[3] CEGES : Conseil des Entreprises et Groupements de l'Economie Sociale (Sosyal Ekonomi Girişimleri ve Birlikleri Konseyi)
[4] CNLAMCA : Comité National de Liaison des Activités Mutualistes, Coopératives et Associatives (Yardımlaşma, Kooperatif ve Dernekçi Faaliyetlerin Ulusal Bağlantı Komitesi)
[6] 1987 - Mme Gro Harlem Brundtland, Premier Ministre norvégien
[8] 1891 yılında basılmış olan Yeni Şeyler Hakkında (Rerum Novarum) adlı genelgede “Sermaye ve İşgücü Hakları ve Görevleri Üzerine” görüşlerini belirtmiştir.
[9] ACI Raporları.
[10] AIM : L’Association International de la Mutualité
[11] non-profit sector
[12] L.Salamon et H. Anheier, 1994
[13] http://fr.wikipedia.org/wiki/%C3%89conomie_sociale_et_solidaire
[14] Rafael Chaves et José Luis Monzón [CIRIEC,2007]


19 Aralık 2011 Pazartesi

YILIN EN KISA GÜNÜNDE BAŞLAYAN EKONOMİ TARİHİNİN EN UZUN YOLCULUĞU

 T. Ayhan ÇIKIN
21 Aralık, Dünya Kooperatifçilik günü olarak kutlanır. 21 Aralık ayni zamanda gecenin en uzun, gündüzün de en kısa olduğu gündür.  Yani 24 saatin  9 saat 27 dakikası (%39’u ) gündüz,  14 saat 33 dakikası da( % 61’i) gecedir. Canlıların yaşamı, günlük nafakalarını temin etmek için büyük bir mücadele ile geçer. İnsan yaşamının da milyar tarihlerle ölçüldüğü dönemde, insanların kendi aralarında sürekli savaşlar olmuş, hala da olmaktadır. Güçlüler güçsüzleri ezmiş, insan emeği ile yaratılan üretim araçları, ekonomideki söylemi ile sermaye, bir grup insanların/ ulusların ellerinde toplanmıştır. Neredeyse dünya gelirinin % 70’inden fazlası, dünya nüfusunun beşte birinden azına sahip 8 gelişmiş ülkede toplanmış durumdadır. Ayrıca üretilen gelirin emek sahipleri ile sermaye sahipleri arasındaki dağılımı da çok dengesizdir. Üretilen gelirlerin  1/5-4/9’u  emek sahiplerine giderken (ülkelere göre çok farklılık gösteriyor) ,  geri kalanı da  nüfusun çok azınlığının elinde kalmaktadır. Nitekim bankalarda birikmiş likitleşmiş sermaye  dünya reel üretimini ikiye katlamıştır.
*
Tarihin her döneminde karşılaşılan bu bölüşüm sorunu insanları çeşitli çözümler üretmeğe yöneltmiştir.  Salt kar ekseni üzerinde üretimini planlayan geleneksel kapitalist işletmelerin sonuçları ekonomiye krizden krize sürüklerken, üretimi “insan ihtiyaçlarına göre planlayan kooperatif girişimler”  21. yüzyılın en gözde girişim biçimi olacağı, pek çok bilim adamınca ileriye sürülmektedir.
 İşte bu işletme  tipini tarihe armağan eden Rochdale  haksever öncüleri, 21 Aralık 1844’de 28 işçinin 4 ay uğraşarak adam başına  toplayabildiği  1’er ingiliz lirası ile, toplam 28 sterlin sermaye ile kurulmuş, çağdaş kooperatiflerin başarılı  ilkörneğidir.
Dünya kooperatifçilik günlerinde hep şunu düşünmüşümdür : Acaba  Rochdale haksever öncüleri, 21 aralık gününü, yani gecenin en uzun, güneşin dünyaya en az aydınlattığı günü bilinçli olarak mı seçtiler?
*
Küresel düzeyde her yıl iki kooperatifler günü kutlanmaktadır : biri Rochdale Haksever Öncüleri Kooperatifinin kurulduğu 21 Aralık 1844’dü baz alan « Dünya Kooperatifçilik Günü » kutlaması ; diğeri de  Uluslararası Kooperatifler Birliği’nin kurulduğu 5 Temmuz 1895’i baz alan ve 1995’den beri « Uluslararası Kooperatifler Günü » olarak Temmuz ayının ilk cumartesi günü kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından da resmen kabul edilen gündür.  Ayrıca Birleşmiş Milletler, 2012 yılını , kooperatifçiliğin geniş kitlelerce daha iyi tanınması için « Uluslararası Kooperatifler Yılı » olarak ilan etmiştir.  Bununla beraber,  hemen hemen tüm kooperatifler/kooperatifçiler, hiç bir resmi zorunluluk olmadığı halde  21 Aralık’ı kooperatifler günü olarak anarlar.

Bu günün anlamını daha iyi anlayabilmek için « Rochdale  haksever öncüleri »ni biraz daha yakından tanıyalım .
Rochdale Haksever Öncüleri
Rochdale Haksever Öncüleri kooperatifi,  İngiltere’de, Manchestere’in bir varoşu olan Rochdale’de , 21 Aralık 1844’de kuruldu. George Jacob Holyoake, “Rochdale Haksever Öncüleri Tarihi”[1](1893)  adlı yapıtıyla ,kooperatifçilik  yazınına önemli bir eser katmıştır. Pek çok yazar, bu eseri  ve  Rochdale öncülerini incelemiş ve bugünün kooperatifçilik ilkelerini,  Rochdale ilkelerini baz alarak, yeniden yorumlamışlardır.
1844’de Rochdal mağazasının açılmasında , daha önceki İngiliz işçi hareketini n kooperatif deneyimlerinden yararlanılmış ve onları sınırlayan etmenler  incelenmiştir.  Gıda maddeleri dışında başka mal alamayacak durumda olan bu  becerikli işçilerin yaşamını , endüstri devriminin mekanizmaları, fakirlik, bir araya gelememek, vb.. git gide zorluyordu.  Grevlerin yanında  temel olarak işçinin özgürleşmesi için de mücadele  verilirken, politik yükümlülükte  üstlenilmek durumda kalınmıştır. Kooperatifin kurulması için yapılan toplantı, başarısız bir grev sonrasında gerçekleştirilmiştir.  Tüketim kooperatifinin kurulması ve mağazanın açılmasında geçmişteki hatalardan ve eleştirilerden yararlanılmıştır. Rochdale üyeleri,  kendilerinden önce kurulan benzer amaçlı şirketlerin alım –satım biçimlerini incelemişler, ortakların tercihlerini belirlemişler, geçmiş uygulamalarda, elde edilen fazlaların yatırılan sermaye oranına göre dağıtıldıklarını ı gözlemlemişlerdir.  Ayrıca selefleri ile bir dayanışmanın da  uygulamaya konulması konusunu da düşünmüşlerdir.  Rochdale öncülerinin saptamış olduğu  kurallar, tüketim kooperatiflerin büyük çoğunluğunun  ve diğer kooperatiflerin  yönetiminde geçerliliğini  hala sürdürmektedirler. Bunlar şöylece özetlenebilir :
·         Kooperatifin çalışmasıyla ilgili olan kurallar : piyasa fiyatları ile alım- satım yapma; fazlanın satın almalarla orantılı olarak dağıtılması (risturn) .
·         Kooperatifin yapısıyla ilgili olan kurallar : “bir insan, bir oy” deyimi ile  özetlenmiş demokratik yönetim ilkesi; üyelerin kooperatifçilik görevini yerine getirme niteliği; ortak sayısının sınırsızlığı; üyelerin dürüstlük temeli üzerinden seçimi; siyasi ve dini tarafsızlık; kazancın bir kısmının sosyal işler ve  geleceğe yatırım için ayrılması.
Bu kurallar, Rochdale öncesi kooperatif kurallarına göre oldukça zorlayıcıdırlar ve   eşitsiz  ortamdaki  bir ekonomik var oluşunun   temelini oluştururlar.
Gerçekten Rochdale kooperatifi çok hızlı gelişti. İlk kurulduğunda mağazasında tereyağı, şeker, un, yulaf unu ve birkaç mum ile çok zayıf bir mal stokuna sahipti.  Sonraki üç ay içinde çay ve tütünü mağazaya soktular. Onlar şimdilik miktardan çok mal kalitesine önem veriyorlardı.  Altı yıl sonra üretim kooperatififine doğru  yöneldiler. Bir değirmen aldılar , ancak sermayesi çok kısıtlı idi ; kaliteli ve çok miktarda buğday satın almaları önemli bir sorundu. 1854’de iki iplik fabrikası kurdular, 1860’da ikinci bir değirmen aldılar.
Bununla beraber komşu kentlerde yeni kooperatifler kurulmaya başladı. Rochdale kooperatifi  10 yaşına geldiğinde İngiltere de  kooperatif sayısı 1000’e yaklaşmıştı.  Tüketim kooperatiflerinin çoğalması, toptan satın alma konusunda  yeni bir bölümün oluşması gereğini doğurdu. Zaten 1853’den beri diğer kooperatifler için bu görevi Rochdale öncüleri yapmaktaydı.  1864’de bu bölüm , ilk “wholesale society” (toptancı mağaza) adıyla,toptan satış için Kuzey İngiltere Kooperatif Şirketi’ne dönüştü{Bugünkü [Cooperative Wholesale Society (CWS)]’nin kökeni}.
Rochdale öncüleri zamanla,  salt tüketim kooperatifi organizasyonuna  yönlendirilecektir. İzleyen yıllarda toptancı mağazaların çoğalması,  XIX . yüzyılın ikinci yarısında kooperatif gelişmenin önemli olayını teşkil eder.
Rochdale öncüleri  1991’e kadar bağımsız varlığını sürdürebilmiştir.  1991’de Norwest Co-operative Society’ye geçti; 2007’de Manchester merkezli  The Co-operative Group “ adlı melez bir şirket tarafından alınarak Rochdale öncüleri adıyla  tekrar işletmeye açıldı.
Rochdale öncüleri,  kooperatifçilik tarihinin en önemli   mihenk taşıdır. . Rochdale öncülerinin belgeleri,  Rochdale Boroughwide Kültürel Kurulu tarafından toplanmakta, korunmakta ve arşivlenmektedir. Rochdale öncülerinin ilk mağazasının açıldığı bina 1867’de satılmış, ancak daha sonra satın alınarak 1931’de müze haline getirilmiştir.  Rochdale öncüleri 1976’da başka bir kooperatifle  birleşince, müzenin orijinal adı kaldırılmıştır. Ancak 1989’da tekrar orinal adını geri aldı. Bu  yazıyı okuyanların ziyaretini beklemektedir : àhttp://www.wikimapia.org/5598968/Rochdale-Pioneers-Museum
*
Evet , mevcut ekonomik yapının bu karmaşık yapısı içinde kooperatiflere mutlaka yer vardır. Kooperatifçilerin yolu uzun , zor, ama imkansız değildir. 21 Aralık’ın ertesinde günler hemen uzamaya başlar. İnsanlar , ekonominin sıkıntılarını, bunalımlarını sırtında  taşıyacaklarına, bu sıkıntılarını kuracakları kooperatiflere taşıtabilirler. Bilindiği gibi sermayelerini birleştirenler anonim şirketleri kurarlar, sermayelerinin gelirlerini artırırlar. Sermayesi olmayanlar, ya da yeterli sermayesi bulunmayanlar, akıl ve becerilerini, kendi kimlikleri ile birlikte kooperatif şirketlerde birleştirebilirler. Böylece, piyasanın ezici çarkları arasında emeğini ve /veya ürettiği mal ve hizmetlerini daha iyi değerlendirebilecek bir  piyasa aracına, yani kooperatiflere, sahip olabilirler.
Dünyanın en kısa gününde başlanan bu uzun ve çilekeş yolculuklarda görev almış herkese şükranlarımı sunar, bu yolda ısrarla yürümek isteyen kooperatifçilerin geleceğinin aydın olacağı bilinciyle, 21 Aralık “ Dünya Kooperatifler Gününü” kutlarım.
Dr. T. Ayhan ÇIKIN
21 Aralık2011, Bornova/İzmir
Kaynakça :
·         Ayhan ÇIKIN, Ali Rıza KARACAN. Genel Kooperatifçilik, E. Ü. Ziraat Fakültesi Yayınları, İzmir,1994.
·          T. Ayhan ÇIKIN, « Ekonomi ve Kooperatif Proje », http://kooperatifcinindefteri.blogspot.com/search?updated-max=2011-11-09T14:28:00-08:00&max-results=7


[1] George Jacob Holyoake, L’histoire des équitables pionniers de Rochdale”,1893.