KOOPERATİF DEVRİM
Tarım ve gıda sektöründe kooperatif devrim nedir ?
Kooperatif devrim, gelecek kuşakların destekleyebileceği ve karşı karşıya
kaldığımız karmaşık dünyada sürdürülebilir, sessiz, ancak zorunlu bir
devrimdir.
Son onlu yıllarda , günümüz ekonomik ve politik
kararların alınmasında ve uygulanmasında pek çok ülke hükümetleri yetersiz
kalmaktadırlar. Hatta neredeyse bu kararların uluslararası düzeyde olouşturulma
süreci yaşanmaktadır.
Dünyanın krizlerle bunaldığı bir dönemde başıboş
finans kapitalizmine karşı yeni bir model oluşturulma arayışı, pek çok bilim
insanını ve ciddi politikacılarını
meşgul etmektedir. Ne yazık ki böyle
bir dönemde, ülkemizde bu konunun ciddiyetinin ne akademik kesimlerde , ne de
siyasi kadrolarda fark edildiğini söylemek güçtür. Öncelikle bu konunun ciddi bir bilgi ve
siyaset üretme ile ilişkili olduğunu vurgulamak gerekir.
Kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri
tarım, hiç bir dönemde son onlu yıllardaki kadar kan kaybetmemiştir. Özellikle
1980’lerden sonra uygulamaya konulan ekonomik politikalarla Türkiye tarımı ve ekonomisi finansal
kapitalizminin kollarına şartsız –şurtsuz teslim edilmiştir. Özellikle
20. yüzyılın son çeyreğinde gelişmekte
olan ülkelere dayatılan liberalleşme ve yeniden yapılanma mitleri , 2008 mali
krizi ile paramparça olmuştur.
Türkiye’nin yeterince geliştiremediği sanayisi de, mali kurumları da
hızla yabancı sermayenin denetimine geçmiştir. Büyük çoğunluğun çıkarına pazarların düzenlenmesi ve rekabeti
iyileştirmenin tek aracı olarak bakılan rekabet politikaları, yetersizliklerini
ve ahlak bozucu etkilerini her yıl artırarak sürdürmektedir.
Tüm ülke halkı
ekoloji, sürdürülebilir kalkınma, beslenme konularındaki endişelerini
yüreğinde duyumsamaktadırlar.
Bu durumda ne yapmalı ?
Konu ülkenin
akademik ve politik çevrelerinde tüm
boyutlarıyla tartışılmalıdır.
Burada ciddiyetle üzerinde durulması gereken husus,
ülke tarımının kooperatiflerle
kucaklaşmasını sağlayabilecek önlemleri devreye sokmak olmalıdır.Ülkemizin
geleceği için sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirebilecek yükümlülükler, tarımda kooperatifleşmenin gerekliliği küresel
bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye, ekonomisinin gördüğü ekolojik değişikliği merkezinde taşıyan sektörlerde (tarım-gıda, enerji ve çevreye
bağlı hizmetler) önemli kapasitelere sahiptir.
Böylece , gelişmiş pek çok ülkede ve – yetersiz de olsa ülkemiz tarımının bazı
kesimlerinde- kendini ispatlayan kooperatiflere , Türkiye ekonomisini ve
toplumunu sulayan modellere dayanmak gerekmektedir.
Tarımsal kooperatifler, dünya ölçeğinde piyasa
ekonomisinin temel aktörleridir. Daha da ötesi , kooperatiflere ortak
çiftçiler, ülkemizin karşı karşıya bulundukları güçlükleri aşmada hükümetlere
ilham kaynağı olabilirler. Borsaların diktasından bağımsız yönetişim modeli ile
kuvvetli bir yerel yerleşim, toplumun her düzeyinde yaratılabilecek yeni
istihdam, insana inanan bir
ekonomi, vahşiliği azalmış ve daha insanileşmiş bir toplum :
İşte « İzmir Tarım Grubu »nun
kooperatifler öncülüğünde geliştirmek istediği modelin özeti.
Dr. Ayhan ÇIKIN








