29 Mayıs 2013 Çarşamba

KALKINMANIN MERKEZİNE KOOPERATİFLERİ YERLEŞTİRMEK

KALKINMANIN MERKEZİNE KOOPERATİFLERİ YERLEŞTİRMEK*

Kapitalist kalkınma tipi ve hızı ekolojik dengeleri altüst etmiş, sorumsuzca yapılan bir üretim/tüketim ilişkileriyle dünya bir uçuruma doğru sürüklenmektedir. Her insan, işadamları ortalaması kadar tüketirse 11,4 dünyaya, ABD’li bir vatandaş
kadar tüketirse 6,8 dünyaya, Avrupalı bir vatandaş kadar tüketirse 3,4 dünyaya, bir Afrikalı kadar tüketse 0.45  dünyaya gereksinim olduğu hesaplanmaktadır[1].Yakın gelecekte Dünya’nın sonunun geleceği ileri sürülmektedir.

 Daha güzel bir dünya kurmak için doğal bir özgecilik bilincini geliştirecek tersi bir işletmecilik/ yönetim biçimi tasarlamak zorunluluğu doğmuştur.
Kalkınmanın realitesi, salt ekonomik ölçütlere dayandırılan geleneksel kalkınma görüşü üzerinde yeniden gözden geçirilmeli ve çevre sorunu yeni kalkınma anlayışı içine mutlaka dahil edilmelidir.
Liberal ütopyaya dayalı geleneksel ticari organizasyonların kalkınma modeli yatırım karının azamileştirilmesine dayandırılmıştır. Buna karşıt olarak önerilen kalkınma modelinde, karın azamileştirilmesinden ziyade, daha çok istihdam yaratılması ve daha çok zenginlik üretilmesi araştırılmaktadır. Yatırım karları, istihdam yaratmadan ve mevcut istihdamı korumadan artıyorsa, bu yatırımlar toplum açısından bir anlam taşımazlar.
 Yatırımlar yoluyla karın artırılması dinamiğinde iki gerçeklik ayırt edilir : emeğe bağlı yatırımlar, emeğe bağlı olmayan yatırımlar.  Emeğe bağlı yatırımların özünde, işyeri sahibi hem yatırımcı ve hem de yönetici konumundadır. İşyeri sahibi, yatırım yaptığı organizasyon içinde çalışır, işçisiyle, müşterisiyle, toplumla sürekli bağlantılıdır;
Emeğe bağlı olmayan yatırımlarda sermaye sahibi, yatırımın konusu ile hiç bağlantısı olmayan bir realiteye sahiptir. O, sektörü ne olursa olsun, salt karını azamileştirmeyi araştırır, yatırımlarını sürekli daha karlı organizasyonlara doğru akacak şekilde finansal sermayenin akıcılığını izleyerek farklı bir işletmecilik/ yöneticilik biçimine doğru gelişimini sürdürür[2].

Gelişen bilim ve teknolojinin, kar motivasyonuna göre çalışan kapitalist işletmeler aracılığı ile üretime uyarlanması  önemli çevresel sorunlar yaratmaktadır. Ayrıca kapitalist sistemde insanların karşısına çıkan en önemli ekonomik sorunlar :işsizlik, aşırı fiyat şişkinlikleri, gelir dağılımındaki adaletsizlikler ve gittikçe kötüleşen çevre
sorunlarıdır.

Gelişen teknoloji ile birlikte işsizliğin gittikçe arttığı da bir gerçektir. İşsizliğin çözümünde kooperatif girişimler büyük umutlar vaat etmektedirler. Örneğin bir çok gelişmiş ülkelerde “istihdam yaratma kooperatifleri”, bir başka adıyla “üretim kooperatifleri” giderek yaygınlaşmaktadır. Bu kooperatiflerin en gelişmiş örneklerinden biri İspanya’daki ‘Mondragon Kooperatifi’dir. Bunun yanında, coğrafyaya bağlı (özellikle kol gücüne dayalı emek dahil) uluslar arası hareketliliği olmayan üretim faktörlerinin istihdamını en iyi sağlayabilecek girişimlerin kooperatifler olabileceğini ileri süren pek çok bilim insanı bulunmaktadır. Örneğin sürdürülebilir ve yerel kalkınmanın en favori işletmelerinin kooperatifler olduğu pek çok kaynakta belirtilmektedir.

Bilim ve teknoloji, üretimi artırmada önemli katkılar sağlarken, bir yandan işsizliğin büyümesine, diğer yandan da çevreye olumsuz etkileri bulunmaktadır. Öte yandan salt kar amacıyla çalışan işletmelerin teknolojiyi  kullanarak doğayı aşırı tahrip ettiğine dair pek çok bilgi-belge literatürde paylaşılmaktadır. Kooperatif girişimler ise, üretimlerini “kar” güdüsüne göre değil, “ortaklarının ihtiyacına göre” planladıklarından, ayrıca yerel kaynakları kullandıklarından daha çevreci girişimlerdir.

İnsanları tedirgin eden bir başka ekonomik değişken, fiyatlar genel düzeyinin sürekli yükselmesidir. Klasik iktisatçılara göre  arz, kar beklentilerine göre planlanırken, harcamalar ise (talep)  insan ihtiyaçlarına göre ve sahip olunan parasal gelire göre belirlenmektedir. Üç yüz yıldır büyüyen ekonomide, gelirlerin büyük bir kısmı tüketilemediğinden küresel düzeyde aşırı bir likit sermaye (finans kapital) birikmiştir. Nitekim 2008 Krizi’nin harcanamayan bu “gelirlerden” ileri geldiğini iddia eden iktisatçılar bulunmaktadır.  Özellikle piyasa mekanizması üzerinden üretim faktörlerine yapılan ödemeler yoluyla paylaşılan gelirlerde emeğin payı azalırken, sermaye grubunun gelirleri de sürekli artmaktadır. Bankalarda likit olarak toplanan bu “artı-değerler”in  son onlu yıllarda “yeni bir üretim faktörü” gibi algılanarak finans piyasaları oluşturulmuştur. Ekonominin  makro boyutta  işleyebilmesi için temel kural olan “ toplam harcamaların toplam gelirlere eşit olması” kuralı yıllardır gerçekleşemediğinden bankalarda toplanan finans kapitalin değerinin “dünya reel üretimini 4’e katladığı” yönünde basında haberler yer almaktadır.
Kapitalist sistemde bölüşüm, piyasada oluşan fiyatlar üzerinden otomatik olarak gerçekleşmektedir. Özellikle  emek “ücret” olarak payını alırken, toprak, sermaye ve girişimcilik paylarını “rant, faiz ve kar” olarak almaktadırlar. Kooperatif girişimlerde ise, üretim “ihtiyaca göre” planlandığından bir işletme karı oluşmayacaktır. Kooperatif işletmelerde, alım-satım fazlası olarak  meydana gelen “müspet  gelir”, “risturn” kuralına göre paylaşılacağından ekonomide harcanamayan, krizlere neden olabilecek bir “gelir ” birikimi olmayacaktır.


Kooperatif işletmelerin ekonomiye, dolayısıyla kalkınmaya katkısını önemsememek mümkün değildir . Bu katkıları şöylece özetlemek mümkündür[3] :
ü     Gücün/iktidarın paylaşılması;
ü     Varlığın/gelirin paylaşılması;
ü     Bilginin paylaşılması;
ü     Çevreye/bölgeye saygı;
ü     Bölgenin/ülkenin kalkınması

1980’lerde “kooperatiflerin sonu geldiğini” iddia edenler vardı : özellikle SSCB’nin misyonundan vazgeçmesi, azgelişmiş ülkelerdeki başarısız deneyler, kooperatifçiliğin yeniden gözden geçirilmesi konusunda pek çok kişi ve/veya kuruluşu harekete geçirdi .  Burada şimdilik,  beş örneği anmakla yetinilecektir :

1.      AB Parlamentosu,13 Nisan 1983’de, Mihr Raporu olarak anılan ve   Avrupa’da kooperatiflerin  rolünü ve pek çok topluluk politikaları için onun önemliliğini vurgulayan bir çalışmayı kabul ederek kooperatiflerin AB için vazgeçilemez bir sektör olduğunu  kabul etti[4].
2.      Uluslararası Kooperatifler Birliği(ICA), uzun çalışmaları sonucunda 1995’de “Kooperatif kimliğini” yeniden saptadığını ilan etti[5].
3.      Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün 2001 yılındaki düzenlediği kooperatifçiliği geliştirme konferansı ve 2003’de yayınladığı “193 sayılı Tavsiye Kararı[6];
4.      Birleşmiş Milletler Örgütü(ONU), 18 Aralık 2009 yılında aldığı bir kararla “Kooperatif işletmeler daha güzel bir dünya kurar” ana temalı olarak 2012 yılını “Uluslar arası Kooperatifler Yılı (UKY)” ilan etmesi[7].
5.      8-11 Ekim 2012 tarihlerinde Kanada_Québec’te “1.Uluslararası Kooperatifçilik Zirvesi” yapılması ve  Zirvesi Bildirisi’nin BMÖ’ne sunulması;

Özetle, son onlu yıllarda gelişmiş toplumlarda, “ekonomik kalkınmanın merkezine sürdürülebilir kalkınmayı, sürdürülebilir kalkınmanın merkezine kooperatifleri, kooperatiflerin merkezine insanı, insanın yüreğine kooperatifçiliği yerleştirme yoları” araştırılmaktadır.
Dr. Ayhan ÇIKIN
Kooperatifçi selamlarımla


*Köy-KoopHaber, Yıl 2, Sayı 21, Ağustos 2013, s.  6








[2] Michel Lafleur, « Les coopératives au coeur du développement durable », http://agora.qc.ca/Documents/Cooperative--Les_cooperatives_au_coeur_du_developpement_durable_par_Michel_Lafleur

[3] Emmanuel BOUHIER, « Les coopératives peuvent-elles être un outil de développement des territoires »,  http://www.agoravox.fr/actualites/economie/article/les-cooperatives-peuvent-elles-96164 ,18 juin 2011.
[4] CES-CE, Les organisations coopératives, mutualistes et associatives dans la Communauté européenne, Editions Delta, Bruxelles- Luxembourg, 1986.
[5] Alliance coopérative internationale, Déclaration sur l'identité coopérative, 1995
[6] ILO, Promotion  des Coopératives, Conférance Internationale du Travail  : 89. Session, Juin 2001, ISBN  92-2-211957-6 : SSN  0251-3218,
[7] United Nations, Resolution adopted by the General Assembly [on the report of the Third Committee (A/64/432)], 64/136. Cooperatives in social development, http://www.un.org/ga/search/view_doc.asp?symbol=A/RES/64/136

Hiç yorum yok: