§ Günümüzde
kooperatiflerin işlevi nedir ?
Prof.
Dr. Çıkın- Piyasa
koşullarında insanlar, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sahip oldukları
üretim kaynaklarını (emek, toprak, sermaye, girişimcilik) “satarak/kiralayarak/kullanarak” elde ettikleri gelirlerle
harcamalarını finanse ederler. Özellikle mal ve hizmet üreterek ekonomiye
katılma işlevine sahip olan kişi veya kuruluşlara ekonomide “işletme” adı
verilir. Günümüz ekonomi koşullarında “işletme kurma” için yapılan yatırımlarda iki
gerçeklik ön plana çıkmaktadır : emeğe
bağlı yatırımlar ve sermayeye bağlı yatırımlar’. Sermayeye bağlı yatırımlar
salt “kar arayan”
yatırımlardır. Emeğe bağlı
yatırımların özünde
,işyeri sahibi(örneğin çiftçi) hem
yatırımcı ve hem de yönetici konumundadır. İşyeri sahibi, yatırım yaptığı
organizasyon içinde çalışır, işçisiyle, müşterisiyle, toplumla sürekli
bağlantılıdır. Bu nedenle kooperatifler, daha çok emeğini gelire dönüştüren
kişilerin, çiftçilerin ortaklaşa kurduğu
bir işletme tipidir. Kooperatifçilik,
sermayenin araç olarak hizmet ettiği ve fazlaların(kapitalist dilde karın) dağıtımı, yatırılan sermayeye göre
değil, kooperatif girişim ile ortaklar arasında
gerçekleşen ticari işlem üzerine oturtulmuş çağdaş bir işletmecilik vizyonudur.
Kooperatifler,
ekonomik faaliyetlerin ortaklaşmalar yoluyla gerçekleştirilmiş , yeniden
gruplandırılmış farklı bir tür şirket biçimidir . Başlıca özellikleri :kardan
ziyade üyelerine / topluma hizmet amacı güderler; yönetim özerktir; demokratik
karar süreçleri ile çalışırlar; gelirlerin paylaşımındaki özelliği risturn[1] biçimindedir.
Kooperatifler dağınık
kaynakları ekonomiye sokarak üretimi artırırlar, maliyetleri düşürürler;
özellikle tarımsal pazarları organize ederek üretici-tüketici arasındaki
zinciri kısaltırlar, fiyatların çiftçiler lehine oluşmasını sağlarlar; ürünleri
sınıflandırarak, işleyerek yeni ürün çeşitleri yaratırlar, katma değer
yaratarak ortaklarının gelirini yükseltirler; ölçek ekonomisine yaklaşarak
maliyetleri düşürürler, yapay fiyat yükselmelerini engellerler.
Ekonomik
teori açısından kooperatifleri gerekli kılan en önemli neden“bölüşüm”de
görülen sıkıntılardır.Sanırım kooperatiflerin bu işlevi 21. Yüzyılda daha net olarak ortaya
çıkacaktır… Bilindiği gibi 2008 mali krizinin en önemli nedeni, uzun
yıllardır teorik olarak kurulan makro ekonomik dengelerin pratik olarak
kurulamamış olmasıdır. Yani ekonomide üretilen ‘toplam gelirle toplam
harcamalar’ın eşitlenememesidir.
Bunun sonucunda dünya reel üretiminin 3,2 katı kadar bir finans kapitalin banka
stoklarında toplanmış olduğu bildirilmektedir (Basından) . Kooperatif bankaları
2008 krizinden başarıyla kendilerini korumuşlar ve hatta güçlenerek
çıkmışlardır. Birleşmiş Milletler Örgütü bu gerçeği gözlemleyerek 2012 yılını
Uluslararası Kooperatifler Yılı (UKY) ilan etmiştir. Uluslararası Kooperatifler
Birliği (ICA)’de “ekonomik
teoride kooperatiflerin yerini belirlemek” için Ekim 2012’de Québec-Kanada
da “Kooperatiflerin İnanılmaz
Gücü” konulu bir “Uluslararası Kooperatifler Zirvesi” düzenlemiştir.
Özetle, geleneksel ekonomi
şirketlerinin üretimi salt “kar”
amaçlı planlanmasından kaynaklanan “makro
ekonomik denge”nin kurulamaması, üretimin ihtiyaçlara göre planlandığı
kooperatiflerde “harcanamayan
bir gelir fazlası” bırakmayacağı
“makro ekonomik denge”nin kurulmasında , kooperatif işletmelerin avantajlı bir konuma geçeceği varsayılabilir.
§ Türkiye'de
çiftçinin-tarım sektörünün birçok sorunu
var. Bu noktada kooperatifler açısından durum nedir ?
Prof.
Dr. Çıkın - Türkiye
tarımının önemli sorunları var. En önemli sorunları teknik ve ekonomik alt yapı
sorunlarının hep ihmal edilmiş olmasından kaynaklanan sorunlardır. Öncelikle
ülkenin ve ekonominin beklentilerine uygun bir “toprak ve tarım reformu” gerçekleştirilemedi. Kendine yeterli,
optimum üretim desenli işletme büyüklüğü ve modeli yaratılamadı. Bundan dolayı
işletmeler çok küçük ve çok parçalı kaldı. İşletmelerin küçük ve parçalı
olması, uygun
teknolojilerin tarıma uyarlanmasında sıkıntılar
yarattı. Dolayısıyla bunlar ürün maliyetlerinin yüksek düzeyde gerçekleşmesine
neden oldu.
Tarım ve kooperatif kesimleri için Türkiye’de ekonomik ve
hukuki alt yapıda
yetersizdir. Her şeyden
önce günümüz dünya ekonomisinde “likit
sermaye” çok önemli rol
oynamaktadır. Likit sermayenin iki önemli ana kaynağı vardır : tasarruflar ve
Merkez Bankası yoluyla piyasaya arz edilen nakit paralar. Her iki durumda da “Banka” önemli rol oynar.
Çiftçilerin/kooperatifçilerin tasarruflarını
toplayıp onlar adına bu tasarrufları yönetecek ve yönlendirecek “Banka” olgusu
çok önemlidir. Ayrıca çiftçiler /kooperatifler adına Merkez Bankası’ndan sıcak
para talep edebilecek bir “Çiftçi
Bankası ve Kooperatifler Bankası” ne
yazık ki Türkiye’de hala kurulamamıştır. 1937’de “Tarım ve Kooperatifler Bankası” durumuna getirilen T. C. Ziraat
Bankası’nın bu statüsü 1980’li yıllarda kaldırılmıştır. Özetle, bugünkü
koşullarda tarım ve kooperatif sektörü için
finansal alt yapı hazırlanmamıştır. Ayrıca, kooperatiflerin hukuki alt yapısı
da yetersizdir.
Küreselleşen bir ekonomide GATT
anlaşmasını hayata geçiren Dünya Ticaret Örgütü’nün temel mantığı “bir mal nerede ucuzsa oradan
alınır, nerede pahalıysa oraya satılır” şeklinde özetlenebilir. GATT
anlaşmasının hayata geçirilmesinde ekonomilerin ülke ve küresel bazda
liberalleşmesi ana amaç olarak belirlenmiştir. Bunun için de ülkelerin “Gümrük
Duvarları” belirli bir süreç içinde “sıfırlanana
kadar” düşürülecektir. Ayrıca
bütçelerini denkleştiremeyen bir çok ülke gibi Türkiye’de IMF’nin “ekonominin yeniden
yapılandırılması” sürecine
girdi. Tarımsal destekler büyük ölçüde kaldırıldı. Bir taraftan gümrüklerden
mal girişlerinin kolaylaşması, diğer yandan tarımın yapısından kaynaklanan
tarımsal ürün maliyetlerinin yükselmesi, tarımsal ürünlerin ihracatını kısarken
ithalatında da bir patlama yarattı.Örneğin 2001 yılına göre , Dolar-ABD bazında
tarımsal ihraç 2011’de 2,6 kat artarken, tarımsal ithalat ayni
dönem içinde 6,3 kat artmıştır. Ayrıca
ülke ekonomisini yönetenlerin, ülkenin gerçeklerine uygun sağlıklı politikalar üretememesi,
IMF’nin “yeniden yapılanma
politikalarını” benimsemeleri, Türk tarımını çıkmaza soktu. En tipik örneği
ile bu olgu, tütün ve pamuk
ile bu ürünlere bağlı sanayilerde yaşandı .
§ Peki
kooperatiflerin rolü nedir ?
Prof.
Dr. Çıkın - “Bu
konuda Türkiye’deki kooperatiflerin rolü nedir ?” sorusuna biraz geçmişe
dönerek yanıtlamaya çalışacağım. Cumhuriyetin
Kuruluş dönemlerinde “Tarım-sanayi-ticaret” kesiminin bütünleşmesinde özellikle tarım kredi ve tarım satış
kooperatifleri önemli görevler
alarak tarımsal üretimin artmasında ve çeşitlenmesinde büyük rol oynamıştır. Örneğin,
kırsal kesime teknik bilgiler “Tarımsal
Yayım Servisi” ile ulaşırken, tarımsal girdilerin ve onu finanse edecek
kredilerin, o günkü koşullarda bir tarım ve kooperatifler bankası özelliği
taşıyan “T.C. Ziraat Bankası”nın eşgüdümünde “Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK)
aracılığı ile ülkenin dört
bucağındaki binlerce köye ve çiftçiye ulaştırıldı. Böylece tarımsal üretimde nitelik ve nicelik arttı. Bu şekilde
üretilen başlıca tarım ürünleri, Tarım Satış Kooperatifleri(TSK) aracılığı ile
ülkenin çeşitli bölgelerinden toplanıp işlenerek pazarlandı. 1950’lerde pancar üreticileri
kooperatifleri ile Türkiye Şeker Şirketi’nin ortaklaşa çalışmasıyla Türkiye
şeker üretimi geliştirilmiş, tarımsal ithalat büyük ölçüde azalmış, buna
karşılık tarım ürünleri ihracatı gelişmiştir. 1960’larda bugünkü “Tarımsal
Kalkınma Kooperatifleri”nin atası olan “Köy Kalkınma Kooperatifleri” devreye
girdi. Türk çiftçisi, bu
kooperatiflerle “kooperatifçilik teorisi” ile daha yakından tanıştı. Son çeyrek
yüzyıldır izlenen ekonomi politikaları, tarım kesiminde kooperatifçiliği
oldukça zayıflatmasına karşın tarım kesimindeki kooperatifler, hala önemli bir
potansiyeli harekete geçirecek düzeydedir. Örneğin 2011 yılında sofralık zeytin
ihracatında Marmara Birlik
birinci, kuru üzüm ihracatında Tariş
Üzüm Birliği ikinci sırada yer almışlardır. Türkiye düzeyinde kooperatiflerin
başarı potansiyeli yüksektir. Yeter
ki, uygulanan ekonomi politikaları içinde gerekli rol kendilerine sunulabilmiş
olsun.
§ Kooperatiflerin
faaliyet gösterdikleri alanlar nelerdir ? Ve ağırlık hangisinde ?
Prof.
Dr. Çıkın - Çiftçilerin kurdukları kooperatifler tarımın üç önemli alanında
işlevlerini yerine getirirler :
1. Tarımsal girdi ve hizmet temin eden kooperatifler :bu kooperatiflerin amacı, çiftçilerin
ihtiyaç duyduğu teknik bilgiyi toplayıp işleyerek çiftçilere sunmak; yem, gübre
tarımsal ilaç, tohumluk, yapay dölleme, vb.. girdileri kaliteli ve ucuz temin
ederek tarımsal ürünlerin maliyetini düşürmektir. Örneğin AB-15’lerde tarımsal
kooperatifler tarımsal girdilerin % 50’sinden fazlasını ortaklarına temin
etmektedirler.
2. Tarımsal ürünlerin toplanması, işlenmesi ve pazarlanması konusunda
organize olan kooperatifler : bu
kooperatifler, tarım ürünlerinin toplanması, sınıflandırılması, depolanması,
işlenmesi, pazarlanması konularında faaliyet gösterirler. Bu kooperatifler,
ürün fiyatlarının oluşmasında, ürün çeşitlendirilmesinde, yeni katma değerler
yaratılmasında, vb.. önemli işlevleri yerine getirerek çiftçi gelirlerinin
yükselmesine katkıda bulunurlar. Örneğin AB ülkelerinde tarımsal çıktıların
toplanmasında, işlenmesinde ve pazarlanmasında kooperatiflerin payı % 60’ın
üstündedir.
3. Tarımın ve kooperatif(çi)lerin finansal sorununu çözüm üreten
kooperatifler : Modern ekonominin en önemli
sorunlarından birisi , her ekonomik faaliyetin finansal sorununun çözümlenmesi
ile ilgilidir. Özellikle tarımın üretim öncesi ve üretim sonrası
faaliyetlerinin finanse edilmesinde en önemli rolü oynayan tarım kredi
kooperatifleri ve “kooperatif bankaları”dır. Bu kooperatifler ve
bankalar, bir taraftan çiftçilerin tasarruflarını toplayarak onları çeşitli
çiftlik ve kooperatif projelerinde yatırıma dönüşmesine katkıda bulunurlar ve
tarımsal ekonomiye önemli katkılar sağlarlar. Ayrıca kooperatif bankaları,
bankacılık hizmetleri yanında, Merkez Bankası’ndan “para” çekme yetkisiyle “tarım ve kooperatif
sektörün” likidite
tıkanıklarını aşmada önemli rol oynarlar. Kooperatif bankalar, dünyadaki banka
şubelerinin % 23’ünü temsil etmekte, 870 milyon üye/müşteriye bankacılık
hizmeti sunmakta ve küresel düzeyde 2. bankacılık ağına sahip bulunmaktadırlar.
Ticari banka şubelerinin %26’sı kırsal bölgelerde iken kooperatif bankaların
şubelerinin % 45’i kırsal alanlardadır.
Türkiye’de Tarım kredi kooperatiflerinin
uzun bir geçmişi olmasına karşın, ne yazık ki, tasarruf toplama ve bankacılık
hizmetlerini yerine getirme konusunda yasal düzenlemeleri hep askıda
bırakılmıştır.
§ Dünyada
kooperatifçiliğin etkinliği nedir ?
Prof.
Dr. Çıkın - Genellikle
gelişmiş ülkelerde kooperatifçilik hareketi de gelişmiştir. Özellikle AB
ülkelerinde kooperatif sektör ekonominin önemli bir sektörü olarak kabul
edilmekte, özellikle tarım politikalarının uygulanması kooperatifler üzerinden
hayata geçirilmektedir. Örneğin
AB-2020 strateji belgesinde Avrupa ülkelerinin 10 yıl içinde nasıl büyüyeceği
konusunda kooperatiflere önemli sorumluluklar verilmektedir : istihdamın artırılmasında,
AR-GE/yeniliklerin geliştirilmesinde, iklim değişikliği/ enerji sorunlarının
çözümünde, eğitiminin iyileştirilmesinde ve yoksulluğun/ dışlanmışlığın
geriletilmesinde kooperatiflere önemli roller verilmektedir.
Dünyada, ekonomilerinde kooperatif işletmelerin
yer aldığı 96 ülkede,
kooperatif üye sayısı 1(bir) miyara ulaşmıştır. Çok uluslu şirketlerden % 20
daha fazla istihdam yaratan kooperatiflerin istihdam ettiği insan sayısı 100
milyonu aşmıştır. Dünyadaki en büyük 300 kooperatifin yıllık iş hacmi 1,6
trilyon ABD dolar civarında olup dünyanın 9. büyük ekonomisine(İspanya) eşdeğer
bir gelir hacmine sahiptirler. Bu kooperatiflerin % 99’u ekonominin 7 ana
sektöründe yoğunlaşmışlardır. Bunlar : Tarım-gıda/ormancılık (% 29), Finans
kurumları ( % 26), Tüketim/ perakende satış (% 22), Sigorta (% 17), Emek/Sanayi
Kooperatifleri (% 2), sağlık kooperatifleri (% 2), kamu hizmetleri (% 1) ve
diğerleri (% 1).
Kooperatif
üyeleri , dünya nüfusunun % 13,8 düzeyini temsil ederken, sermaye şirketlerine
doğrudan veya dolaylı ortak sayısı ise 893 milyon olup dünya nüfusunun % 5’i
düzeyinde temsil edilmektedirler. Sermaye şirketlerine doğrudan üye olanların
sayısı ise, kooperatif üyelerinin 1/3’ü kadardır.
Kooperatif
üye sayısının ülke nüfuslarına oranı bakımından ilginç ülkeler bulunmaktadır.
Kooperatife katılım oranı olarak bilinen ve ülkelere göre kooperatifçiliğin
gelişme düzeyi göstergesi kabul edilen bu oran bazı ülkelerde şöyledir: İrlanda
% 70, Finlandiya %60, Avusturya % 58 ve Singapur %50. Türkiye’de bu oran % 10
civarındadır.
Dünyadaki
kooperatif finans kurumlarının toplam aktif miktarı 25 trilyon Dolar civarındadır. Kooperatif bankalar, dünyadaki banka
şubelerinin % 23’ünü temsil etmekte, 870 milyon üye/müşteriye bankacılık
hizmeti sunmakta ve küresel düzeyde 2. bankacılık ağına sahip bulunmaktadırlar.
Ticari banka şubelerinin %26’sı kırsal bölgelerde iken kooperatif bankaların
şubelerinin % 45’i kırsal alanlardadır.
§ Kaç
kooperatif var ülkemizde?
Prof. Dr. Çıkın - Gümrük
ve Ticaret Bakanlığı’nın web sitesinde, Aralık 2010 tarihi itibariyle
Türkiye’de 84 232 birim kooperatiflerinde 8,1 milyon kooperatifçi üye olduğu
bildirilmektedir. Bu kooperatiflerin 13
400’ü (% 15,9 ) tarımsal amaçlı kooperatif tir(TSK dahil). Tarımsal
kooperatiflerde 4,5 milyon
kooperatifçi üye (Toplam üyelerin % 55,6’sı) bulunmaktadır. Türkiye’de kooperatifleri ekonomi içinde
tümüyle değerlendirebilecek istatistikler yeterli değildir. Bununla birlikte
bazı rakamlarla kooperatiflerimizin ekonomideki durumlarını vurgulamakta yarar
var. Örneğin 17 birlik içinde toplanmış bulunan tarım satış kooperatiflerinin
yıllık cirosu 2 milyar TL civarındadır; bu birlikler 4 858’sı devamlı, 2005’i
geçici olmak üzere 6 861 kişiye istihdam sağlamaktadır. 10 000 civarında üyeye sahip
Eczacılar Kooperatifleri
Birliğinin yıllık cirosu 3,8 milyar TL civarındadır. Fortune Dergisi’nin 2011
yılı için yayınladığı
en büyük 500 şirket arasında 5 kooperatif ve/veya kooperatif birliği
bulunmaktadır. Bunlar :13. sırada yer alan S.S. İzmir Eczacılar Üretim Temin
ve Dağıtım Kooperatifi (EDAK); 120. sırada yer alan S.S. Trakya Yağlı Tohumlar
Tarım Satış Kooperatifleri Birliği;138. sırada yer alan S.S. Bursa Eczacılar
Üretim Temin ve Dağıtım Kooperatifi; 140. Sırada yer alan S.S. İstanbul
Eczacılar Üretim Temin Dağıtım Kooperatifi; Ve 472. Sırada yer alan S.S.
Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri.
Türkiye’de
kooperatif sektörün istihdam ettiği insan sayısı 120 bin civarında olduğu
tahmin edilmektedir (TMKB).
§ Kooperatiflerin
işlemesinin önündeki engeller nelerdir? Sizin önerileriniz nelerdir?
Prof.
Dr. Çıkın - Dünya
kooperatifçilik hareketinin başlaması ile Türk kooperatifçilik hareketinin
başlangıç tarihleri arasında sadece 19 yıl vardır. Ne yazık ki Türk toplumu
kooperatifçiliği yeterince tanımıyor. O nedenle kooperatifçiliği topluma iyi anlatmak gerekiyor. Bunun için
örgün ve yaygın eğitim içinde kooperatifçilik eğitim programlarına ağırlık
vermek gerekir. Bunun yanında ekonomide kooperatiflerin yerini, önemini vurgulayan, kooperatif işletmelerin
sorunlarını araştıran
kurumlar oluşturmak gerekir (örneğin 1970’lerde kurulan ve 12 Eylül sürecinde ortadan
kaldırılan “Kooperatifçilik Araştırma ve Eğitim Merkezi” yeniden gündeme alınmalı).
Kooperatif girişimlerle ilgili
istatistiki veriler yok gibidir. Bilgisi olmayan bir olguyu açıklamak ve
tartışmak mümkün değildir. O nedenle TUİK bünyesinde kooperatif işletmelerle ilgili
istatistikleri izleme birimi oluşturulmalıdır. Kooperatifçilikle ilgili eğitim,
formasyon ve enformasyon sistemi oluşturulmalıdır. Üniversitelerde “Kooperatifçilik Araştırma ve Uygulama
Merkezleri” kurulmalı .
Kooperatif mevzuatı yeniden
gözden geçirilerek günün koşullarına uygun bir hukuki düzenleme yapılmalıdır.
Bugünkü yapısıyla bir kooperatif kurabilmek için hukuken en az 7 kişiye ihtiyaç
vardır. Bazı kooperatif türlerinde bu
sayı uygulamada daha da
fazla olabilmektedir. Örneğin kooperatifçiliği çok iyi gelişen bir ülke olan
Kanada’da 3 kişi ile bir kooperatif kurmak mümkündür.
Son çeyrek yüzyıldır, dünya
ölçeğinde devletlerin kamu
hizmet alanlarından uzaklaşmak istediği bir gerçektir. Kamu hizmet alanlarına
gelişmiş pek çok ülkede kooperatifler doldurmaktadır..
Türkiye için Mayıs 2010’da yayınlanmış bir
“Kooperatifçilik Strateji Belgesi :2010-2014” taslağı
bulunmaktadır. Oldukça detaylı bir içeriğe sahip olan bu belge hala resmiyete
sokulup hayata geçirilememiştir.
İzmir, 26 Eylül 2012
Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN
Muğla Üniversitesi öğretim
üyesi