18 Mayıs 2015 Pazartesi

İNSANLARARASI DAYANIŞMANIN YENİ ÖRNEĞİ : “GELENEKSEL TOHUM DERNEĞİ”



Anadolu, başta buğday olmak üzere, pek çok kültür bitkilerinin anavatanıdır. Gelişen teknoloji çoğu kez ticari amaçlı olarak geliştirildiği için doğanın özünü sürekli tahrip etmektedir. İnsan besini olan pek çok bitkinin /hayvanın genleriyle oynanmaktadır.  Ayrıca genleriyle oynanan canlı materyalden elde edilecek gıda maddelerinin  taşıdığı riskler insan sağlığını nasıl etkilediği konusundaki bilimsel çalışmalar yeterli değildir. Aşırı tüketim dünyayı yok etmektedir.

Tüm insanlar, iş adamları ortalaması kadar tüketse 11,43 dünyaya; Birleşik Devletler ortalaması kadar tüketirse 6,81 dünyaya ; bir Afrikalı kadar tüketse 0,45 dünyaya gerek olduğu  hesaplanmaktadır.

İki Fransız filozofu, Stéphane Hessel, Edgar Morin “Umut Yolu” adlı çalışmalarında şu “kuşkuları/sorunları” dile getiriyorlar : nükleer silahların hızla çoğalması; etnik-dinsel çatışmaların artması; biyosferin bozulması; denetim-dışı kalan dünya ekonomisinin çelişkilerinin artması; paranın zorbalığı ; teknik ve ekonomik hesaplara bağlı, hiçbir şeyi umursamayan bir barbarlığın hortlaması ; Finans kapital ejderhasının barbalığı.

Çevresel bozulma ve kaynakların tükenmesi ; kararsız finansal sektör ve gelir eşitsizliğinin artması ; küresel yönetişimde büyüyen bir boşluk.; çok genç bir kuşağın haklarının özel görünümü.

Bu durumlarda  insanlararası dayanışmanın çeşitli biçimlerinden (dernek, vakıf, kooperatif,vb) yararlanmak oldukça önem arz etmektedir. Hem kendilerini ifade etmeleri, hem de demokratik  katılımcılıkla toplumsal sorumluluğu çok sayıdaki insanlara taşımaları küçümsenemez.

Bu açıdan  bireylerin gönüllü , katılımcı, toplumla bütünleştirici, ekonomideki olumsuzlukları irdeleyici örgütlenme biçimlerini her zaman olumlu bakmak gerek. Çünkü bu sivil kuruluşlar, insanlararası dayanışmayı, demokratik katılımcılığı, toplumsal sorumluluğu çoğaltan kuruluşlardır.
 Bu nedenle “İSTANBUL GELENEKSEL TOHUM DERNEĞİ” ne yeni  yaşamında ve alanında başarılar diliyor, kurucularına, katılımcılarına saygıyla selamlıyorum.

Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN
İzmir, 28 mart 2015


Hiç yorum yok: