ADANMIŞ HAYATLAR YAZI DİZİMİZDE BU HAFTA
KONUĞUMUZ KOOPERATİFÇİLİĞİN DUAYEN İSMİ PROF. DR. AYHAN ÇIKIN. AYHAN ÇIKIN HOCA İLE YAPTIĞIMIZ SÖYLEŞİMİZDE BİR YAŞAM
ÖYKÜSÜNDEN ÇOK DAHA FAZLASINI BULACAKSINIZ.
HASAT TÜRK, SAYI : 44
16-22 TEMMUZ 2016
6- Mesleğiniz
yönüyle ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kooperatif, XIX. Yüzyılın endüstriyel
kapitalizminin meydana getirdiği hasarlardan beşeri grupları korumak için
oluşturulmuş sosyo-ekonomik bir araçtır.
.
Küresel boyutta kooperatif hareketin toplum ve
ekonomi açısından geçirdiği evreleri üç döneme ayırmak mümkündür :
1.
İlk dönemde (1844–1895) işçi hareketinin içinde işçi (emek) ve tüketim
kooperatiflerinin, kırsal kesimde tarımsal ve tarım kredi kooperatiflerinin
doğuşlarına tanık olunur.
2.
İkinci dönemde (1895–1973) farklı sektörlerde, depolama, işleme ve pazarlama
alanında belirgin bir gelişme yaşanır.
3.
Üçüncü dönem ise 1973 sonrasında yaşanan petrol krizi sonucunda tüm toplumların
mevcut durumunu ve yakın geleceğini koşullandıran ve hüküm süren finans
kapitalizmi dönemidir. Son onlu yıllarda kooperatifler, bu yeni duruma uyum
sağlamaya çalışmaktadırlar.
Bununla ilgili olarak Birleşmiş Milletler (BM)
kararıyla 2012 yılı "Uluslararası
Kooperatifler Yılı" ilan edildi. Bu yıl içinde BM'lere üye tüm
ülkelerde "Kooperatif işletmeler daha güzel bir dünya kurar"
ana temasıyla kutlandı. Ayni yıl kooperatifçilik tarihi açısından bir ilk
gerçekleştirildi: "1.Uluslararası
Kooperatifler Zirvesi (UKZ)". Zirvenin ana teması "Kooperatiflerin inanılmaz gücü" olarak belirlendi.
Zirvenin sonuç bildirgesi BM Genel Kuruluna sunuldu. 2014'de "Kooperatiflerin
Yenileşme Gücü" ana
temasıyla "2. Uluslararası Kooperatifler Zirvesi"
gerçekleştirildi. Üçüncü Zirve 2016
Ekim ayında "Kooperatiflerin İş
Yapma Gücü” ana temasıyla Kanada'da gerçekleştirilecektir.
Son onlu yıllarda, günümüz ekonomik ve politik
kararların alınmasında ve uygulanmasında pek çok ülke hükümetleri yetersiz
kalmaktadırlar. Hatta neredeyse bu kararların uluslararası düzeyde oluşturulma
süreci yaşanmaktadır. Dünyanın
krizlerle bunaldığı bir dönemde başıboş finans kapitalizmine karşı yeni bir
model oluşturulma arayışı, pek çok bilim insanını ve ciddi politikacılarını
meşgul etmektedir.
Ne yazık
ki böyle bir dönemde, ülkemizde bu konunun ciddiyetinin ne akademik kesimlerde,
ne de siyasi kadrolarda fark edildiğini söylemek güçtür. Öncelikle bu konunun ciddi bir bilgi ve siyaset
üretme ile ilişkili olduğunu vurgulamak gerekir.
Kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan
beri tarım, hiç bir dönemde son onlu yıllardaki kadar kan kaybetmemiştir.
Özellikle 1980'lerden sonra uygulamaya konulan ekonomik politikalarla Türkiye tarımı ve ekonomisi finansal
kapitalizminin kollarına şartsız-şurtsuz teslim edilmiştir. Özellikle 20.
yüzyılın son çeyreğinde gelişmekte olan
ülkelere dayatılan liberalleşme ve yeniden yapılanma mitleri, 2008 mali krizi
ile paramparça olmuştur. Türkiye'nin yeterince geliştiremediği sanayisi de,
mali kurumları da hızla yabancı sermayenin denetimine geçmiştir. Büyük
çoğunluğun çıkarına pazarların düzenlenmesi ve rekabeti iyileştirmenin tek
aracı olarak bakılan rekabet politikaları, yetersizliklerini ve ahlak bozucu
etkilerini her yıl artırarak sürdürmektedir.
Bu durumda ne yapmalı?
Konu ülkenin akademik ve politik çevrelerinde tüm
boyutlarıyla tartışılmalıdır.
Burada ciddiyetle üzerinde durulması gereken
husus, ülke tarımının kooperatiflerle kucaklaşmasını sağlayabilecek
önlemleri devreye sokmak olmalıdır. Ülkemizin geleceği için sürdürülebilir
kalkınmayı gerçekleştirebilecek yükümlülükler, tarımda kooperatifleşmenin
gerekliliği küresel bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye,
ekonomisinin gördüğü ekolojik değişikliği merkezinde taşıyan sektörlerde (tarım-gıda, enerji ve çevreye bağlı
hizmetler) önemli kapasitelere sahiptir.
7- Sektörde
yapılan başlıca hatalar nelerdir?
Türkiye’de
kooperatifçilik politik ve bürokratik kadrolarca bilinçli olarak
saptırılmıştır. Ekonomi ve tarım politikaları içinde kooperatif uygulamalar çok
sınırlı kalmış, hatta bilinçli olarak engellenmiştir. Konuyu şu başlıklar
altında özetlemek mümkündür :
-
Kooperatifçilik
eğitimi ve yayımı çok yetersizdir;
-
Finans
kapitalin küresel çapta örgütlendiği bir çağda, tarım ve kooperatifler
bankasızdır; “savaşta silahları ellerinden alınmış asker gibidirler”;
-
Kooperatif
mevzuatının yetersizliği yanında, kayıtdışı ekonomi nedeniyle kooperatiflerin
çalışma koşulları fiilen sabote edilmektedirler;
-
Tarım için
tercihli bir kooperatifçilik politikası devreye sokulamamıştır: örneğin
“desteklerin kooperatifler aracılığı ile yapılacağını” uygulanabilir hale
getirmek bile kooperatiflerin gelişmesine çok önemli katkı sağlayabilecektir;
-
Kooperatifleri
yönetebilecek profesyonel kadroları
yetiştirebilecek kurumlar oluşturulamamıştır;
-
Kooperatifçilikte
AR-GE’ler yok gibidir;
-
Ayni veya
farklı sektörlerde çalışan kooperatiflerarası işbirliği için gerekli ve uygun
zemin yaratılamamıştır;
-
Tarım ve
diğer sektörleri birlikte geliştirebilecek politikaların uygulamaya
aktarılmasında rol alabilecek siyasi ve bürokratik kadro yetersizdir,
Küreselleşen bir ekonomide, oluşan yeni
yapılanmalara tarımı entegre edebilecek en uygun kurumsallaşmanın kooperatifler
olduğu gözden kaçırılmamalıdır; Sadece tüketicilerin kalite isteklerini değil,
ayni zamanda "tarımsal üretimin değerlendirilmesi" konusunda çiftçilerin ve kooperatiflerin
çıkarını gözeten ve potansiyellerini harekete geçirebilen "etkili bir gıda maddeleri üretim
politikası" KOOPERATİFLER
ARACILIĞI “ ile devreye sokulmalıdır.
8- Yeni
başlayan bir kooperatifçi nelere dikkat etmelidir?
Yeni
başlayan bir kooperatifçi ? Bu soruyu, “kooperatifin kuruluş ve işletmeye geçene
kadarki süreç içinde kooperatif ortağının nelere dikkat etmesi” gerektiği
konusuna göre yanıtlayacağım.
Öncelikle
şunu unutmamak gerekir : kooperatif emek üzerinden gerçekleştirilen bir
sosyo-ekonomik birimdir. Ekonomik birimi de işletmedir. Kooperatif bir grup eylemi olduğuna göre “bir kooperatifçi”den ziyade kooperatif
grubun neler dikkat edeceği üzerinde durmak gerekir.
Kooperatif
grubun ilk yapacağı iş, grubun beklentileri
gerçeğinden hareket ederek yapılabilirliği yüksek bir ekonomik projeyi
gerçekleştirmek için kooperatif kurmaktır. İlk olarak
kurulacak kooperatifin amaçları, yapısı ve organizasyon biçimi tartışılmalı ve
düzenlenmelidir. Kuruluş sürecinde izlenecek
en iyi yol, reel olarak kooperatif işletmeyi çalışabilir bir duruma getirecek
nihai grup kararına varmadan önce, aşama aşama sistematik olarak kooperatifin
alt yapısını hazırlamaktır.
Bu
aşamalar, nihai karara varmadan önce belirlenen çeşitli aşamaları teşkil eder.
Her aşama, cevaplanması gereken pek çok sorular ortaya koyar. Genel olarak bu
aşamalar, kooperatif işletmenin başarısında veya başarısızlığında çok kritik
evreleri temsil ederler. Bu aşamaları ayrı ayrı ele alarak, her aşamada
kimlerin, neleri ve nasıl yapmaları gerektiği üzerinde ayrıntıları ile durmak
gerekir. İyi bir hazırlık sağlam bir temel yaratır, ama ayni zamanda uzun ve
karmaşıktır.
Gelecekte
katılabilecek üyeleri kooperatife çekebilmek için kooperatifin kavradığı
etkinlikleri planlamak ve geliştirmek gerekir. Bir kooperatifin kurulması, projenin
orijinindeki kişileri ve öteki paydaşları dahil eden interaktif bir öğrenme
sürecidir:
Kooperatifi kurmak görevini yükümlenen grubun
sekiz aşamada yapacağı işler şunlardır:
a. Ortak bir
sorun ve uygun bir çözüm bulmak; umut
verici bir fırsat tespit ettikten sonra ortak bir ekonomik inisiyatif
düşüncesi geliştirmek;
b. Potansiyel
üyelerin yararına oluşturulacak işletmeyle ilgili fikir birliği oluşturmak;
c. Potansiyel
liderleri çıkarabilecek öncü bir grup oluşturmak, bir
çalışma planı hazırlamak ve görevleri dağıtmak;
d. Ortaklarla
yapılacak bir ankete dayalı olarak fizibilite etüdü yapmak;
e. Potansiyel
üyelerin güveni kazanmak ve kurumsal yapıyı geliştirmek;
f.
Ayrıntılı bir işletme planı ile üyelerin
bağlılığını sağlamak;
g. Belli
başlı diğer paydaşların taahhüdünü sağlamak;
h. Kooperatif girişimin işletmeye açılabilmesi için gerekli
varlıkları ve personeli sağlamak.