60’lı yıllardan beri İtalya’da, insanlara hizmet sunma alanında
yardımlaşma faaliyetleri için farklı bir kooperatif deneyimi yaşanmaktadır. Bu
olay, 70’li yıllarda özümsenir, 80’li yıllarda yaygınlaşır ve 90’lı yıllarda
sağlamlaşır. Gönüllü insanlar tarafından
gerçekleştirilen bu inisiyatifler, toplum içinde dezavantajlı konumlarda olan
insanlara yardım ve rehabilitasyon hizmetleri sunmak için
yaygınlaşmaktadırlar. Bu kooperatiflerde, özürlülerin profesyonel olarak istihdamı,
uyuşturucu kullananların rehabilitasyonu, aile sorunları olan çocuklara,
barınma yeri olmayan insanlara yardım, vb… sosyal yönü ağırlıklı sorunlara
çözümler üretilmektedir.
Sosyal kooperatifçiliğin yaygınlaşması,
artan toplumsal aksaklıkları gidermede ve uyum sağlamada yetersiz kalan İtalyan
Devletinin koruyucu eksikliklerini telafi etmekte ve yurttaş katılımıyla
gerçekleştiğinden dolayı da çok daha canlı bir yapı oluşturmaktadır. Kaliteli
hizmet sunmak amacıyla bu hizmet sunma etkinliklerinin gelişmesi , gönüllülere
ek olarak, kalifiye ücretli insanların istihdamını da giderek artırmaktadır.
Yirmi yılı aşkın bir süredir sosyal kooperatifçilik, kendine
özgü bir yasal çerçevesi olmaksızın, gönüllü ortak üyelerin getirdiği
kooperatif statüsünü benimseyerek gelişmiştir. İtalya’da sosyal
kooperatifçiliğin resmen tanınması, Kasım 1991’de 381 sayılı yasanın kabulüyle
gerçekleşti. Bu yasa, bağımsız tarzda gelişen sosyal kooperatif biçimini , bazı
sınırları zorlayarak ve az çok değişiklikle yasaya uymasını ve
gelişmesini yasal prosedür altına
almıştır. Bu yasa, orijinal İtalyan kooperatifçiliğinin temelini
oluşturmaktadır.
381 sayılı yasa ile “sosyal kooperatif” adı verilen
İtalya orijinli iki tip kooperatif teşkil edilmiştir :
- Tip A olarak
belirlenen kooperatifler sosyal, sağlık ve eğitici hizmetleri yönetmektedirler.
- Tip B olarak
belirlenen kooperatifler de dezavantajlı insanlar için profesyonel istihdam
yaratma alanında faaliyet göstermektedirler.
Yasanın 1. maddesinde, “vatandaşların toplumsal
bütünleşmesi ve beşeri gelişmesi açısından, toplumun genel çıkarını” korumada
kooperatiflerin rol aldığı açıkça belirtilmiştir. Yasaya göre bu
kooperatiflere, gönüllü olarak yükümlülük alan insanlar üye olabileceklerdir.
Sosyal kooperatifler ve kamu yönetimleri arasındaki ilişkilerde Kamu, ilgili
düzenlemelerde kooperatiflere imtiyazlar tanımaktadır. Ayrıca bu kooperatiflere
mali destekler de sağlanmaktadır.
Tip A kooperatiflerinin başlıca ana faaliyet alanları
şöylece özetlenebilir : evde yardım, tedavi topluluklar, huzur evleri, kreşler, vb… hizmetler; hedef
kitleleri : yaşlı kişiler, küçük çocuklar, özürlü insanlar,
uyuşturucu bağımlıları, psikiyatrik hastalar, AIDS hastaları, vb..
Tip B kooperatifleri ise, kendi adına, tarım, yeşil
alanların bakımı, çevre hijyeni ve temizlik hizmetleri, çamaşırhane, informatik
(BT), ciltçilik ve basım işleri, marangozluk, vb… işlere yatırım yaparlar. Bu
faaliyetler kooperatif personeli tarafından gerçekleştirilir. Yani bu kooperatiflerin
kurduğu işletmelerde fizik ve psişik
özürlüler, psikiyatrik hastalar, uyuşturucu bağımlıları, alternatif
önlemlerden yararlanan mahkumlar veya marjinal yetişkinler gibi “sıradan”
işçiler ve “dezavantajlı” işçiler çalışırlar . Tip B kooperatifleri için yasa, ekleme
olarak insanlara rezerve edilen ücretli istihdamının asgari % 30 olması
gerektiğini belirtiyor.
Aralık 2004’de İtalya’da, çoğu zaman konsorsiyum olarak bir
araya gelmiş, ikinci derece kooperatifler olan, 7 100 sosyal kooperatif
bulunmaktaydı. Bu yatay birleşmeler, özellikle kendisine hükümetle görüşmelerde
ağırlık veren sosyal kooperatiflerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Sosyal kooperatifçilik son yıllar zarfında yılda % 10 bir
hızla artmıştır. Bu kooperatifler arasında üçte biri Tip B
kooperatifleridir. Bu sosyal kooperatiflerin üye sayısı 267 000 –ki bunun 223 000’si ücretli işçidir- olarak
bildirilmektedir. Ücretli işçilerden 24 000 kişisi, bir Tip B kooperatif içinde
profesyonel ekleme parkurlarını izleyen özürlü işçilerdir. Ayrıca, 31 000
gönüllünün görev aldığı bildirilmektedir. Sosyal kooperatifçiliğin yıllık iş
hacmi 5 milyar Avro civarındadır.
Özetle 20. Yüzyılın son
çeyreğinde gelişme gösteren İtalyan sosyal kooperatifleri, birbirine yakın ve
bütünleyici hizmetler alanında, kamu iktidarlarının da imtiyazlı bir ortağı
durumundadır, ve özellikle de yerel belediye hizmetlerinin gerçekleşmesinde
pozisyonlar almaktadırlar. 2000’li yılları ilk on yılında onlar, kamu
hizmetlerinin dörtte birinden fazlasının müşterisi durumunda ve kamu dışındaki
bazı kurumlarında potansiyel “müşterisi”dirler.
Kaynaklar :
- Enzo Pezzini, Confcooperative , Alternatives
Economiques Poche n° 022 - janvier 2006
*

