Sayın
Serpil Yılmaz,
24 Aralık Çarşamba 2008 günlü Milliyet Gazetesinde
yayınlanan “Şener: Kalkınma Ajansı’nın
ruhu bu değil” yazınızı ilgi ile okudum.
Kalkınma Ajansları Batı
ekonomilerinde son onlu yıllarda uygulanan “Dayanışma Ekonomisi” uygulamasının bir Türkiye uzantısıdır. Özü, bölgesel kalkınmaya
ve toplumsal menfaatlere yönelik sosyo-ekonomik amaçlı projeleri, pazar mekanizması içinde bir “dayanışma ekonomisi”
esprisi yaratmaktır. Böyle projede görev alacak birimler, çoğulcu
bir ekonomik yapının farklı kesitlerinden oluşur . Bunlar : kar amacına göre
çalışan işletmeler ve/veya kurumları; salt elindeki üretim faktörlerini gelir
arayan geleneksel küçük işletmelerin kurumları (sosyal ekonomi işletmeleri[1])
ve kamu girişimleridir.
İşte Kalkınma Ajanslarının üreteceği projeler hayata geçirilirken bu üç
sektörün ekonomik birimleri arasında , bölge düzeyinde bir işbirliğinin , bir
dayanışmanın oluşturulması araştırılır.
Prof.Dr.Ayhan ÇIKIN
Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi
Milas / Muğla
[1]
Sosyal ekonomi modeli, daha çok kendi emeğini, kendi sermayesini kendi
yöneticiliği altında çalıştıran, katıldıkları organizasyonlarla piyasaya giriş-
çıkışları denetleme olanağı bulan işletme / ekonomi modelleridir. Sosyal
ekonomi, bir kanadı ile ekonomiye, diğer kanadı ile toplumsallığa boyutlu
bileşik bir kavramdır. Üç temel bileşene dayanır :
1. Gerçek bir ortak projeye dayalı kooperatifler,
2. İmece , özellikli yardımlaşma sandıkları ve mediko-sosyal faaliyetleri,
3. Ekonomik işlev üstlenen dernekler / vakıflar.
1. Gerçek bir ortak projeye dayalı kooperatifler,
2. İmece , özellikli yardımlaşma sandıkları ve mediko-sosyal faaliyetleri,
3. Ekonomik işlev üstlenen dernekler / vakıflar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder