14 Aralık 2015 Pazartesi

TARIMI SÖMÜREN, ÇİFTÇİYİ YOKSULLAŞTIRAN POLİTİKALAR -1

TARIMI SÖMÜREN, ÇİFTÇİYİ TOKSULLAŞTIRAN POLİTİKALAR -1

T. Ayhan ÇIKIN


Son çeyrek yüzyıldır Türk tarımı, Cumhuriyet döneminin en bunalımlı günlerini yaşamaktadır. Yüzyıllar süren bitmez tükenmez savaşların ardından ulusal kurtuluş savaşının başarıyla sonuçlanmasında Türk halkının elindeki yegane kaynak tarımdı. Cumhuriyetin kuruluşu sonrasında  genç Türkiye’nin  yaptığı atılımlarda tek dayanak noktası tarımdı. Bugünkü sanayileşme sürecinin temel mayası, 1930’lu  yıllarda atılırken tarımdan başka basamak yapılacak bir sektör yok gibiydi. Son onlu yıllarda “Sümerbankı bitirdik, yakında tarihten silinir” söylemiyle  övünenlerin yetiştiği okullar ve sanayi kuruluşlarının hepsinin harcında Türk tarımının yadsınamaz payları vardır. Sanayileşmemiz onun omuzlarında yükseldi, dış ticareti, bankacılığı onunla öğrendik. Çok partili demokrasiye geçerken tarım odaklı tartışmalar hep gündemdeydi.

Nasıl oldu bu?
Türk ekonomisinin bu günlere gelmesinde, 1930’ların uygulamalarını eleştirenler, o günün koşullarında nasıl politikalar üretilip, yoksul bir ülkenin tek kaynağı olan tarımından nasıl bir  çağdaş Türkiye Cumhuriyeti yaratıldığını anladıklarını sanmıyorum.
 Nedir o günlerin politikasının özü?
Öncelikle tek üretim kaynağı olan toprak potansiyelini ve onun üzerindeki insan kaynağını harekete geçirebilen bir sistem yaratmak…
Yer altı kaynaklarını harekete geçiren politikalara bir yana bırakıyorum. Sadece tarım kısmını şöyle bir irdeleyelim :
- Öncelikle insan beslenmesinin temel kaynağı olan hububat  üretimini sürekli kılan ve onu pazara ve sanayiye sürekli ürün veren bir düzen kurmak (Toprak Mahsulleri Ofisi örneği);
- Ardından insanın temel giyim ihtiyacı olan pamuk ve pamuklu sanayini devreye sokmak (Tarım Satış Kooperatifleri ve  Sümerbank örneği);
- Yine insanların önemli enerji kaynağı olan şekeri elde etme çabaları (şeker pancarı tarımını geliştirme ve şeker sanayi örneği);
- Yabancıların elindeki Tütün Rejisini ulusallaştırarak yüz binlerce tütün yetiştiren aileye ve yeterli geliri olmayan maliyeye önemli gelirler yaratmak (Tekel örneği);
- Ayrıca tarımsal hammaddeleri kullanan sanayilerle (özel ve kamuya ait) tarım-sanayi bütünleşmesini sağlama çalışmaları;
- Tarımın ve tarıma dayalı sanayilerin finans desteğini yapabilecek finans kurumlaşması örneği (Ziraat Bankasının bu amaca uygun yapılandırılması ve Tarım Kredi Kooperatifleri örneği);
- Tarıma teknik girdi sağlayacak ve bunu çiftçinin tarlasına kadar ulaştıracak girdi üretimi ve dağıtım kanalları (Zirai Donatım Kurumu örneği);
- Çiftçinin beyinsel gücünü, çevresindeki kaynakları algılayabilecek bir şekilde geliştiren bir eğitim ve yayım örgütünün kurulması ( Köy Enstitüleri ve Tarımsal Yayım Teşkilatı örneği).. .
Vb…vb…
Örnekler çoğaltılabilir . 1930’lar döneminin tarım politikalarını, daha doğrusu ekonomi politikalarını şöylece özetlemek mümkündür :
“Her alanda üretimi artırmak için onun sanayisiyle, pazarıyla, hizmetler kesimiyle organik bir doku içinde çalışan bir ekonomi politikası. Zorunlu ve gerekli olarak bu politikanın en büyük aktörü Devlet olmak durumunda kalmıştır. Çünkü, yeterli sermaye, bilgi birikimi ve girişimci insan tipi yoktu. Ancak, özel girişimciyi de yolları tıkamamıştır…”

Dr. Ayhan ÇIKIN


Hiç yorum yok: