Atatürk dönemine ait ekonomi politikaları
ve kooperatifçilikle ilgili bilgiler değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuçlara
ulaşılabilir :
Atatürk döneminde
tarım, sanayi ve hizmetler sektörü birbirleriyle karşılıklı bir etkileşim
dokusu içinde ele alınmıştır. Bu dokunun ülkenin her tarafına aktarılabilmesi
için uygun insan tipinin yetiştirilmesi için " Köy Enstitüleri" ile
"iş içinde eğitim" ilkesi hayata geçirilmeğe çalışılmıştır. Köy
Enstitüleri eğitim projesi ile çevresini tanıyan ve çevrenin doğal, beşeri,
ekonomik kaynaklarını değerlendirebilecek insan tiplerinin yaratılması
hedeflenmişti.
Öte yandan Türkiye'nin kalkınabilmesi için tarımın önce
bir "artık" (fazla ) yaratabilecek bir duruma geçmesi, daha sonra bu
"artık"ın denetimli olarak sanayide kullanılması gerekliydi. Böylece
sanayinin "tarımsal üretimi çerçevelemesi" düşünülmüştür.
Kırsal alanlara
Devletin tarımla ilgili özendirme ve desteklerinin iletilmesi ve sonuçlarının
izlenmesi gerekliydi. Bunun için Tarım Bakanlığı bünyesinde güçlü bir
"Tarımsal Yayım Servisi" geliştirilmeye başlandı.
Üretimin pazara sunum
ve istem olarak yansıması için kooperatifçilik, sistemin tamamlayıcısı, fakat
" olmazsa olmaz" bir yaklaşımla ele alınması gerekiyordu.( Atatürk'ten sonra bu politikalarda büyük sapmalar
oldu. O dönemde hazırlanan tasarımlarla oluşan kurumların etkin çalışmaması
için mevcut iktidarlar elinden geleni yaptı. 1980'lerden sonra da bu kurumlar,
ekonomide "kara delik" yaratıyorlar diye "özeleştirme"
kapsamında tasfiye sürecine sokuldular.)
1923-1938 dönemi daha
ziyade Cumhuriyet'in kuruluş dönemidir. Daha çok Türkiye'nin eğitim, hukuk,
ekonomik alanlarında temel alt yapılar üzerinde durulmuştur. Bununla beraber bu
süreç içinde,kooperatifçilikle ilgili yedi yasa çıkarılması, Atatürk'ün sayısız
konuşmaları , konu ile ilgili 1930'lu yıllarda Kadro, Kooperatif,
Kooperatifçilik, Karınca, vb.. yayınların çıkarılması ? başta üniversiteler
olmak üzere bir çok okullarda kooperatifçilik derslerinin okutulması, bu
dönemde kooperatifçiliğin oldukça ciddiye alındığının birer göstergesidir.
Konuyu salt Atatürk
bazında değerlendirirsek şu sonuçları da değinmek gerekir:
1.
Atatürk, kooperatifçiliği önemli bir kalkınma aracı olarak görmüş, onun
Türkiye'de gelişmesi ve yaygınlaşması için ömrü boyunca çalışmıştır.
2.
Atatürk, kooperatifçiliğin fikri alt yapısını geliştirmek için bu konuda
düşüncelerini söylemiş ve konu ile fikir üretenleri de candan desteklemiştir.
3.
Atatürk kooperatifçiliğin yasal dayanaklarını ülke koşullarına uygun hale
getirebilmek için TBMM'nin açılışından ölümüne kadar büyük bir uğraş vermiştir.
4.
Atatürk, bir devlet başkanı için son derecede ayrıntı sayılabilecek
kooperatifçilik olgusuna bizzat üye olarak, kooperatif kurarak, bu konuda
öneriler ve yasalar geliştirerek bu konu ile ciddi bir şekilde ilgilenen nadir
devlet başkanlarından biridir.
5. Atatürk,
kooperatifçilik sorunlarının araştırılması ve bu konuda fikirler üretilmesi
için kurumların oluşmasına (Türk kooperatifçilik cemiyeti gibi) önem vermiştir.
6.
Atatürk döneminde kooperatifçilik son derecede hızlı bir gelişme temposu yakalamış,
cumhuriyetin kurulduğu tarihte 2 (iki) adet olan kooperatif sayısı, onun öldüğü
yıllarda kooperatif sayısı 600'e, ortak sayısı da 175 binlere ulaşmıştır.
7.
Atatürk döneminde kooperatifçilik üniversite programlarında ders olarak yer
almış, bu konuda çeşitli dergiler ve kitaplar yayınlanmıştır. Örneğin "Dr.
Mehmet Ali, Mukayeseli Kooperatif Hukuku, İzmir 1932" ? "Dr. Suphi
Nuri İleri, Kooperativler, İstanbul, 1935" gibi ciddi kitaplar
yayınlanmıştır. Ayrıca Türk Kooperatifçilik Cemiyeti
"Kooperatifçilik" ve "Karınca" dergileri ile Limancı Ahmet
Hamdi (Başar) Bey de "Kooperatif Dergisi"ni yayımlamıştır.
8.
Herbert Melzig, onun için şöyle demektedir : "cihan tarihini araştıracak
olursak, sözü ile işi birbirine O'nun kadar uyan hiçbir devlet adamı"
yoktur.
9.
Dr. Suphi Nuri İleri'nin ifadesiyle ". ne liberal ve ne de komünist
olan kamalizmin en tabii ve makul ekonomik rejimi kooperatifçiliktir. İşte
bugünkü kamalizmin noksanı, işte yarın ki kamalizmin biricik ideali." ( İleri,
1935, s. 360).Atatürk'ün bu idealini uygulamaya aktarmak için
1933'de "Birinci Sanayi Planına" " İdeal Cumhuriyet Köyü"
diye bir proje Plana eklenmiştir.
10. 1930'lu yıllarda
İstanbul Üniversitesinde görev alan G. Kessler'e, İktisatFakültesi'nde
kooperatifçilik dersleri verdirilmiştir. Kessler bu konuda şunları söylüyor :
"Bugün dünya üzerinde ekonomik gücünü özençle
baktığımız hiçbir ülke yoktur ki, o ülkenin ekonomisi kooperatifçiliğin
omuzlarında yükselmemiş olsun" . Mustafa Kemal, bir eylem adamı olduğu
kadar bir düşün adamıdır da. Ancak o düşünce ile eylemi bir arada
gerçekleştiren nadir insanlardan biridir.
Onun şu sözü bunun en
güzel örneğidir :
"Ben manevi miras
olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural
bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonra benimsemek
isteyenler, bu temel üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse,
manevi mirasçılarım olurlar."
Dr. Ayhan ÇIKIN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder