31 Mayıs 2013 Cuma

AYHAN ÇIKIN HABERLER-2

         TÜRKİYE MİLLİ KOOPERATİFLER BİRLİĞİ
          NATIONAL COOPERATIVE UNION OF TÜRKİYE


Sayı   : 2003/48                                                                  ANKARA, 19/03/2003
Konu :




Sayın  Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN


TÜRKİYE KOOP tarafından, kooperatifçilik düşüncesinin yaygınlaşması, kooperatifçilik bilincinin gelişmesi ve kooperatif ortaklarının  bilgilendirilmesi için ürün veren bilim adamları, araştırmacılar, yazarlar, basın mensupları ve basın kuruluşlarına çeşitli dallarda  2002 yılından itibaren  “Kooperatifçilik İletişim Ödülleri” adı altında ödül verilmesi kararlaştırılmıştır.

2002 yılı için yapılan başvurular ve öneriler seçici kurulumuz tarafından değerlendirilmiş ve sonuçları bir tutanakla TÜRKİYE KOOP’a iletilmiştir.

Seçici kurulumuz, kırsal kesim üreticisinin sorunlarına gösterdiğiniz ilgi ve yayınlarınızla kooperatifçiliğimize  yaptığınız katkı nedeni ile size “Özel Ödül” vermeyi kararlaştırmıştır.

Ödül töreni 12.04.2003 tarihinde  Ankara Ticaret Odası (ATO)  Meclis Salonu’nda yapılacak olup tören programı ayrıca bildirilecektir.

Anılan günde, bildirilecek program çerçevesinde verilecek “Özel Ödül” ü almak üzere teşriflerinizi rica eder, saygılar sunarız.


                                              Muammer  NİKSARLI                        Leyla Özgen ÖZCAN
                                                       Genel Başkan                                                       Genel Müdür

                                                                               (imza)                                                                (  imza)

                      
*
TARIM EKONOMİSİ DERNEĞİ:
-------------------------------------------

                       BASIN BÜLTENİ

KONFERANS:ATATÜRRK VE KOOPERATİFÇİLİK

     Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN, 12 Kasım 2001 tarihinde E.Ü.Ziraat Fakültesi’nde (İzmir), 16 Kasım 2001 tarihinde Yatağan ADD’inde(Muğla), 23 Kasım 2001 tarihinde ADÜ. Ziraat Fakültesi’nde (Aydın) “Atatürk ve Kooperatifçilik” konusunda ilgi ile izlenen konferanslar verdi.
      Son günlerde bazı çevrelerde tartışma konusu olan kalkınma modelinin köklerini Atatürk’ün 1930’larda yakaladığını belirten Prof.ÇIKIN, şunları söyledi:
     Atatürk’ün Türk Ulusunu çağdaş düzeye ulaştırmak için uygulamaya koyduğu sosyal,siyasal ve ekonomik içerikli devrimleri birbirileriyle  geçişimli ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklidir. Özellikle sosyal ve siyasal içerikli devrimleri Türk halkı tarafından büyük kabul ve destek görmüştür. Ana çatısını 1930’larda oluşturmaya başladığı “ekonomik devrimi” tamamlanmadan Atatürk bu dünyadan ayrılmıştır. Özel teşebbüsü yadsımadan yepyeni bir ekonomik model kurmaya çalışan Atatürk’ün ekonomik sisteminin en önemli ayağı kooperatiflerdir.Bir anlamda kooperatifçilik kar için çalışan bir değişim mekanizması yerine, toplumsal ihtiyaç esasına dayalı olarak işleyen yeni bir değişim mekanizmasını devreye sokmak demekti. Ayrıca Türkiye’deki kooperatifçilik Batı’daki kooperatifçilikten niteliksel olarak farklı olacaktı.
     “Atatürk,özel sektörle devlet sektörü yanında halkın büyük bir çoğunluğunun ihtiyaçlarını giderecek bir kooperatif sistemini yaratmaya çalışmış ve bunun için hiçbir Devlet Başkanı’nın uğraşmayacağı ölçüde kooperatifçilikle uğraşmıştır. Bugünkü Türk Kooperatifçiliğinin düşünsel ve hukuki mimarı Atatürk’tür.
     “Bugün dünyada tarım alanında kooperatifçilik  model olarak tartışmasız başarılıdır. Ülkemizde görülen bazı başarısızlıklar veya zaaflar modelin kendisinden değil,uygulamadaki bilerek veya bilmeyerek yapılan hatalardandır.
     “Ne yazık ki O’nun ölümünden sonra, Atatürk’ün ekonomik devriminin en önemli parçası olan kooperatifler unutuldu; Türk ekonomisi de bugünkü çıkmaz sokağa doğru hızla yol aldı.”
*

Türkiye’de Kooperatifçilik Hareketi ve 80. Yılında Tariş [16.11.1993]

Vakfımız Tariş Genel Müdürlüğü’yle ortak olarak gerçkeleştirdiği “Türkiye’de Kooperatifçilik Hareketi ve 80. Yılında Tariş” Sempozyumu, 16 Kasım 1993 tarihinde İzmir’de yapıldı.

Tariş Tarihi yazımı ve Tariş’in Dünü ve Bugünü’nü yansıtan bir belgesel film hazırlanmasını içeren geniş çaplı bir projenin üçüncü bölümünü oluşturan sempozyum, geniş ilgi gördü. Sempozyumda, Zeki Arıkan yönetiminde dokuz kişilik bir grup tarafından gerçekleştirilen Tariş Tarihi araştırması sonucunda ortaya çıkan Tariş Tarihi kitabının tanıtılması ve Vakfımız adına VTR tarafından çekilen belgesel filmin ilk versiyonunun gösterimi de yer aldı.

Sempozyumun açılış konuşmalarını Tarih Vakfı adına Salih Özbaran, Tariş adına Oğuz Oyan, sempozyumun konuklarından Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) Müdürü Bruce Thordarson ve İzmir Valisi Kutlu Aktaş yaptılar. Film gösterisinin ardından sempozyum dört ayrı oturum halinde sürdü. “Türkiye’de Tarımsal Yapının Gelişimi ve Kooperatifçilik” başlıklı ilk oturumda İlhan Tekeli, Korkut Boratav ve Nabi Dinçer birer bildiri sundular. “Bir Sosyal Örgütlenme Olarak Kooperatifçiliğin Dünü ve Bugünü” başlıklı oturumun konuşmacıları ise Duran Taraklı, Ali Rıza Karacan ve Nurettin Hazar’dı. Tariş Kurum Tarihi çalışmaları ve Tariş Tarihi kitabının oluşum sürecini anlatan üçüncü oturumda araştırma ekibi üyeleri Zeki Arıkan, Sabri Yetkin, Oktay Gökdemir, Türkan Çetin, Hakkı Uyar, Erdal Aslan ve Özlem Yıldırır birer bildiri sundular. Sempozyumun dördüncü ve son oturumu ise “Kooperatifçiliğin Geleceği ve Tariş” başlığını taşıyordu ve oturumda Oğuz Oyan, Ayhan Çıkın ve Hüsnü Erkan konuşmacı olarak yer aldılar.

Oturumların sonundaki tartışma bölümleri, izleyicilerin canlı katılımıyla çok renkli geçti. Tariş’in eski ve yeni yönetici kadrolarından kooperatif üyelerine kadar uzanan bir yelpazede yer alan dinleyiciler, özellikle Tariş’in ve kooperatifçiliğin bugüne ilişkin sorunlarını heyecanla tartıştılar.



29 Mayıs 2013 Çarşamba

KALKINMANIN MERKEZİNE KOOPERATİFLERİ YERLEŞTİRMEK

KALKINMANIN MERKEZİNE KOOPERATİFLERİ YERLEŞTİRMEK*

Kapitalist kalkınma tipi ve hızı ekolojik dengeleri altüst etmiş, sorumsuzca yapılan bir üretim/tüketim ilişkileriyle dünya bir uçuruma doğru sürüklenmektedir. Her insan, işadamları ortalaması kadar tüketirse 11,4 dünyaya, ABD’li bir vatandaş
kadar tüketirse 6,8 dünyaya, Avrupalı bir vatandaş kadar tüketirse 3,4 dünyaya, bir Afrikalı kadar tüketse 0.45  dünyaya gereksinim olduğu hesaplanmaktadır[1].Yakın gelecekte Dünya’nın sonunun geleceği ileri sürülmektedir.

 Daha güzel bir dünya kurmak için doğal bir özgecilik bilincini geliştirecek tersi bir işletmecilik/ yönetim biçimi tasarlamak zorunluluğu doğmuştur.
Kalkınmanın realitesi, salt ekonomik ölçütlere dayandırılan geleneksel kalkınma görüşü üzerinde yeniden gözden geçirilmeli ve çevre sorunu yeni kalkınma anlayışı içine mutlaka dahil edilmelidir.
Liberal ütopyaya dayalı geleneksel ticari organizasyonların kalkınma modeli yatırım karının azamileştirilmesine dayandırılmıştır. Buna karşıt olarak önerilen kalkınma modelinde, karın azamileştirilmesinden ziyade, daha çok istihdam yaratılması ve daha çok zenginlik üretilmesi araştırılmaktadır. Yatırım karları, istihdam yaratmadan ve mevcut istihdamı korumadan artıyorsa, bu yatırımlar toplum açısından bir anlam taşımazlar.
 Yatırımlar yoluyla karın artırılması dinamiğinde iki gerçeklik ayırt edilir : emeğe bağlı yatırımlar, emeğe bağlı olmayan yatırımlar.  Emeğe bağlı yatırımların özünde, işyeri sahibi hem yatırımcı ve hem de yönetici konumundadır. İşyeri sahibi, yatırım yaptığı organizasyon içinde çalışır, işçisiyle, müşterisiyle, toplumla sürekli bağlantılıdır;
Emeğe bağlı olmayan yatırımlarda sermaye sahibi, yatırımın konusu ile hiç bağlantısı olmayan bir realiteye sahiptir. O, sektörü ne olursa olsun, salt karını azamileştirmeyi araştırır, yatırımlarını sürekli daha karlı organizasyonlara doğru akacak şekilde finansal sermayenin akıcılığını izleyerek farklı bir işletmecilik/ yöneticilik biçimine doğru gelişimini sürdürür[2].

Gelişen bilim ve teknolojinin, kar motivasyonuna göre çalışan kapitalist işletmeler aracılığı ile üretime uyarlanması  önemli çevresel sorunlar yaratmaktadır. Ayrıca kapitalist sistemde insanların karşısına çıkan en önemli ekonomik sorunlar :işsizlik, aşırı fiyat şişkinlikleri, gelir dağılımındaki adaletsizlikler ve gittikçe kötüleşen çevre
sorunlarıdır.

Gelişen teknoloji ile birlikte işsizliğin gittikçe arttığı da bir gerçektir. İşsizliğin çözümünde kooperatif girişimler büyük umutlar vaat etmektedirler. Örneğin bir çok gelişmiş ülkelerde “istihdam yaratma kooperatifleri”, bir başka adıyla “üretim kooperatifleri” giderek yaygınlaşmaktadır. Bu kooperatiflerin en gelişmiş örneklerinden biri İspanya’daki ‘Mondragon Kooperatifi’dir. Bunun yanında, coğrafyaya bağlı (özellikle kol gücüne dayalı emek dahil) uluslar arası hareketliliği olmayan üretim faktörlerinin istihdamını en iyi sağlayabilecek girişimlerin kooperatifler olabileceğini ileri süren pek çok bilim insanı bulunmaktadır. Örneğin sürdürülebilir ve yerel kalkınmanın en favori işletmelerinin kooperatifler olduğu pek çok kaynakta belirtilmektedir.

Bilim ve teknoloji, üretimi artırmada önemli katkılar sağlarken, bir yandan işsizliğin büyümesine, diğer yandan da çevreye olumsuz etkileri bulunmaktadır. Öte yandan salt kar amacıyla çalışan işletmelerin teknolojiyi  kullanarak doğayı aşırı tahrip ettiğine dair pek çok bilgi-belge literatürde paylaşılmaktadır. Kooperatif girişimler ise, üretimlerini “kar” güdüsüne göre değil, “ortaklarının ihtiyacına göre” planladıklarından, ayrıca yerel kaynakları kullandıklarından daha çevreci girişimlerdir.

İnsanları tedirgin eden bir başka ekonomik değişken, fiyatlar genel düzeyinin sürekli yükselmesidir. Klasik iktisatçılara göre  arz, kar beklentilerine göre planlanırken, harcamalar ise (talep)  insan ihtiyaçlarına göre ve sahip olunan parasal gelire göre belirlenmektedir. Üç yüz yıldır büyüyen ekonomide, gelirlerin büyük bir kısmı tüketilemediğinden küresel düzeyde aşırı bir likit sermaye (finans kapital) birikmiştir. Nitekim 2008 Krizi’nin harcanamayan bu “gelirlerden” ileri geldiğini iddia eden iktisatçılar bulunmaktadır.  Özellikle piyasa mekanizması üzerinden üretim faktörlerine yapılan ödemeler yoluyla paylaşılan gelirlerde emeğin payı azalırken, sermaye grubunun gelirleri de sürekli artmaktadır. Bankalarda likit olarak toplanan bu “artı-değerler”in  son onlu yıllarda “yeni bir üretim faktörü” gibi algılanarak finans piyasaları oluşturulmuştur. Ekonominin  makro boyutta  işleyebilmesi için temel kural olan “ toplam harcamaların toplam gelirlere eşit olması” kuralı yıllardır gerçekleşemediğinden bankalarda toplanan finans kapitalin değerinin “dünya reel üretimini 4’e katladığı” yönünde basında haberler yer almaktadır.
Kapitalist sistemde bölüşüm, piyasada oluşan fiyatlar üzerinden otomatik olarak gerçekleşmektedir. Özellikle  emek “ücret” olarak payını alırken, toprak, sermaye ve girişimcilik paylarını “rant, faiz ve kar” olarak almaktadırlar. Kooperatif girişimlerde ise, üretim “ihtiyaca göre” planlandığından bir işletme karı oluşmayacaktır. Kooperatif işletmelerde, alım-satım fazlası olarak  meydana gelen “müspet  gelir”, “risturn” kuralına göre paylaşılacağından ekonomide harcanamayan, krizlere neden olabilecek bir “gelir ” birikimi olmayacaktır.


Kooperatif işletmelerin ekonomiye, dolayısıyla kalkınmaya katkısını önemsememek mümkün değildir . Bu katkıları şöylece özetlemek mümkündür[3] :
ü     Gücün/iktidarın paylaşılması;
ü     Varlığın/gelirin paylaşılması;
ü     Bilginin paylaşılması;
ü     Çevreye/bölgeye saygı;
ü     Bölgenin/ülkenin kalkınması

1980’lerde “kooperatiflerin sonu geldiğini” iddia edenler vardı : özellikle SSCB’nin misyonundan vazgeçmesi, azgelişmiş ülkelerdeki başarısız deneyler, kooperatifçiliğin yeniden gözden geçirilmesi konusunda pek çok kişi ve/veya kuruluşu harekete geçirdi .  Burada şimdilik,  beş örneği anmakla yetinilecektir :

1.      AB Parlamentosu,13 Nisan 1983’de, Mihr Raporu olarak anılan ve   Avrupa’da kooperatiflerin  rolünü ve pek çok topluluk politikaları için onun önemliliğini vurgulayan bir çalışmayı kabul ederek kooperatiflerin AB için vazgeçilemez bir sektör olduğunu  kabul etti[4].
2.      Uluslararası Kooperatifler Birliği(ICA), uzun çalışmaları sonucunda 1995’de “Kooperatif kimliğini” yeniden saptadığını ilan etti[5].
3.      Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün 2001 yılındaki düzenlediği kooperatifçiliği geliştirme konferansı ve 2003’de yayınladığı “193 sayılı Tavsiye Kararı[6];
4.      Birleşmiş Milletler Örgütü(ONU), 18 Aralık 2009 yılında aldığı bir kararla “Kooperatif işletmeler daha güzel bir dünya kurar” ana temalı olarak 2012 yılını “Uluslar arası Kooperatifler Yılı (UKY)” ilan etmesi[7].
5.      8-11 Ekim 2012 tarihlerinde Kanada_Québec’te “1.Uluslararası Kooperatifçilik Zirvesi” yapılması ve  Zirvesi Bildirisi’nin BMÖ’ne sunulması;

Özetle, son onlu yıllarda gelişmiş toplumlarda, “ekonomik kalkınmanın merkezine sürdürülebilir kalkınmayı, sürdürülebilir kalkınmanın merkezine kooperatifleri, kooperatiflerin merkezine insanı, insanın yüreğine kooperatifçiliği yerleştirme yoları” araştırılmaktadır.
Dr. Ayhan ÇIKIN
Kooperatifçi selamlarımla


*Köy-KoopHaber, Yıl 2, Sayı 21, Ağustos 2013, s.  6








[2] Michel Lafleur, « Les coopératives au coeur du développement durable », http://agora.qc.ca/Documents/Cooperative--Les_cooperatives_au_coeur_du_developpement_durable_par_Michel_Lafleur

[3] Emmanuel BOUHIER, « Les coopératives peuvent-elles être un outil de développement des territoires »,  http://www.agoravox.fr/actualites/economie/article/les-cooperatives-peuvent-elles-96164 ,18 juin 2011.
[4] CES-CE, Les organisations coopératives, mutualistes et associatives dans la Communauté européenne, Editions Delta, Bruxelles- Luxembourg, 1986.
[5] Alliance coopérative internationale, Déclaration sur l'identité coopérative, 1995
[6] ILO, Promotion  des Coopératives, Conférance Internationale du Travail  : 89. Session, Juin 2001, ISBN  92-2-211957-6 : SSN  0251-3218,
[7] United Nations, Resolution adopted by the General Assembly [on the report of the Third Committee (A/64/432)], 64/136. Cooperatives in social development, http://www.un.org/ga/search/view_doc.asp?symbol=A/RES/64/136

ÖRGÜTLENMEDE FARK YARATANLAR

Fark Yaratanlar, Sabancı Vakfı tarafından Türkiye’de toplumsal gelişmeye katkıda bulunanların öykülerini ve çalışmalarını görünür kılarak insanlarda farkındalık uyandırmak, daha duyarlı ve aktif vatandaş olmalarını teşvik etmek amacıyla 2009 yılında hayata geçirilen bir projedir. Amaçları :
· Sosyal değişim çalışmaları yapanların görünürlüğünü arttırmak
· Sosyal değişim çalışmalarını teşvik etmek ve ödüllendirmek
2009-2012 yayın döneminde üç sezon boyunca halkın aday gösterdiği 950 başvuru arasından Danışma Kurulu’nun seçimi ile 80 "Fark Yaratan" kişinin ilham veren hikayesi çekildi ve yayınlandı.


*
Nazmi Ilıcalı (Sezon 01 - Bölüm 02)


Haftanın Fark Yaratanı; Ekonomik Gelişmeye Katkıda Bulunan "Organik Nazmi"

Sabancı Vakfı'nın katkılarıyla hayata geçen "Fark Yaratanlar" programının 11 Ekim 2009 tarihindeki konuğu, 1998 yılında kurduğu birlik altında 3 bin 500 çiftçiyi toplayıp organik tarım ve hayvancılıkla tanıştıran Nazmi Ilıcalı.

Erzurum'da 1953 yılında doğan Nazmi Ilıcalı, çiftçi bir aileden geliyor. Erzurum Eğitim Enstitüsü ve Atatürk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitiren Nazmi Ilıcalı, 25 yıl öğretmenliğin ardından tarıma yöneldi. Ailesinin desteğiyle alkol bağımlılığını yendikten sonra Doğu Anadolu Bölgesi'ne yeni bir sektör kazandıran Ilıcalı, 2003 yılında hazırladığı "Daphan Ovası Sözleşmeli Organik Tarım Projesi" ile Erzurum'da biraraya getirdiği 663 çiftçiyle Doğu Anadolu Tarımsal Üreticiler ve Besiciler Birliği'ni (DATÜB) kurdu. Şu an 9 il ve 15 ilçede aktif olarak faaliyet gösteren ve 3 bin 500 üyesi bulunan birliğin kurucusu ve halk arasında 'organik Nazmi' olarak bilinen Ilıcalı, ABD'de bulunan ASHOKA Vakfı tarafından "sosyal girişimci" seçildi.

Türkiye de ilk defa uygulanan organik süt projesi, Erzurum organik tarım bölgesi projesi, organik süt toplama merkezleri, organik un bakliyat işleme ambalajlama ünitesi ve organik yem ünitesi, organik keten tohumlu ve ısırganlı otlu peynir üretim projesini yürüttü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile birlikte İstanbul'a göçün önlenme projesi ve sözleşmeli organik tarım projesi gibi birçok projeyi gerçekleştirdi.

Ekonomik gelişime katkıda bulunan Ilıcalı, çiftçilerin eğitimi için açılan kurslarla gelişimlerine destek oluyor. Araç gereç ve her türlü ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Doğu Anadolu çiftçilerini organik tarımla tanıştırıp, 200 bin dönüm arazide organik tarım yapılmasına öncülük eden Ilıcalı, ayrıca 40 köyü kapsayan yıllık 50 bin ton kapasiteli bir süt fabrikasının kurulmasına öncülük etti.

*
Victor Ananias (Sezon 01 - Bölüm 15)

Haftanın Fark Yaratanı; 17 Yıldır Organik Tarımın Anadolu'da Yerleşmesi ve Organik Ürünlerin Tanıtılması için Çalışan Victor Ananias

Sabancı Vakfı'nın katkılarıyla hayata geçen ''Fark Yaratanlar'' programının 10 Ocak 2010 tarihindeki konuğu, 17 yıldır organik tarımı Anadolu'da yerleştirmek için çalışan ve ekonomik gelişme alanında fark yaratan Victor Ananias.

Victor Ananias, Şilili doktor bir baba ve Türk bir annenin çocuğu olarak Ege'nin ufak bir köyünde büyüdü. 17 yıldır organik tarımı Anadolu'da yerleştirmek için çaba gösterdi ve bu kapsamda çeşitli sivil toplum kuruluşları ile çalışmalar yaptı. Ananias, Türkiye'de ilk defa gerçekleştirilen birçok ekolojik yaşam uygulamasında, bu yöndeki bütüncül projelerin vizyonunun oluşturulmasında, hayata geçirilmesinde ve organik ürünlerin tanıtılmasında önemli rol oynadı.

Ekolojik tarım alanında tüm dünyada tanınan Ananias, uluslararası ekolojik tarım kuruluşları tarafından geleceğin 5 liderinden biri olarak gösterildi ve ABD'de bulunan ASHOKA Vakfı tarafından da "sosyal girişimci" olarak seçildi.

Victor Ananias aynı zamanda Türkiye'de ekolojik gıda marketlerinin öncüsü olan Buğday Derneği'nin başkanlığını yaptı. Dernek, çevre ve insan sağlığına zarar vermeyen sürdürülebilir tarım yöntemlerinin yaygınlaştırılması, insan gereksinimlerinin ekosistem döngülerine uyum içinde yeniden tanımlanması, bireyin bilgilendirilmesi ve becerilerini geliştirebilmesi amacıyla faaliyet alanlarının yaratılması konularında çalışıyor. Ayrıca, organik tarımı destekleyen TaTuTa (Tarım-Turizm-Tatil) adı verilen alternatif bir tatil programı da geliştirdi. Bu sistemde bireyler, güzel bir çiftlikte tatil yaparken organik tarım çalışmalarını yerinde izleyip üreticiye yardım da edebiliyor.

Victor Ananias, organik yaşam konusunda yüzlerce tohum ektikten sonra maalesef 3 Mart 2011 tarihinde bu dünyadan ayrıldı.

Daha fazla bilgi için:
www.bugday.org

*
Fasla Anter Alp (Sezon 01 - Bölüm 24)


Haftanın Fark Yaratanı; Kızıltepeli Kadınlara Yeni Bir Dünya Sunan Fasla Anter Alp

Sabancı Vakfı'nın katkılarıyla hayata geçen "Fark Yaratanlar" programının 21 Mart 2010 tarihindeki konuğu, Mardin'de kurduğu kooperatif sayesinde kadınların iş yaşamına katılmasını sağlayarak fark yaratan Fasla Anter Alp.

Fasla Anter Alp, Mardin'de Halk Oyunları Eğitmeni olarak görev yaptığı dönemde, yedi kadın ile birlikte, Kızıltepe Destek Kadın Çevre Kültür İşletme Kooperatifi'ni kurdu. Mardin-Kızıltepe'nin Belediye Başkanı'na kadınlardan gelen yardım talepleri, kooperatifin kurulmasında itici bir güç oldu. Fasla Anter Alp, kurduğu bu kooperatif sayesinde, hayatın yükünü omuzlarında taşıyan birçok kadına yeni bir dünya sunarak fark yaratıyor.

Fasla Anter Alp, başkanlığını yaptığı Kızıltepe Destek Kadın Çevre Kültür İşletme Kooperatifi ile bölgedeki kadınlar için okuma yazma, bilgisayar ve girişimcilik gibi çeşitli konularda eğitimler düzenliyor.

Kooperatif bünyesinde kurulan atölye ile kadınların üretim yapmalarına olanak sağlanıyor. Kadınlar, bardak ve tencere altlığı, hamak, kırlent ve hatta cep telefonu kılıfı dokuyorlar, yöresel tandır ekmeği yapıyorlar. Kök boyayla yünden dokunan ürünler ve tandır ekmeği gibi birçok ürün İstanbul'da Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı'nın "Nahıl Mağazası"nda satılıyor. Kızıltepe Kaymakamlığı ve Belediye Başkanlığı tarafından da desteklenen kooperatifin faaliyetlerinden şimdiye kadar 180 kadın yararlanmış durumda.

Daha fazla bilgi için:


*

Şengül Akçar (Sezon 01 - Bölüm 32)

Haftanın Fark Yaratanı; Kadınların Ekonomik Gelişimine Destek Veren Şengül Akçar
Sabancı Vakfı'nın katkılarıyla hayata geçen ''Fark Yaratanlar'' programının 23 Mayıs 2010 tarihindeki konuğu, kurucusu olduğu Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı aracılığıyla, kadınların ekonomik ve kişisel imkânlarını geliştirmeyi amaçlayan Şengül Akçar.
 
Şengül Akçar, 1986'da dar gelirli kadınların yaşam kalitelerini ve ekonomik durumlarını iyileştirmelerine destek olmak ve yerel kalkınmada liderliklerini güçlendirmek amacıyla kurulan Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı'nın (KEDV) kurucusu. Akçar, KEDV ile Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen mikro-kredi uygulamasını, MAYA'yı hayata geçirdi. KEDV'in bir iktisadi işletmesi olarak Haziran 2002'de faaliyete başlayan MAYA, küçük çaplı işleri olan dar gelirli kadınlara, işlerini geliştirebilmeleri ve ekonomik hayata aktif olarak katılabilmeleri için küçük miktarlarda kredi veriyor.
 
Merkezi İstanbul'da olan MAYA, operasyonlarına 1999 depreminden en çok etkilenen illerden biri olan Kocaeli'nde başladı. Kocaeli'nde Ağustos 2002'de, İstanbul'da Haziran 2003'te, Düzce'de Ağustos 2004'te, Sakarya'da da Kasım 2005'te ilk kredilerini verdi. MAYA aracılığıyla bugüne kadar toplam 8.497 adet kredi verildi. Verilen kredilerin toplam meblağı ise, 7 milyon TL'yi geçti.
 
Şengül Akçar'ın yönetimindeki KEDV, Sabancı Vakfı'nın yürüttüğü 2009 Toplumsal Gelişme Hibe Programı kapsamında da mikro girişimci kadınları desteklemek için geliştirdikleri projelerine destek aldı. Proje kapsamında mikro girişimci kadınların işlerini daha sürdürülebilir ve kalıcı yapabilmeleri için internet üzerinden Mikronet: Mikro Girişimci Kadınlar İş Portalı kuruldu. Portal üzerinden 1.200 mikro girişimci kadının işleri için gönüllü mentorlardan destek alması ve kendi aralarında tecrübe ve bilgi paylaşımı ağı oluşması planlanmakta. Bilgisayar kullanmayı bilmeyen mikro girişimci kadınlar ise, bu hizmetten yararlanabilmeleri için temel bilgisayar eğitimi alıyorlar.
 
Şengül Akçar, ayrıca KEDV aracılığıyla kadınlar açısından öncelikli olan Erken Çocukluk Eğitimi, Kapasite Geliştirme, Ekonomik Geliştirme ve Afete Hazırlık konularında programlar geliştiriyor ve uyguluyor. Aynı zamanda bu programların yerel kadın grupları tarafından yaygınlaştırılmasına destek veriyor. Ayrıca, KEDV bugüne kadar 12 ilde yaklaşık 20 bin kadına istihdam sağladı.

 
Daha fazla bilgi için:
www.kedv.org.tr
www.girisimcikadin.org


*
Cafer Yüksel (Sezon 02 - Bölüm 11)

Haftanın Fark Yaratanı; 300 Bin Orman Köylüsünü Kooperatif Çatısı Altında Buluşturan Cafer Yüksel

"Fark Yaratanlar" programının 23 Aralık 2010 tarihindeki konuğu, tehlikeli koşullarda çalışan, yetersiz gelir kaynaklarına sahip orman köylülerinin yaşam şartlarını iyileştirmek için çabalayan Cafer Yüksel.

Türkiye'deki ormanların yaklaşık yüzde 70'i, kooperatiflere üye olan orman köylülerince kesiliyor. Genellikle kış aylarında ve tehlikeli koşullarda çalışan orman köylülerinin sosyal güvenceleri de bulunmuyor. Kendisi de bir orman köylüsünün çocuğu olan Cafer Yüksel, köylülerin daha iyi şartlara sahip olması için Sinop'ta kırsal kalkınma kooperatifi kurarak yola çıkıyor. Ardından Sinop'un diğer köylerinde de kooperatiflerin kurulmasına öncülük ediyor ve 1997 yılında Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği'ni (OR-KOOP) kurarak orman köylüleri için yaptığı çalışmaları ulusal bir boyuta taşıyor.

Dünyada yaygın olarak görülen ve kırsal örgütlenme biçimlerinden biri olan kooperatif sistemi, ülkelerin ekonomik gelişmesinde de önemli bir rol oynuyor. Cafer Yüksel, kurduğu kooperatifle, 300 bin orman köylüsünün bir araya gelmesine, 3.000 birim kooperatifinin ve 27 orman kooperatifleri bölge birliklerinin birleşmesine önderlik etti. Yüksel, orman köylüleri için oluşturduğu örgütlenme modeli ile, kesilen ürünlerin pazarlanmasından örgütlenme yönetimi eğitimlerine, ölüm ve sağlık konularına kadar hem sosyal hem de ekonomik açıdan köylülere destek oluyor.

Daha fazla bilgi için:

*

Selma Demirelli (Sezon 02 - Bölüm 25)

Haftanın Fark Yaratanı; Kadınlara Umut Olan Selma Demirelli

"Fark Yaratanlar" programının 21 Nisan 2011 tarihindeki konuğu, Düzce'de yaşanan deprem felaketinin ardından eşini ve ailesini kaybeden ama hayata dört elle sarılmayı başaran Selma Demirelli.

Depremin ardından hayata dört elle sarılan Demirelli, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı'nın (KEDV), Düzce'de faaliyet gösteren Kadın ve Çocuk Merkezi'nde çalışmaya başladı. 2002 yılında, depremzede kadınları bir araya getirerek, ekonomik ve barınmayla ilgili sorunlarına çözüm üretmek amacıyla, "Nilüfer Kadın, Çevre ve İşletme Kooperatifi"ni kurdu.

Selma Demirelli'nin girişimiyle kurulan kooperatif, Türkiye'nin birçok bölgesinde yaşayan dar gelirli kadınların ekonomik hayata katılımı için önemli bir model teşkil ediyor.

Türkiye'de bir ilk olan kadın yapı kooperatifini kuran Demirelli, kadın girişimciliğini destekleyerek, kadınların iş kurmaları ve ekonomik anlamda özgürlüklerini kazanmaları için, gelir getirici faaliyetlerde bulunmalarına olanak sağlıyor. Kadının ekonomik hayata katılımı için çocuk bakımının önemini de dikkate olan kooperatif, 0-12 yaş arası çocukları olan kadınlar için bünyesinde bir çocuk merkezi oluşturuyor. 0-6 yaş arası çocukların okul öncesi eğitimlerine de destek olan merkez, daha ileri yaş gruplarında olan çocuklar için ise kültürel ve sportif faaliyetler düzenliyor.

Bugüne kadar kooperatif sayesinde, 500 çocuk yuvadan yararlanırken, 48 kadın konut sahibi oldu. 2000 kadına ve çocuğa erken çocukluk eğitimi ve gelişimi alanında destek verildi, 250'ye yakın kadının mikro krediden yararlanması sağlandı.

Daha fazla bilgi için:

*
Tire Süt Kooperatifi (Sezon 04 - Bölüm 03)
Tire Süt Kooperatifi Tirelilerin Hayatında Fark Yaratıyor

Sabancı Vakfı, hayata geçirdiği “Fark Yaratanlar” programıyla toplumsal gelişmeye katkıda bulunan “sıra dışı kişilerin olağanüstü öykülerini” anlatmaya devam ediyor. Dördüncü sezonun yeni fark yaratanı 63 köyde 1870 ortağı bulunan, Türkiye’nin ilk organik pastörize sütünü üreten Tire Süt Kooperatifi…

46 yıl önce kurulan ve 10 yıl öncesine kadar sadece birkaç üreticiden süt toplayıp işleyebilen atıl durumdaki Tire Süt Kooperatifi, son 10 yılda yaptığı çalışmalar ile Türkiye’nin örnek gösterilen bir kooperatifi haline geldi. Kooperatif bugün “üreticiden tüketiciye” sloganıyla, 68 süt alım merkezindeki 50 bin inekten, günde 150 ton süt elde edilen bir kooperatif olarak faaliyetlerini sürdürürken, ortağı olan köylülerin de gelirine katkıda bulunuyor. İzmir’in Tire ilçesinin köylerinde faaliyet gösteren Tire Süt Kooperatifi’ne ortak olan köylüler, her gün ineklerinden elde ettikleri sütü kooperatifin süt alım merkezlerine teslim ederken, tarımsal üretim için gerekli olan ziraat makinelerini, yemleri, traktörlerinin yakıtını kooperatifin imkanları ile sağlıyorlar.

Türkiye’nin ilk organik pastörize sütünü üretti

Tire Süt Kooperatifi’nde sağımdan depolamaya ve soğutma zincirinden tüketiciye ulaşana kadar tüm işlemler el değmeden yapılıyor. Türkiye’nin ilk organik pastörize sütünü üreten Tire Süt Kooperatifi, organik peynir, organik ayran ve et mamullerini de İzmir’deki iki büyük market zincirinde ve kooperatife ait üç büyük mağazada tüketicilere sunuyor.

Kooperatifin, tüketiciye en çok dokunan hizmeti ise “Alo 500 18 18 Eve Süt” motorlu süt servisi. Servisi arayanların sütleri, birkaç dakika içinde evlerine teslim ediliyor.
 

*
Vakıflı Köyü Kooperatifi (Sezon 04 - Bölüm 15)

Türkiye'nin Tek Ermeni Köyünü Kadınlar Kalkındırıyor

Sabancı Vakfı, toplumsal gelişmeye katkıda bulunan “sıra dışı kişilerin olağanüstü öykülerini”, “Fark Yaratanlar” programıyla kamuoyuna anlatmaya devam ediyor.

Sabancı Vakfı’nın yeni Fark Yaratan’ı; Türkiye’nin tek Ermeni köyü olan ve nüfusu ve geliri azalan Hatay'ın Vakıflı Köyü’nde dayanışmayı artırmak için kurulan “Vakıflı Köyü Kooperatifi Kadınlar Kolu” oldu.

Vakıflı Köyü Kooperatifi 2004 yılında kuruldu. 2005 yılında Kadınlar Kolu’nun kurulmasıyla kooperatifin çalışmaları hareketlenmeye ve çeşitlenmeye başladı. 5 kadınla kurulan kooperatifin kadınlar kolunda bugün 27 kadın çalışıyor. Kadınlar; evlerinde ürettikleri reçel, defne sabunu, meyve suyu, defne yağı, nar ekşisi ve 17 çeşit likörü köydeki kilisenin bahçesinde, köyün çay bahçesinde ve İstanbul Kurtuluş’taki küçük şubelerinde satıyorlar. Satılan ürünlerden elde edilen gelirin yüzde 80’i üreticinin olurken, yüzde 20’si ile kooperatife katkı sağlanıyor. Turizm mevsiminin başladığı Nisan ve Mayıs aylarında, Vakıflı Köyü Kooperatifi için üretim yapan bir kadının geliri bin TL’ye kadar yükselebiliyor.


21 Mayıs 2013 Salı

NASIL BİR TARIMSAL KOOPERATİFÇİLİK POLİTİKASI?


Kırsal dünyanın geleceğinde etkili olabilecek politikalar karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu politikaların oluşturulmasını ve uygulamasını  “kooperatiflersiz düşünmek” mümkün değildir. Bu nedenle özel bir Tarımsal Kooperatifçilik Politikası uygulanmalıdır. Bu politikalar;
a.     Girişim olarak tarımsal kooperatiflerin genişleme olanaklarını artırmalı;
b.     Kooperatiflere uygun bir ortam yaratmalı;
c.     Kooperatifleri ve onu geliştiren çevre koşullarını güvence altına almalı;
d.     Kooperatifleri her yönüyle destekleyecek bir şekilde formüle edilmelidir.

Türkiye, kırsal gönencin yükselmesinde ve tarımın sorunlarının çözümünde kooperatif sektörden yararlanmak zorundadır. Türkiye’de kooperatif sektörü, tarımsal sorunların çözümüne katkıda bulunabilecek düzeye getirmek için alınabilecek önlemleri aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür:

1.     Ulusal düzeyde sektörler arası rekabetin oluşmasında ve fiyat paritelerinin çiftçi lehine korunmasında, tarımdan sanayiye fiyatlar yoluyla kaynak aktarımında,vb.. konularda tarımın kooperatifleşmesiyle önemli gelişmeler sağlanabilir ve tarımla sanayinin entegre bir düzen içine girmesine kooperatiflerin önemli bir katkısı olabilir. Tarım ile tarıma dayalı sanayi ve hizmet sektörlerinin bütünleşik bir şekilde yapılanmasında ve tarımdan sanayiye kaynak aktarımının gerçekleştirilmesinde kooperatifler önemli roller üstlenebilirler. Öte yandan hızla dünyaya açılan tarımın, dünya tarımı ile rekabet edebilmesi için, dünya tarım ve ticaret koşullarına adapte olması gerekir. Bu koşullara ayak uydurabilmesi ise onun standartlara uygun mal üretmesine ve dünya fiyatlarının oluşumuna katkıda bulunabilecek bir arz ve talep yapısına kavuşturulmasına bağlıdır. Bu durumun en kestirme çözümü ise, bugünkü ekonomi teorisi ışığında, ancak ve ancak tarımın kooperatifleşmesidir. Öyleyse Türk tarım kesiminin kooperatifleşmesi için her türlü çaba gösterilmelidir. Bunu için her düzeyde kooperatifçilik araştırma ve yayım hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır. Tarım Bakanlığı Teknik Tarımsal Yayım Servisi, Tarımsal Kooperatifçilik Yayımı servisi ile takviye edilmelidir.
2.     Kooperatifçiliği gelişen ülkelere baktığımızda kooperatiflerin sağlıklı bir finans sistemiyle desteklendiği gözlenmektedir. Bu sektörün finans kuruluşu, o sektörde oluşan tasarrufları toplayarak, ihtiyaç duyan ekonomik birimlere aktarmada ve ayrıca Merkez Bankası’ndan taze para tedarikinde ve para yaratıcı özellikleri ile son derecede önemlidir. Türk tarım sektörü, özellikle kooperatif sektörü, böyle bir finansal yapıyla donatılmadığından, sektör düzeyindeki  tasarrufları toplamada ve yönlendirmede, taze para akımı sağlamada ve para yaratmada rol oynayamamakta ve sektörler arası rekabette zayıf kalmaktadır. Bu sorunların çözümü ve tarımın kooperatifler aracılığı ile ekonomiye sağlıklı katkılar sunabilmesi bakımından bir Kooperatifler Bankası sisteme derhal dahil edilmelidir.
3.     İyi ve sağlıklı bir kooperatifleşmenin en önemli koşullarından biri de uygun ve sağlıklı bir yasal dayanağın olmasına bağlıdır. Türkiye’de dağınık bir kooperatifçilik mevzuatı bulunmaktadır. Bu mevzuat, tarımın ve tarımsal kooperatiflerin yapılarına ve koşullarına göre yeniden gözden geçirilmeli ve birleştirilmelidir.
4.     Tarımda kooperatiflerin gelişmesinde rol oynayan öğelerden birisi de kooperatiflerin gelişmesine uygun politikaların devreye sokulmasıdır. Gelişmiş ülkelerin pek çoğundaki tarımsal kooperatiflerin gelişmesi için tercihli politikalar uygulanmaktadır.
5.     Kooperatiflerin başarılı olmasında önemli olan diğer bir öğede yetenekli
yöneticilerin yetiştirilmesi ve istihdamıdır. Ülkemizde hemen her meslek dalı
için eğitim programları uygulanmasına karşın, tarihçesi 1,5 yüzyıla yaklaşan
kooperatifçiliğin eğitim programları “dökme su ile değirmen döndürme” esprisini aşamamıştır.
6.     Ciddi bir kooperatifçilik eğitimi ve uygulaması, ciddi bir “kooperatifçilik araştırmaları” ile olumlu bir boyuta ulaşabilir.. Ülkemizde, kooperatifçilik sorunlarını sistematik bir şekilde ele alan sorumlu bir ER-GE  kuruluşu yoktur. 1970’li yıllarda kurulan “Milli Kooperatifçilik Eğitim ve Araştırma Enstitüsü” bugün fiilen ortadan kaldırılmıştır. Türkiye’de kooperatifçilik araştırmaları amatör birkaç kişi ve/veya kuruluşun ilgi alanındadır.
7.     Tarımın, kırsal kesimin ve kırsal kooperatiflerin sorunlarının çözümünde en önemli yol, kooperatiflerarası işbirliğidir. Birim kooperatiflerin tek başlarına gerçekleştiremediği faaliyetleri bir araya gelerek yapmaları en akılcı yoldur. Girmeyi hedeflediğimiz AB ülkelerinin büyük çoğunluğunda kooperatiflerin, üst örgütlenmelerini geçen yüzyılın başlarında tamamladığı gözlenmektedir.
8.     Küreselleşen bir ekonomide, oluşan yeni yapılanmalara tarımı entegre edebilecek en uygun kurumsallaşmanın kooperatifler olduğu  gözden kaçırılmamalıdır.

Kooperatifçi selamlarımla.

Dr. Ayhan ÇIKIN

17 Mayıs 2013 Cuma

NİÇİN KOOPERATİFÇİLİK ?


NİÇİN KOOPERATİFÇİLİK[1]
Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN
EÜ & MSKÜ Emekli Öğretim Üyesi


  1. GİRİŞ
Çağımız, sürekli bir değişim ve gelişim süreci içindeki sorunları ve çözüm arayışları ile bir çelişkiler yumağı biçimindedir. Ayrıntılara bakılmazsa, sürekli bir ekonomik büyümenin varlığından söz edilebilir.
Zengin ülkeler ile fakir ülkeler arasındaki ve/veya aynı ülke içindeki çok zengin toplum grupları ile çok fakir toplum grupları arasındaki gelir dağılımında büyük uçurumlar bulunmaktadır.
· Kar motivasyonuna göre çalışan ticari şirketler biyolojik ve doğal sistemi bozmaktadırlar.
· Kalkınmanın realitesi, salt ekonomik ölçütlere dayandırılan geleneksel kalkınma görüşü üzerinde yeniden gözden geçirilmeli ve çevre sorunu yeni  kalkınma anlayışı içine mutlaka dahil edilmelidir.
Yatırım kararları, istihdam yaratmadan ve mevcut istihdamı korumadan artıyorsa, bu yatırımlar toplum açısından bir anlam taşımazlar.
Yatırımlarda iki gerçeklik ayırt edilir :
1. emeğe bağlı yatırımlar,
2. emeğe bağlı olmayan yatırımlar.
Bir buçuk asırdan beri, kalkınmayı ve organizasyonların yönetimini tasarımlayan bir başka işletmecilik biçimi de vardır : Kooperatifler.
Kooperatifçilik, sermayenin araç olarak hizmet ettiği ve fazlaların (kapitalist dilde karın), yatırılan sermayeye göre değil, insanların ihtiyacı üzerine oturtulmuş çağdaş bir ekonomik vizyondur.
21 Aralık, 1844’de Rochdale Haksever Öncülerinin Manchester kentinin bir varoşunda kurdukları tüketim kooperatifinin ekonomide yarattığı  yeni girişimcilik yaklaşımı…

2. DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE KOOPERATİFLER
Dünyada, ekonomilerinde kooperatif işletmelerin yer aldığı  96 ülkede, kooperatif üye sayısı 1(bir) miyara ulaşmıştır. Çok uluslu şirketlerden % 20 daha fazla istihdam yaratan kooperatiflerin istihdam ettiği insan sayısı 100 milyonu aşmıştır. Dünyadaki en büyük 300 kooperatifin yıllık iş hacmi 1,6 trilyon ABD doları civarında olup dünyanın 9. büyük ekonomisine(İspanya) eşdeğer bir iş  hacmine sahiptirler.
Avrupa’da 37 ülkede (Türkiye dahil) 160 bin kooperatifin  123 milyon üyesi bulunmaktadır.  Bu kooperatifler 5,4 milyon insana iş sağlamaktadırlar (2010).  Kooperatiflerin amiral gemisi sektörleri endüstriyel hizmetler (% 41) ve tarım (% 33)’dır.  Kooperatif faaliyetlerinin doğası gereği, üyelerinin daha çok olduğu sektörler bankacılık (% 54) ve tüketim (% 25) sektörleridir.
2010  itibariyle Türkiye’de  84 binden  fazla birim kooperatiflerde  8,1 milyon kişi üye bulunmaktadır.   Bu kooperatiflerin  13 400’ü (% 15,9 ) tarımsal amaçlı kooperatiftir. Tarımsal kooperatiflerde  4,5 milyon kooperatifçi üye (Toplam üyelerin % 55,6’sı) bulunmaktadır.  Türkiye’de kooperatif sektörün istihdam ettiği insan sayısı 120 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir (TMKB).Türkiye’de 1 merkez birliği, 14 bölge birliği ve 564 birim kooperatif içinde 30 bin civarında balıkçı örgütlenmiş durumdadır.

3 3.   KOOPERATİFİN TANIMI, KOOPERATİF DEĞERLER  VE KOOPERATİF  İLKELERİ
3.1. Bir Kooperatifin  Doğası
Kooperatif, ortak ihtiyaçlarının tatminini araştıran gerçek veya tüzel kişilerin bir birlik/dernek yoluyla sahip oldukları bir işletmedir.
Kooperatif,
-  ekonomik sorunları çözüm üretirken bir “işletme”,
- bu sorunları çözüm sürecinde insanlararası bir yardımlaşma sağlarken bir ”dernek/birlik” niteliğindedir.
Yani hem sosyal yönü, hem de ekonomik yönü olan özgün bir sosyo-ekonomik kuruluştur.
Kooperatif, bir veya birden fazla ekonomik etkinliğe sahip işletmeleri/insanları bir araya toplar
-    Kooperatif işletmeden mal ve hizmet satın alan tüketicileri
-     Kendi ürettikleri mal ve hizmetleri işleme ve pazarlama için işbirliği yapan üreticiler
-     Kendi mesleki faaliyetlerine gerekli mal ve hizmetleri satın almak için kooperatif yapan  işletmeleri ve  iş yapan üreticileri
-      Kendi  istihdamını korumak ve kendi çalışma koşullarını iyileştirmek isteyen  çalışanların kooperatifleri
-     Yine bağımsız girişimcilerin tasarruflarını değerlendiren ve finans  ihtiyacını karşılayan bankacılık kooperatifleri.
Kooperatif işletme, “bir kişi, bir oy” ilkesi temeli üzerinde demokratik şekilde iki konumlu  olarak çalışır : tüm üyelerden oluşan genel kurul  ve genel kurulca seçilmiş üyelerden oluşan yönetim kurulu. Geniş alana yayılmış veya çok sayıda ortak sahibi olan kooperatifler için “delege sistemi”  yapılandırılması gerekebilir.
3.2. Kooperatifin Tanımı
“ Bir kooperatif, mülkiyeti kolektif olan ve yönetimi demokratik olarak gerçekleştirilen bir girişim aracılığı ile ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçları ve özlemleri tatmin etmek için gönüllü olarak bir araya gelmiş insanların özerk birliğidir” (Alliance coopérative international, 1995).
Kooperatif girişimcilik, kapitalizmin yarattığı adaletsizlikler üzerinde bazı düşünürler tarafından yapılmış eleştiriler sonucunda doğmuştur.
İlk kooperatif, İngiltere’de başarı kazanmış Rochdale Haksever Öncüleri’nin şirketi, dönemin bazı düşünürlerinin bir sentezinin sonucu doğmuştur,
Rochdale öncüleri, girişimcilik dinamiği içinde kalkınmanın ilkelerini somut olarak uygulamaya koymada başarılı olmuşlardır.
3.3.  Kooperatif Değerler
Kapitalizmden yarattığı çelişkilerin eleştirisi ve kooperatif ilkelerinin belirlenmesi, kalkınmada yenilikçi bir görüşü gündeme getirmiştir.
Kooperatiflerin temel değerleri içinde somutlaşan bu görüş;
- insanın sorumluluk ve yükümlülük alması,
- yardımlaşma /dayanışma,
- demokrasi,
- eşitlik,
- dürüstlük/ doğruluk,
- saydamlık
- özgecilik,
- ve kurucuların amaç ve düşüncelerine sadakat
… biçiminde yaşama girer.
Bu temel değerler zamanla evrimleşmiş, kalkınmada kooperatiflerin kendi vizyonunu uygulamaya koymasına imkan veren başka temel hatlarını oluşturan bugünkü yedi kooperatifçilik ilkesini şekillendirmiştir.
3.4. Kooperatifçilik İlkeleri
  1. Kooperatife ortak olmanın herkese açık ve gönüllü olduğu ilkesi
Kooperatifin temel amacı, ya bir ürün veya hizmet elde etmek (tüketim kooperatifi), ya bir üretimi satmak (üretici kooperatifi) veya bir iş bulmak (emek kooperatifi) olsun, ortak bir ihtiyacı olan insanların serbestçe gruplaşmasıdır.
Kooperatif olarak yeniden bir araya gelmiş olan bu insanlar, geleneksel piyasanın tam tatmin edemediği, çözüm bulamadığı bir problemi çözmek ve kooperatifçilik değerlerine göre bir proje yapmak isterler (çok düşük ücret, kötü tedarik, aşırı yüksek fiyat, üretim dönüşümünün zayıflığı,vb…).
Fakat , kooperatif projeye olumlu katkıda bulunmak isteyen öteki kişilerin aleyhine, kooperatif içinde yer alan bir grup insanın avantajını korumak gerekmez.
O nedenle kooperatife giriş daima açık ve serbest olmak durumundadır. Ayni zamanda hiçbir ayrımcılık, bir kooperatif içindeki girişimi refüze
etme mazeretini haklı göstermez.
Bu , kooperatife ortak olmanın herkese açık ve gönüllü olduğu ilkesidir.
  1. Demokratik yönetim ilkesi
Karar vericiler, işçiler olsun (emek kooperatifi), tüketiciler olsun (tüketim kooperatifi) veya üreticiler olsun (üretim kooperatifi) kooperatif konusuna katılacaklardır.
Bu insanlar, kendilerine karşı sorumlu olacak temsilcileri seçecektir.
Tek başına üye niteliği, yatırılmış parayla orantılı olmayan oy hakkı sağlar. Kararların ereği para değil, üyelerin ihtiyacıdır.
Bu, kooperatifte erkin üyeler tarafından gerçekleştirilmesi ilkesidir .
(bir üye=bir oy ilkesi).
  1. Üyelerin kooperatife ekonomik katılım ilkesi
Kooperatifin kuruluş ve gelişme aşamasında gerekli olan paranın üyelerden gelmesi zorunludur.
Bu sermaye, kooperatif olmanın yolu olarak kabul edilmez, her kişi, üyeler tarafından kararlaştırılmış belirli bir ödemeyi kabul edeceklerdir.
Dahası, yıl sonu fazlası, yatırılmış paraya göre değil, üyelerin kooperatifle yaptığı işlem oranında yeniden paylaştırılacaktır;
Üyeler yıl sonu fazlalarının bir kısmını, topluluğun farklı faaliyetleri için kullanabilecekler,
Ayrıca kooperatif bünyesinde başkalarına devredilemeyecek bir rezerv yaratarak toplumsal bir miras yaratırlar.
 Bu, üyelerin kooperatife ekonomik katılım ilkesidir.
  1. Kooperatifin ve üyelerinin  bağımsızlığı ve özerkliği ilkesi
Kooperatif, Devlet veya diğer örgütlerle partnerliklerinde ve tüm faaliyetlerinde, bu organizasyonlara karşı bağımsızlığını sağlamak ve üyelerinin demokratik erkini  korumak zorundadır.
Partnerleri, hiçbir zaman, konusuna göre kararların alınmasında kooperatifin kapasitesini tehlikeye düşürmeyi amaçlamazlar.
Bu, kooperatifin bağımsızlığı ve özerkliği ilkesidir,
  1. Kooperatiflerarası işbirliği ilkesi
Kooperatif dışa kapalı gelişemez; aksine onlar, üyelerine hizmet ve kooperatif hareketin güçlenmesi amacıyla federasyon ve konfederasyon biçiminde yeniden gruplaşmalıdırlar.
Bu, kooperatiflerarası işbirliği ilkesidir.
  1. Kooperatifçiliğin eğitim, formasyon ve enformasyon ilkesi
Özel ilkeleri ve değerleri ile bir organizasyon şekli olan kooperatif, herkesin optimum katkısını sağlamak amacıyla;
               -  üyelerinin,
               - idarecilerinin,
               - yöneticilerinin ve
               -  çalışanlarının niteliklerini ve dinamiklerini geliştirmek zorundadır.
Bu, kooperatifçiliğin eğitim, formasyon ve enformasyon ilkesidir.
  1. Kooperatifin ortamına karşı sorumluluğu ilkesi
Çevreye bağlı sorunların ortaya çıkmasıyla kooperatifler, kendi tarzını, toplumun
sürdürülebilir kalkınmasına katkıda bulunmak zorundadırlar.
Bu da, 1995 ACI kongresinde eklenmiş, kooperatifin ortamına karşı sorumluluğu ilkesidir.
3.5. Kooperatif Proje
Proje, önceden belirlenmiş bir süre içerisinde değişim yaratmayı  amaçlayan, birbiriyle ilişkili amaç ve hedefleri olan, uygulanması sonucunda çeşitli ürünlerin elde edildiği bir çalışmadır. Bilimsel bir çalışma olan projede; gözlem yaparak bilgi toplama, elde edilen bilgilerin düzenlenmesi, bilgiler arasında neden-sonuç ilişkisinin olup olmadığının araştırılması, gelecek nesillere bilgilerin ve sonuçların aktarılması söz konusudur.
Proje süreci, proje fikrinin ortaya çıkışıyla başlayan ve bu fikrin kâğıda dökülmesi, geliştirilmesi, yürütülmesi, tamamlanması ve değerlendirilmesinin ardından yeni proje fikirlerinin üretilmesine kadarki süreçleri içerir.
Projenin aşamaları : Projenin konusu; Bilgi toplamak ; Projeyi tanımlamak ; Projenin yürütülmesi; Projeyi değerlendirme ve rapor yazma ; Projenin uygulamaya sokulması
Kooperatif düşünce XIX. yüzyılın başlarında doğdu ve endüstriyel devrim ile birlikte çalışanların (işçilerin)  yoksullaşmasına tepki olarak  sosyalist ve sendikalizm hareketine katıldı.
Kooperatif, iş bölümü ve makine kullanımının gelişmesiyle işçi emeğinin sıradanlaşması ve özerkliğinin kaybı bağlamında, çalışanların kendi yaşamlarına ait gücü, kendi ellerine alma isteğini de yanıtlar
Kooperatif proje, bizzat çalışanların denetimi altında , üretim araçlarının ortaklaşa mülkiyetini eşlik eden, hem özel sermaye mülkiyetini ve hem de egemen ilişkileri değiştirmeyi amaçlayan bir eylemi programlamaktır. 
Üyeler arasında hakları, gücü ve çıkarları adil bir paylaşımla sağlayan , ortak bir ekonomik proje etrafında, insanların kendi kaderlerini eline alması yeteneği üzerinde yeni bir toplum oluşturmayı çaba gösteren bir işbirliğini uygulamaya sokmaktır.
Kooperatif hareketi , bu özelliğinden dolayı bazı ülkelerde ve dönemlerde, otoriter ve merkezi bir tarzda ekonomiyi ve toplumu yönetmeyi odaklanmış siyasi güçlerce de benimsenmiştirBu açıdan kalkınma /gelişme süreci incelendiğinde üç ekol etrafında gruplandırılmış farklı kooperatif çözümler önerilmektedir:
-        İlki, sendikal örgütlenme yoluyla işçilerin/çalışanların haklarının savunmasına dayanır.
-         İkincisi, sosyalist veya komünist tipli politik bir örgütlenme ile toplumu zorunlu değişimler şeklinde  örgütlemeye dayanır.
-        Üçüncü okul, kooperatizm ise, kooperatif organizasyon olan bir girişimcilik çözümünü önerir.
Kooperatif hareketi bugün, sosyal ekonominin bütünü içinde çeşitli üretken organizasyonlarından en önemli birini temsil etmekte ve kurucularının formüle ettiği ütopyayı gerçekleştirmeyi olanak veren tüm araçları ve yolları kullanmaktadır. 20. Yüzyılın önemli kooperatif kuramcısı ve “Kooperatif Proje” yazarı Henri Desroche, ahlaklı, adil ve dürüst bir dünya için eski toplumun değiştirilebileceğinin umut ışıklarını yakmaktadır[2].

