4 Kasım 2014 Salı

Türk Kooperatifçilik Tarihine Bir Not :2-GÖDENCE TKK





Sayın
Ç.Özcan Kokulu
Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı
Gödence Köyü
Seferihisar/İzmir
İlgi : 26 Nisan 2011 tarihli yazınız.

Sayın Başkan,
İlgide belirtilen yazınızda “Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tarafından (…) Türk Tarımının gelişmesine katkı sağlayan kişi ve kurumlara (…) Tarım başarı ödülleri” verildiğini ; “2011 Yılı Bilim dalındaki, Gödence Ulusal Tarım Başarı ödülünün” şahsıma  verilmesinin  uygun görüldüğünü  belirtmektesiniz.  
Bana yüce bir onur veren teklifinizden büyük bir haz duyduğumu belirtmek isterim.
 Meslek yaşantımın başlangıç yıllarında benim için çok önemli  ve özel yeri olan Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve değerli yönetici ve üyelerinin kalbimdeki yeri özeldir.
Onların kıraç bir köyden bugünkü uluslararası düzeyde bir marka haline  gelmesini  kıvançla izledim.
Ancak kooperatifinize ve köyünüze kişisel katkılarımın bu ödülünüze hak etmediğim yönündedir.
Yaşamımda hak etmediğim hiçbir ödül ve makama talip olmadım. Çağrınıza olumlu yanıt veremediğim için üzgünüm.
Nazik teklifiniz için teşekkür eder, başarılarınızın devamını diler,
en derin sevgi ve saygılarımı sunarım.

Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN
Muğla Üniversitesi  Öğretim Üyesi

Milas/Muğla

2 Kasım 2014 Pazar

BÜYÜK ŞEHİR'DEN KİRAZ'A "HAYAT ÖPÜCÜĞÜ"


İzmir Büyükşehir Belediyesi, daha önce Tire, Bayındır, Ödemiş ve Urla ilçelerinde uyguladığı sözleşmeli üretim modeline Kiraz'ı da dahil ederek İğdeli Tarımsal Kooperatifi'nden 2 milyon 134 bin liralık alım gerçekleştirdi. İhtiyaç sahibi ailelere dağıttığı gıda paketlerine Kiraz'da üretilen lor, beyaz peynir, tulum ve kaşar peynirini de koyan Büyükşehir Belediyesi, bu destek ile bölgedeki üretimi yüzde 25 artırdı.

İZMİR/ STAR
Yerelde kalkınma konusunda yaptığı çalışmalarla dikkat çeken, özellikle tarım üreticisine ciddi yatırımlar yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi, Türkiye'de ilk kez hayata geçirdiği "sözleşmeli üretim" modeliyle, yerele destek olmaya devam ediyor. Yerli üreticinin desteklenmesi amacıyla kooperatiflerle anlaşma yapan ve Türkiye'de "sözleşmeli üretim" modelini uygulayan ilk yerel yönetim olan İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kiraz ilçesindeki İğdeli ve Çevre Köyleri Tarımsal Kooperatifi ile yaptığı protokol gereği, kooperatiften lor, kaşar peyniri, beyaz peynir ve tulum peyniri alarak, bu ürünleri hem bünyesindeki Aşevi'nde hem de ihtiyaç sahiplerine dağıttığı gıda paketlerinde kullanıyor. 

Son olarak İzmir ve yeni bağlanan ilçelerinde 30 bin yoksul aileye gıda paketi dağıtan Büyükşehir Belediyesi, bunun için ihtiyacı olan peynir çeşitlerini Kiraz'dan aldı. Gıda paketlerinin ve Aşevi ihtiyacı için toplam 126 ton peynir alan Büyükşehir, böylece kooperatife ciddi anlamda katkı sağlamış oldu. Bu talebi karşılayabilmek için 1 milyon 323 bin litre süt kullanan kooperatif, üretimini de yaklaşık yüzde 25 artırdı. Büyükşehir Belediyesi, gıda paketleri ve Aşevi alımları için kooperatife bu yıl içinde 1 milyon 761 bin 120 TL ödeme yaptı.

2009 yılından bu yana Kiraz'dan ürün alan İzmir Büyükşehir Belediyesi, kooperatife bugüne kadar 2 milyon 134 bin liralık destek sağladı. Büyükşehir Belediyesi'nin alımlarıyla daha da büyüyen kooperatif, hem teknik altyapısını güçlendirdi hem de üye sayısını artırdı. 

"2 BİN 500 HANENİN ELİNDEN TUTTU"
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'na teşekkür eden Kiraz İğdeli ve Çevre Köyleri Tarımsal Kooperatifi Başkanı Süleyman Top, "Sağ olsun İzmir Büyükşehir Belediyesi. Bundan önce Tire'ye, Bayındır'a, Bademli'ye, Urla'ya olduğu gibi, sonuçta İzmir'in en muhtaç, yardıma en fazla ihtiyacı olan Kiraz ilçesindeki İğdeli Kooperatifi'ni de göz ardı etmeden gelip  elimizden tuttu. Bize büyük katkıda bulundu" dedi. 

Kiraz ve çevresinde 26 köyde, 2 bin 500 üyeleri bulunduğunu söyleyen Süleyman Top, "Büyükşehir Belediyesi bize destek vererek kooperatifimize hem maddi anlamda hem manevi anlamda güç kazandırdı. Ürünlerimiz bir yandan yoksul- muhtaç insanlara ulaşırken bir yandan da İzmir'de bir marka haline gelebilme yolunda önemli adımlar attık. Ayrıca Büyükşehir, bu alımlarla bölgemizdeki 2 bin 500 hanenin elinden tutarak, Kiraz bölgesindeki insanlara destek oldu. Eskiden sütlerini kooperatife vermeyen insanlar, İğdeli Kooperatifi'nin Büyükşehir ile işbirliği içine girmesinden sonra bize süt vermeye başladı. Böyle olunca güven de arttı" diye konuştu. 

KALİTE KONTROL LABORATUVARI DA VAR
Kiraz çevresindeki dağ köylerinin kalkınması, sütlerini daha iyi koşullarda, hak ettikleri değerlerde pazarlayabilmesi ve üretim devamlılığını sağlayabilmesi için hizmet veren Kiraz İğdeli ve Çevre Köyleri Tarımsal Kooperatifi, günde ortalama 52 ton süt topluyor. Kooperatif bünyesinde süt analizi yapabilen kalite kontrol laboratuvarı var. Sütler yetkili ve deneyimli mühendisler tarafından gerekli analiz ve kontrolleri yapıldıktan sonra, yağ ve yağsız kuru madde miktarları belirleniyor. Sütlerin toplanması ve dağıtımı, yalıtımlı ve soğutuculu 3 servis aracı ile soğuk zinciri bozmadan gerçekleştiriliyor. 

ÜRETİCİYE 2 MİLYON LİRALIK MEYVE FİDANI
Büyükşehir Belediyesi kooperatiflerden yaptığı sözleşmeli üretimin yanı sıra, "Kırsal Kesimde Gelir Getirici Faaliyetlerin Desteklenmesi Kapsamında Ağaçlandırma Projesi" ile İzmir'in 11 ilçe ve 450 köyündeki 20 bin çiftçiye toplam 500 bin adet meyve fidanı dağıttı. Bergama, Bayındır, Beydağ, Çeşme, Dikili, Karaburun, Kınık, Kiraz, Ödemiş, Selçuk ve Tire'deki üreticilere hem zeytin hem de armut, ayva, badem, ceviz, dut, elma, incir, erik, kayısı, kiraz, nar, şeftali ve vişne fidanları dağıtıldı. Proje kapsamında bugüne kadar dağıtılan fidanların alım bedeli 2 milyon lirayı aştı.

Proje kapsamında Kiraz'da 44 köyde, 3656 üreticiye 82 bin 455 adet meyve fidanı dağıtıldı. 5 yıl sürecek proje kapsamında isteyen üreticilere, her sene 1 dekarlık alana denk gelecek şekilde fidan dağıtımı yapılacak. Yeni dönem için çiftçi başvuruları sonbaharda muhtarlar aracılığıyla alınmaya başlayacak.

KOOPERATİFLERE 112.1 MİLYON TL
İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2007 yılından bu yana fidan, mevsimlik çiçek, zeytinyağı, süt, yoğurt gibi ihtiyaçlarını kooperatiflerden sağlayarak yerli üreticiye 112 milyon liranın üzerinde katkıda bulundu. Büyükşehir Belediyesi, alımlarını Ödemiş, Urla, Bayındır, Kiraz ve Tire'deki kooperatifler ve orman fidanlıklarından karşıladı.



29 Ekim 2014 Çarşamba

NEDEN KOOPERATİFÇİLİK DİYORUZ ?



NEDEN KOOPERATİFÇİLİK DİYORUZ ?

-        Bir soru iletisine yanıt-


Dr. Ayhan ÇIKIN

Sayın Bay …….
Bir konuda başarılı olabilmek için o konuyu bilen, isteyen ve uygulamada görev alma isteği olan insanların çoğalması gerekir...
Basit ekonomik döngü, insanların ürettiği fazla ürün/hizmetleri birbiri ile değiştirme süreci ile başlar.
Daha sonra bu süreçte M-P-M' süreci içinde P (Para) ekonomik süreçte önemli rol oynamaya başlar ve üretimin karşılığı olarak piyasalarda dolaşır.
Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında P (Para) ekonomiye egemen oldu. Bugün ekonomiyi yönetmek demek Parayı yönetmekle neredeyse eş anlamlı oldu.
Doğaldır ki bunun sonucunda reel ekonominin en önemli temsilcileri (küçük çiftçi, küçük esnaf , vb...) banka sisteminin büyük sermaye gruplarının amaçlarına uygun çalışması nedeni ile , tasfiye sürecine girdi ?
Peki küçük üreticilerin tasfiye edilmesi kapitalist ekonomiyi kurtarabilecek mi ?
 Bence bu  sorunun yanıtı "hayır "dır.
Çünkü tüketilmeyen hiç bir mal ekonomide üretim olanağı bulamaz... Mal ve hizmetleri de insanlar tüketir.
Ayrıca bu son cümleyi şöyle de söylemek mümkün... Tüketilemeyen mal üretilmezse, harcanamayan gelirde ekonominin başına dert olur.
 İşte son onlu yıllarda dünyada bu olgu yaşanıyor.
Özellikle yüzyıllardır üretim karşılığı olarak "rant+faiz+kar" gelirleri banka stoklarında o kadar çoğalmış ki, özellikle 1980'lerden bu yana "IMF+WB+ DTÖ+ ABD Maliye Bakanlığı" destekli , AGÜ'lerin ekonomilerini yeniden yapılandırma projesi ile "Finans Kapital"in dünyaya yayılmasının alt yapısı hazırlandı ve uygulamaya sokuldu.
Bu arada alternatif ekonomi modeli temsilcisi SSCB'de kendiliğinden sahneden çekilmek zorunda kaldı.
 İşte bu süreçte "Kooperatifçilik" yeni bir ekonomik alternatif olarak varlığını hissettirdi.
Ancak "Kooperatif Model" çok esnek bir işletme modelidir... Kapitalizmin eksiklerini tamamlayan bir seçenek olarak ta kullanılabilir... Kapitalizme alternatif yeni bir ekonomik modelleme olarak ta kullanılabilir.
Tabii ki  bu tercih, toplumların siyasi tercihlerine göre oluşur.
 Hangi tercih durumu oluşursa  oluşsun, kooperatifler için şu üç unsurun iyi uygulanması ile orta/uzun vadede ekonomide bir rahatlama sağlanabilir:
1.      Her kooperatif girişim, yerel veya bölgesel düzeyde ortak bir ihtiyacın tanımı üzerine kurulur ve onu yanıtlamak için insanların işbirliği yapmasın öngörür;
2.      Kooperatif girişim üyeleri için kar aramazlar;
3.      Ekonomik demokrasi, kooperatif girişimin organizasyon tarzını belirler (bir üye-bir oy).
Pek çok kişi kapitalizmi haklı olarak eleştiriyor. Ama ona alternatif olarak çalışabilecek bir ekonomik modelleme yeterince konamıyor .
Sevgi ve selamlarımla…

Dr. Ayhan ÇIKIN

8 Eylül 2014 Pazartesi

11. ULUSAL TARIM EKONOMİSİ KONGRESİ





 

Tarım Ekonomisi Derneği’nin eşgüdümü ile , iki yılda bir (bienal şeklinde) çift sayılı yıllarda, bir üniversitenin Tarım Ekonomisi Bölümü’nün sorumluluğunda, Ulusal Tarım Ekonomisi Kongresi (UTEK) düzenlenmektedir. İlki 1994’de E.Ü. Z. F. Tarım Ekonomisi Bölümü tarafından gerçekleştirilen UTEK’in 11.cisi OMÜ.ZF.  Tarım Ekonomisi Bölümü tarafından 3-5 Eylül 2014 tarihlerinde Samsun’da Canik Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kongre’nin organizasyon sorumluluğunu OMU.ZF. Tarım Ekonomisi Bölümü Başkanı sayın Prof. Dr. Vedat Ceyhan ve ekibi başarı ile yerine getirdiler. Kutlarım kendilerini.

Kongre organizasyon başkanı değerli meslektaşım Prof. Dr. Vedat Ceyhan, beni Kongreye çağırarak,  onurlandırdı. Çünkü ben 1994’de yapılan ilk kongreden sonraki kongrelere, kişisel sorunlarım nedeni ile, katılamamıştım. Yani 20 yıl bir süre içinde pek çok meslektaşımı görememiştim, hele genç kuşak meslektaşlarımla tanışma olanağı bulamamıştım.  Bu Kongreye çağrılmakla meslektaşlarımı görmekten, onlarla ortak bir ortamda buluşmaktan büyük bir mutluluk duydum. O nedenle sevgili Prof.Dr. Vedat  CEYHAN’a en içten şükranlarımı sunuyorum.
*
Kongreye 250’den fazla  bildiri  ve  onun birkaç misli  katılımcı kişi iştirak etti. Kongre kitabına giren tebliğleri (girmeyen tebliğlerinde bulunduğunu belirtelim) ana hatları ile şu şekilde özetlemek mümkündür :
Çizelge : UTEK14’de Kongre kitabına giren tebliğlerin dökümü

ANA KONULAR
BİLDİRİ SAYISI
YÜZDE
Tarım Ekonomisi[1]
        58
23,2
Tarım ve Gıda Politikası[2]
 
39
 
15,6
Tarım İşletmeciliği[3]
54
21,6
Tarımsal Pazarlama[4]
57
22,8
Tarımsal Yayım ve Bilgi Sistemleri[5]
 
27
 
10,8
Tarımsal Örgütlenme
12
4,8
Tarım Hukuku
3
1,2
Toplam
250
100,0

 
UTEK14’de sunulan tebliğ sayısı bakımında ilk üç sırada Tarım Ekonomisi (%23,2), Tarımsal Pazarlama (%22,8) ve Tarımsal İşletmecilik(% 21,6) yer almaktadır. Tabii bu tebliğlerin büyük çoğunluğu akademik yükselmeler için yapılan çalışmaların ürünüdür.

Türk tarım sektörü oldukça sorunlu bir sektördür. Bu sorunların çözümüne engelleyen öncelikli konular ise tarımla ilgili hukuki mevzuatın yetersizliği, tarım ve ona dayalı kurumların (kooperatifler,vb…)  ve tarıma soluklandıracak finansal bir yapının (banka vb..) olmayışı ve tarımı girdi/çıktı piyasaları ile bütünleştirebilecek kooperatif yapının  çok yetersiz kalmasıdır . UTEK14 bildirileri içinde, bu saydığım  üç konu çok az yer almıştır : hukuk ( 3 bildiri, %1,2) , finansman (2 bildiri; % 0,8) ve örgütlenme (12 bildiri, % 4,8) .

2016 UTEK Isparta’da SDÜ.ZF. Tarım Ekonomisi Bölümü  sorumluluğunda  gerçekleştirilecektir. Umarım bu konular daha ağırlıklı olarak ele alınır.,

Bu kısa değerlendirmem bir eleştiri değildir. Meslektaşlarımdan  bir konu katkısı olarak algılanmasını dilerim.

Tüm Tarım Ekonomisti meslektaşlarıma sevgi ve saygılarımla…

Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN

08.09.2014

Urla/ İzmir



[1] Başlıca alt konular : arazi ekonomisi; sulama ekonomisi; doğal kaynaklar, çevre, enerji ekonomisi ve politikaları; kırsal kalkınma…
[2] Başlıca alt konular : tarımsal yapıda dönüşüm; tarımda işgücü piyasası; gıda güvencesi ve güvenliği; tarımda sosyal sermaye ve güvenlik…
[3] Başlıca alt konular :  tarımsal muhasebe; tarımsal finansman; tarımsal değer biçme; tarımda risk, belirsizlik ve yönetimi; tarımsal sanayi ve organizasyonu; tarımda verimlilik, etkinlik ve teknoloji…
[4] Başlıca alt konular :tarım ürünleri talep ve fiyat analizleri;  uluslararası tarım ve ticaret…
[5] Başlıca alt konular:  tarımda araştırma, geliştirme ve inovasyon;  tarımsal veri sistemleri …

27 Haziran 2014 Cuma

İTALYAN SOSYAL KOOPERATİFLERİ




60’lı yıllardan beri İtalya’da, insanlara hizmet sunma alanında yardımlaşma faaliyetleri için farklı bir kooperatif deneyimi yaşanmaktadır. Bu olay, 70’li yıllarda özümsenir, 80’li yıllarda yaygınlaşır ve 90’lı yıllarda sağlamlaşır. Gönüllü insanlar tarafından gerçekleştirilen bu inisiyatifler, toplum içinde dezavantajlı konumlarda olan insanlara yardım ve rehabilitasyon hizmetleri sunmak için yaygınlaşmaktadırlar. Bu kooperatiflerde, özürlülerin profesyonel olarak istihdamı, uyuşturucu kullananların rehabilitasyonu, aile sorunları olan çocuklara, barınma yeri olmayan insanlara yardım, vb… sosyal yönü ağırlıklı sorunlara çözümler üretilmektedir.

Sosyal kooperatifçiliğin yaygınlaşması, artan toplumsal aksaklıkları gidermede ve uyum sağlamada yetersiz kalan İtalyan Devletinin koruyucu eksikliklerini telafi etmekte ve  yurttaş katılımıyla gerçekleştiğinden dolayı da çok daha canlı bir yapı oluşturmaktadır. Kaliteli hizmet sunmak amacıyla bu hizmet sunma etkinliklerinin gelişmesi , gönüllülere ek olarak, kalifiye ücretli insanların istihdamını da  giderek artırmaktadır.
Yirmi yılı aşkın bir süredir sosyal kooperatifçilik, kendine özgü bir yasal çerçevesi olmaksızın, gönüllü ortak üyelerin getirdiği kooperatif statüsünü benimseyerek gelişmiştir. İtalya’da sosyal kooperatifçiliğin resmen tanınması, Kasım 1991’de 381 sayılı yasanın kabulüyle gerçekleşti. Bu yasa, bağımsız tarzda gelişen sosyal kooperatif biçimini , bazı sınırları zorlayarak  ve az çok değişiklikle yasaya uymasını ve gelişmesini  yasal prosedür altına almıştır. Bu yasa,  orijinal  İtalyan kooperatifçiliğinin temelini oluşturmaktadır.
381 sayılı yasa  ile “sosyal kooperatif” adı verilen İtalya orijinli iki tip kooperatif teşkil edilmiştir :
Tip A olarak belirlenen kooperatifler sosyal, sağlık ve eğitici hizmetleri yönetmektedirler.
Tip B olarak belirlenen kooperatifler de dezavantajlı insanlar için profesyonel istihdam yaratma alanında faaliyet göstermektedirler.

Yasanın 1. maddesinde,  “vatandaşların toplumsal bütünleşmesi ve beşeri gelişmesi açısından, toplumun genel çıkarını” korumada kooperatiflerin rol aldığı açıkça belirtilmiştir. Yasaya göre bu kooperatiflere,  gönüllü olarak yükümlülük alan insanlar üye olabileceklerdir. Sosyal kooperatifler ve kamu yönetimleri arasındaki ilişkilerde Kamu, ilgili düzenlemelerde kooperatiflere imtiyazlar tanımaktadır. Ayrıca bu kooperatiflere mali destekler de sağlanmaktadır.
Tip A kooperatiflerinin başlıca ana faaliyet alanları şöylece özetlenebilir : evde yardım, tedavi topluluklar, huzur evleri, kreşler, vb… hizmetler;  hedef kitleleri : yaşlı kişiler, küçük çocuklar, özürlü insanlar, uyuşturucu bağımlıları, psikiyatrik hastalar, AIDS hastaları, vb..

Tip B kooperatifleri ise, kendi adına, tarım, yeşil alanların bakımı, çevre hijyeni ve temizlik hizmetleri, çamaşırhane, informatik (BT), ciltçilik ve basım işleri, marangozluk, vb… işlere yatırım yaparlar. Bu faaliyetler kooperatif personeli tarafından gerçekleştirilir. Yani bu kooperatiflerin kurduğu işletmelerde  fizik ve psişik özürlüler, psikiyatrik hastalar, uyuşturucu bağımlıları,  alternatif  önlemlerden yararlanan mahkumlar veya marjinal yetişkinler gibi “sıradan” işçiler ve “dezavantajlı” işçiler çalışırlar . Tip B kooperatifleri için yasa, ekleme olarak insanlara rezerve edilen ücretli istihdamının asgari % 30 olması gerektiğini belirtiyor.
Aralık 2004’de İtalya’da, çoğu zaman konsorsiyum olarak bir araya gelmiş, ikinci derece kooperatifler olan, 7 100 sosyal kooperatif bulunmaktaydı. Bu yatay birleşmeler, özellikle kendisine hükümetle görüşmelerde ağırlık veren sosyal kooperatiflerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Sosyal kooperatifçilik son yıllar zarfında yılda % 10 bir hızla  artmıştır. Bu kooperatifler arasında  üçte biri Tip B kooperatifleridir. Bu sosyal kooperatiflerin üye sayısı 267 000  –ki bunun 223 000’si ücretli işçidir- olarak bildirilmektedir. Ücretli işçilerden 24 000 kişisi, bir Tip B kooperatif içinde profesyonel ekleme parkurlarını izleyen özürlü işçilerdir. Ayrıca, 31 000 gönüllünün görev aldığı bildirilmektedir. Sosyal kooperatifçiliğin yıllık iş hacmi 5 milyar  Avro civarındadır.
Özetle  20. Yüzyılın son çeyreğinde gelişme gösteren İtalyan sosyal kooperatifleri, birbirine yakın ve bütünleyici hizmetler alanında, kamu iktidarlarının da imtiyazlı bir ortağı durumundadır, ve özellikle de yerel belediye hizmetlerinin gerçekleşmesinde pozisyonlar almaktadırlar. 2000’li yılları ilk on yılında onlar, kamu hizmetlerinin dörtte birinden fazlasının müşterisi durumunda ve kamu dışındaki bazı kurumlarında potansiyel “müşterisi”dirler.

Kaynaklar :
-  Enzo Pezzini, Confcooperative , Alternatives Economiques Poche n° 022 - janvier 2006
*