14 Aralık 2015 Pazartesi

ATATÜRK, EKONOMİ VE KOOPERATİFLER



ATATÜRK, EKONOMİ VE KOOPERATİFLER
                                                           Dr. Ayhan ÇIKIN

Atatürk dönemine ait ekonomi politikaları ve kooperatifçilikle ilgili bilgiler değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuçlara ulaşılabilir :
Atatürk döneminde tarım, sanayi ve hizmetler sektörü birbirleriyle karşılıklı bir etkileşim dokusu içinde ele alınmıştır. Bu dokunun ülkenin her tarafına aktarılabilmesi için uygun insan tipinin yetiştirilmesi için " Köy Enstitüleri" ile "iş içinde eğitim" ilkesi hayata geçirilmeğe çalışılmıştır. Köy Enstitüleri eğitim projesi ile çevresini tanıyan ve çevrenin doğal, beşeri, ekonomik kaynaklarını değerlendirebilecek insan tiplerinin yaratılması hedeflenmişti.
Öte yandan Türkiye'nin kalkınabilmesi için tarımın önce bir "artık" (fazla ) yaratabilecek bir duruma geçmesi, daha sonra bu "artık"ın denetimli olarak sanayide kullanılması gerekliydi. Böylece “sanayinin tarımsal üretimi çerçevelemesi" düşünülmüştür.
Kırsal alanlara Devletin tarımla ilgili özendirme ve desteklerinin iletilmesi ve sonuçlarının izlenmesi gerekliydi. Bunun için Tarım Bakanlığı bünyesinde güçlü bir "Tarımsal Yayım Servisi" geliştirilmeye başlandı.
Üretimin pazara sunum ve istem olarak yansıması için kooperatifçilik, sistemin tamamlayıcısı, fakat " olmazsa olmaz" bir yaklaşımla ele alınması gerekiyordu.
( Atatürk'ten sonra bu politikalarda büyük sapmalar oldu. O dönemde hazırlanan tasarımlarla oluşan kurumların etkin çalışmaması için mevcut iktidarlar elinden geleni yaptı. 1980'lerden sonra da bu kurumlar, ekonomide "kara delik" yaratıyorlar diye "özeleştirme" kapsamında tasfiye sürecine sokuldular.)
1923-1938 dönemi daha ziyade Cumhuriyet'in kuruluş dönemidir. Daha çok Türkiye'nin eğitim, hukuk, ekonomik alanlarında temel alt yapılar üzerinde durulmuştur. Bununla beraber bu süreç içinde,kooperatifçilikle ilgili yedi yasa çıkarılması, Atatürk'ün sayısız konuşmaları , konu ile ilgili 1930'lu yıllarda Kadro, Kooperatif, Kooperatifçilik, Karınca, vb.. yayınların çıkarılması ; başta üniversiteler olmak üzere bir çok okullarda kooperatifçilik derslerinin okutulması, bu dönemde kooperatifçiliğin oldukça ciddiye alındığının birer göstergesidir.

1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesinde görev alan G. Kessler'e, İktisatFakültesi'nde kooperatifçilik dersleri verdirilmiştir. Kessler bu konuda şunları  yazıyor: "Bugün dünya üzerinde ekonomik gücünü özençle baktığımız hiçbir ülke yoktur ki, o ülkenin ekonomisi kooperatifçiliğin omuzlarında yükselmemiş olsun" .

Mustafa Kemal, bir eylem adamı olduğu kadar bir düşün adamıdır da. Ancak o düşünce ile eylemi bir arada gerçekleştiren nadir insanlardan biridir. Onun şu sözü bunun en güzel örneğidir :
"Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonra benimsemek isteyenler, bu temel üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar."

Dr. Ayhan ÇIKIN


Hiç yorum yok: