KALKINMANIN MERKEZİNE KOOPERATİFLERİ YERLEŞTİRMEK*
Kapitalist kalkınma tipi ve hızı ekolojik dengeleri altüst etmiş, sorumsuzca yapılan bir üretim/tüketim ilişkileriyle dünya bir uçuruma doğru sürüklenmektedir. Her insan, işadamları ortalaması kadar tüketirse 11,4 dünyaya, ABD’li bir vatandaş
Kapitalist kalkınma tipi ve hızı ekolojik dengeleri altüst etmiş, sorumsuzca yapılan bir üretim/tüketim ilişkileriyle dünya bir uçuruma doğru sürüklenmektedir. Her insan, işadamları ortalaması kadar tüketirse 11,4 dünyaya, ABD’li bir vatandaş
kadar tüketirse 6,8 dünyaya, Avrupalı bir
vatandaş kadar tüketirse 3,4 dünyaya, bir Afrikalı kadar tüketse 0.45 dünyaya gereksinim
olduğu hesaplanmaktadır[1].Yakın
gelecekte Dünya’nın sonunun geleceği ileri sürülmektedir.
Daha
güzel bir dünya kurmak için doğal bir özgecilik bilincini geliştirecek tersi
bir işletmecilik/ yönetim biçimi tasarlamak zorunluluğu doğmuştur.
Kalkınmanın realitesi, salt ekonomik
ölçütlere dayandırılan geleneksel kalkınma görüşü üzerinde yeniden gözden
geçirilmeli ve çevre sorunu yeni kalkınma anlayışı içine mutlaka dahil
edilmelidir.
Liberal ütopyaya dayalı geleneksel ticari
organizasyonların kalkınma modeli yatırım karının azamileştirilmesine
dayandırılmıştır. Buna karşıt olarak önerilen kalkınma modelinde, karın
azamileştirilmesinden ziyade, daha çok istihdam yaratılması ve daha çok
zenginlik üretilmesi araştırılmaktadır. Yatırım karları, istihdam yaratmadan ve
mevcut istihdamı korumadan artıyorsa, bu yatırımlar toplum açısından bir anlam
taşımazlar.
Yatırımlar yoluyla karın artırılması
dinamiğinde iki gerçeklik ayırt edilir : emeğe
bağlı yatırımlar, emeğe bağlı olmayan yatırımlar. Emeğe
bağlı yatırımların özünde, işyeri sahibi hem yatırımcı ve hem de yönetici
konumundadır. İşyeri sahibi, yatırım yaptığı organizasyon içinde çalışır,
işçisiyle, müşterisiyle, toplumla sürekli bağlantılıdır;
Emeğe
bağlı olmayan yatırımlarda sermaye sahibi, yatırımın konusu ile hiç bağlantısı olmayan
bir realiteye sahiptir. O, sektörü ne olursa olsun, salt karını azamileştirmeyi
araştırır, yatırımlarını sürekli daha karlı organizasyonlara doğru akacak
şekilde finansal sermayenin akıcılığını izleyerek farklı bir işletmecilik/
yöneticilik biçimine doğru gelişimini sürdürür[2].
Gelişen bilim ve teknolojinin, kar
motivasyonuna göre çalışan kapitalist işletmeler aracılığı ile üretime
uyarlanması önemli çevresel sorunlar
yaratmaktadır. Ayrıca kapitalist sistemde insanların karşısına çıkan en önemli
ekonomik sorunlar :işsizlik, aşırı fiyat şişkinlikleri, gelir dağılımındaki
adaletsizlikler ve gittikçe kötüleşen çevre
sorunlarıdır.
Gelişen teknoloji ile birlikte işsizliğin
gittikçe arttığı da bir gerçektir. İşsizliğin çözümünde kooperatif girişimler
büyük umutlar vaat etmektedirler. Örneğin bir çok gelişmiş ülkelerde “istihdam yaratma kooperatifleri”, bir
başka adıyla “üretim kooperatifleri” giderek yaygınlaşmaktadır. Bu
kooperatiflerin en gelişmiş örneklerinden biri İspanya’daki ‘Mondragon
Kooperatifi’dir. Bunun yanında, coğrafyaya bağlı (özellikle kol gücüne dayalı
emek dahil) uluslar arası hareketliliği olmayan üretim faktörlerinin
istihdamını en iyi sağlayabilecek girişimlerin kooperatifler olabileceğini
ileri süren pek çok bilim insanı bulunmaktadır. Örneğin sürdürülebilir ve yerel
kalkınmanın en favori işletmelerinin kooperatifler olduğu pek çok kaynakta
belirtilmektedir.
Bilim ve teknoloji, üretimi artırmada
önemli katkılar sağlarken, bir yandan işsizliğin büyümesine, diğer yandan da
çevreye olumsuz etkileri bulunmaktadır. Öte yandan salt kar amacıyla çalışan
işletmelerin teknolojiyi kullanarak
doğayı aşırı tahrip ettiğine dair pek çok bilgi-belge literatürde
paylaşılmaktadır. Kooperatif girişimler ise, üretimlerini “kar” güdüsüne göre
değil, “ortaklarının ihtiyacına göre” planladıklarından, ayrıca yerel
kaynakları kullandıklarından daha çevreci girişimlerdir.
İnsanları tedirgin eden bir başka
ekonomik değişken, fiyatlar genel düzeyinin sürekli yükselmesidir. Klasik
iktisatçılara göre arz, kar
beklentilerine göre planlanırken, harcamalar ise (talep) insan ihtiyaçlarına göre ve sahip olunan
parasal gelire göre belirlenmektedir. Üç yüz yıldır büyüyen ekonomide,
gelirlerin büyük bir kısmı tüketilemediğinden küresel düzeyde aşırı bir likit
sermaye (finans kapital) birikmiştir. Nitekim 2008 Krizi’nin harcanamayan bu
“gelirlerden” ileri geldiğini iddia eden iktisatçılar bulunmaktadır. Özellikle piyasa mekanizması üzerinden üretim
faktörlerine yapılan ödemeler yoluyla paylaşılan gelirlerde emeğin payı
azalırken, sermaye grubunun gelirleri de sürekli artmaktadır. Bankalarda likit
olarak toplanan bu “artı-değerler”in son onlu yıllarda “yeni bir üretim faktörü” gibi algılanarak finans piyasaları
oluşturulmuştur. Ekonominin makro
boyutta işleyebilmesi için temel kural
olan “ toplam harcamaların toplam gelirlere
eşit olması” kuralı yıllardır gerçekleşemediğinden bankalarda toplanan
finans kapitalin değerinin “dünya reel
üretimini 4’e katladığı” yönünde basında haberler yer almaktadır.
Kapitalist sistemde bölüşüm, piyasada
oluşan fiyatlar üzerinden otomatik olarak gerçekleşmektedir. Özellikle emek “ücret”
olarak payını alırken, toprak, sermaye ve girişimcilik paylarını “rant, faiz ve kar” olarak almaktadırlar.
Kooperatif girişimlerde ise, üretim “ihtiyaca
göre” planlandığından bir işletme karı oluşmayacaktır. Kooperatif
işletmelerde, alım-satım fazlası
olarak meydana gelen “müspet
gelir”, “risturn” kuralına
göre paylaşılacağından ekonomide harcanamayan, krizlere neden olabilecek bir
“gelir ” birikimi olmayacaktır.
Kooperatif işletmelerin ekonomiye, dolayısıyla
kalkınmaya katkısını önemsememek mümkün değildir . Bu katkıları şöylece
özetlemek mümkündür[3]
:
ü Gücün/iktidarın
paylaşılması;
ü Varlığın/gelirin
paylaşılması;
ü Bilginin paylaşılması;
ü Çevreye/bölgeye saygı;
ü Bölgenin/ülkenin
kalkınması
1980’lerde “kooperatiflerin sonu
geldiğini” iddia edenler vardı : özellikle SSCB’nin misyonundan vazgeçmesi,
azgelişmiş ülkelerdeki başarısız deneyler, kooperatifçiliğin yeniden gözden
geçirilmesi konusunda pek çok kişi ve/veya kuruluşu harekete geçirdi . Burada şimdilik, beş örneği anmakla yetinilecektir :
1.
AB Parlamentosu,13 Nisan 1983’de, Mihr Raporu olarak
anılan ve Avrupa’da
kooperatiflerin rolünü ve pek çok
topluluk politikaları için onun önemliliğini vurgulayan bir çalışmayı kabul
ederek kooperatiflerin AB için vazgeçilemez bir sektör olduğunu kabul etti[4].
2.
Uluslararası Kooperatifler Birliği(ICA), uzun çalışmaları
sonucunda 1995’de “Kooperatif kimliğini” yeniden saptadığını ilan etti[5].
3.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün 2001
yılındaki düzenlediği kooperatifçiliği geliştirme konferansı ve 2003’de
yayınladığı “193 sayılı Tavsiye Kararı[6];
4.
Birleşmiş Milletler Örgütü(ONU), 18 Aralık 2009
yılında aldığı bir kararla “Kooperatif işletmeler daha güzel bir dünya kurar”
ana temalı olarak 2012 yılını “Uluslar arası Kooperatifler Yılı (UKY)” ilan
etmesi[7].
5.
8-11 Ekim 2012 tarihlerinde Kanada_Québec’te “1.Uluslararası
Kooperatifçilik Zirvesi” yapılması ve Zirvesi Bildirisi’nin BMÖ’ne sunulması;
Özetle, son onlu yıllarda gelişmiş toplumlarda, “ekonomik
kalkınmanın merkezine sürdürülebilir kalkınmayı, sürdürülebilir kalkınmanın
merkezine kooperatifleri, kooperatiflerin merkezine insanı, insanın yüreğine
kooperatifçiliği yerleştirme yoları” araştırılmaktadır.
Dr. Ayhan ÇIKIN
Kooperatifçi
selamlarımla
*Köy-KoopHaber, Yıl 2, Sayı 21, Ağustos 2013, s. 6
[2]
Michel
Lafleur, « Les coopératives au
coeur du développement durable », http://agora.qc.ca/Documents/Cooperative--Les_cooperatives_au_coeur_du_developpement_durable_par_Michel_Lafleur
[3] Emmanuel BOUHIER, « Les coopératives peuvent-elles
être un outil de développement des territoires », http://www.agoravox.fr/actualites/economie/article/les-cooperatives-peuvent-elles-96164 ,18
juin 2011.
[4] CES-CE, Les
organisations coopératives, mutualistes et associatives dans la Communauté
européenne, Editions Delta, Bruxelles- Luxembourg, 1986.
[6] ILO,
Promotion
des Coopératives, Conférance Internationale du Travail : 89. Session, Juin 2001, ISBN 92-2-211957-6 : SSN 0251-3218,
[7] United Nations, Resolution adopted by the General Assembly [on the report of the
Third Committee (A/64/432)],
64/136. Cooperatives in
social development,
http://www.un.org/ga/search/view_doc.asp?symbol=A/RES/64/136
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder