20 Kasım 2015 Cuma

OKUL KOOPERATİFÇİLİĞİ




GİRİŞ
Birleşmiş Milletler Örgütü’nün aldığı kararla 2012 yılının Uluslararası Kooperatifler Yılı (UKY) kutlama programları çerçevesinde Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA)’nin Dünyadaki başarılı kooperatifler listesinden Türkiye’den iki kooperatif adı veriliyordu. Bunlardan birisi “Çağdaş Eğitim Kooperatifi (ÇEK)” idi. Eğitbilimci değilim. Özellikle “Tarım Ekonomisi ve Tarımsal Kooperatifçilik” ile ilgilendiğimden  “Eğitim Kooperatifçiliği” ile de fazla meşgul olmadım.
2014 yılı “Dünya Kooperatifçilik Günü” kutlamaları nedeniyle ÇEK yöneticilerinden kooperatifçilik konusunda bir konferans vermek için Bursa’ya çağrıldım. Değerli eğitimci Mustafa Gazalcı “Türkiye’nin Eğitim Sorunları”, sevgili meslektaşım Ünal Örnek “Dünyada Okul/Eğitim Kooperatifleri ve ÇEK Deneyimi”, ben de “Kooperatifçilik Eğitiminden Eğitimde Kooperatifçiliğe” konularını işledik.
ÇEK’in “Kooperatif Okul” yapılanması beni çok etkiledi. Bunun ülke düzeyinde yayılması için web ortamında “Eğitimde Kooperatifçilik[1] adıyla bir grup oluşturdum. Grubun amacı eğitimle kooperatifçilik olgusunun düşünsel alt yapısını oluşturacak kişi ve yazıları bir ortamda buluşturmaktır. İstatistiklere göre Türkiye’de 35-40 civarında “kooperatif okul” bulunmaktadır. Eğitimde kooperatifçilik çok boyutlu bir olgudur: özünde kurum olarak okulun kooperatif biçimde kurulması ve işletilmesi; okullarda eğitimin kooperatif mantığı ile gerçekleştirilmesi temel yaklaşım olarak ele alınır.
*
Fransız iktisatçı T. Piketty ünlü yapıtı “21. Yüzyılda Kapital”de küreselleşen dünyada ekonomik bölüşüm süreci ile eğitim arasındaki ilişkiyi şöyle özetlemektedir:
“ (…) Zenginliğin paylaşım dinamikleri, yakınsama ve ıraksama yönünde etki eden güçlü mekanizmaları devreye sokar; istikrarı ve eşitliği bozucu eğilimleri (...) kalıcı olarak önleyecek doğal ve kendiliğinden bir süreç yoktur[2]”. (…) “Başlıca yakınsama kuvveti, bilginin yayılımı ile becerilere ve eğitime yapılan yatırımdır. " (…)"Eğitime doğru dürüst yatırım yapılmaması, günümüzdeki uluslararası atılımların da gösterdiği gibi tüm toplumsal grupların ekonomik büyümenin nimetlerinden faydalanmasına engel ve ayni zamanda bazı toplumsal grupların yerini yeni gelenlerin almasına sebep olabilir. (…)” “(…) [ülke ve küresel boyutta bölüşüme ortak olmak[3]] büyük ölçüde izlenen eğitim politikalarına, bilgi ve beceriye erişim politikalarına ve bu alanlarda oluşturulmuş kurumlara bağlıdır[4]. " (…)Temelde, bu ülkelerin hepsi ihtiyaç duydukları fiziki ve daha da önemlisi beşeri sermaye yatırımlarını - eğitim ve formasyonun genel seviyesinin yükseltilmesi- kendileri yapmıştır; günümüzdeki tüm araştırmalar uzun vadeli ekonomik büyüme açısından asıl etkenin beşeri sermayeye yapılan yatırımlar olduğunu göstermektedir."[5]

EĞİTİM VE KOOPERATİFÇİLİK
Eğitim, bireylerin toplumun normlarını, inanç ve düşüncelerini ve yaşama yollarını kazanmasında etkili olan toplumsal bir süreçtir. Eğitim, bireyin doğumundan ölümüne kadar süregelen bir olgu olduğundan bireysel olduğu kadar, sosyo-politik ve kültürel boyutları ile insan ve toplum yaşamında çok önemli bir role sahiptir.
Kooperatif, “mülkiyeti kolektif olan ve yönetimi demokratik olarak gerçekleştirilen bir girişim aracılığı ile ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçları ve özlemleri tatmin etmek için gönüllü olarak bir araya gelmiş insanların özerk birliğidir[6]
Eğitim zihni daraltmayı değil, genişlemeyi amaçlamalıdır. Eğitimde gerekli olan inanma arzusunu geliştirmek değil, tam tersine öğrenme arzusunu geliştirmek olmalıdır[7].
Kooperatif, XIX. Yüzyılın endüstriyel kapitalizminin meydana getirdiği hasarlardan beşeri grupları korumak için  ortaya konulmuş sosyoekonomik  bir araçtır.  Küreselleşen bir süreç içinde ulus ve toplum olarak yerini koruyabilmek ve varlığını sürdürebilmek için kooperatifçilik eğitimine , onun da ötesinde eğitimin kooperatifleşmesine” konu edinen pek çok araştırma ve uygulamalara literatürde rastlamak mümkündür.
            Okul kooperatifçiliğinin ilginç bir örneğini Fransız temel eğitim sisteminin örgütleniş biçiminde gözlemlemek mümkündür. OCCE[8] içinde kooperatif mantığı içinde örgütlenmiş 45 binden fazla okulu ve 4,5 milyon öğrenciyi yapısı içinde toplayarak: eğitim sisteminin tüm bileşenleri içine sinsice nüfuz eden liberalizmin ve küreselleşmenin karakteristik unsurları; toplumsal şiddete ve dışlanmış insanlar arasında rekabete; gerçek bir alternatif olarak ekonomik veya sosyal içerikli bir eğitim planı üzerinde kooperatifçiliği olumlamayı sürdürüyor[9].

21. YÜZYILDA EĞİTİMİN TEMEL DEĞERLERİ
21. yüzyılda insanlık için en önemli işbirliği alanı eğitim olacaktır.  Referans değerleri sorgulamayı öğretmek ve eğitmek temel hedef olmalıdır.  21. yüzyılda okulun temel değerleri kardeşlik, işbirliği (kooperatifçilik) ve dayanışma olarak ilgili uluslararası kurumlarca teyit edilmiştir. Fakat her zaman okulun organizasyonunda bireycilik, rekabetçilik ve seçicilik egemen olmuştur.
Toplumsal, laik ve cumhuriyetçi değerlerin toplum içinde yerleşmesinde ve gelecek kuşaklara aktarılmasının merkezi okullardır: birlikte, barış içinde yaşama; kardeşlik; dayanışma; işbirliği; yüksek uygarlık ve moral erdemler.

MEVCUT EĞİTİM ÜZERİNE GÖZLEMLER
Mevcut ya da geleneksel eğitim “bireysel meziyet”leri ön plana çıkaran “elitlerin seçimi” üzerine oturtulmuştur.  Her öğrencinin “başarısı / başarısızlığı” kendi sorumluluğundadır.  Öğrenme güçlüğü olan öğrenciler, kendilerini değersiz hissedecekler; ya kaderlerine boyun eğecekler ya da isyankar olacaklardır. Bu eğitim tarzı toplumu birbiri ile “ötekileştiren” tabakaların oluşmasına zemin hazırlamaktadır.
Bireyselleşmiş rekabetçi eğitimin yapısı; günlük realite içinde ilkelerin istismarını; uygulanan ilkelerin temel referans ilkelerden sapmasını; genel olarak toplumda ve okulda bulunan şizofreniyi ortaya koymaktadır.
Son onlu yıllarda gelişmiş ülkelerde, öğrenci yavaş yavaş eğitim sisteminin merkez elemanı olarak tanımlandı. Her öğrencinin özellikleri, öğrenme biçimi, zevkleri, ilgi odakları, vb… dikkate alınmaya başlandı.  “Kendini sevmeyenin başkasını sevmesi mümkün değildir.”  Bununla birlikte öğrenciye ait bireysel bilgiler grup içinde tek başına yeterli değildir.  Öğrenci, etik ilkelerin ve toplumsal ve bağıntısal amaçların belirli bir kısmıyla çerçevelenir.  “Birey –öğrenci” üzerinde yoğunlaşma, “salt her şeyi öğrenmeyi/öğretmeyi çoğullaştırma” tezini doğrulamaz. “Öğrenciler”in kimliklerini dikkate alma amacı, “öğretim”in  bireyselleşmesi amacına dönüştürülmüştür.
Bu saptama, pek çok nedenlerden dolayı sorunsallık taşımaktadır. Her şeyden önce “bireyselleşme”, pedagojik olarak gerçek dışıdır; eğitimin bireyselleşmesi, öğrencilerin boş zihinlerini, eksik bilgilerini tamamlayan “pasif” bir öğretmen tipinin  ortaya çıkmasına neden olur.


EĞİTİMDE KOOPERATİFÇİLİK
Kooperatifçilik” düşüncesi 19. yüzyılın ortalarından itibaren Batı Avrupa ülkelerinin merkezi düşüncesi oldu. Bu yüzyılda endüstriyel kapitalizminin meydana getirdiği hasarlardan beşeri grupları korumak için  ortaya konulmuş sosyoekonomik  bir araçtır. Okul’a nüfuzu ise, 20. yüzyılın başlarında olur.
Kooperatifçiliğin ekonomik teorisini oluşturan Doktor Fauquet,  neredeyse yüzyıl önce şöyle yazıyordu :“Kooperatif kurumun ilk amacı üyelerinin ekonomik durumunu iyileştirmektir, fakat üyelerinin istediği kalitede ve gelişmesinde uyguladığı araçla, daha yüksek bir beklenti ve amaç hedefler. Kooperatifçiliğin asıl amacı,  ortaklarının her biri için kişisel yaşamını iyileştirme yanında hep birlikte tam bir sosyal yaşam ortamı, sorumlu ve dayanışmacı insanlar yaratmaktır.” Son onlu yıllarda kooperatifler, finans kapital örgütlerinin güdümünde oluşan “ekonomilerin yeniden yapılandırılması” amaçlı küreselleşme olgusuna yeni seçenekler sunabilmek için yeniden kurgulanıyor[10],[11]
“Yeni eğitim olarak da adlandırılan kooperatif eğitimi hareketinin ilk yıllarında, önceden tasarlanmış “işbirliği” ve demokrasi içerikli aktif eğitim biçimi üzerinde durulmuştur. Daha sonraki yıllarda, bir toplumu yeniden yapılandırma programı olarak ilkokuldan itibaren yerleşmesine inanmış aktivistlerin çetin mücadeleleri ile hayat bulmuştur.

TOPLUMU DEĞİŞTİRMEK OKULU DEĞİŞTİRMEKTEN GEÇER...
Özünde kooperatifçiliğin doğuşu ve uygulamaya aktarımı, yetişkinler açısından, politik bir amaçla tasarımlanmıştır. Bir kooperatif grup”la aktif ve demokratik eğitimi inşa etmek ve toplumu değiştirmek için okulu değiştirmek gerekir.
Okul ortamında kooperatifçilik terimi, bir “eğitim süreci veya psikososyal[12] bir hedef olarak planlanır. Okul kooperatifçiliği, kooperatif organizasyonun ilkelerini ve değerlerini sınıfın yüreğine ve eğitimin merkezine yerleştirmeye amaçlayan pedagojik bir örgütlenmedir.
Okul, sadece bilgi öğrenme yeri değildir. O ayni zamanda, sınıf yaşamında ve okul içinde bilgileri toplama ve biriktirme yanında, demokrasiyi öğretme, bir sosyalleşme yeridir de. Okulu, beşeri dayanışmanın inşa yeri, genel işlevinin eğitim uygulamalarını referans veren ve belirlenmiş ilkeleri arasındaki tutarlılığını sağlama yeri  olarak tanımlamak gerekir. Okul, sadece elitlerin seçimini sağlama gibi tek bir fonksiyona sahip değildir; onun ayrıca “toplumsal seleksiyon” işlevi de vardır.
Kooperatif öğreti, demokrasi, kardeşlik ve dayanışma olarak  ekonomik alanda doğrulanmıştır. Özgürleşme özlemlerinin, okul içinde doğup gelişeceği görüşü giderek yaygınlaşmaktadır:  ekip şeklinde çalışma; sınıf/okul tarafından üstlenilmiş dayanışma eylemleri; ortak bir proje organizasyonu; sınıf içinde yaşam kurallarının ortaklaşa hazırlanması; tartışma zamanlarının düzenlenmesi; vb… konularda kooperatifçi uygulamayı seçmek,  “bir başka toplum yaratma rüyası”dır: Daha beşeri, daha dayanışmacı bir toplum yaratmak…

OKULUN MERKEZİNE KOOPERATİFİ KOYMAK
Kooperatifçilik, yüksek bir ahlak ve erdem taşıyıcısı olarak, eğitimcilerce önerilmiştir.
Ancak uzun yıllar kooperatifçilik, eğitim programlarında pek görülmedi. Günümüzde pek çok öğretmen öğrencilerine gruplar halinde çalışmayı ve yardımlaşmayı önermektedirler.
Öte yandan öğretmenlerin okul projeleri hazırlamaları ve uygulamaya koymalarında ekip çalışması zorunlu olarak ortaya çıkmaktadır. Günümüzde pek çok iş doğal olarak” bir işbirliğini gerektirir. Öğrencilerin/ öğretmenlerin samimi ilişkileri, üretkenlik etkileri, tek başlarına yeterince etkili olamamaktadır. Öğrencinin/öğretmenin bir faaliyet/proje etrafında toplanmaları yetersiz kalmaktadır.
Okulda kooperatifçilikten bahsedildiğinde tam olarak ne anlaşılmalı?
            Okulda Kooperatifçilik” düşüncesi pedagojik veya psikolojik olarak çok yaygınlaştı.
“Kooperatif bir toplum”, aktif ve demokratik bir eğitimle kurulabilir. Okul kooperatifinin nihai hedefi, bir “eğitim süreci”nin psiko-sosyal olarak tasarımlanmasıdır: kooperatif olarak yaşamak veya çalışmak/ kooperatifçiliği oluşturmak. Bu tasarımlamayı tanımlamak için, 1996’da ACI tarafından kabul edilmiş kooperatif ilkelerini, eğitim çerçevesine uyarlamak gerekir[13].

EĞİTİMDE KOOPERATİFÇİLİK NASIL BAŞLAMALI?
"Okul kooperatifçiliği bir eğitim çalışmasıdır:
-          Onun amacı açıkça belirlenmiştir: çocuğun genel eğitimi;
-          orijinal örgütlenmesi: eşitler arasında kardeşlik ve özgür birleşme;
-          yöntemi: her alanda yardımlaşma."[14]

Okul Kooperatifçiliği,  daha çok pedagojik bir uygulama olarak gerçekten, kooperatifçilik adını taşıyan eğitim, sosyal, politik ve ekonomik bir projedir. Alanında önemli bir ad olan C. Freinet, şunları yazıyor: Kooperatif okul, hiç bir şey olmayan çocukların bir şey olmalarını sağlayan politikayı oluşturan bir okuldur, bu, mutlak monarşiden cumhuriyete geçen bir okuldur.”
Kooperatifçilik, eğitim sistemine girerken kendisi için "iki kapı" aralama ihtiyacı duyar: 1. Okul referans değerlerinin değişimi;2.  Öğretmen duruşunun ve öğrenci statüsünün değişimi. “İlk kapı: Hedeflenen eğitim amaçları ile pedagojik uygulamalar nasıl tutarlı hale getirilmeli? /veya/ "Öğrenmenin merkezine kooperatifçiliği nasıl yerleştirmeli?” İkinci kapı: Demokrasiyi öğrenme sorunu  ve statülerin değişimi” şeklinde ifade edilebilir.

SONUÇ
Pedagojik uygulamalar tarafsız değildir. Eğitim kooperatifi projesi, oluşturulmak istenilen ilkeler ve değerler ile mesleki uygulamaların tutarlı olmasını kapsar. Eğitin  kooperatifçiliği geniş kapsamlı bir kavramdır: eğitimde daha etkili olma; öğrenmeyi daha etkili kılma; farklılığı (hétérogénéité) daha iyi yönetme; sınıf hayatını veya "pedagojik bir metot"u örgütleme,vb.. Geleneksel eğitim sisteminde; bir yandan otoriter disiplin yoluyla, öte yandan rekabetçi sistemle, öğrenciler arasında, öğrenci-öğretmen arasında olması gereken, doğal ilişkiler  bozulmuştur.  Eğitim sistemi “düşünen ve tartışan insan tipi” yerine, “ezberleyen ve inanan insan tipi” yetiştiren bir yapıya doğru dönüşmüştür. Özellikle cumhuriyetçi ve laik bir eğitimin yeniden kurulması konusunda  “kooperatif okul” ve “kooperatif eğitim” üzerinde durulması büyük önem arz etmektedir.



[2], Thomas Piketty, Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Genel Yayın No : 3144, İstanbul, 2014. s.22.
[3] Yazarın notu
[4] T.  Piketty, age, s.24
[5] T.  Piketty age. s. 74-75
[6] Alliance coopérativeinternational, 1995
[7], Bertrand Russell, Sorgulayan Denemeler, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları, 17.Basım, 2003,Ankara, s.171. 
[8] L’Office Central de la Coopération à l’Ecole
[10] Ayhan ÇIKIN, “Kooperatiflerin inanılmaz gücü”, http://blog.milliyet.com.tr/kooperatiflerin-inanilmaz-gucu/Blog/?BlogNo=374395
[12] (kooperatifçilik şeklinde çalışmak veya yaşamak) ya da (kooperatifçiliği inşa etmek) gibi.
[14] Barthélémy PROFIT, La Coopération scolaire française 1932