28 Aralık 2012 Cuma

KALKINMA AJANSLARI ve DAYANIŞMA EKONOMİSİ


Sayın Serpil Yılmaz,
24 Aralık Çarşamba 2008 günlü Milliyet Gazetesinde yayınlanan “Şener: Kalkınma Ajansı’nın ruhu bu değil” yazınızı ilgi ile okudum.  Kalkınma Ajansları Batı ekonomilerinde son onlu yıllarda uygulanan “Dayanışma Ekonomisi” uygulamasının bir  Türkiye uzantısıdır. Özü, bölgesel kalkınmaya ve toplumsal menfaatlere yönelik sosyo-ekonomik amaçlı projeleri, pazar  mekanizması içinde bir “dayanışma ekonomisi” esprisi  yaratmaktır. Böyle projede görev alacak birimler, çoğulcu bir ekonomik yapının farklı kesitlerinden oluşur . Bunlar : kar amacına göre çalışan işletmeler ve/veya kurumları; salt elindeki üretim faktörlerini gelir arayan geleneksel küçük işletmelerin kurumları (sosyal ekonomi işletmeleri[1]) ve kamu girişimleridir.
İşte Kalkınma Ajanslarının üreteceği projeler hayata geçirilirken bu üç sektörün ekonomik birimleri arasında , bölge düzeyinde bir işbirliğinin , bir dayanışmanın oluşturulması araştırılır.

Dayanışma ekonomisi, ekonomideki çoğulculuğun getirdiği bir gereklilik olarak, ortak bir proje çerçevesinde, farklı gruptaki işletmelerin bir dayanışma sonucunda yeni ekonomik projeleri uygulamaya sokma şeklidir. Bu ekonomi biçiminin uygulamaya konulmasında rol oynayan en önemli aktörler, kalkınma ajanslarıdır. Türkiye’de kalkınma ajanslarının, “sosyal ekonomi” uygulamalarının yeterli olmadığından dolayı, batı ekonomilerinden erken aktarılmış bir kurum durumundadır. O nedenle, kalkınma ajansları için yaratılacak her türlü kaynak kullanımının ileride ekonomide önemli olumsuzluklar yaratabileceği gözden kaçırılmamalıdır. Çünkü kalkınma ajansları aracılığı ile uygulamaya sokulacak projeleri toplumda sahiplenebilecek sosyal ekonomi sektörü yeterince yaratılamamış durumdadır.

Prof.Dr.Ayhan ÇIKIN
Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi
                                    Milas / Muğla



[1] Sosyal ekonomi modeli, daha çok kendi emeğini, kendi sermayesini kendi yöneticiliği altında çalıştıran, katıldıkları organizasyonlarla piyasaya giriş- çıkışları denetleme olanağı bulan işletme / ekonomi modelleridir. Sosyal ekonomi, bir kanadı ile ekonomiye, diğer kanadı ile toplumsallığa boyutlu bileşik bir kavramdır. Üç temel bileşene dayanır :
1.      Gerçek bir ortak projeye dayalı kooperatifler,
2.      İmece , özellikli yardımlaşma sandıkları ve mediko-sosyal faaliyetleri,
3.      Ekonomik işlev üstlenen dernekler / vakıflar.


21 Aralık 2012 Cuma

Prof. Dr. Ayhan Çıkın’a teşekkür


MEHMET SARI TARAFINDAN YAZILDI.
Mehmet Sarı / Emekli İlköğretim Müfettişi
Türkiye toplumu, kıt kanaat daha çok tarımdan geçimini sağlarken, tarımında bu kadar noksanlılkarın olduğunu ÖNDER gazetemiz vasıtasıyla okurlarına bildiren Sayın Prof. Dr. Ayhan Çıkın’a, ben ezilen bir çiftçi olarak teşekkür ediyorum.
Cumhuriyetimizin 89. Yılında bile biz çiftçiler yeterli devlet desteği, hatta eşit muamele göremiyoruz. Girdi fiyatlarımız her yıl yüzde yüz artarken, ürettiklerimizin fiyatı ya geriliyor ya da yerinde sayıyor.
Biz çiftçilere üretim zorluğu yaşatan, topraklarımızın küçük parçalar durumunda olması ve topraklarımızın kenarında akan çayların sularına karşıdan bakıp susuzluk çekmesi üretim artışımızı engelliyor. Üretim artışımızı engelleyen başta bilgi noksanlığı ile teknik olanaklarımızı elde etmemizin güçlüğü de var.
Örneğin çok yıl önceden yayınladığım yazılarımda, Milas’taki üniversitemizde, tarım ve zeytincilik enstitüsü açılmasını talep ettim geldim. Ama halâ bu dileğimizi maalesef yapan yok. Ama incik-boncuk bölümü açıldı.
Bu arada zeytinlerimizde sarılık, kanser ve halkalı leke hastalıkları büyük zarar veriyor. Sonra erozyon tahribatı Milas zeytinliklerinde çok yaşanıyor. Çünkü zeytinliklerimiz daha çok meyilli topraklarımızda… Gene zeytin ağaçlarının budaması ile bellerine kireç badana yapılması pek bilimsel yapılmıyor.
Bir de Milas İlçe Tarım Müdürlüğümüz Milas çiftçilerine çok sayıda yemeklik (Gemlik) zeytin diktirdi. Bu zeytinler mahsul vermeye başladı ama bunları değerlendiren bir salamura tesisi Milasımızda henüz yapılmadı, ne yazık…
Sayın Prof. Dr. Ayhan Çıkın, siz tarımımıza büyük ihtiyaç olan tarım ve toprak reformunu haklı olarak önermişsiniz. Böylece üretimimizin baş engelleyeni küçük-parçalı olan tarım topraklarımızı bütünleştirme gereği halâ sağlanamadı.
İşte bu gerekliliğin yanında bir de, tarım ve toprak reformu uygulamaları, demokrasimiz ve daha güzel insan haklarına insanlarımızı kavuşturmak için önemli şartlardandır. Yani bu iki reform, yalnız tarımın iyiliği için değil, dahası var. Bu da ülkemizde gerçek demokrasi olabilmesi için, halkımızın yeterli seviyede eğitiminin olması gerekir. Bir de kişilerin özgür ve tam bağımsız oyunu kullanabilmesi için ekonomik bağımsızlığının da olması önemli şarttır.
Ayrıca sizin de belirttiğiniz, tarımdaki olumsuzlukları ve yapılması gerekenleri daha büyük miting ve gösteri yürüyüşleri ile kanuni yollardan dile getirmeliyiz. Demokratik bir hak olarak ve üyelerimizin bilincini arttırmak amacıyla çiftçi örgütlerimiz tarafından hayata geçirilmelidir.
İşte bu hayata geçirme toplantısında sizing ibi aydın profesörlerimizi konuşturmalıyız.
Sayın Profesörüm; biz çiftçileri boğan, bizleri zarara uğratan bir husus da, dış tarım ürünlerinin ülkemizi istalasıdır. Bu yabancı tarım ürünlerinin ülkemizi istilası nasıl engellenebilir?
Hocam ben TARİŞ ortağı olan bir zeytinciyim. Bu kooperatifimiz için yetkililer nezdinde, Ziraat Odamız ve Kooperatifimiz hangi taleplerde bulunmalıdır? Ayrıca hangi katkılar ve neler olmalı ki Kooperatifimiz kuvvetlensin?
Ayrıca bu taleplerimiz için Ziraat Odamız ve Kooperatifimiz önderliğinde mitingler yapmamız gerekir mi? Gerekirse bu etkinliğimizi nasıl yapmalıyız?
Sizin önerdiğiniz tarım ve kooperatif bankası kurulmasını ben de arzuluyorum. Bu arzumu parti ve örgütlerimiz de dile getirmelidir.
Önder Gazetesi, 18 aralık 2012

1 Aralık 2012 Cumartesi

“KOOPERATİFLER 21. YÜZYILIN FAVORİ İŞLETMELERİ OLACAKTIR”

Muğla Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ayhan  ÇIKIN’la bir Özlem AS söyleşisi :
“Kooperatifler 21. Yüzyılın favori işletmeleri olacak”, Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN’la bir Özlem AS röportajı; in : DÜNYA GIDA Dergisi, Ekim 2012, İstanbul, s. 20-23. 

Muğla Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN, kooperatif bankalarının 2008 krizinden başarıyla kendilerini koruduklarını ve hatta güçlenerek çıktıklarını belirterek Birleşmiş Milletleri Örgütü’nün  bu gerçeği gözlemleyerek 2012 yılını Uluslararası Kooperatifler Yılı (UKY) ilan ettiğini söyledi.
Kooperatifle katılım oranı, İrlanda’da yüzde 70, Finlandiya’da  yüzde 60, Avusturya’da  yüzde 58, Singapur’da yüzde 50, Türkiye’de ise % 1.0 civarında . Kooperatifçiliğin gelişme düzeyinin göstergesi kabul edilen bu oranlara bakıldığında Türkiye’nin durumu da ortaya çıkıyor.
Tarımsal üretimde nicelik ve nitelik için kooperatiflerin önemine işaret eden ve Türkiye düzeyinde kooperatiflerin başarı potansiyelinin yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Çıkın, “Yeter ki, uygulanan ekonomi politikaları  içinde gerekli rol kendilerine sunulabilmiş olsun” dedi .
Prof. Dr. Ayhan Çıkın’la kooperatiflerin ülkemiz ve dünyadaki rolünü konuştuk.
Özlem AS

§  Günümüzde kooperatiflerin işlevi nedir ?
Prof. Dr. Çıkın- Piyasa koşullarında insanlar, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sahip oldukları üretim kaynaklarını (emek, toprak, sermaye, girişimcilik) “satarak/kiralayarak/kullanarak” elde ettikleri gelirlerle harcamalarını finanse ederler. Özellikle  mal ve hizmet üreterek ekonomiye katılma işlevine sahip olan kişi veya kuruluşlara ekonomide “işletme” adı verilir. Günümüz ekonomi koşullarında “işletme kurma”  için yapılan yatırımlarda iki gerçeklik ön plana çıkmaktadır :  emeğe bağlı yatırımlar ve sermayeye bağlı yatırımlar’. Sermayeye bağlı yatırımlar salt “kar arayan” yatırımlardır. Emeğe bağlı yatırımların özünde ,işyeri sahibi(örneğin çiftçi)  hem yatırımcı ve hem de yönetici konumundadır. İşyeri sahibi, yatırım yaptığı organizasyon içinde çalışır, işçisiyle, müşterisiyle, toplumla sürekli bağlantılıdır. Bu nedenle kooperatifler, daha çok emeğini gelire dönüştüren kişilerin, çiftçilerin ortaklaşa  kurduğu bir işletme tipidir. Kooperatifçilik, sermayenin araç olarak hizmet ettiği ve fazlaların(kapitalist dilde karın) dağıtımı, yatırılan sermayeye göre değil, kooperatif girişim ile ortaklar  arasında gerçekleşen ticari işlem üzerine oturtulmuş çağdaş bir işletmecilik vizyonudur.
Kooperatifler, ekonomik faaliyetlerin ortaklaşmalar yoluyla gerçekleştirilmiş , yeniden gruplandırılmış farklı bir tür şirket biçimidir . Başlıca özellikleri :kardan ziyade üyelerine / topluma hizmet amacı güderler; yönetim özerktir; demokratik karar süreçleri ile çalışırlar; gelirlerin paylaşımındaki özelliği risturn[1] biçimindedir.
Kooperatifler dağınık kaynakları ekonomiye sokarak üretimi artırırlar, maliyetleri düşürürler; özellikle tarımsal pazarları organize ederek üretici-tüketici arasındaki zinciri kısaltırlar, fiyatların çiftçiler lehine oluşmasını sağlarlar; ürünleri sınıflandırarak, işleyerek yeni ürün çeşitleri yaratırlar, katma değer yaratarak ortaklarının gelirini yükseltirler; ölçek ekonomisine yaklaşarak maliyetleri düşürürler, yapay fiyat yükselmelerini engellerler.
Ekonomik teori açısından kooperatifleri gerekli kılan en önemli neden“bölüşüm”de görülen sıkıntılardır.Sanırım kooperatiflerin bu işlevi  21. Yüzyılda  daha net olarak ortaya çıkacaktır… Bilindiği gibi 2008 mali krizinin en önemli nedeni, uzun yıllardır teorik olarak kurulan makro ekonomik dengelerin pratik olarak kurulamamış olmasıdır. Yani ekonomide üretilen ‘toplam gelirle toplam harcamalar’ın eşitlenememesidir. Bunun sonucunda dünya reel üretiminin 3,2 katı kadar bir finans kapitalin banka stoklarında toplanmış olduğu bildirilmektedir (Basından) . Kooperatif bankaları 2008 krizinden başarıyla kendilerini korumuşlar ve hatta güçlenerek çıkmışlardır. Birleşmiş Milletler Örgütü bu gerçeği gözlemleyerek 2012 yılını Uluslararası Kooperatifler Yılı (UKY) ilan etmiştir. Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA)’de “ekonomik teoride kooperatiflerin yerini belirlemek” için Ekim 2012’de Québec-Kanada da “Kooperatiflerin İnanılmaz Gücü” konulu bir “Uluslararası Kooperatifler Zirvesi” düzenlemiştir.
Özetle, geleneksel ekonomi şirketlerinin üretimi salt “kar” amaçlı planlanmasından kaynaklanan “makro ekonomik denge”nin kurulamaması, üretimin ihtiyaçlara göre planlandığı kooperatiflerde “harcanamayan bir gelir fazlası” bırakmayacağı “makro ekonomik denge”nin kurulmasında , kooperatif işletmelerin  avantajlı bir konuma  geçeceği varsayılabilir.
§  Türkiye'de çiftçinin-tarım sektörünün  birçok sorunu var. Bu noktada kooperatifler açısından durum nedir ? 
Prof. Dr. Çıkın -  Türkiye tarımının önemli sorunları var. En önemli sorunları teknik ve ekonomik alt yapı sorunlarının hep ihmal edilmiş olmasından kaynaklanan sorunlardır. Öncelikle ülkenin ve ekonominin beklentilerine uygun bir “toprak ve tarım reformu” gerçekleştirilemedi. Kendine yeterli, optimum üretim desenli işletme büyüklüğü ve modeli yaratılamadı. Bundan dolayı işletmeler çok küçük ve çok parçalı kaldı. İşletmelerin küçük ve parçalı olması,  uygun teknolojilerin tarıma uyarlanmasında  sıkıntılar yarattı. Dolayısıyla bunlar ürün maliyetlerinin yüksek düzeyde gerçekleşmesine neden oldu.
Tarım ve  kooperatif kesimleri  için Türkiye’de ekonomik ve hukuki  alt yapıda yetersizdir.  Her şeyden önce günümüz dünya ekonomisinde “likit sermaye”  çok önemli rol oynamaktadır. Likit sermayenin iki önemli ana kaynağı vardır : tasarruflar ve Merkez Bankası yoluyla piyasaya arz edilen nakit paralar. Her iki durumda da “Banka”  önemli rol oynar. Çiftçilerin/kooperatifçilerin  tasarruflarını toplayıp onlar adına bu tasarrufları yönetecek ve yönlendirecek “Banka” olgusu çok önemlidir. Ayrıca çiftçiler /kooperatifler adına Merkez Bankası’ndan sıcak para talep edebilecek bir “Çiftçi Bankası ve Kooperatifler Bankası”  ne yazık ki Türkiye’de hala kurulamamıştır. 1937’de “Tarım ve Kooperatifler Bankası” durumuna getirilen T. C. Ziraat Bankası’nın bu statüsü 1980’li yıllarda kaldırılmıştır. Özetle, bugünkü koşullarda tarım ve kooperatif sektörü  için finansal alt yapı hazırlanmamıştır. Ayrıca, kooperatiflerin hukuki alt yapısı da yetersizdir.
Küreselleşen bir ekonomide GATT anlaşmasını hayata geçiren Dünya Ticaret Örgütü’nün temel mantığı “bir mal nerede ucuzsa oradan alınır, nerede pahalıysa oraya satılır”  şeklinde özetlenebilir. GATT anlaşmasının hayata geçirilmesinde ekonomilerin ülke ve küresel bazda liberalleşmesi ana amaç olarak belirlenmiştir. Bunun için de ülkelerin “Gümrük Duvarları” belirli bir süreç içinde  “sıfırlanana kadar” düşürülecektir.  Ayrıca bütçelerini denkleştiremeyen bir çok ülke gibi  Türkiye’de  IMF’nin “ekonominin yeniden yapılandırılması” sürecine girdi. Tarımsal destekler büyük ölçüde kaldırıldı. Bir taraftan gümrüklerden mal girişlerinin kolaylaşması, diğer yandan tarımın yapısından kaynaklanan tarımsal ürün maliyetlerinin yükselmesi, tarımsal ürünlerin ihracatını kısarken ithalatında da bir patlama yarattı.Örneğin  2001 yılına göre , Dolar-ABD bazında tarımsal  ihraç  2011’de 2,6  kat artarken, tarımsal ithalat ayni dönem içinde 6,3 kat artmıştır. Ayrıca ülke ekonomisini yönetenlerin, ülkenin gerçeklerine uygun  sağlıklı politikalar üretememesi, IMF’nin “yeniden yapılanma politikalarını” benimsemeleri, Türk tarımını çıkmaza soktu. En tipik örneği ile bu olgu,  tütün ve pamuk ile bu ürünlere bağlı sanayilerde yaşandı .

§  Peki kooperatiflerin rolü nedir ?
Prof. Dr. Çıkın -  “Bu konuda Türkiye’deki kooperatiflerin rolü nedir ?” sorusuna biraz geçmişe dönerek yanıtlamaya çalışacağım.  Cumhuriyetin Kuruluş dönemlerinde “Tarım-sanayi-ticaret” kesiminin  bütünleşmesinde özellikle  tarım kredi ve tarım satış kooperatifleri önemli  görevler alarak tarımsal üretimin artmasında ve çeşitlenmesinde  büyük rol oynamıştır. Örneğin, kırsal kesime teknik bilgiler “Tarımsal Yayım Servisi” ile ulaşırken, tarımsal girdilerin ve onu finanse edecek kredilerin, o günkü koşullarda bir tarım ve kooperatifler bankası özelliği taşıyan “T.C. Ziraat Bankası”nın eşgüdümünde “Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK) aracılığı ile  ülkenin dört bucağındaki binlerce köye ve çiftçiye ulaştırıldı. Böylece  tarımsal üretimde  nitelik ve nicelik arttı. Bu şekilde üretilen başlıca tarım ürünleri, Tarım Satış Kooperatifleri(TSK) aracılığı ile ülkenin çeşitli bölgelerinden toplanıp işlenerek pazarlandı.  1950’lerde pancar üreticileri kooperatifleri ile Türkiye Şeker Şirketi’nin ortaklaşa çalışmasıyla Türkiye şeker üretimi geliştirilmiş, tarımsal ithalat büyük ölçüde azalmış, buna karşılık tarım ürünleri ihracatı gelişmiştir. 1960’larda bugünkü “Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri”nin atası olan “Köy Kalkınma Kooperatifleri” devreye girdi.  Türk çiftçisi, bu kooperatiflerle “kooperatifçilik teorisi” ile daha yakından tanıştı. Son çeyrek yüzyıldır izlenen ekonomi politikaları, tarım kesiminde kooperatifçiliği oldukça zayıflatmasına karşın tarım kesimindeki kooperatifler, hala önemli bir potansiyeli harekete geçirecek düzeydedir. Örneğin 2011 yılında sofralık zeytin ihracatında  Marmara Birlik birinci, kuru üzüm ihracatında Tariş Üzüm Birliği ikinci sırada yer almışlardır. Türkiye düzeyinde kooperatiflerin başarı potansiyeli yüksektir. Yeter ki, uygulanan ekonomi politikaları içinde gerekli rol kendilerine sunulabilmiş olsun.
§  Kooperatiflerin faaliyet gösterdikleri alanlar nelerdir ? Ve ağırlık hangisinde ?
Prof. Dr. Çıkın - Çiftçilerin kurdukları kooperatifler tarımın üç önemli alanında işlevlerini yerine getirirler :
1.    Tarımsal girdi ve hizmet temin eden kooperatifler :bu kooperatiflerin amacı, çiftçilerin ihtiyaç duyduğu teknik bilgiyi toplayıp işleyerek çiftçilere sunmak; yem, gübre tarımsal ilaç, tohumluk, yapay dölleme, vb.. girdileri kaliteli ve ucuz temin ederek tarımsal ürünlerin maliyetini düşürmektir. Örneğin AB-15’lerde tarımsal kooperatifler tarımsal girdilerin % 50’sinden fazlasını ortaklarına temin etmektedirler.
2.    Tarımsal ürünlerin toplanması, işlenmesi ve pazarlanması konusunda organize olan kooperatifler : bu kooperatifler, tarım ürünlerinin toplanması, sınıflandırılması, depolanması, işlenmesi, pazarlanması konularında faaliyet gösterirler. Bu kooperatifler, ürün fiyatlarının oluşmasında, ürün çeşitlendirilmesinde, yeni katma değerler yaratılmasında, vb.. önemli işlevleri yerine getirerek çiftçi gelirlerinin yükselmesine katkıda bulunurlar. Örneğin AB ülkelerinde tarımsal çıktıların toplanmasında, işlenmesinde ve pazarlanmasında kooperatiflerin payı % 60’ın üstündedir.
3.    Tarımın ve kooperatif(çi)lerin finansal sorununu çözüm üreten kooperatifler : Modern ekonominin en önemli sorunlarından birisi , her ekonomik faaliyetin finansal sorununun çözümlenmesi ile ilgilidir. Özellikle tarımın üretim öncesi ve üretim sonrası faaliyetlerinin finanse edilmesinde en önemli rolü oynayan tarım kredi kooperatifleri ve “kooperatif bankaları”dır. Bu kooperatifler ve bankalar, bir taraftan çiftçilerin tasarruflarını toplayarak onları çeşitli çiftlik ve kooperatif projelerinde yatırıma dönüşmesine katkıda bulunurlar ve tarımsal ekonomiye önemli katkılar sağlarlar. Ayrıca kooperatif bankaları, bankacılık hizmetleri yanında, Merkez Bankası’ndan   “para”  çekme yetkisiyle “tarım ve kooperatif sektörün”  likidite tıkanıklarını aşmada önemli rol oynarlar. Kooperatif bankalar, dünyadaki banka şubelerinin % 23’ünü temsil etmekte, 870 milyon üye/müşteriye bankacılık hizmeti sunmakta ve küresel düzeyde 2. bankacılık ağına sahip bulunmaktadırlar. Ticari banka şubelerinin %26’sı kırsal bölgelerde iken kooperatif bankaların şubelerinin % 45’i kırsal alanlardadır.
Türkiye’de Tarım kredi kooperatiflerinin uzun bir geçmişi olmasına karşın, ne yazık ki, tasarruf toplama ve bankacılık hizmetlerini yerine getirme konusunda yasal düzenlemeleri hep askıda bırakılmıştır.
§  Dünyada kooperatifçiliğin etkinliği nedir ? 
Prof. Dr. Çıkın - Genellikle gelişmiş ülkelerde kooperatifçilik hareketi de gelişmiştir. Özellikle AB ülkelerinde kooperatif sektör ekonominin önemli bir sektörü olarak kabul edilmekte, özellikle tarım politikalarının uygulanması kooperatifler üzerinden hayata geçirilmektedir. Örneğin AB-2020 strateji belgesinde Avrupa  ülkelerinin  10 yıl içinde nasıl büyüyeceği konusunda kooperatiflere önemli sorumluluklar verilmektedir  : istihdamın artırılmasında, AR-GE/yeniliklerin geliştirilmesinde, iklim değişikliği/ enerji sorunlarının çözümünde, eğitiminin iyileştirilmesinde ve yoksulluğun/ dışlanmışlığın geriletilmesinde kooperatiflere önemli roller verilmektedir.
Dünyada, ekonomilerinde kooperatif işletmelerin yer aldığı  96 ülkede, kooperatif üye sayısı 1(bir) miyara ulaşmıştır. Çok uluslu şirketlerden % 20 daha fazla istihdam yaratan kooperatiflerin istihdam ettiği insan sayısı 100 milyonu aşmıştır. Dünyadaki en büyük 300 kooperatifin yıllık iş hacmi 1,6 trilyon ABD dolar civarında olup dünyanın 9. büyük ekonomisine(İspanya) eşdeğer bir gelir hacmine sahiptirler. Bu kooperatiflerin % 99’u ekonominin 7 ana sektöründe yoğunlaşmışlardır. Bunlar : Tarım-gıda/ormancılık (% 29), Finans kurumları ( % 26), Tüketim/ perakende satış (% 22), Sigorta (% 17), Emek/Sanayi Kooperatifleri (% 2), sağlık kooperatifleri (% 2), kamu hizmetleri (% 1) ve diğerleri (% 1).
Kooperatif üyeleri , dünya nüfusunun % 13,8 düzeyini temsil ederken, sermaye şirketlerine doğrudan veya dolaylı ortak sayısı ise 893 milyon olup dünya nüfusunun % 5’i düzeyinde temsil edilmektedirler. Sermaye şirketlerine doğrudan üye olanların sayısı ise, kooperatif üyelerinin 1/3’ü kadardır.
Kooperatif üye sayısının ülke nüfuslarına oranı bakımından ilginç ülkeler bulunmaktadır. Kooperatife katılım oranı olarak bilinen ve ülkelere göre kooperatifçiliğin gelişme düzeyi göstergesi kabul edilen bu oran bazı ülkelerde şöyledir: İrlanda % 70, Finlandiya %60, Avusturya % 58 ve Singapur %50. Türkiye’de bu oran % 10 civarındadır.
Dünyadaki kooperatif finans kurumlarının toplam aktif miktarı 25 trilyon Dolar civarındadır. Kooperatif  bankalar, dünyadaki banka şubelerinin % 23’ünü temsil etmekte, 870 milyon üye/müşteriye bankacılık hizmeti sunmakta ve küresel düzeyde 2. bankacılık ağına sahip bulunmaktadırlar. Ticari banka şubelerinin %26’sı kırsal bölgelerde iken kooperatif bankaların şubelerinin % 45’i kırsal alanlardadır.
§  Kaç kooperatif var ülkemizde?
Prof. Dr. Çıkın - Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın web sitesinde, Aralık 2010 tarihi itibariyle Türkiye’de 84 232 birim kooperatiflerinde 8,1 milyon kooperatifçi üye olduğu bildirilmektedir. Bu kooperatiflerin  13 400’ü (% 15,9 ) tarımsal amaçlı kooperatif tir(TSK dahil). Tarımsal kooperatiflerde  4,5 milyon kooperatifçi üye (Toplam üyelerin % 55,6’sı) bulunmaktadır.  Türkiye’de kooperatifleri ekonomi içinde tümüyle değerlendirebilecek istatistikler yeterli değildir. Bununla birlikte bazı rakamlarla kooperatiflerimizin ekonomideki durumlarını vurgulamakta yarar var. Örneğin 17 birlik içinde toplanmış bulunan tarım satış kooperatiflerinin yıllık cirosu 2 milyar TL civarındadır; bu birlikler 4 858’sı devamlı, 2005’i geçici olmak üzere 6 861 kişiye istihdam sağlamaktadır.  10 000 civarında üyeye sahip Eczacılar  Kooperatifleri Birliğinin yıllık cirosu 3,8 milyar TL civarındadır. Fortune Dergisi’nin 2011 yılı için   yayınladığı en büyük 500 şirket arasında 5 kooperatif  ve/veya kooperatif birliği bulunmaktadır. Bunlar :13. sırada yer alan S.S. İzmir Eczacılar Üretim Temin ve Dağıtım Kooperatifi (EDAK); 120. sırada yer alan S.S. Trakya Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği;138. sırada yer alan S.S. Bursa Eczacılar Üretim Temin ve Dağıtım Kooperatifi; 140. Sırada yer alan S.S. İstanbul Eczacılar Üretim Temin Dağıtım Kooperatifi; Ve 472. Sırada yer alan S.S. Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri.
Türkiye’de kooperatif sektörün istihdam ettiği insan sayısı 120 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir (TMKB).

§  Kooperatiflerin işlemesinin önündeki engeller nelerdir? Sizin önerileriniz nelerdir?
Prof. Dr. Çıkın - Dünya kooperatifçilik hareketinin başlaması ile Türk kooperatifçilik hareketinin başlangıç tarihleri arasında sadece 19 yıl vardır. Ne yazık ki Türk toplumu kooperatifçiliği yeterince tanımıyor. O nedenle kooperatifçiliği topluma  iyi anlatmak gerekiyor. Bunun için örgün ve yaygın eğitim içinde kooperatifçilik eğitim programlarına ağırlık vermek gerekir. Bunun yanında ekonomide kooperatiflerin yerini, önemini  vurgulayan, kooperatif işletmelerin sorunlarını  araştıran kurumlar oluşturmak gerekir (örneğin 1970’lerde kurulan ve 12 Eylül sürecinde ortadan kaldırılan “Kooperatifçilik Araştırma ve Eğitim Merkezi” yeniden gündeme  alınmalı).
Kooperatif girişimlerle ilgili istatistiki veriler yok gibidir. Bilgisi olmayan bir olguyu açıklamak ve tartışmak mümkün değildir. O nedenle TUİK bünyesinde  kooperatif işletmelerle ilgili istatistikleri izleme birimi oluşturulmalıdır. Kooperatifçilikle ilgili eğitim, formasyon ve enformasyon sistemi oluşturulmalıdır. Üniversitelerde  “Kooperatifçilik Araştırma ve Uygulama Merkezleri” kurulmalı .

Kooperatif mevzuatı yeniden gözden geçirilerek günün koşullarına uygun bir hukuki düzenleme yapılmalıdır. Bugünkü yapısıyla bir kooperatif kurabilmek için hukuken en az 7 kişiye ihtiyaç vardır. Bazı kooperatif türlerinde   bu sayı  uygulamada daha da fazla olabilmektedir. Örneğin kooperatifçiliği çok iyi gelişen bir ülke olan Kanada’da 3 kişi ile bir kooperatif kurmak mümkündür.
Son çeyrek yüzyıldır, dünya ölçeğinde  devletlerin kamu hizmet alanlarından uzaklaşmak istediği bir gerçektir. Kamu hizmet alanlarına gelişmiş pek çok ülkede kooperatifler doldurmaktadır..
Türkiye için  Mayıs 2010’da yayınlanmış bir “Kooperatifçilik Strateji Belgesi :2010-2014”  taslağı bulunmaktadır. Oldukça detaylı bir içeriğe sahip olan bu belge hala resmiyete sokulup hayata geçirilememiştir.
İzmir, 26 Eylül 2012
Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN
Muğla Üniversitesi öğretim üyesi




[1] Kooperatif ile ortak arasında gerçekleştirilen alış-veriş miktarı üzerinden yapılan bir dağıtım.

30 Kasım 2012 Cuma

“Dünya Kooperatifler Zirvesi’nde neler konuşuldu”-II


T. Ayhan ÇIKIN
Bu yazıda, 8-11 Ekim 2012 tarihlerinde Kanada’nın Québec eyaletinde düzenlenen “Uluslar arası Kooperatifler zirvesinde tartışılan ve “Zirve Kitabı”na alınarak yayınlanmış bildiriler, isim ve yazarları olarak aktarılmaktadır. Amaç, kooperatifçilik konusunda çalışan genç akademisyenlerin ve uygulayıcıların bu metinlere hızlı bir şekilde  ulaşabilmelerine katkıda bulunmaktır. Kitabın  web adresi : http://www.sommetinter2012.coop/pdf/pouvoir_des_coop_final_web.pdf.

KOOPERATİFLERİN İNANILMAZ GÜCÜ : SEÇİLMİŞ METİNLER

Marie-Joëlle Brassard VE  Ernesto Molina Yönetiminde

İÇERİK

Giriş
Dayanışma zenginlik yaratır. Eğer iktidarlar dengelerini yitirmezlerse ? (Marie-Joëlle BRASSARD ve  Ernesto MOLINA)

Bölüm I : Dünya ekonomisinde kooperatiflerin yeri
1.İşletmelerin çalışanlara transferi,  kooperatifleri geliştirmek için bir çözüm (Jean-Baptiste NIVET )
2. Fildişi ekonomisinde kadın kooperatiflerini konumlandırma : Devlet için bir rahatlama ? (Koffi Parfait N’GORAN )
3. Vatandaş kooperatiflerinin yeni tarihi ve  Japon Tüketim Kooperatifleri Biriliği
JCCU's “2020 Vision” (Yukiko YAMAZAKI )
4. Polonya’da Kooperatif  tasarruf ve kredi birlikleri (spółdzielcze kasy oszczędnościowo-kredytowe)  ve kooperatifler bankası örneği ile küresel finans piyasalarında kooperatif finansal kurumlarının rolü  (Anna ZALCEWICZ)
5. Ekonomik büyümede kredi birliklerinin  ve banka-dışı finansal kurumların rolü (Lobna BOUSLIMI and Basma MAJERBI)

Bölüm I I : Kooperatif iş modelinin başarısı
6. Kooperatif, bir soyal-piyasa girişimi ? (Amélie ARTIS, Danièle DEMOUSTIER et Simon LAMBERSENS )
7. Şili kooperatif sektörünün güçlü ve zayıf yönleri : üç sosyal ekonomi sektöründe durum analizi. (Ana María DÁVILA, Mario RADRIGÁN RUBIO y Francesco PENAGLIA)
8. Bilinmeyen bir kooperatifçilik : Küba ekonomik modeli güncelleştirilirken kooperatifler
(Beatriz DÍAZ)
9. Büyük bir toplumsal yeniliğin bilinmeyen öyküsü :  Nouveau-Québec Kooperatifleri Federasyonu  ( André FORTIN)
10. Arjantin, Rosario’da  konut kooperatifleri deneyiminin evrimi (Marcelo SALGADO)
11. Avrupa Kooperatif bankaları ve geleceğin finansal sistemi (Hans GROENEVELD)
12. I Hindistan Kırsal Kredi Kooperatiflerinin sürdürülebilirlik sorunları  :  Hindistan, Kerala Eyaletinde Bir örnekolay incelemesi  (Jose A. MATHAI)
13. Hindistan Kooperatif  Bankalarında  Strateji Birlikleri ile İş Başarısı Sağlanması
(Sudha KORNGINNAYA)
14. Mali krize dayanmada ve üstesinden gelmede kooperatif statülü bankalar daha büyük kapasiteye mi sahip olmalı ?  (Yasmina LEMZERI, Mireille JAEGER et Jean-Noël ORY)
15. Çinde Kırsal  Kredi Kooperatiflerinin
 Sorunları ve  Önlemleri  (Wu XILIANG)
16. Dönüştürmek, devretmek, işbirliği yapmak : Fakat kooperatif dünyasını gerçekten ilgilendiren ne ? (Stéphane JAUMIER, Vassili JOANNIDÈS et Françoise MOULIN)
17. Kooperatif ve dayanışmanın gelişmesi için  seçilmiş belediyelerin yükümlülüğü
(Yvan COMEAU)
18. İşletme ve bölgesi : SCIC ÔKHRA’da  iç içe geçmiş iki mantık (Mathieu BARRO IS, Pénélope CODELLO-GUIJARRO et Julie TIXIER)
19. Kooperatifler, yardımlaşma sandıkları ve birliklerin gelişmesini  eşlik etmek için gelişme göstergeleri nelerdir ? Sosyal  ve dayanışma ekonomisi işletmelerinin gelişim göstergelerinin örnek barometresi Quels indicateurs de progrès pour accompagner le développement (Alain PENVEN)
20. Dengeleme eylemi :  Kooperatiflerin ekonomik ve toplumsal amaçlarının bağdaştırılması  (Sonja NOVKOVIC)

Bölüm I I I : Kooperatif iş modelinin gelişimi
21. Yolların çaprazlaşmasında finansal yardımlaşma  (Olivier PASTRÉ et Krassimira GECHEVA)
22. Kooperatif Bankaların düzenlenmesi ve yaşayabilirliği (Giovanni FERRI and Giovanni PESCE )
23. Çin’de Kırsal Finans Kooperatifinde Yeni Gelişmeler :  Modeller,  Özellikler, Güçlükler ve Önlemleri  (Zhengping ZHANG and Chunhui MU)
24. Değer yaratma yönetişimine doğru, kooperatif bankaları ?  Fransa ve Québec örnekleri
(Franck BÉZIAUD)
25.  Avrupa Birliği Top 30 tarım-gıda kooperatiflerinin uluslararasılaşması stratejileri :
İş modeli, performans ve yönetişim üzerine etkisi (Olivier FREY et René MAUGET)
26. Kimlik, katılımcılık ve uzun ömürlü firma : Arjantin’de Firma Kurtarma Hareketi Gözlük Camı ile ilgili İşçi kooperatiflerinin Analizi  (Alexandra REESE )

27. Toplumsal Zorluklara Kooperatif Yanıtları : 2x9 vakalarına göre 9 trenti   (Caroline GIJSELINCKX)
28. Piyasa ve kooperatif mantıklarının etkileşimi : Fransız tarımsal kooperatifleri için hangi gelişme ?Hububat  Şampanyası örneği  (Xavier DEROY et Maryline THENOT)
29. İş modeli ve yönetişimin melezlenmesi :  “Crédit Agricole” grubunun içine hissedarların gelmesi  (Alexandre POURCHET)
30. Sürdürülebilir gelişme ve Fransız tarım kooperatifleri üyelerinin güç eksersizi :
Bölgenin ortaya çıkışı ve özgünlüğü  (Maryline FILIPPI)
31. SCIC’lerin yönetimindeki çelişkilerin ve gerilimlerin tanımlanması (Valérie PALLAS-SALTIEL, Amina BÉJI BÉCHEUR, Pénélope CODELLO-GUIJARRO et Pascale CHÂTEAU TERRISSE) 
32. Kooperatif şirket : Karayipler’de  bir dayanışma etiği aktörü (Nathalie FERRAUD-CIANDET et Stéphanie LERES-SABLON)
33. İşletmelerin toplumsal ve çevresel sorumluluğu : Kooperatif model, hukuki evrimin motoru (Geneviève DUFOUR)
34. İşletmelerin toplumsal sorumluluğu, Kooperatiflerin gelişmesi için stratejik model veya tarz ?  (Hervé GOUIL)
35. Kooperatif hareketlerinin üç çağı  (Alain BRIDAULT)
36. Kooperatiflerin yaşam döngüsünde  gerilimler ve ilişkisel dinamikler ( Marie-Claire MALO, Martine VÉZINA et Luc AUDEBRAND) 
37. Güçlü bir kooperatif kimliği için bir strateji ve  okuma anahtarları  (Marie-Joëlle BRASSARDi,  Marie-Paule ROBICHAUD’nin işbirliği ile )

Bölüm IV : Kooperatiflerin küresel sosyopolitik etkisi
38. Yeni kooperatif sektörlerinin keşfi ve yenilik kapasitesi : İtalya örneği  (Enzo PEZZINI)
39. Kooperatif hareketinde kolektif eylem : Meksika deneyimi  (Juan José ROJAS HERRERA)
40. Benzerlik ötesi :  Kooperatiflerde “toplumsal sorumluluğun” bir eleştirisi  (Airton CARDOSO CANÇADO, Ariádne SCALFONI RIGO, Jeová TORRES SILVA JR and Maria de Fátima ARRUDA SOUZA)
41. Neoliberalizme karşı bir siper olarak kooperatif hareketi : Ekonomik ve sosyopolitik gücünden  bazı çizgiler (Louis-Joseph SAUCIER)
42. Kuzey Kanada’da Eskimo Kooperatif Hareketi , 1959-1968 (Marianne P. STOPP)
43. Kooperatifler, toplumsal açıdan adil ve ekolojik olarak sürdürülebilir,
 uygun bir ekonomik kalkınma  yolu  (Ernesto MOLINA
44. Çokuluslular, yeni bir politik araçla ilgilenmek zorunda kalacaklardır :  kooperatif hareket  (Louis FAVREAU )
Orijinal metin için tıklayınız :

“Dünya Kooperatifler Zirvesi’nde neler konuşuldu"- I



T. Ayhan ÇIKIN
Daha önceki bir yazımızda  8-11 Ekim 2012 tarihlerinde, 2012 Uluslararası Kooperatifler  Yılı(UKY)  kutlamaları çerçevesinde, ‘Kooperatiflerin İnanılmaz Gücü’ ana teması etrafında, Uluslararası Kooperatifler Zirvesi(UKZ)’nin, Kanada’da gerçekleştirildiğini belirtmiştik [1],[2].
Dünya Kooperatifler zirvesinde tartışılan  44 bildiri, “KOOPERATİFLERİN İNANILMAZ GÜCÜ : SEÇİLMİŞ METİNLER “ adıyla 700 sayfa civarında bir kitaba dönüştürüldü. Kitap, pdf formatıyla internette de yayımlandı. Adresi : http://www.sommetinter2012.coop/pdf/pouvoir_des_coop_final_web.pdf.
Kitabın kimliğini şöylece özetlemek mümkündür :
Kitabı Hazırlayanlar : Marie-Joëlle Brassard et Ernesto Molina (Sous la direction de).
Kitabın orijinal adı : L’Etonnant Pouvoir des Coopératives. Textes Choisis de l’Appel International  de Propositions.
Kitabı yayınlayan kurum : Québec 2012 : Sommet International des  Coopératives
Yayınlandığı Yıl : 2012
Sayfa sayısı :  700 (yaklaşık)
ISBN: 978-2-9813483-0-2
L'étonnant pouvoir des coopératives.
Textes choisis de l'appel international de propositions (format papier)
ISBN: 978-2-9813483-1-9
© Sommet international des coopératives
*
Uluslararası kooperatifler zirvesinin  düzenleyici kurulu başkanı Stéphane BERTRAND , kitap için yazdığı  sunu yazısında şunları söylemektedir :
“Uluslararası kooperatifler zirvesi , uluslararası sahnede kooperatif hareketin geliştirilmesi ve tanınmasına katkı vermekten gurur duyar. Makalelerin önerileri doğrultusunda bilim kurulunun mobilize edilmesi, bu hedefe ulaşmanın tartışmasız aracı olmuştur. Yanıtı da bizim beklentilerimizin ötesinde oldu. Biz, kooperatif hareket için, ve hem de küresel ölçekte, yazarların gerçek çılgınlıklarına tanık olduk. Bu kitaba alınacak makalelerin seçimi  hiç de kolay olmadı . Birinden ötekine tüm öneriler , oldukça uyarıcı idiler. Bu kitapta toplanan 44 makale sayesinde bilgilerimiz  daha netleşmiş ve kooperatif hareketine bakış açımız  yeni ufuklar keşfetmiş ve genişlemiştir. Açıktır ki, bu kitabın yazarlarının her biri, kooperatiflerin gelişmesi için,  gelecek on yılda gerçek bir sıçrama tahtası olduğunu, Uluslararası Kooperatifler Yılına net olarak katkı yapmıştır. Ben ,  onların olağanüstü katkısının altını çizmek ve onlara  coşkulu bir teşekkür sunmak istiyorum. Keyifli okumalar.”
*
Dünya Kooperatifler Zirvesi kitabındaki bildiriler, giriş bölümü dışında,   dört   ana başlık altında toplanmıştır .
Giriş bölümünde tek bildiri yer almaktadır. Bu bildiri “Zirve Kitabı”nın hazırlayıcıları tarafından sunulan “Dayanışma zenginlik yaratır. Eğer iktidarlar dengelerini yitirmezlerse ?” [3] . Diğer bölümlerin başlıkları ve bölüm içinde yer alan bildiri sayıları şöyledir[4] :

Bölüm I : Dünya ekonomisinde kooperatiflerin yeri (5 bildiri)
Bu bölümde  5 bildir tartışılmıştır. Bildiriler, daha çok örnek olaylardan hareket ederek, farklı ülkelerde ve farklı sektörlerde kooperatiflerin ekonomi içindeki yerleri ve katkıları tartışılmıştır. Çoğu örnekolay (case study)  şeklinde ciddi bir araştırmaya dayalı bildirilerle konuların şu ayrıntıları verecek şekilde anlatıldığı söylenebilir :
-       Kooperatif modelin çalışma tarzı, ekonomideki yeri ve katkısı;
-       Kooperatif modelin kapasitesinin değerlendirilip değerlendirilemediği;
-       Örnek olarak incelenen ülke ve sektör kooperatiflerinde üyelerin ve halkın kooperatif bakış açıları ve küresel özellikler; vb..
Bölüm I I :  Kooperatif iş modelinin başarısı (15 bildiri)
15 bildirinin tartışıldığı bu bölümde kooperatiflerin rekabetçi bir ortamda başarılı olabildikleri ve üyelerin ihtiyaçlarını hassas bir denge kurarak karşıladıkları vurgulanmıştır. Özellikle finans sektöründe elde ettikleri başarılar, onların hızla gelişmesi için bir motivasyon oluşturduğu üzerinde durulmuştur. “Kooperatifler, eşitlik, adil ve dayanışma değerlerini saygı göstererek işletme verimliliğini nasıl sağlayabilmişlerdir ?” “Kooperatifleri büyüten araçlar neler olmuştur ?” sorularının yanıtları, ülkeler ve sektörler bazından verilen örnekolay çalışmalarıyla açıklık kazandırılmıştır. Ayrıca, kooperatiflerin büyüme stratejileri; geleneksel işletme modeline bir seçenek oluşturup oluşturamayacağı; verimlilik, finansman ve kendine özgü bir sermaye yaratıp yaratamayacağı, vb… konular örnek olaylarla aydınlatılmaya çalışılmıştır. 
Bölüm I I I : Kooperatif iş modelinin gelişimi (17 bildiri)
17 bildirinin yer aldığı bu bölümde, rekabet ortamında, ülkeler ve sektörler bazındaki örnekolay çalışmalarıyla kooperatiflerin nasıl geliştiği, hangi güçlükleri aşarak mevcut durumuna ulaştığı konusundaki gözlemler yer almıştır. Ayrıca kooperatiflerle üyeleri arasındaki ilişkileri olumlu ve olumsuz etkileyen olaylar konu edinilmiştir. Bu bölümün bildirilerinin başlıca temalarını şu şekilde özetlemek mümkündür : yönetime katılım; kooperatiflerin,  üyelerinin, toplumun, pazarlarının ihtiyaçlarına yanıt verebilme durumu; başarı kültürü ve yenilikçilik özellikleri ; kooperatif değerlerini koruyarak yetenekleri kendilerine çekme, eğitme ve tutma; kooperatiflerarası işbirliği  ve ağ oluşturma; kooperatiflerin uluslararasılaşması; Kuzey ve Güney kooperatiflerinin işbirliği, vb…
Bölüm IV : Kooperatiflerin küresel sosyopolitik etkisi (7 bildiri)
7 bildirinin tartışıldığı bu bölümde, kooperatiflerin sosyopolitik etkinliğinin durumu ve geleceği, örnekolaylarla gündeme taşınmıştır. Özellikle kooperatiflerin yeni sektörler kurarak ekonomiyi yenileştirmesi, çeşitlendirmesi ve çoğullaştırması ; kooperatiflerin toplumsal sorumluluğu; kooperatiflerin sürdürülebilir kalkınmadaki üstünlüğü; neo-liberalizme karşı kooperatiflerin  yaratabileceği avantajlar, vb.. tartışılmış ve küresel ekonomik güçler içinde  (G8, G20, Dünya Bankası, vb..) kooperatif temsilcilerini yer alması gibi bazı yeni öneriler getirilmiştir.
*
 Ne yazık ki ülkemizde kooperatif literatürünü izleyen bilim ve uygulayıcı insan sayısı çok azınlıkta.  Örneğin, kooperatifçilikle ilgili yazdığım yazıların, diğer yazılarıma göre oldukça az okunduğunu görüyorum. Gelişmiş ekonomilerde pek çok bilim insanı ve uygulayıcılar, son ekonomik krizden sonra “kooperatif  işletme  modeli”ni  gündemlerine  daha boyutlu aldılar. Bunun sonucunda 2009’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2012 yılını “Uluslar arası Kooperatifler Yılı” ilan ederek , BM’e üye tüm ülkelerde “Kooperatifler Daha İyi Dünya Kurar” ana  teması altında yıl boyu  tüm dünya ülkelerinde “kooperatifleri  tanıtma  toplantıları” düzenlediler[5]. Uluslararası Kooperatifler Yılı kapsamında  Ekim 2012’de ilk kez “Dünya Kooperatifler Zirvesi” gerçekleştirildi[6]. Bu zirvede tartışılan bildiriler , yukarıda  kısaca tanıttığımız kitaba dönüştürüldü. Zirve’nin 2014 yılında tekrarlanması kararlaştırıldı.  ICA, Uluslararası Kooperatifler Yılı’nın doruk toplantısını , Genel Kurul olarak Ekim 2012 ayının
son günlerinde yaptı.  Bu Genel Kurul’da “On Yıllık Kooperatif Eylem Planı[7] kabul edilerek devreye sokuldu .
Türkiye’de de 17 Ekim 2012 tarihinde “Türkiye Kooperatif Stratejisi ve Eylem Planı 2012-2016[8] adlı bir belge resmen ilan edildi . Kooperatifçilik konusu ile uğraşan genç akademisyenlerin hızla bu belgelere ulaşarak, Türkiye de kooperatifçiliğin istenilen seviyeye ulaşması için gerekli bilgi ve belgeleri üretmesi gerekir. 
T. Ayhan ÇIKIN
Kasım 2012.