31 Mart 2015 Salı

“Son noktayı koymak!..” Mümkün müdür?


"KOOPERATİTİFLER, HEM ÜYELİK HEM DE ORTAKLIK KAVRAMLARINI İÇİÇE YAŞATAN SOSYO-EKONOMİK KURULUŞLARDIR"

"Köy-Koop Haber" Gazetesinin Mart 2015 sayısında ismine ve deneyimine saygı duyduğum bir yazarın  şu yazısı yer alıyor :
"Kooperatif üyesi mi , Kooperatif ortağı mı? Tartışmalarına son noktayı koyuyoruz : "Kooperatif işletmenin ortakları olur, üyeleri değil""
Sevgili yazar dostum adımı vermeden beni eleştiriyor.
Ve sanki ben "üyelik" kavramı ile "ortaklık" kavramını eş anlamda kullanmışım gibi. Evet , şunu da belirtmem gerekir  : dünya pratiğinde o kadar çeşitli kooperatifler var ki; bazen kooperatiflerin özelliğine göre iki kavram da  eş anlamda kullanılabilir.
Sayın yazara, "Kooperatifçilik" konusunda güzel bir analiz yaptığı için teşekkür ederim. Nitekim kendi yazısı içinde"kooperatif" ile "kooperatif işletme"nin hem birlikteliğini, hem de ayrıştığı noktalara temas etmiş.
Örneğin yazar daha yazısının girişinde şu saptamayı yapıyor : "kooperatiflerin , sendikalar ve dernekler ile  yukarıda bir bölümü sayılan farklılıkları yanı sıra benzer yanları da olduğunu , bunlar arasında her birinin "örgütsel bir tabana" sahip oldukları öncelikle belirtilmelidir. Buna ek olarak, her üçünün  de pek çok alanda  birbirilerinin işlevlerini "tamamlayıcı" bir rol oynadıklarını da belirtmek gerekiyor. Nitekim bu "örgütsel" ve "tamamlayıcı"  benzerlikten dolayı dernekler, kooperatifler  ve vakıflarla birlikte  "sosyal ekonomi" kapsamında yer almaktadırlar. Sosyal ekonominin  bu üçlü yapısı içerisinde yalnızca kooperatifler birer "işletme" olarak nitelendiriliyor."[1]
*
Bu saptama çok yerinde bir saptama. Ancak yazının bundan sonraki bölümü büyük ölçüde zorlama bir yorum.
Yazardan yapılan  alıntıyı üç noktadan değerlendirelim :
1.       Sosyal ekonomi : sosyal ekonominin bir kanadı topluma, yani insana; bir kanadı da ekonomiye , yani işletmeciliğe dayanır.  Sosyal ekonomi aktörlerinin tümünün ortak paydası insanı öncelleştiren  bir yapıya sahip olmalarıdır.  Ortak paydaları da "üye" statüsündeki insanlardır. Sosyal ekonominin de en önemli üyesi kooperatiflerdir. Yönetim tarzının özelliği de "bir insan bir oy" ilkesine dayanır.
2.       Kooperatifler sosyo-ekonomik tüzel kişiliğe sahiptirler. Üyeleri ile , ya da dışarıdan "ortak" sıfatıyla alabilecekleri kişilerle "müşterek bir ekonomik sorunu" çözümleyecek işletmeler kurarlar. İşte burada "ortaklık"kavramı devreye girer.
3.       Sayın yazarın çok sayıda literatürü devreye sokarak açıkladığı (!) gibi  kooperatiflerde  salt ortaklık kavramı devreye sokulursa, sosyal ekonomiyi oluşturan kurluşları  en önemli "ortak paydası" olan "üye" kavramı kooperatif sistemi dışına çıkarılmış olur. Böylece  kooperatifin salt ekonomik yönünü ortaya çıkarırsınız. Yani kooperatifleri sosyal ekonominin ortak paydasından yoksun bırakmış olursunuz. 
- Bu ise son yıllarda tıkanan kapitalizmin yozlaştırmak istediği kooperatifçilik olgusuna katkı sağlamaktan  öteye gidemez. Zira kapitalist ekonomi teorisyenleri tıkanan ekonomiyi soluklandırabilmek için "kooperatifçiliğin ekonomik işleyişini" kendilerine adapte etme araştırmaları içindedirler.
- Nitekim son  onlu yıllardaki kooperatif literatürü izlenirse yepyeni bir kavramla karşılaşırsınız : "COOPTALİSME" .
*
Kooperatifçilik, önce insan demektir
Kooperatif ortakları, ekonomilerini iyileştirmeleri yanında sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını da karşılamayı düşünürler . Kooperatifçiler  beşeri faaliyetlerinde özgürlük, eşitlik ve adalet değerlerini somutlaştıran çalışma kurallarını topluma önerirler.
Kooperatifler :
- insanların bizzat kendilerinin ekonomik sorunlarını çözüm araştırmasını ve uygulamasını teşvik eder;
- karşılıklı yardımlaşma ve sorumluluk duygusunu geliştirir;
- ortaklaşa çalışmanın yarattığı öğrenme yetisi sayesinde insanların gelişmesine katkıda bulunur;
-  ekonomide üretilen zenginliğe/varlığa ulaşmayı kolaylaştırır;
- demokratik dayanışma yoluyla insanlararası diyalogu ayrıcalıklı kılar;
- kalıcı ve devredilemez nitelikli işletmelerin ortaya çıkmasıyla ortaklaşa (toplumsal) mirası zenginleştirir.


Kooperatif orijinal bir örgütlenmedir
Kooperatif, kendi üyelerinin ihtiyaçlarının tatmininde varoluş nedenini bulan bir topluluk (dernek) ile birişletmenin orijinal bir bileşimidir. İşletme , ortaklarına ekonomik gelişme ve kalkınma fırsatları yaratırken, dernek özelliği ile de  üyelerine sosyal ve beşeri gelişmenin yollarını açar.
*
Ben bu konuda fazla tartışmaya girmeyeceğim.   "Son noktayı koyuyorum"da demeyeceğim. "Son noktayı koyuyoruz" demek doğanın ve toplumun diyalektik gelişiminde, özellikle bilimsel düşünce sisteminde geçerli bir yaklaşım değildir. Konu ile ilgili yazımı daha önce  Radikal Blok'ta yayınlamıştım. İsteyenler o yazıyı okuyabilirler. (http://blog.radikal.com.tr/ekonomi-is-dunyasi/kooperatif-yapi-uzerine-85392)
Kooperatifçilik konusunda ".Son noktayı koyuyoruz."  adını görünce çok sevinmiştim: Kooperatifçiliğin çok önemli bir sorununu çözüm ürettiler diye.
Ama şunu Köy Koop yöneticilerine sormadan edemeyeceğim :
1.       Bu konuda "son noktayı koyuyoruz ." sözü yazara mı aittir ?..  Öyle ise bir sorun yok. "Yazarın kişisel düşüncesidir" der geçerim.
2.Eğer "son noktayı koyuyoruz ." yaklaşımı Köy Koop'a aitse.  Ya da  Köy-Koop yönetimi bu görüşü sahipleniyorlarsa, onlara bir önerim olacak :
 "ekonomiyi insana taşıyan bir sitem olarak kooperatifçilik düşüncenizi yeniden gözden geçiriniz."

Dr. Ayhan ÇIKIN
İzmir , 16 Mart 2015


[1] Hüseyin Polat, "Kooperatif üyesi mi , Kooperatif ortağı mı? Tartışmalarına son noktayı koyuyoruz : "Kooperatif işletmenin ortakları olur, üyeleri değil"", Köy Koop Haber, Mart 2015, s. 14


BİR KOOPERATİF KURMAK –II Kooperatifin kurulmasındaki aşamalar



Bir kooperatifi kurmak için izlenecek kesin kuralların olduğu söylenemez. Burada verilecek kuruluş aşamalarının tüm durumları kapsayacak bir liste oluşturacağını da söylemek mümkün değildir. Bununla beraber, tüm kooperatif biçimlerinin ortak paydasını oluşturabilen kuruluş aşamalarını sekiz başlık altında toplamak mümkündür . Burada her aşamada, nelerin, nasıl ve kimler tarafından yapılaması gerektiği açıklanmaya çalışılacaktır.

Bir kooperatifin nihai amacına ulaşması, bu sayılmış aşamalardaki adımlarda istenenlerin yerine getirilmesiyle sıkı sıkıya bağlantılıdır. Kooperatifi kurmak görevini yükümlenen grubun bu sekiz aşamada yapacağı işler şunlardır :

1.     Ortak bir sorun ve uygun bir çözüm bulmak; umut verici bir fırsat tespit ettikten sonra ortak bir ekonomik inisiyatif düşüncesi geliştirmek;
2.     Potansiyel üyelerin yararına oluşturulacak işletmeyle ilgili fikir birliği oluşturmak;
3.     Potansiyel liderleri çıkarabilecek öncü bir grup oluşturmak, bir çalışma planı hazırlamak ve görevleri dağıtmak;
4.     Ortaklarla yapılacak bir ankete dayalı olarak fizibilite etüdü yapmak;
5.     Potansiyel üyelerin güveni kazanmak ve kurumsal yapıyı geliştirmek;
6.     Ayrıntılı bir işletme planı ile üyelerin bağlılığını sağlamak;
7.     Belli başlı diğer paydaşların taahhüdünü sağlamak;
8.     Kooperatif girişimin işletmeye açılabilmesi için gerekli varlıkları ve personeli sağlamak.

 Bu sekiz aşamayı birbiriyle bağlantılı ve tekrarlamalı bir süreç olarak düşünmek daha uygundur. Her aşamada yapılması gereken faaliyetler bir sonraki aşamaya geçmeden tamamlanmalıdır; yeni veriler ortaya çıktığı zaman genellikle bir önceki aşamaya dönülmesi önerilir. Daha önce alınmış kararlarda düzeltme yapma gerekebilir ve süreç bu yeni bilgilerle kısmen tekrarlanabilir.

Süreç başlamadan önce her aşama için, öncü grup yeni aşamaya geçmenin ön koşullarını belirlemelidir. Ayni şekilde yeni aşamaya geçilmemesinin de kriterleri belirlenebilir. Belirlenecek kriterler, bir süreci terk etmenin ve yeni süreç için başka yolların keşfedilmesinin zamanının geldiğini işaret ederler.
Genel bir kural olmamakla birlikte,  kooperatif kurma sürecinde sekiz etkinlik aşaması gerçekleştirilir.Her aşamada gerçekleştirilecek etkinlikler şöylece özetlenebilir :
Aşama 1Temel kavramı geliştirmek  

Temel kavram ve kabul edilebilir fikirler geliştirmek; motive edilmiş temel bir grup teşkil etmek;  temel sorunları tanımlamak ; pek çok seçeneklerden biri olarak kooperatif biçimini tartışmak ; bilgiler toplamak ; ilginç pazar/ekonomik ihtiyaçları incelemek;  problemin tabiatını ve büyüklüğünü tartışmak ; problemin sosyal ve ekonomik görünümlerini incelemek.

Aşama  2.  Bir uzlaşmaya varmak  
Saptanmış sorunlara ve yakalanacak fırsatlara yanıtlayacak kooperatif tipleri hakkında toplanan bilgileri çekirdek grupta tartışmak;  diğer organizasyon seçeneklerini incelemek ; kooperatif çözümüm doğasını ve büyüklüğünü incelemek için hazırlık toplantıları yapmak ; halka açık bir toplantı sırasında kooperatif yaklaşımı önermek ; şayet potansiyel üyeler kendileri için yeterli fayda görürse, bir başlangıç bütçesi hazırlamak .
Aşama 3. Öncü komite oluşturmak
Liderleri tanımak/tanımlamak ; öncü bir komite oluşturmak ; çalışma grupları teşkil etmek; takvim ve görevler hakkında anlaşma sağlamak; izleyen aşamalar için potansiyel üyelere görevler  vermek; potansiyel üyelere güven vermek.
Aşama 4.  Etüt ve Anket
Potansiyel üyelerle anket yapmak ; fizibilite etüdü  hazırlamak; fizibilite üzerinde anlaşmak ve paydaşları bilgilendirmek ; üçüncü kişilerden uzmanlık ve destek sağlamak.
Aşama  5.  Organizasyon biçimi
 Örgütsel yapıyı belirlemek ; anasözleşme ve yönetmelik tasarılarını veya tüzükleri hazırlamak ; sermaye ihtiyacının neler olduğunu belirlemek ; başlangıç sermayesini toplamak (üyeler, üçüncü kişilerden).
Aşama  6.  Üyelerin yükümlülükleri
 Ayrıntılı bir işletme planı hazırlamak ; faaliyetin yasal kimliğini belirlemek ve açıklamak ; muhasebe/mali sistemi hazırlamak;  işletme planını onaylayan ilk genel kurulu toplamak ; üyeleri kaydetmek ve onların getirecekleri özkaynakları kabul etmek ; yönetim kurulunu oluşturmak.
Aşama  7.  Diğer paydaşları katmak
Müşteriler veya üstenciler ile ilişkileri düzenlemek ; bir müdür atamak ; gerekli tamamlayıcı finansmanı sağlamak.
Aşama  8.  İşletmeye  açmak
Üyeler genel kurulunu toplamak; komisyonlar kurmak ; ek finansman / gerekli aktifleri sağlamak ; gerekli izinleri almak, ilk finansal ve idari işlemleri başlatmak ; personel almak.
Dr. Ayhan ÇIKIN
Kooperatifçi selamlarımla

 Kaynaklar :
1.      FAO, 2001, Développement des Coopératives Agricoles : Manuel a l’Intention des Formateurs. Rome. ftp://ftp.fao.org/docrep/fao/005/x0475f/x0475f00.pdf
2.      Brian M. Henehan and Bruce L. Anderson, 2001, Conidering cooperation : A guide for new cooperative development, Cornell University, Ithaca, New York 14853-7801,http://cooperatives.dyson.cornell.edu/pdf/resources/eb0101.pdf
9.     http://www.davar.gouv.nc/portal/page/portal/davar/librairie/documents/reglementations/aides_nc_secteur_rural/guide_cooperative.pdf


Bir Kooperatif kurmak-I Genel Bilgiler


AÇIKLAMA
(Son günlerde “Kooperatif Kurma” konusunda bazı bilgi talepleri ile karşılaşmaktayım. Bu  yazıda, “Bir kooperatif işletme” kurarken neler yapmalı konusunu özet olarak açıklamaya çalışacağım. Teknik ve ekonomik olarak bir kooperatif işletme projesi hazırlandıktan sonra, ilgili bakanlığa başvurularak hukuki süreç tamamlanır. Dr. A.ÇIKIN)
*
Bu makalede, tarımsal kooperatif örneğinden hareket ederek bir kooperatifin işletmeye geçiş aşamasına kadar, kuruluş çalışmaları konusunda neler yapılması gerektiği tartışılacaktır.
Çok farklı tipleri olan kooperatiflerin kurulması ve işletmeye açılması konusunda standart bilgiler bulmak mümkün değildir. Her yöreye ve her konuya göre farklı kooperatif tipleri seçilebilir. O nedenle ekonomik, kültürel ve yerel çevre koşullarına göre, bir örnekten diğerine, her duruma göre özel bir yaklaşım ve çözümleme gerekir.
Başlıca karar aşamaları üyeleri tarafından denetlenen bir kooperatifin kurulması, bir çok paydaşları ve aktörleri içermesinden dolayı, karmaşık bir süreçtir. İlk olarak kurulacak kooperatifin amaçları, yapısı ve organizasyon biçimi tartışılmalı ve düzenlenmelidir.  Kuruluş sürecinde izlenecek en iyi yol , reel olarak kooperatif işletmeyi çalışabilir bir duruma getirecek nihai grup kararına varmadan önce, aşama aşama sistematik olarak kooperatifin alt yapısını hazırlamaktır.
Bu aşamalar, nihai karara varmadan önce belirlenen çeşitli parkurları teşkil eder. Her aşama, cevaplanması gereken pek çok sorular ortaya koyar. Genel olarak bu aşamalar, kooperatif işletmenin başarısında veya başarısızlığında çok kritik evreleri temsil ederler. Bu aşamaları ayrı ayrı ele alarak, her aşamada kimlerin, neleri ve nasıl yapmaları gerektiği üzerinde ayrıntıları ile durmak gerekir. İyi bir hazırlık sağlam bir temel yaratır, ama ayni zamanda uzun ve karmaşıktır.
Bir çok yönden kooperatifler de diğer işletmelere benzerler. Onlar, teknik olarak benzer tesislere sahiptirler, aynı fonksiyonları yerine getirirler ve sağlıklı ticari uygulamaları sürdürmek zorundadırlar. Bu konularda yapılacak hazırlık çalışmaları, piyasada aktif olan diğer işletmeler gibi ayni öneme haizdirler. Bununla birlikte kooperatiflerin kendine özgü özelliklerinden dolayı işletme sürecine girebilmeleri daha karmaşıktır.
Kooperatifler, diğer tarım işletmelerinden üç noktada ayrılırlar :
-        Kooperatif işletmenin amacı farklıdır (onlar, üyelerine hizmet vermek için kurulurlar);
-        Kooperatif işletme, üyelerinin ortak mülkiyetindedirler ve ortaklarının denetimi altında çalışırlar;
-        Kooperatif işletmenin kazancı, üyeleri ve kullanıcıları arasında dağıtılırlar.
Gelecekte katılabilecek üyeleri kooperatife çekebilmek için kooperatifin kavradığı etkinlikleri planlamak ve geliştirmek gerekir. Bir kooperatifin kurulması,  projenin orijinindeki kişileri ve öteki paydaşları dahil eden interaktif bir öğrenme sürecidir :
-  potansiyel üye çiftçiler,
-  öncü liderler,
- toplumun üyeleri,
- fon sağlayıcılar,
- üstenciler veya müşteriler.
Kooperatifin kuruluşu ilan edilmeden önce, kooperatif için yeter sayıda üye sayısı olması gerekir. Kooperatifin ilk açılışında kooperatife katılanlar, ondan gurur duymalıdırlar. Kooperatif için inisiyatif karmaşıktır. Zira kabul edilecek tarımsal kooperatifin amaçları, misyonu ve fizibilitesi üzerinde bir anlaşma sağlanması gerekir. Kooperatif öncülerine ve danışmanlarına herkesin güven duyması çok önemlidir. Öncü üyeler ve potansiyel üyeler bizzat kendilerini ilgilendiren bir proje etrafında anlaşabilmelidirler. Böyle bir durum yoksa, kooperatifin kurulup işler hale getirilmesi için üyelerin destek ve finansman yükümlüğünü sağlamak güç olacaktır. Yine kurumsal sermaye ve emekle beslemek için kaynak bulmakta bazı engellerle karşılaşılabilir.
Kuruluş süreci esnasında üyelerin deneyim eksikliği, büyük ölçüde danışmanlarla giderilebilir. Danışmanlar, karar alma süreci sırasında meydana gelebilecek karmaşık hususların iyileştirilmesine yardım edebilirler. Ticari, teknik, örgütlenme, finansal ve hukuki düzenlemelerde karşılaşılabilecek sorunların çözümünde danışmanlardan yardım alınabilir. Danışmanların seçimi, bilgi ve deneyim temeli üzerinden mesleki ve güven ölçütlerine göre dikkatle yapılmalıdır.
Kendi bütünlüğü içinde süreçler oldukça zaman alabilir. Genellikle çok sayıda formel ve informel toplantılar yapılabilir ve büyük bir bireysel grup ve örgütlerle koordinasyon sağlanması için önemli çabalar sarf edilebilir. Öncü liderler, projeyi sonuçlandırmak için tüm nitelikleri belirlemek durumundadırlar : ekspertiz, heyecan, uygulama ruhu, özveri, azim .
Dr. Ayhan ÇIKIN

Atatürk ve ekonomi


Atatürk dönemine ait ekonomi politikaları ve kooperatifçilikle ilgili bilgiler değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuçlara ulaşılabilir :
Atatürk döneminde tarım, sanayi ve hizmetler sektörü birbirleriyle karşılıklı bir etkileşim dokusu içinde ele alınmıştır. Bu dokunun ülkenin her tarafına aktarılabilmesi için uygun insan tipinin yetiştirilmesi için " Köy Enstitüleri" ile "iş içinde eğitim" ilkesi hayata geçirilmeğe çalışılmıştır. Köy Enstitüleri eğitim projesi ile çevresini tanıyan ve çevrenin doğal, beşeri, ekonomik kaynaklarını değerlendirebilecek insan tiplerinin yaratılması hedeflenmişti.
Öte yandan Türkiye'nin kalkınabilmesi için tarımın önce bir "artık" (fazla ) yaratabilecek bir duruma geçmesi, daha sonra bu "artık"ın denetimli olarak sanayide kullanılması gerekliydi. Böylece sanayinin "tarımsal üretimi çerçevelemesi" düşünülmüştür.
Kırsal alanlara Devletin tarımla ilgili özendirme ve desteklerinin iletilmesi ve sonuçlarının izlenmesi gerekliydi. Bunun için Tarım Bakanlığı bünyesinde güçlü bir "Tarımsal Yayım Servisi" geliştirilmeye başlandı.
Üretimin pazara sunum ve istem olarak yansıması için kooperatifçilik, sistemin tamamlayıcısı, fakat " olmazsa olmaz" bir yaklaşımla ele alınması gerekiyordu.( Atatürk'ten sonra bu politikalarda büyük sapmalar oldu. O dönemde hazırlanan tasarımlarla oluşan kurumların etkin çalışmaması için mevcut iktidarlar elinden geleni yaptı. 1980'lerden sonra da bu kurumlar, ekonomide "kara delik" yaratıyorlar diye "özeleştirme" kapsamında tasfiye sürecine sokuldular.)
1923-1938 dönemi daha ziyade Cumhuriyet'in kuruluş dönemidir. Daha çok Türkiye'nin eğitim, hukuk, ekonomik alanlarında temel alt yapılar üzerinde durulmuştur. Bununla beraber bu süreç içinde,kooperatifçilikle ilgili yedi yasa çıkarılması, Atatürk'ün sayısız konuşmaları , konu ile ilgili 1930'lu yıllarda Kadro, Kooperatif, Kooperatifçilik, Karınca, vb.. yayınların çıkarılması ? başta üniversiteler olmak üzere bir çok okullarda kooperatifçilik derslerinin okutulması, bu dönemde kooperatifçiliğin oldukça ciddiye alındığının birer göstergesidir.
Konuyu salt Atatürk bazında değerlendirirsek şu sonuçları da değinmek gerekir:
1.     Atatürk, kooperatifçiliği önemli bir kalkınma aracı olarak görmüş, onun Türkiye'de gelişmesi ve yaygınlaşması için ömrü boyunca çalışmıştır.
2.     Atatürk, kooperatifçiliğin fikri alt yapısını geliştirmek için bu konuda düşüncelerini söylemiş ve konu ile fikir üretenleri de candan desteklemiştir.
3.     Atatürk kooperatifçiliğin yasal dayanaklarını ülke koşullarına uygun hale getirebilmek için TBMM'nin açılışından ölümüne kadar büyük bir uğraş vermiştir.
4.     Atatürk, bir devlet başkanı için son derecede ayrıntı sayılabilecek kooperatifçilik olgusuna bizzat üye olarak, kooperatif kurarak, bu konuda öneriler ve yasalar geliştirerek bu konu ile ciddi bir şekilde ilgilenen nadir devlet başkanlarından biridir.
5. Atatürk, kooperatifçilik sorunlarının araştırılması ve bu konuda fikirler üretilmesi için kurumların oluşmasına (Türk kooperatifçilik cemiyeti gibi) önem vermiştir.
6.     Atatürk döneminde kooperatifçilik son derecede hızlı bir gelişme temposu yakalamış, cumhuriyetin kurulduğu tarihte 2 (iki) adet olan kooperatif sayısı, onun öldüğü yıllarda kooperatif sayısı 600'e, ortak sayısı da 175 binlere ulaşmıştır.
7.     Atatürk döneminde kooperatifçilik üniversite programlarında ders olarak yer almış, bu konuda çeşitli dergiler ve kitaplar yayınlanmıştır. Örneğin "Dr. Mehmet Ali, Mukayeseli Kooperatif Hukuku, İzmir 1932" ? "Dr. Suphi Nuri İleri, Kooperativler, İstanbul, 1935" gibi ciddi kitaplar yayınlanmıştır. Ayrıca Türk Kooperatifçilik Cemiyeti "Kooperatifçilik" ve "Karınca" dergileri ile Limancı Ahmet Hamdi (Başar) Bey de "Kooperatif Dergisi"ni yayımlamıştır.
8.     Herbert Melzig, onun için şöyle demektedir : "cihan tarihini araştıracak olursak, sözü ile işi birbirine O'nun kadar uyan hiçbir devlet adamı" yoktur.
9.      Dr. Suphi Nuri İleri'nin ifadesiyle ". ne liberal ve ne de komünist olan kamalizmin en tabii ve makul ekonomik rejimi kooperatifçiliktir. İşte bugünkü kamalizmin noksanı, işte yarın ki kamalizmin biricik ideali." ( İleri, 1935, s. 360).Atatürk'ün bu idealini uygulamaya aktarmak için 1933'de "Birinci Sanayi Planına" " İdeal Cumhuriyet Köyü" diye bir proje Plana eklenmiştir.
10. 1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesinde görev alan G. Kessler'e, İktisatFakültesi'nde kooperatifçilik dersleri verdirilmiştir. Kessler bu konuda şunları söylüyor : "Bugün dünya üzerinde ekonomik gücünü özençle baktığımız hiçbir ülke yoktur ki, o ülkenin ekonomisi kooperatifçiliğin omuzlarında yükselmemiş olsun" . Mustafa Kemal, bir eylem adamı olduğu kadar bir düşün adamıdır da. Ancak o düşünce ile eylemi bir arada gerçekleştiren nadir insanlardan biridir.
Onun şu sözü bunun en güzel örneğidir :
"Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonra benimsemek isteyenler, bu temel üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar."
Dr. Ayhan ÇIKIN


Atatürk dönemi ekonomi politikaları penceresinden bugüne bakış


PANEL  AÇILIŞ KONUŞMASI

Atatürk bir ekonomist değildir. Ancak 1930'lar Türkiye'si için planladığı ve uygulamaya koyduğu ekonomi politikaları, son Dünya ekonomi krizi açısından yeniden değerlendirilmesi gereken önemli bir modelleme olduğunu düşünüyorum.
1929 dünya ekonomi bunalımı sonrasında Türkiye'de uygulamaya konulan modelin  teorik olarak bir başka versiyonunu 1936'da yayınladığı "Genel Teori. " adlı yapıtıyla Keynes'in kuramsallaştırdığını söylemek mümkün (mü )dür ?.
Keynes, günün koşullarına göre gelişmiş bir piyasa ekonomisinde Devletin izleyeceği politikalarla ekonomiyi yönlendirme araçlarını pazar ekonomisi süreçlerini sokarken ; Atatürk, ekonomisi piyasa koşullarına göre çalışamayan  az gelişmiş bir ülkenin  koşullarında, devleti bizzat ekonominin aktörü olarak devreye sokmuştur. Ancak bu, sosyalist bir yaklaşım değil, bizzat pazar koşulları ile gerçek üreticileri buluşturan bir alt-yapı hazırlama uygulamasıdır. Bunun en tipik örneği Türk Tekstil Sanayisidir.
Ancak Atatürk'ten sonra Türkiye ekonomistleri ve politikacıları, ülke gerçekleri açısından Atatürk'ün ekonomi politikalarını "anlama ve tamamlama" yerine, batı koşullarına göre üretilmiş "hazır ekonomi politikaları reçeteleri"ne sarılmışlardır. Ülke ekonomisi de bugünkü yapıya doğru hızla sürüklenmiştir.
Beş yıldır düşündüğüm böyle bir panelin bugünkü Dünya ekonomi krizi ile çakışmasını ilginç bir rastlantı olarak kabul ediyorum. Çünkü bu kriz sonrasında üretilecek ekonomi politikalarında , şu veya bu şekilde,  Devlet önemli rol oynayacaktır. Bilimin ışığından kopmadan önemli bir uygulayıcı olan Mustafa kemal Paşa daha 1923'de şu tarihi saptamayı yapıyor :
"Derhal belirtmeliyim ki, ben ekonomik hayat denince, tarım, ticaret, sanayi faaliyetlerini ve bütün bayındırlık işlerini birbirinden ayrı düşünülmesi doğru olmayan bir bütün sayarım. Bu nedenle şunu hatırlatmalıyım ki, bir ulusa bağımsızlık kimlik ve değer veren siyasal varlık makinasında, devlet, fikir ve ekonomik hayat mekanizmaları birbirlerine bağlı ve birbirleriyle uyumludurlar; o kadar ki, bu organlar birbirine uyarak aynı uyum içinde çalıştırılmazsa, hükümet makinasının motor gücü boşa harcanmış olur; Ondan beklenen tam verim elde edilemez."(1923) . ( ..)"Tarım ve sanayi hareketlerimiz birbirini kollayan önlemlerle yapılmaktadır"(1935?)
Panelde tartışılması düşünülen konular :
-         1930'lar Türkiye'sinde uygulanan ekonomi politikalarının altyapısı , amaçları, araçları ve uygulama sonuçları;
-         Son çeyrek yüzyıldır izlenen ekonomi politikalarının amaçları, araçları ve uygulama sonuçları;
-         Atatürk döneminin ekonomi politikalarının, bugünün  ekonomi teorisi ve Türkiye gerçeği açısından değerlendirilmesi.
Başarı dileklerimle.
Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN
Muğla Üniversitesi öğretim üyesi
Milas, 14 Kasım 2008


2 Mart 2015 Pazartesi

DPT'YE GEÇ KALMIŞ BİR TEŞEKKÜR..


NOT….
İlginçtir…
Hazırlık sürecinde ben bu Kongre’nin ana temasının toplumun demokratikleşmesini sağlayıcı iktisat politikalarının nasıl oluşturulabileceği üzerinde durulmasını önermiştim.
 Önerim kabul görmedi…Önerdiğim konu Kongre düzenleyicileri tarafından bir sunum olarak sunulması da gerçekleştirilmedi….
 Ayrıca Kongreye davet de edilmedim. Yani Kongreye fiilen katılmadım.

Ama  DPT Başkanından teşekkürü (!) hak etmişim…


Dosyalarımın arasında unutulup giden bu yazı için , geçte olsa DPT’na bir teşekkür edeyim dedim…