4. TOPLUMSAL VE EKONOMİK AÇIDAN KOOPERATİFLER
4.1. Kooperatiflerin Ekonomiye Katkısı
Kooperatifler, güncel karma ekonomi piyasası içinde önemli bir rol oynayan özerk, ekonomik olarak üretken ve yenilikçi girişimlerdir:
-    Kooperatifler ortakları tarafından kurulan, yönetilen ve devlete bağımlı olmayan kuruluşlardır;
-    Kooperatifler, piyasa koşullarında faaliyetlerini gerçekleştirdiklerinden ekonomik olarak verimlidirler;
-    Kooperatifler, üretici/tüketici ortaklarının karar süreçlerinde bizzat yer almalarından dolayı daha yenilikçi hizmetler üretirler;
-     Kooperatifler, rekabet ortamında çalışan işletmelerdir.

Kooperatiflerin mikro-ekonomik  alanlarda  ekonomiye katkıları 
-        Kooperatiflerin fiyatların oluşumuna katkısı
-        Kooperatiflerin pazarların iyileştirilmesine katkısı
-        Kooperatiflerin ürün farklılaşmasına (Katma Değer) katkısı
-        Kooperatiflerin ölçek ekonomisine ulaşmaya katkısı 
-        İstihdama katkısı
-        Ekonomik büyümeye katkısı
-        Risklere karşı sigorta yardımlaşması gerçekleştirirler.

4.2.  Kooperatiflerin Toplumun Katkısı
ortak aklı karakterize eden dayanışma ruhunun da göstergeleridir,
Daha büyük bir toplumsal bütünleşme sağlaması
Ekonominin ve toplumun dinamikleşmesi
Adil ve sorumlu bir toplumsal yapı oluşması
Yeni toplumsal kurumların oluşması
Yöresindeki kaynakları harekete geçirmesi
Birlikte çalışma, paylaşma, adil ve dayanışmacı bir katılımcılık
küreselleşmenin olumsuz etkilerini karşı koymada insanlara yardım ederler,
-        küçük işletme/birey” ile “pazar” arasında  “bileşik geçit noktaları” oluştururlar
-        “zor bölgeler”de insanların yaşamasına ortam hazırlarlar;
-        Kooperatifler, yerel ve bölgesel kalkınmanın önemli aktörüdürler;
-        Gelişmiş pek çok ülkede kırsal yörelerdeki yerel hizmetleri kooperatifler sürdürmektedir.
-        Kooperatif işletmeler, toplumsal sorumluluğu geliştirerek, topluma önemli bir yurttaşlık bilinci katarlar.
-         Topluma, toplumsal sorumluluk tohumları eken nadir kuruluşlardır.
-        Sermayeyi sosyal bir öz kazandırır

4.3. Kooperatiflerin sosyal  güvenliğin savunulması ve sürdürülmesine katkıları
-        Kooperatiflere katılım, demokratik toplum değerlerinin hayati çekirdeğidir;
-        Kooperatifler demokratik katılımın ve yurttaş olmanın okullarıdır;
-        Kooperatifler bireylere kendi geleceğini bizzat eline alma ve ortak amaçlarına ulaşmak için örgütlenme olanağı sağlar;
-        Kooperatifler aracılığı ile insanlar, istihdam yaratırlar, özerk tarzda sosyal hizmetler ve yardımlaşma sağlarlar;
-        Risklere karşı sigorta yardımlaşması gerçekleştirirler.

4.4. ORTAK İŞLETMELERİN PROJELERİ- KOOPERATİF İŞLETMENİN PROJESİ
Su ürünleri /balıkçılık sektörünün genel görünümü şöyle öztlenebilir : Krizle sürekli yüz yüze olan bir sektör / kriz faktörü çok olan bir sektör; olumsuz ekonomik ortam /Türkiye’deki zor koşullar (ekonomik faktörler, spesifik toplumsal ilişkiler, finansal sıkıntılar, vb..); tüketici gelirlerindeki olumsuz gelişmeler;  balıkçılık filosundaki yatırım yetersizlikleri;  istihdamdaki sorunlar;  sektörün rekabet gücü; sektör ve bölge  için ekonominin ve toplumun aktörleri arasında ortak bir payda oluşturmak ;vb..
4.4.1. Kooperatifler ne yapar ?
Son onlu yıllarda batı ülkelerinde “sosyal ekonomi modeli” olarak adlandırılan bu sektör üç temel bileşene dayanır :
- Gerçek bir ortak projeye dayalı kooperatifler;
- İmece, yardımlaşma sandıkları ve mediko-sosyal faaliyetleri;
 - Ekonomik işlev üstlenen dernekler/vakıflar.
Kooperatifler, su ürünleri ekonomisini organize ederler, ekonomiyi toplumun hizmetine sokarlar.
  Kooperatifler iki nedenden dolayı doğarlar ve gelişirler : 
1. Tek başına yerine getirilemeyen ekonomik ihtiyaçları yanıtlamak ve üretim faaliyetlerini sürekli kılmak.
2.  Büyük ticari güçlere karşı kendilerini savunmak.
  Şu dört olay konunun saklı kalan yönlerini açıklar :  
- bireylerin özerklik istemesi,
- ortak nitelikli grupların ortaya çıkması,
- özel girişim modelinin egemenliği,
- üreticiler arasındaki bağın farklılaşması.
Bir üretici ile kooperatifi arasındaki en önemli bağ, üretici ile kooperatif arasında paylaşılan ortak bir projedir.  Kooperatifin uygulayacağı proje ortaklarının ihtiyaçlarını yanıtlayan, onların kişisel veya ailevi projeleri ile  bağlantılı olmalıdır.
Bir  balıkçı için pazarlama ve işleme kooperatifi, ortaklarının ürünlerini toplayan, işleyen ve pazarlayan bir proje ile ortakları ile bütünleşir. Ancak burada kooperatifin projesi bir işletme niteliğinde olduğu gibi ortaklarının bireysel işletmeleri de bağımsız, fakat birbirlerini pazar sürecinde tamamlayan işletmelerdir.
Genellikle ortakların işletmeleri küçük, kooperatifin işletmesi de onları pazarla buluşturan orta/büyük boyutlu işletmelerdir.
Bir balıkçı, kooperatife katılırken şu üç öğeyi dikkate alır :
  1. ürününü değerlendirmek,
  2. işletme yönetimini, mesleki faaliyetini ve yaşam kalitesini yükseltmek,
  3. kişisel ve mesleki projesini gerçekleştirmek.
Kısa dönemde bir balıkçının beklentileri şunlar olabilir :
  • ürününe adil bir fiyat elde etmek,
  • kooperatifin getireceği başarılı hizmetlerden yararlanmak:
- işletmesinin yönetimini iyileştirmek,
- kişisel projesi ile mesleki projesi arasındaki bağı sağlamak,
- işletmesini iyileştirmek,
- iyi bir çevre edinmek.
Orta / uzun dönemde bir balıkçının kooperatifinden beklentileri de şunlar olabilir :
-        alanındaki üretimini sürekli kılmak,
-        pazara girişini denetim altına almak,
-        ürettiği ürün(ler)ünün politikasının geliştirilmesinde ağırlığını koymak,
-        kooperatifin yarattığı dayanışma ortamından yararlanmak.
Ortak balıkçı,
“benim işletmem” kavramı ile
“benim kooperatifim” kavramını
“kooperatif yaşam” biçimine dönüştürebilmelidir.
  Çünkü kooperatif ortağına ;
-         tamamlayıcılık,
-         sinerji,
-         karşılaştığı çapraşık durumlara yanıt,
-        çalıştığı alanda  bir ürün ortamı (örneğin balıkçılık, avlak, işleme, pazar, vb.. ortamı  gibi),
-         insanların formasyonu,
gibi çeşitli konularda yardım sağlar.

4.4.2. Bir Balıkçı  Kooperatifi Nasıl Çalışmalı ?
Bir kooperatif;
-         ekonomik faaliyeti kolaylaştırmak / geliştirmek,
-         ekonomik faaliyetlerin sonuçlarını iyileştirmek / artırmak,
için  küçük balıkçıların kullanabileceği bir piyasa aracıdır.
Bir balıkçı  kooperatif çalışmasını dört temel ilke çerçevesinde gerçekleştirir :
  1. serbest katılım,
  2. demokratik yönetim,
  3. tekelci anlayış (salt ortakları ile çalışma anlayışı),
  4. akapitalizm (kooperatifler, sermayeye kar aramazlar; kooperatif girişimin yarattığı fazlalar, yatırılan sermayeye göre değil, kooperatifle yapılan işlem oranında paylaşılır).
Kooperatife ortak bir   balıkçı  ile kooperatifi arasında şöyle bir bağlantı bulunur :
a)      Balıkçı, bir kooperatife üye olarak çift yönlü bir yükümlülük alır :
       - 1. Avladığı/ürettiği balıkları kooperatife teslim    etme;
        - 2. sosyal sermayeye katılma.
    b)      Fazlaların bölüşülmesi.
Kooperatifler, yarattıkları fazlaların bir kısmını rezerv halinde (ayni / nakdi) kendi bünyelerinde toplarlar.

5. KOOPERATİF PROJEYİ HAYATA GEÇİRME SÜRECİ
Kooperatifler, sorumluluk, dayanışma ve saydamlık üzerine tesisi olmuş bir demokratik girişim tarzıdır.  Onlar, temel amacı üyelerine bireysel ve kolektif hizmetler vermek olan kişi şirketleridir.  Ortakları ve ayni zamanda müşterileri, üreticileri veya işçileri olan üyeleri  ile  kooperatif arasında, karşılıklı ve sürdürülebilir yükümlülükler, kurulur.
Kuruluş sürecinde izlenecek en iyi yol , reel olarak kooperatif işletmeyi çalışabilir bir duruma getirecek nihai grup kararına varmadan önce, aşama aşama sistematik olarak kooperatifin alt yapısını hazırlamaktır. Kooperatifler, diğer işletmelerinden üç noktada ayrılırlar :
 - Kooperatif işletmenin amacı farklıdır (onlar, üyelerine hizmet vermek için kurulurlar),
 - Kooperatif işletme, üyelerinin ortak mülkiyetindedirler ve ortaklarının denetimi altında çalışırlar,
 - Kooperatif işletmenin kazancı, üyeleri ve kullanıcıları arasında dağıtılırlar.
Kooperatif projesinde sekiz aşama
Her aşamada yapılacak etkinlikler ve ilgili aktörler  şöylece özetlenebilir :
1. Ortak bir sorun ve uygun bir çözüm bulmak; umut verici bir fırsat tespit ettikten sonra ortak bir ekonomik inisiyatif düşüncesi (proje konusu) geliştirmek;
2. Potansiyel üyelerin yararına oluşturulacak projeyle ilgili  fikir birliği oluşturmak;
 3. Potansiyel liderleri çıkarabilecek öncü bir grup oluşturmak, bir çalışma planı hazırlamak ve görevleri dağıtmak;
 4. Ortaklarla yapılacak bir ankete dayalı olarak fizibilite etüdü yapmak;
 5. Potansiyel üyelerin güvenini kazanmak ve kurumsal yapıyı geliştirmek;
 6. Ayrıntılı bir işletme planı ile üyelerin bağlılığını sağlamak;
7. Belli başlı diğer paydaşların taahhüdünü sağlamak;
8. Kooperatif girişimin işletmeye açılabilmesi için gerekli varlıkları ve personeli sağlamak.

6.SONUÇ : KOOPERATİÇİLİĞİ GELİŞTİREBİLMEK İÇİN NE YAPMALI ?
1.  Kooperatifçilik sektörünün kapsamını balıkçı toplumuna iyi anlatmak
- Öncelikle toplumun her kesimine kooperatifi ve kooperatiflerde rol alabilecek kesimlerin niteliklerini ve nedenlerini anlatacak örgün ve yaygın eğitim çalışmaları;
-Ekonomide kooperatiflerin yerini ve önemini, ülkeden ve dünyadan örneklerle anlatacak eylemler;
- Bir girişim tipi olarak kooperatif işletmelerini araştıran, inceleyen, onları piyasa mekanizması içinde çalışma koşullarını ortaya koyan eylemler;
-             Farklı deneyimleri örnekleyerek kooperatif kimliğini belirleyen ve geliştiren eylemler;
-             Ulusal kooperatif istatistiklerini toplama ve geliştirme eylemleri;
-             Kooperatif eğitimini ve formasyonunu geliştirme eylemleri.
2.          Kooperatifçilik ve sosyal girişimlere uygun yeni hukuki biçimleri arama eylemleri.
- Ülkede ve dünyada kooperatif ve benzeri kuruluşları ve yasal dayanaklarını araştırma ve  geliştirme.
3.    1995’de ICA tarafından yeniden gözden geçirilmiş kooperatif tanım ve ilkelerini; ILO’nun bu ilkelerin uygulanması konusunda aldığı tavsiye kararını;  AP’nun 2002’de kabul ettiği Avrupa Kooperatif Şirketi statüsünü ve yine AB Komisyonunun 2004’de  yayınladığı AB’de Kooperatifleri Geliştirme raporunu dikkate alarak ulusal kooperatifçilik mevzuatının yeniden düzenlenmesine ilişkin eylemler.
 4.   Özellikle gelişmiş ülkelerde bir kamu hizmeti - özellikle gıda üretiminde- gözüyle bakılan tarım/su ürünleri kesiminde kooperatifçiliğin temel alınmasını sağlayacak eylemler.

Kaynaklar :
ACI (1995), “Déclaration sur l'identité coopérative" de l'ACI en 1995. (http://www.oit.org/public/english/standards/relm/ilc/ilc89/pdf/rep-v-2.pdf).
COMMISSION DES COMMUNAUTÉS EUROPÉENNES (2001) , “ coopératives dans l’Europe Entrepreneurial”, DOCUMENT DE CONSULTATION, Bruxelles, http://www.hlm.coop/IMG/pdf/doc_fr.pdf
COOPERATION MARITİME FRANÇAISE : http://www.cooperationmaritime.fr/ 
ÇIKN, A. , A.R. KARACAN (1994), Genel Kooperatifçilik, E.Ü.Ziraat Fakültesi Yayını, İzmir
DESROCHE, H.  (1976), Le Projet Coopératif, les Editions Ouvrieres,Paris
DRAPERI, J.-F. (2007), , “Parler des entreprises coopératives”, in : http://www.entreprises.coop/images/Semaine.coop/sce_2007_couv.pdf
FAO ( ? ),  Cooperatives in small-scale fisheries: enabling successes through community empowerment, http://www.fao.org/docrep/016/ap408e/ap408e.pdf ,
FAO (2008), “Safety at sea for small-scale fisheries in developing country “, in: http://www.fao.org/docrep/012/ak809e/ak809e.pdf
GÖNCÜOĞLU, H., Y.D. ÖZBİLGİN, V. ÜNAL (2011), “A Preliminary Study on Sustainability of Fishery Cooperatives in the North-eastern Mediterranean, Turkey”, in : Su Ürünleri Dergisi 28 (2) : 41-46, http://egejfas.org/pdf/2011-2/2011_28_2_2.pdf
HANNESSON, r. (  ? ), Fishermen’s organizations and their role in  fisheries management : theoretical considerations and experiences from industrialized  countries, in : http://www.fao.org/docrep/003/T0049E/T0049E01.htm
JAQUES, S . (2001), Analyse des activités économiques en Méditerranée : secteurs pêche – aquaculture. Plan Bleu, Valbonne. http://www.fao.org/docrep/012/ak809e/ak809e.pdf
KURIEN , j. ( ? ),  The role of fishermen’s organizations in fisheries management of developing countries  (with particular reference to the Indo-Pacific regio), http://www.fao.org/docrep/003/T0049E/T0049E02.htm
PIZZALI, A. F. M. (1994), Petites installations de débarquement et de commercialisation du poisson, FAO DOCUMENT TECHNIQUE SUR LES PÊCHES 291, http://www.fao.org/docrep/003/T0388F/T0388F00.htm
TOKAÇ, A.  Ve ark. (2010), Ege Denizi Balıkçılığı, Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yayını, Şanal  Matbaası, İzmir, 371 s.
ÜNAL, V. (2006),  “Profile of fishery cooperatives and estimation of socio-economic indicators in marine small –scale fisheries: case studies in Turkey” , in : Tesis presentada y defendida publicamenta para la ontencion  del titulo de maşer of sience en economia y gestion  de la actividad pesquera  , Barcelona, 3 de Abril de 2006
ÜNAL, V. , M. YERCAN (2009),Ege Kıyıları Su Ürünleri Kooperatifleri,  Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği  Yayınları No. 1, Bornova, 130 s.
ÜNAL,V. , H. GÖNCÜOĞLU, H:M: SARI (2011), “ Ege Bölgesi İçsu Kooperatiflerinin Mevcut Durumu, Problemleri ve İleriye  Yönelik Projeleri”, in : Su Ürünleri Dergisi 28 (2) : 47-52, http://egejfas.org/pdf/2011-2/2011_28_2_3.pdf



[1] Ege Denizi Balıkçılığı ve Balıklarımız Çalıştayı , 13-14 Mayıs 2013, Foça-İzmir
[2] Henri Desroche, Le projet coopératif, Les Editions Ouvrieres, Paris, 1976.