- Tarımsal
destekler büyük ölçüde kaldırıldı. Bir taraftan gümrüklerden mal girişlerinin
kolaylaşması, diğer yandan tarımın yapısından kaynaklanan tarımsal ürün
maliyetlerinin yükselmesi, tarımsal ürünlerin ihracatını kısarken
ithalatında da bir patlama yarattı;
- “Türkiye’deki
kooperatiflerin rolü nedir” gibi bir soruya, biraz geçmişe
dönerek şöyle yanıt verilebilir: Cumhuriyetin Kuruluş dönemlerinde “Tarım-sanayi-ticaret”
kesiminin bütünleşmesinde özellikle tarım kredi ve tarım satış kooperatifleri
önemli görevler alarak tarımsal üretimin artmasında ve
çeşitlenmesinde büyük rol oynamıştır. Örneğin, kırsal kesime
teknik bilgiler “Tarımsal Yayım Servisi” ile ulaşırken, tarımsal girdilerin ve
onu finanse edecek kredilerin, o günkü koşullarda bir tarım ve kooperatifler
bankası özelliği taşıyan “T.C. Ziraat Bankası”nın eşgüdümünde “Tarım
Kredi Kooperatifleri (TKK) aracılığı ile ülkenin dört bucağındaki
binlerce köye ve çiftçiye ulaştırıldı. Böylece tarımsal üretimde
nitelik ve nicelik arttı. Bu şekilde üretilen başlıca tarım ürünleri, Tarım
Satış Kooperatifleri(TSK) aracılığı ile ülkenin çeşitli bölgelerinden
toplanıp işlenerek pazarlandı. 1950’lerde pancar üreticileri kooperatifleri
ile Türkiye Şeker Şirketi’nin ortaklaşa çalışmasıyla şeker üretimi
geliştirilmiş, tarımsal ithalat büyük ölçüde azalmış, buna karşılık tarım
ürünleri ihracatı gelişmiştir. 1960’larda bugünkü “Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri”nin
atası olan “Köy Kalkınma Kooperatifleri” devreye girdi. Türk
çiftçisi, bu kooperatiflerle “kooperatifçilik teorisi” ile daha
yakından tanıştı;
Son çeyrek yüzyıldır
izlenen ekonomi politikaları, tarım kesiminde kooperatifçiliği oldukça
zayıflatmasına karşın tarım kesimindeki kooperatifler, hala önemli bir
potansiyeli harekete geçirecek düzeydedir.
Yeter ki, uygulanan ekonomi
politikaları içinde gerekli rol kendilerine sunulabilmiş olsun.
Dr. Ayhan ÇIKIN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder