26 Kasım 2013 Salı

KOOPERATİF ANAHTAR RAKAMLARI, DÜNYA KOOPERATİF MONİTÖRÜ



KOOPERATİF ANAHTAR RAKAMLARI,

DÜNYA KOOPERATİF MONİTÖRÜ

 

Dünya kooperatifleri yeni Gözlemevi,  Dünya Kooperatif Monitörü (le World Co-operative Monitor), 31 Ekim 2012’de Manchester’de Uluslararası Kooperatifler Yılı’nın kapanışı sırasında  başlatıldı .Böylece çok iddialı, Global300’den, dünyadaki en büyük TOP 300 kooperatif sınıflamasına geçildi. Dünya Kooperatif Monitörü (DKM)[1], çok büyük  kooperatif işletmelerin iş hacimlerine göre  sınıflandırılmasını fakat ayni zamanda küresel düzeyde farklı kategorilerdeki her büyüklükteki kooperatiflerden veri toplamayı imkan sağlamaktadır. 2010 yılı iş hacmini temel alan yeni veriler, küresel krizde kooperatiflerin büyük esneklik gösterdiğini belirtmektedir.

DKM tarafından 61 ülkede gözlemlenmiş 2 190 kooperatifin 1 297’si Avrupa’da, diğerleri de  öteki kıtalardadırl : Amerika (558), Asya (176), Okyanusya (151) ve Afrika (8). Onlar, 1 155,1 milyar US dolarlık toplam bir iş hacmini temsil etmektedirler. Yine onlar, tüm faaliyet sektörlerinde temsil edilmektedirler : sigorta (28 %),  tarım-gıda (26 %), ticaret (21 %), bankacılık (7 %), endüstri (7 %),  diğer hizmetler (4 %),  diğerleri (3 %), sağlık ve mediko-sosyal (3 %), konut (1 %).

Eski Global300’deki gibi, DKM’de Top300 en büyük kooperatif girişimlerini gerçekleştirmiştir.
Bu 24 ülkeyi ilgilendirmekte ve 1 975,6 milyar US doları kapsamaktadır. İki Fransız kooperatifi en büyük 10 kooperatif girişimi içinde temsil edilmektedir : : ACDLEC – E. Leclerc, 46,53 milyar US dolarlık iş hacmiyle 7. durumda; Groupe Crédit Agricole’de, 45,73 milyar US dolarlık iş hacmiyle 8. durumdadır. Fransa ayni zamanda, iş hacmi 100 milyon US dolardan fazla olan ülkeler arsında,  360,68 milyar US dolarlık iş hacmiyle, lider ABD’nin (598,10 milyar  US dolar) ardından ikinci konumdadır. Onları Japonya, Almanya, Hollanda, İtalya, İsviçre, İngiltere, İspanya, Finlandiya, Kanada, vb.. izlemektedir.

Top 300’de iyi temsil edilen Fransız kooperatifleri  tarım (In Vivo, Sodiaal, Terrena, Tereos), ticaret (Leclerc, Système U) ve Fransız kooperatif bankacığındaki üç grubun varlığı (Crédit Agricole, BPCE ve  Crédit Mutuel) ile bankacılık  sektörlerinde liderler arasındadır.

 Ne yazık ki Türkiye’den hiçbir kooperatif bu listede yer alamamıştır.




[1] Le World Co-operative Monitor (WCM)

23 Kasım 2013 Cumartesi

Yeni Zelanda’lı Bir Kooperatif Dünyanın En büyük Süt Üreticisi Seçildi

Yeni Zelanda’lı sütçülük kooperatifi Fonterra, “Uluslararası Çiftlik Kıyaslama Ağı” (International Farm Comparison Network) şirketi tarafından gerçekleştirilmiş bir ankete göre, Dünya süt ürünleri üreticilerinin en büyüğü seçildi.

Kooperatifin, 70’den fazla ülkenin süt işlemede uzmanlaşmış 600 işletmesi arasından seçildiği, Yeni Zelanda Radyosu tarafından bildirildi.
Fonterra, “Dairy Farmers of America” ve Nestlé gibi kendi rakiplerine göre, yıllık süt işleme hacmi çok daha fazladır.
Kooperatif ortağı 10 500 Yeni Zelandalı çiftçi, her yıl iki milyon tondan fazla ihraç ürünü işlenen sütün yüzde 80’ini karşılamaktadır. Kalan  yüzde 20’de dışarıdan gelmektedir.
Fonterra, ayni zamanda dünya süt ürünlerinin en büyük ihracatçısıdır. Dünyada yılda yaklaşık 378 milyar litre süt, süt şirketleri tarafından işlenmektedir. Fonterra, yıllık dünya süt ürünleri ticaretinin yüzde 8’ine sahiptir (2011)


ra.com/global/en/Financial/Global+Dairy+Industry

3 Kasım 2013 Pazar

AVRUPA’DA EL DEĞİŞTİREN ŞİRKETLER VE KOOPERATİFLER




Avrupa’da her yıl 450,000 işletme el değiştiriyor ve şirketlerin üçte biri bu süreci ömürleri boyunca en az bir defa yaşıyor. Bu süreçte birçok sorun da ortaya çıkıyor. Bu problemler için çeşitli çözüm yolları mevcut ve bunlardan biri de kooperatifler, yani şirketin çalışanlar tarafından satın alınması.

Jean-Paul Haspot 25 yıl önce kurduğu şirketini 2004 yılında satışa çıkarmış. Alıcı çıkmaması üzerine firma çalışanlarından oluşan bir kooperatif kurmaya karar vermiş. Bu projeye şimdi şirketin genel müdürü olan o zamanki üretim müdürüne güvenerek girmiş.

Jean-Paul Haspot, Şirket kurucusu / Besné Mécanique:
“Bir lider arayışına girdim. Projenin başarısı için bu çok önemliydi. Şirketin transfer masrafının üçte birini kendim karşıladım. Sonraki 2,5 yıl da işlerin yolunda gittiğinden emin olmak için firma bünyesinde kaldım.”

Şirket çalışanları kooperatif projesine yüzde 80 oranında destek verdi ve minimum 1500 Euro’luk sosyal payı onaylayarak bu dinamik işletmede yer aldı. Bu işletme bir kooperatif ama gerçek bir şirket gibi işliyor. Sağlam bir iş planı ve reel bir kar hedefi var.

Loïck Anger, Genel Müdür / Besné Mécanique:
“Şirket çok güzel bir başlangıç yaptı. El değiştirmeden sonra yıllık gelirimiz iki kat artarak 10 milyon Euro’yu buldu. Ayrıca işçi sayımızı da iki kat artırdık ve şu an yaklaşık 100 çalışanımız var. Bütün bunları krize rağmen başardık. Firmanın stratejileri üzerine çalışan bir icra kurulumuz var ve bu stratejileri yönetim kurulumuzun onanıyla hayata geçiriyoruz.”

Kooperatifler Avrupa’da toplam 5.4 milyon çalışanı temsil ediyor ve bu sayı gittikçe artıyor. Batı Fransa Kooperatifler Birliği Fransa’da şirket transferleri için prosedürleri hazırlıyor ve el değiştirme sürecini takip ediyor. Bünyesindeki uzmanlar birçok kooperatife teftişte bulunmuş ve birlikte iş planlarını hazırlamışlar.

Marie Brentot / Batı Fransa Kooperatifler Birliği:
“Şirketin kendi çalışanlarına satılması 2 kat daha avantajlı. Zira, işletmenin know-how birikimi korunmuş olurken hem müşterilerin ve ortakların hem de çalışanların güveni korunmuş oluyor. Çalışanlara işletmelerinin ortağı olmaları için teşvikte bulunuyoruz. Bunun için örneğin genel şirket muhasebesi ve kooperatif sisteminin yasal temelleri gibi mesleki eğitim imkanları sunuyoruz.”

Jean-Paul Haspot başarının anahtarını şu sözlerle açıklıyor: “Bana göre başarının sırrı tatmin edici bir danışmanlık, herkesin benimsediği bir liderlik ve güçlü bir iletişimden geçer. Ayrıca gerçekten yapacağınız şeyi söz vermeli ve söz verdiğiniz şeyi de yapmalısınız.”


 

OKYANUSLARADIR YOLUM

ÇİFTÇİLERİMİZE :


 

OKYANUSLARADIR YOLUM

 

Ben küçük bir dereydim

İndim dağların eteklerinden

Birleştim diğer dereciklerle

Denizlere ulaşan nehir oldum

Şimdi denizlere,

Okyanuslaradır  yolum.

*

Hızla değişen dünyamızda çok uluslu dev firmalar giderek ekonominin denetimini ele geçirmektedirler. Buna rağmen kapitalizmin değişen bu boyutu, hala aileye dayalı bazı ekonomik kesimleri üretim süreci dışına çıkaramamıştır. Özellikle toplumların zorunlu ihtiyaçlarını gideren malları üreten çiftçi kesimi için bunun zor olduğu ortaya çıkmıştır.

Türkiye’de tarım işletmelerinin yaklaşık yüzde 98’i aile işletmesidir. Aileye dayalı işletmelerin (başka bir deyişle “küçük üreticilerin”) temel amacı işletmelerin en yüksek kara ulaşması değil, sahip olduğu üretim faktörlerinin (özellikle aile işgücünün) gelirini, ürettiği ürünler aracılığıyla en yükseğe ulaştırmaktır.

Öte yandan, örneğin tarımda, çiftçiler, kendilerine gübre, ilaç, vb. gibi girdi satan çok uluslu tekeller ile kendilerinden buğday, pamuk, yağlı tohumlar vs. alan agro-endüstri tekelleri arasında sıkışıp kalmışlardır. Birleşmiş Milletler’in 1970’lerde yaptırdığı bir araştırmaya göre, 21. yüzyıla girerken dünyada işlenmiş gıda maddeleri pazarının yüzde 72’sinin “on çok uluslu şirket”in denetiminde olacağı bildirilmektedir.

Günümüzde muğlak bir kavram olan “globalleşme” içinde “yeni dünya düzeni” ön plana çıkmakta ve az gelişmiş ülkelerin bu düzene uyum sağlamaları için uluslararası kuruluşlar aracılığıyla çeşitli yaptırımlar uygulamaktadır. Kısacası yerle ve ulusal piyasalar uluslararası piyasalarla bütünleşmek durumundadır.

Kapitalist sistemin gündeminde her zaman “önce üret, sonra bölüş” ilkesi hakim olmuştur. Oysa bölüşüm, özellikle emek açısından, üretim süreci içinde, bizzat işletme bünyesinde oluşmaktadır. Bunun sonucunda sık sık bunalımların faturası örgütlenemeyen işçiye, çiftçiye, esnafa yüklenmektedir. Gelişmiş ülkeler bu gibi bunalımları dış yatırımlar ve uluslararası entegrasyonlar yoluyla Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere ihale etmektedir. Türkiye gibi ülkeler bu sorunlarının çözümüne geniş üretici ve emekçi kitlelerini, örgütleri aracılığıyla kattığı ölçüde başarılı olacaktır. Aksi takdirde ekonomi sürekli kilitlenecek, çözüm için siyasal yapılanma etkin bir rol oynayamaz duruma düşebilecektir.

Sorun, pazarlıkçı bir ekonomi sistemi içinde, farklı ekonomik grupların menfaatlerini savunabilecek bir örgütlenmeyle aşılabilecektir. İşte böyle bir sistemin ekonomik açıdan en önemli tanımlayıcısı kooperatiflerdir. En geniş anlamıyla “bir kooperatif, kendi ortaklarının ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını, ortak olarak sahip oldukları ve demokratik olarak yönettikleri bir girişim aracılığıyla karşılamak için, gönüllü olarak bir araya gelen insanlar topluluğu” şeklinde tanımlanabilir.

Kooperatifler, bazı mal ve hizmetlerin arzında ve talebinde ortaklarının pazarlık gücünü artırmada, bireysel ve yerel düzeydeki tasarrufları bir araya getirerek sermaye birikimini sürekli kılmakta ve onun sosyalleşmesini sağlayarak hem ekonomik ve hem de toplumsal yapının “katılımcı ve rekabete” doğru gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

Toplumsal bir okul

Kooperatif hareketinin iki yüz yıla yaklaşan tarihsel gelişimi içinde toplumun değişen koşullarına ayak uydurabilmek için kendisini sürekli yenilediği gözlenmektedir. Bununla beraber, kooperatifçilik kavramı ve uygulamaları belirli değişimlere uğrarken, bu kurum içinde yer alan insanlar açısından birbirlerine karşı saygılı, birbirlerinin haklarını koruyucu vb. gibi davranışların gelişmesi için “toplumsal bir okul” kimliğine sahip olmuşlardır. Ayrıca “üretim ve bölüşüm” sürecini birbirleriyle ilişkilendirerek ekonomik ve toplumsal bunalımları aşmada, özellikle tarımsal piyasaların yapısını ve işlemesini düzenlemede özel üstünlükleri olan kuruluşlar olarak belirginleşmişlerdir. Hatta bazı ülkelerde kooperatiflerin faaliyetleri oldukça dikkat çekici boyutlara ulaşmıştır.

İnsanlarımızın, emeğini özellikle başka işyerlerinde veya kendi işletmelerinde değerlendiren insanlarımızın giderlerini düşürmede ve gelirlerini yükseltmede kooperatifler önemli araçlardır. Kooperatifler yoluyla insanlar, ekonomik menfaatler yanında moral değerler de kazanacak ve yeni toplumun oluşmasında onların üstünlüğünü kooperatiflerde “kümeleştikçe” daha iyi anlayacaklardır. Unutmamalı ki “nehirler” birden bire ortaya çıkmazlar. Milyonlarca damlacıkların oluşturduğu binlerce dereciklerin bileşkesidir nehirler.

Peki, düşündünüz mü hiç, sizler neden “nehir” olamıyorsunuz?

 

T. Ayhan ÇIKIN