ADANMIŞ HAYATLAR YAZI DİZİMİZDE BU HAFTA
KONUĞUMUZ KOOPERATİFÇİLİĞİN DUAYEN İSMİ PROF. DR. AYHAN ÇIKIN. AYHAN ÇIKIN HOCA İLE YAPTIĞIMIZ SÖYLEŞİMİZDE BİR YAŞAM
ÖYKÜSÜNDEN ÇOK DAHA FAZLASINI BULACAKSINIZ.
HASAT TÜRK, SAYI : 44
16-22 TEMMUZ 2016
HASAT TÜRK, SAYI : 44
16-22 TEMMUZ 2016
- 1- Hocam,
hayat öykünüzden bahsedebilir misiniz?
1 Ocak 1946,
Cazkırlar Köyü, Yatağan / Muğla’da doğdum. İlkokulu köyümde, liseyi Muğla ve
Aydında, lisans eğitimimi E.Ü. Ziraat
Fakültesinde (1967) tamamladım. Lisans tezim dahil tüm akademik yükselme
tezlerimin konusu “Tarımsal Kooperatifçilik” üzerinedir. 1974 bilim doktoru, 1980 üniversite doçenti
ve 1988’de profesör oldum. E.Ü.Z.F. Tarım Ekonomisi Bölümü kurucularından, CBÜ. Alaşehir MYO Kooperatifçilik Programının kurucusuyum.
1976’dan 1999’a kadar Tarım Ekonomisi Bölümü Kooperatifçilik Bilim Dalı
başkanlığını yürüttüm. 1999’da sağlık
nedeniyle üniversiteden ayrıldım. 2007’de Muğla Üniversitesinde görev aldım.
2013’de oradan emekli oldum. Mesleki
alanda 18’i kitap, geri kalanı makale olmak üzere 150’den fazla yayınım, bir o
kadar da ulusal ve uluslararası bilimsel toplantılara bildirili olarak katılmışlığım var.( Daha
fazla bilgi için bkz : http://www.biyografya.com/biyografi/3114 )
2- Neden
bu mesleği seçtiniz?
Aslında ziraat fakültesini çabuk ve yüksek burs verdiği
için seçtim. Batı Toroslar’ın küçük bir dağ köyüne yerleşmiş yörüklerden 5
çocuklu küçük bir çiftçi ailesinin dar imkanlarıyla
okudum. 5 yıllık ziraat fakültesi eğitimini sürdürürken ülkenin sosyo-ekonomik
sorunlarıyla kendimi haşır neşir buldum. Özellikle tarım mühendislerinin
ülkenin ekonomi politikaları hakkında yetersiz kaldığını gözlemledim. Ayrıca
Türkiye’de tarımın nasıl insafsızca sömürüldüğünü fark ettim. Özellikle “yerel
kaynakları bütünleşik bir yapı içinde
(tarım+sanayi+ ticaret+hizmetler) uygulamayı hedefleyen 1930’lu yılların
ekonomi politikaları”ndan sapılarak kurgulanmakta olan finans kapitalin
kucağına nasıl itildiğini yaşayarak tanıklık ettim. Fakülteden mezuniyet alanım
teknik bir alan olmasına karşın akademik yaşantımın ekonomi ile ilgili olması
gerektiğini düşündüm. Henüz yeni kurulmuş tarım ekonomisi ile ilgili birime
başvurdum. Akademik çalışma olarak “Tarımsal Kooperatifçilik” alanını seçtim.
3- Meslek hayatınızdaki dönem
noktaları nelerdir?
Lisans
eğitimimi teknik (Tarla Bitkileri) alanda yapmama karşın lisans bitirme tezimi
“Tarım Ekonomisi” hocasından (Prof. Dr. Ali Aras) aldım. Konusu ise “Manisa Merkez İlçesindeki tarım kredi
kooperatifleri” idi. İl kez sahadan tarım kredi kooperatifleri (TKK) ile ilgili
çeşitli bilgileri toplayıp analiz etmiştim.
Doktora tezi olarak İzmir ilinden 82 kooperatif ve onların ortakları ile
olan ilişkilerini araştırdım. Tez
çalışmaları sürerken , bölümde “Çiftçilerin
Etkin Örgütlenmesi” konulu bir seminer sundum. Hocam tarafından şiddetle
eleştirilerek istifaya davet edildim. Fakat bir yıl sonra ayni konunun MPM’nin düzenlediği bir etkinliğe[1] bizzat
bölüm başkanı tarafından sunmak üzere görevlendirildim. Doktoramla ilgili
çalışmalarımı sürdürürken Bergama’nın bir köyünden, TZOB’nin 1973,
İzmir’deki genel kurulundan ,
kooperatifçilikten bahsettiğim için
kovuldum. Fakültedeki odamı birlikte paylaştığım ABD’li Prof. S.
Russell beni teselli etti : “Üzülme Mr. ÇIKIN, 100 yıl kadar önce biz de
benzer sorunları yaşadık. Sizin çiftçiler henüz piyasanın tokadını
yememişler. Önemli olan piyasanın
tokadını yedikleri zaman onlara gerekli bilgi ve kurumlaşmayı sağlayabilecek kadroları yetiştirmektir.”
1974’de doktoramı
tamamladım. Tarım Ekonomisi Bölümü
kuruluş hazırlıkları başladı. Bölüm lisans ve lisansüstü eğitim dersleri içine
uygun ağırlıkta kooperatifçilik derslerini yerleştirdik. Lisans eğitimi programı içine ‘Genel Kooperatifçilik,
Tarımsal Kooperatifçilik, Tarımsal Kooperatif İşletmeciliği’; Lisansüstü
eğitim programı içine ‘Özel Tarımsal
Kooperatifçilik, Tarımda Kurumsal Yapı ve Örgütlenme, Tarımsal Kooperatifçilik
Yayımı’ derslerini koyduk.
1980’de doçentliğimi verdim. Doçentlik
tezimin ana temasını “Kooperatifleşmenin
Tarım İşletmelerine Ekonomik Etkisi” olarak belirledim.
1982’de “2. Türkiye İktisat
Kongresi” ve “2. Türkiye Tarım Kongresi” etkinliklerinde
düşüncelerimi Kongre’de paylaştım.
İlginçtir, bildirilerim İktisat Kongresi’nin hem “Tarım”
ve hem de “Sanayi” raporlarında
yayınlanmasına karşılık Kongre’ye davet edilmedim.
1988’de
profesör oldum. Profesörlük tezimin ana teması “Mandıra işleten bir kooperatifi” ve ortaklarıyla ilişkileri
incelemek oldu. 1989’da, bugün Celal
Bayar Üniversitesi (CBÜ) bünyesinde bulunan Alaşehir MYO Kooperatifçilik programının kuruluş hazırlıklarını yaptım.
1990’da
Türkiye Milli kooperatifler Birliği tarafından gerçekleştirilen “ I.
Türkiye Kooperatifçilik Kurultayı” çalışmalarına katıldım. Bu arada 3’ü doktora, 8’i uzmanlık, diğerleri
lisans bitirme tezi olmak üzere 40 civarında kooperatifçilikle ilgili tez yönettim. 2002’de TMKB’nin “Kooperatifçilik
iletişim ödülü”, 2016’da Hasattürk
Gazetesinin “Kooperatifçilik üstün
hizmet ödülü” tarafıma verildi.
Sağlık
sorunu nedeniyle 1995-2005 arasında çalışmalarımı ara vermek zorunda kaldım.
[1] A. ÇIKIN, “Türkiye tarımı için daha etkin
bir örgütlenme modeli”, MPM :Türkiye Tarımında Gelişmeler ve Kaynakları, 23-25
Aralık 1975, Adana
,
4- "İyi
bir kooperatifçi"nin tanımı nedir?
İyi
bir kooperatifçi lider, önder bir kişiliğe sahip olmalıdır. Öyle bir önder,
öyle bir lider ki, yerellikten kopmadan bölgeselliği, bölgesellikten kopmadan
ulusallığı, ulusallıktan kopmadan küreselliği kucaklayabilmelidir. İyi bir
kooperatifçinin özellikleri şu başlıklar altında toplanabilir :
- Kooperatifçi bir kişi yerel ortamda düşüncelerini rahatça
söyleyebilmelidir;
- Kooperatifçi devrimci olmalıdır,
devrimciliğini her zaman savunabilmelidir;
- Kooperatifçi tutumuyla, sazıyla,
sözüyle, misafirperverliği ile kültürel faaliyetleriyle devrimciliğin öğretmenliğini yapmalıdır;
- Kooperatif önderi, kendisine
yönelebilecek tepkileri önceden tahmin edebilmeli ve bunları
ustalıkla göğüsleyebilmelidir;
- Kooperatif lideri, köyünü,
yöresini sosyal, kültürel yönden
geliştirebilmeli, demokrasi açısından bölgesinde siyasallaşmaya katkıda bulunabilmelidir;
- Kooperatife ve kendisine yönelen
tepkileri hoşgörüyle karşılayabilmeli ve yatıştırabilmelidir;
- Köyünü, yöresini aşan sosyal , kültürel ve ekonomik sorunları
çözüm ararken kamu ve özel kesimlerden yararlanabilmeyi becerebilmelidir;
- Yerel kooperatif lideri, liderlik ve
kooperatifçi özelliklerini yerel sınırların ötesine taşıyabilmelidir…
- Vb..
5- Mesleğinizin
geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Özetle,
“insanlığın
geleceği kooperatiflerle kaim olacaktır” diyorum. Çünkü : yüzyıllardır süren en yüksek kara göre planlanmış işletmecilik sonucunda oluşması beklenen
makro ekonomik denge gerçekleşememiştir.
Ekonomide piyasa fiyatları üzerinden gerçekleşen fonksiyonel bölüşüm sonucunda nüfusun
neredeyse 4/5’ininden fazlası olan emeğin payı sürekli küçülmüştür. Ayrıca klasik ekonominin temel kuralı olan “tüketilmeyen
mal üretilmez” ilkesinin çağdaş
ekonomideki karşılığı “harcanamayan geliri yaratan üretim alanları
da ekonomik faaliyetten çekilmek zorundadırlar”. İşte ekonomide harcanamayan sermaye gelirleri
(rant+ faiz + kar) banka stoklarında
birikti. Özellikle 1970’lerden sonra “finans kapital” olarak yeni bir mal
gibi pazarlanmaya çalışılan bu “para meta”lar, banka stoklarını o kadar doldurdu ki,
miktarını tahmin etmek çok zor. Tahminlere göre
mevcut yıllık küresel üretimi 5-10 kez katladığını ileri sürenler var.
Bunun anlamı, kredi mekanizmaları kolaylaştırılarak piyasaya bol miktarda “metalaşmış para” girecek ve fiyatlar
sürekli artarken, emekçilerin bir taraftan gelirleri azalacak, diğer yandan da
borçları sürekli artacaktır. Ayrıca ekonominin işleyebilmesi için her insanın
en azından kendi gereksinimini karşılayabilecek geliri sağlayabilecek mal ve hizmet üretmesi
gereklidir. İşte bu noktada “kar arayan işletmeler”den çok , “insanların
ihtiyaçlarına göre faaliyetlerini organize edecek işletmelere” ihtiyaç duyacaktır ekonomi…. Bu
işletmelerin adı da 1844’lerden beri şu veya bu şekilde varlığını sürdüregelen “kooperatif işletmeler”den başkası değildir. Nitekim 2008 krizinden bu yana kooperatif kavramı,
sosyoloji ve ekonomi literatüründe en
çok tartışılan kavramlardan biri olmuştur.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder