4 Nisan 2013 Perşembe

MUĞLA İÇİN BİR KALKINMA STRATEJİSİ TASLAĞI : EKLER


EK 1
MUĞLA İLİ  “YEREL KAYNAKLARI KORUMA VE GELİŞTİRME” PROJESİ –Taslak İçerik -
  1. Yönlendirici komite oluşturulmalı : Bu komite öncelikle  amaç ve kapsamı, bu kapsam içinde yer alabilecek  kişi ve kurumları belirlemelidir.
  2. Rapor hazırlama : Yönlendirici komite sorumluluğunda  “Muğla  İli  Yerel Kaynakları Koruma ve Geliştirme (YKKG )” Projesi için bir rapor hazırlanmalı.
  3. Proje raporu, Giriş metni olarak verilen makalede değinilen soruları yanıtlayacak bir şekilde oluşmalı.
MUĞLA İLİ  “YEREL KAYNAKLARI KORUMA VE GELİŞTİRME” PROJESİ’NİN İÇERİĞİ- Taslak
  1. Muğla ili yerel kaynakları koruma ve geliştirme projesinin tanımlanması
  2. Muğla ili yerel kaynakları koruma ve geliştirme projesinin boyutları
  3. Muğla ili yerel kaynakları koruma ve geliştirme projesinin amaçları
  4. Muğla ili yerel kaynakları koruma ve geliştirme projesinin önkoşulları
  5. Muğla İlinde yaşayan “Toplum” ve özellikleri
  6. Muğla ili yerel kaynakları koruma ve geliştirme projesinin paydaşları
  7. Muğla ilinin iklim ve çevresel özellikleri
  8. Muğla ilinin dünü ve bugünü
  9. MUĞLA İLİ  “YEREL KAYNAKLARI KORUMA VE GELİŞTİRME” PROJESİ İÇİN NELER ÖNERİLEBİLİR ?
9.1. Yurttaş katılımını azamileştirmek
- Ortamın güçlerini bağlantılandırmak ve harekete geçirmek
-  Destek şeklinin çerçevesini belirlemek
-  Girişimcilik düşüncesini geliştirmek
              9.2. Yerel kalkınmanın  gerekliliğini anlatmak, tanıtmak
                   - Yerel kalkınma kavramını anlamak ve kabul etmek
                    -  Yerel gerçeklere uygun bir çerçevenin belirlenmesi ve benimsenmesi
                     - Temel bir strateji olarak yerel kalkınmayı  konumlandırmak
               9.3.  Uygun, güvenli ve adil finans tahsisi   sağlanması
               -  Toplumun ihtiyaçlarına uygun finans programları hazırlamak
               -  Yerel kalkınmaya adanmış bir çerçeve yapı tanımlamak
               -  Finans tahsis kriterlerini tanımlamak 
        9.4. Muğla ili  ilçeleri/ Beldeleri
               -  Yerel toplum   düşüncesini  ve dinamizmini  korumak
               - İlçelerde/beldelerde  yerel kalkınma güçlerini  merkezileştirmek
               -  Geleceğe yönelik bir yaklaşım 

YÖNLENDİRİCİ GRUP ÜYELERİ


…….

EK2
 ÖNERİLER /HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
“YEREL KAYNAKLARI KORUMA VE GELİŞTİRME ARAYIŞ KONFERANSI”[1]
Ek 1 . YKKG’ın öyküsü ve  Genel Sekreterliğin katkısı
Ek 2. Bölgenin sosyo ekonomik analizi
Ek 3.  YKKG ve alt- programların analizi  (Yerelleşme politikaları nasıl olmalı ?Yerel yönetimlere destek/ Yerel yönetimlerden destek almak nasıl olabilir ? Bölge iyileştirme programı ; Yerel yönetimlerin beşeri kaynakları  ; Kent içindeki etkinlikler; Yerel bilgi kaynakları merkezi ? Yerel ekonomiler ? Yerel  Finans kaynakları ?  Bölgeye ait anket çalışmaları; vb..  )
Ek 4. Yerelleşmeye destek olarak GEKA[2] ve ilgili bakanlıkların politikaları
Ek 5 . Kamu politikaları açısından  YKKG programının değerlendirilmesi
Ek 6. Karşılaştırmalı ödüllendirme / ücretlendirme öğeleri
 Ek 7. Geçmişteki çalışmaların değerlendirilmesi ( özetlenmesi)
Ek 8. YKKG’ın  geleceği üzerine ilgili ve yetkili kişilerin katkıları
Ek 9. Yerelleşme sürecine eşlik etme : birkaç çalışma hattı
Ek 10. Başvurulan dokümanların listesi
Ek 11. Katkı yapan kişilerin listesi
Ek 12. Çalışmanın referans terimleri/koşulları
Ek 13. Çalışmanın öncülüğünü yapan komite üyelerinin adları listesi
Ek 14. Yerel beldelerin veya seçilmiş  birliklerin ve YKKG üyelerinin listesi
Ek 15. Danışmanların sunduğu raporlar
Ek 16. Değerlendirme raporu özeti



[1] YKKG
[2]GEKA : Güney Ege Kalkınma Ajansı

MUĞLA İÇİN BİR KALKINMA STRATEJİSİ TASLAĞI


(MUĞLA İLİ  “YEREL KAYNAKLARI KORUMA VE GELİŞTİRME ARAYIŞ KONFERANSI[1]”)
Dr. Ayhan ÇIKIN
1.           GİRİŞ
Yerel kaynakların korunması ve geliştirilmesi neden gerekli ?
a.Küreselleşme : küreselleşen daha çok ticaret ve likit sermaye. Oysa  doğaya bağlı üretim faktörleri küreselleşmenin en önemli olgusu olan “yer değiştirme”den sınırlı düzeyde etkilenmektedir. Muğla’nın en önemli kaynağı coğrafi, tarihi ve iklimsel özellikleridir. Yani bu kaynakları iyi korumak, geliştirmek ve etkinleştirmek önemli bir olgudur.
b.Likit sermayenin hareketliliği : Yatırımlar sürecinde likit sermaye çok hareketlenmiştir. “Kar nerede yüksekse hemen o ülkelere” taşınmaktadır. Türkiye bunun  en önemli acısını 2001’de yaşadı.
c. Mevcut ekonomik yapının kendi işleyişini tıkaması :   Yüzlerce yıldan beri uygulanan  geleneksel işletmelerin üretim ve paylaşım süreçlerinin dayattığı çok çeşitli olumsuzluklardan sadece ikisini dikkatinize sunacağım : 1. Sırf sermayenin getirisini azamileştiren  işletme modelinin ekonomik gelişmeyi bizzat kendi ürettiği çelişkilerle tıkaması; 2. Yine ayni gerekçe ile çevreyi yok ederek dünyayı yaşanamaz hale dönüştürmesi.
d.Aşırı likit sermayenin varlığı : Özellikle  “vahşi rekabete dayanan” işletmecilik tipi makro-ekonomik dengeleri alt-üst etmiştir. Basına yansıyan kadarı ile, dünya üretimini 3-4’e katlayan bir likit sermaye varlığı banka sistemi içinde havuzlanmış durumdadır.
e. Sürdürülebilir bir ekonomi :(d) bendinde belirtilen olgu ile kolaylaşan kredilendirme mekanizması ile yine “vahşi rekabet” kotarılmaktadır. Bunu fark eden gelişmiş ülke işletmelerinin önemli bir bölümü “kendi bölgesinin kaynaklarını koruma ve geliştirme” esprisine dayalı bir “dayanışmacı” ve “yardımlaşmacı”  işletmecilik modeli ile “sürdürülebilir bir ekonomi” modeli oluşturma sürecine girmişlerdir.
f. Bölge için ekonominin ve toplumun aktörleri arasında ortak bir payda oluşturmak : Bu gerekçeleri göz önünde bulundurularak, bölge kaynaklarını koruyan, geliştiren, üretmeyi ve bölüşmeyi becerebilen bir ekonomik yapılanmada, ekonominin ve toplumun aktörlerini ortak paydalarda, ortak projelerde nasıl buluşturulabileceğinin arayışlarını  “MUĞLA İLİ  “YEREL KAYNAKLARI KORUMA VE GELİŞTİRME ARAYIŞ KONFERANSI” içinde irdelemek gerekir düşüncesindeyim .
Bu konu ile ilgili taslak program ekte sunulmuştur.  Muğla ilçelerini, Muğla ili bütünü içinde düşünmenin, uygulanabilecekse, Muğla ilinin her türlü kaynaklarını birbiriyle etkileşimli bir şekilde nasıl harekete geçirilmesinin yolların aramak gerekir . (Ayrıca ekte verilen Konferans Programı gereğince uygulama bölgesi tüm Muğla ili olarak düşünülebileceği gibi, ilçeler/beldeler düzeyinde alt-projeler şeklinde de düşünülebilir).
2.           MUĞLA  İÇİN BİR KALKINMA STRATEJİSİ
Muğla’nın kalkınması için onun kaynaklarını harekete geçirecek, elde edilen sonuçların  Muğla’da  kullanılabilmesini sağlayabilecek bir yapılanmaya ihtiyaç var.  Muğla’nın kalkınmasını sağlayabilecek böyle bir kurumsal yapının temel öğelerini tarım, sanayi ve hizmetler sektöründe faaliyet gösteren işletmeler ve bu işletmeler arasında gerçekleştirilebilecek “karşılıklı yardımlaşma ve birbirilerini tamamlama” esprisi çerçevesinde düşünmek gerek. Eğer böyle bir oluşum sağlanabilirse  Muğla ( ilçeler ve beldeler alt-projeler şeklinde ayni mantıkla ele alınabilirler) yöresinde şu oluşumların gerçekleşmesi üzerinde durulabilir:
-             finansal bir özerkliği sağlayabilecek yerel ortaklıkların kurulması;
-             kamu yetkilerinin bir bölümünün yerel düzeyde gerçekleştirilebilmesi;
-             ekonominin finanslaştırılmasından doğan krizlerin hafifletilebilmesi;
-             nüfus ve ekolojik sorunlardan kaynaklanan baskıların azaltılması;
-             Muğla düzeyinde pazarın genişlemesi ve rekabetin geliştirilmesi.
Muğla’nın  kalkınması, özellikle tarım ve esnaf kesimindeki küçük işletmelerin tedarik ve pazarlama aşamalarında arz ve taleplerini birleştirebilecek bir örgütlenmeye gereksinimi vardır. Bunun için  Muğla düzeyinde oluşabilecek seçenekler araştırılmalı; halkın güven kaybına neden olan sebepler ortaya çıkarılmalı; bireylerin özçıkarlarını savunmaya iten sebepler ortaya konulmalıdır.
Muğla’nın  kalkınması, küçük üreticilerin, özellikle çiftçilerin kooperatifleşmesinden geçecektir.
Kooperatifler, fakir köylü veya emeği ile geçinenleri piyasa süreci içine sokabilen, bu grup insanların pazara giriş – çıkış noktalarını oluşturan çok özgül bir şirket tipidir. Bu şirket tipini algılayan insanlar ve toplumlar kendi istihdamlarını ve gelir potansiyellerini artırarak yeni bir toplumsal grup/ yapı oluştururlar. Ayrıca kooperatifleşme gelişebilirse, Muğla  ekonomisi, dolayısıyla toplum, demokratikleşecek; Muğla’da toplumsal katılım ve kişisel sorumluluk üzerine oturmuş bir değerler sistemi oluşabilecektir .  Ortak hareket edebilen insan sayısı çoğaldıkça, toplumun güncel özlemlerini, taleplerini etkili ve uygun yanıtları Muğla’ya taşıyabileceklerdir.
 Muğla ilinde çalışan insanlar için şunları sorgulamak gerekir:
-             İnsanların iş ve çalışma durumları nedir? Nasıl geliştirilebilirler?
-             Muğla’da üretim için kullanılan önemli ekipmanların kullanma durumu nasıldır? Daha ekonomik kullanma durumu gerçekleştirilebilir mi?
-             Muğla’da ne üretiliyor? Ne miktar üretiliyor?  Muğla ilinde üretilen ürünler nasıl ve nerelerde değerlendiriliyor?
-             Muğla’da geçmişten kalan tarihi mirasların bir envanteri çıkarılmış mı? Bu miras nasıl değerlendiriliyor? Daha iyi değerlendirme seçenekleri nelerdir?
-             Muğla’da  sektörler/ firmalar arası kurulmuş iş zincir(ler)i var mıdır? Bu zincir(ler) nasıl devam ettirilebilir ve geliştirilebilir?
-             Muğla’da “herkesin ihtiyacı olan bir şeyi” saptamak ve ortak sorun (lar) etrafında birleşebilecek insan grupları nasıl ortaya çıkarılabilir?
-             Muğla’lılara ait genel ihtiyaçları (konut edinme, gıda maddeleri tedariki, seyahat etme, vb..) karşılayabilecek organizasyonlar nelerdir ? Daha iyi seçenekler mümkün müdür?
-             “Biz  Muğlalılar’ın ihtiyacı olan her şeye ihtiyacımız sayarız” diyebilecek “Muğlalı yönetici/yönlendirici kadrolar yaratılabilir mi ?”
-             İnsanlar  Muğla’da nasıl yönetiliyor? Kendi kendini yöneten gruplar nasıl yaratılabilir?
- “Farklılığı yadsımadan”  Muğla’nın bütünlüğü için nasıl bir eylem planlanabilir? Muğla’da özgürleşme ve demokrasi nasıl yaygınlaştırılabilir?
Vb…
Muğla’nın  kalkınması ve gelişmesi için neler yapılabilir  :
-istihdamın korunması ve yeni iş alanlarının yaratılması;
- toplumsal ve ekonomik dokunun korunması ve geliştirilmesi ;
-Muğla’da sürdürülebilir bir kalkınmanın devreye sokulması için gerekli kurumsal yapıların
oluşturulması.
Genel olarak Muğla için düşünülebilecek Sürdürülebilir kalkınma, şu özellikleri bünyesinde bulundurmalıdır :
Birleştiricilik :Muğla’nın  kalkınma sorunları, sistematik olarak karşılıklı birbiriyle  bağlantılı  ve karşılıklı etkileşimli olarak ele alınmalıdır;
İçiçelik : Muğla’da kalkınma, ekonomik, çevre ve toplumsal olan sürdürülebilir kalkınmanın üç boyutunu birbiriyle geçişimli olarak kapsamalıdır;
Eşitlik : Muğla’daki beşeri faaliyetler, bugün ve gelecekte, yapılan harcamaları tazminatsız aktarma veya yaratılan kaynakların mülkiyetini kendilerine mal etme kaygısında olmamalıdır ; ayrıca, sürdürülebilir kalkınma, kazanılmış zenginliklerin adil bir şekilde dağılımını sağlayacak şekilde organize edilmelidir;
•İhtiyat : Muğla’da uygulanabilecek sürdürülebilir kalkınma için faaliyetlerin seçiminde, çevresel destek kapasitesini  ve yeniden canlanma kapasitesini sınırlayan , kalkınmayı etkisizleştirebilecek eylemlerden sakınılmalıdır; 
güvenlik : Muğla’daki kalkınmanın amacı, mevcut kuşaklar ve gelecek kuşaklar için yaşam, sağlık ve güvenlik kalitesini yükseltmeyi  amaçlamalıdır.
3. NELER YAPILABİLİR ?
Bunun için  aşağıdaki hususların hayata nasıl geçirilebileceği  üzerinde önemle durulmalıdır :
1. Gücün paylaşılması:
Toplumsal ve ekonomik birimler arasında demokratik dayanışma stratejik bir amaç olarak hedeflenmelidir. Toplumun örgütlenmesi, iş ve istihdam alanlarını genişletecektir. Özellikle tarımsal kesimde ve küçük esnaf arasında kooperatifçiliğin gelişmesi, Muğlalıların yöresel dinamiklerini harekete geçirerek , toplumsal ve ekonomik karar alma süreçlerini demokratikleştirecektir. Genel olarak Muğla ile ilgili kararlar yerel olarak alınabilecektir.
2. Varlığın paylaşılması :
Muğla’da  mevcut varlıkların işletilmesi ve sonuçlarının paylaşımı Muğla’nın geleceğine doğru yönlendirilmelidir. Böylece  Muğla ilinde geleceğin teminatı için ekonomik bir süreklilik teşkil edilmiş olacaktır. Yatırımlar, işletmelerin, dolayısıyla Muğla’nın gelişmesine hizmet edecektir. Ayrıca, kaynak yaratabilecek sürekliliği olan bir işletme yapısı  bölgeye egemen kılınabilirse, yatırımlar süreklilik kazanacaktır. Ekonomik sonuçların , üretime katılan aktörler arasında dengeli dağılımını sağlayacak girişim tipleri yaratılmalıdır. Böylece  Muğla düzeyinde yaşayanların satın alma gücü iyileştirilebilecektir.
3. Bilginin paylaşımı :
Muğlalılar, her düzeydeki yöneticileri kendi içinden çıkarabilmelidirler. Ekonomik birimlerin, toplumsal birimlerin, meslek odalarının ve hatta kamu yöneticilerinin  Muğlalı olmaları ya da  formasyonlarının  Muğla’yı  geliştirecek şekilde planlanması önemlidir. Muğlalılar , bilgi ve beceri değişimi konusunda organize olabilmelidirler. Muğlalıların oluşturacağı kurumsal doku, başta çiftçiler olmak üzere, küçük esnafın yeni tesisler kurmalarını sağlayabilmeli ve sağlıklı işletme kurmalarına yardımcı olabilmelidirler.
4. « Muğla’ya  saygı» :
Muğla ilinde öyle bir ekonomik yapılanma oluşturulabilmeli ki, bu yapı, yörede yaşayan insanları « karşılıklı yardımlaşma esprisi » içinde bir araya toplayabilmelidir. Ayrıca çeşitli nedenlere dayalı olarak delik deşik edilmiş dağları, kirletilmiş ovaları, akarsuları, denizleri ; kısacası çevreyi ve yerel toplumsal dokuyu korumalıdır. Bu yapılanma  Muğla’ya  özgü  doğal, tarihsel ve toplumsal dokuyu sürdürebilmelidir.
5.  Muğla’nın kalkınması :
Muğla’da bulunan  yetenekler, kaynaklar, hammaddeler veya nihai ürünler nasıl değerlendirilmektedir ? Nasıl değerlendirilmelidir? Bu değerlendirme sürecinde rol alan ekonomik birimlerin yapısı nedir ? Bu değerlendirmeyi yapabilen işletmelerin yapısı ne yönde ve nasıl geliştirilebilir?  Muğlalı iş ortakları ve iş sahipleri rekabet içinde birbirleriyle nasıl yardımlaşabilirler? Özellikle küçük üreticiler, pazarla nasıl bir işletme tipiyle bütünleşebilirler? Bu işletmelerin borsa ile ilişkileri nasıl olmalı? Borsaya kote edilen işletmelerin  Muğla için avantajları veya dezavantajları nelerdir? İşletmelerin demokratik yönetimi, ekonomiye ve topluma neler kazandırabilir ? Muğla’da sürekli ve sürdürülebilir bir kalkınma için «yeni bir işletme modeli» oluşturulabilir mi? İşletmeleri pazarla bütünleştirme ve yeni atılımlar için nasıl bir çözüm geliştirilebilir ? Bu çözüm için favori işletmecilik modeli /modelleri nedir? Bu model(ler)  Muğlalılara nasıl anlatılabilir ? Ayrıca ekonomik faaliyetler, yatırımlar ve istihdam nasıl «muğlalılaştırılabilir»?
3.           SONUÇ ?
Bu önerilerin uygulanabilirliği her düzeyde tartışılmalı. Ayrıca mevcut kalkınma modelleri ile karşılıklı olarak ayrılıklar/benzerlikler ortaya konularak , uygulayıcı bir kurumsal doku oluşturulmalı.

Dr. Ayhan ÇIKIN
Kasım 2012


[1] Muğla- YKKG  olarak kısaltılabilir. 

KAYBEDECEK ZAMAN YOK


Hürriyet/Ege
İsmail Uğural
https://mail.google.com/mail/u/0/images/cleardot.gif
KAYBEDECEK ZAMAN YOK

Prof. Dr. Ayhan Çıkın ile kooperatifçilik zihniyeti ve modelini konuştuk.

Kooperatifler, insanların gönüllü olarak bir araya geldiği ve tanımlanmış bir proje için işbirliği-güçbirliği yaparak sürdürülebilir bir yönetim anlayışıyla ortaya çıkardıkları işletme modelinin adı… Bu tanım tamamen şahsıma ait. Pek tabii daha birçok tanımı var. Ama işin özü daha doğrusu kooperatifçiliğin ‘ruhu’, küçüklerin büyükler karşısında ayakta kalabilme ve rekabetçi olabilmelerini sağlayacak ‘ölçek ekonomisi’ne ulaşabilmelerinde yatıyor. Büyüklerin de kooperatif olabilmelerine engel bir durum yok, onlar da yapabilir ancak burada bizi özellikle ilgilendiren küçük çiftçilerin ortak düşünme ve ortak hareket etme modelini yani kooperatifçiliği hayata geçirme iradesine sahip olmaları… Prof. Dr. Ayhan Çıkın ile kooperatifçilik zihniyeti ve modelini konuştuk.

HALK DAYANIŞMASI – Ayhan Çıkın, “Kooperatifler her şeyden önce ‘insan-halk’ birleşmelerinin özel bir şekli. Fakat bu halk birleşmelerinin tek şekli olduğu anlamına gelmez. Kooperatiflerin temel amacı, ortakları ile piyasa arasındaki geçit noktalarında bulunan aracıların güçlerini zayıflatmak ve bu geçit noktalarını kendisinin denetleyebileceği bir piyasa örgütlenmesi içinde yer almaktır. İkinci derecedeki amacı ise ilk amacına ulaşabilecek sosyo-ekonomik ortamın hazırlanmasına katkıda bulunmak, kendi amaçlarına yakın olan toplumsal kuruluşlarla işbirliği içinde hareket etmektir. Kooperatifler aslında içinde bulundukları değişim ve ticaret ekonomisi tarafından yaratılmış olumsuz koşulları düzeltmek hedefini gütmezler. Ancak ondan olumsuz yönde etkilenen kişileri bir araya toplayarak, onların mevcut koşullar içinde ekonomik varlığını korumaya ve geliştirmeye çalışırlar” diyor.

EKONOMİNİN DİNAMOSU - Çıkın, “Kooperatifler dağınık kaynakları ekonomiye sokarak üretimi artırır, maliyetleri düşürürler. Özellikle tarımsal pazarları organize ederek üretici-tüketici arasındaki zinciri kısaltırlar. Fiyatların çiftçiler lehine oluşmasını sağlarlar. Ürünleri sınıflandırarak, işleyerek yeni ürün çeşitleri yaratırlar. Katma değer yaratarak ortaklarının gelirini yükseltirler. Çok önemli bir husus da ölçek ekonomisine yaklaşarak maliyetleri düşürür, yapay fiyat yükselmelerini engellerler. Esasında kooperatifler ekonomik bakımdan üretken ve dinamik girişimlerdir. Ne var ki Türkiye’de bu alanda çok yanlış ve kötü örnekler daha ön planda oldu. Özellikle kırsal kalkınma ve tarımsal gelişmenin motoru olabilecek tarımsal kalkınma kooperatiflerinin uygulamada başarılı olduğunu söylemek mümkün değil. Ülkenin dört bir köşesinde faaliyete devam eden başarılı örnekleri tenzih ederim ama çoğunlukla kötü yönetilen ve batmanın eşiğine gelmiş kooperatif işletmeleri çiftçimizi bu büyük gücü kullanmaktan adeta soğutuyor. Bakınız İsmail Bey, gelişmiş ülkelerde kooperatifçilik hareketi de gelişmiştir. Söz gelimi AB ülkelerinde kooperatif sektör ekonominin dinamosu olarak kabul edilmekte, özellikle tarım politikalarının uygulanması kooperatifler üzerinden hayata geçirilmektedir. Yine örneğin AB-2020 strateji belgesinde Avrupa ülkelerinin 10 yıl içinde nasıl büyüyeceği konusunda kooperatiflere önemli sorumluluklar verilmekte. İstihdamın artırılmasında, Ar-Ge ve yeniliklerin geliştirilmesinde, iklim değişikliği/enerji sorunlarının çözümünde, eğitiminin iyileştirilmesinde ve yoksulluğun/dışlanmışlığın geriletilmesinde kooperatifler ciddi sorumluluklar üstlenmekte” diye konuşuyor.
ÇARE KOOPERATİFÇİLİK – Ayhan Çıkın son olarak şu değerlendirmeyi yapıyor: “Küçük çiftçimiz için çare kooperatifçilikten geçiyor. Bir an önce ve en geniş biçimde bu stratejik konuyu kamuoyunda tartışmaya açmalıyız. Ekonomi medyası bunu ciddiyetle ele almalı. Bir yandan mevcut kötü örnekleri sistemden ayıklamalı, diğer yandan da büyük ölçekli ve iyi yönetilen tarımsal kalkınma kooperatifleri modelini yaygınlaştırmalıyız. Kaybedecek zaman yok. Özellikle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na büyük iş düşüyor.”