6 Şubat 2015 Cuma

BİR BÖLÜM, BİR ANI : TARIM EKONOMİSİ



Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü, eğitime 1976’da başladı. Doğaldır ki, bölüm için epey ön hazırlıklar yapıldı. Ben , bölümün açılması, ders programlarının hazırlanmasına çeşitli aşamalarda katıldım. 
Aslında o sıralarda Türkiye’de en çok tartışılan konulardan biri, “Ziraat fakültelerinde Tarım Ekonomisi Bölümü olsun mu , olmasın mıydı ?” Bu konu sık sık gündeme gelmekteydi. Hatta zaman zaman Tarım Ekonomisi Bölümünün iktisat fakültelerine bağlanmasını da önerenler vardı.
 Oysa tarımın kendine has bir özelliği vardır.
Herkes sanır ki tarımsal üretim, sanayideki gibi belirli süreçlerden geçerek oluşur ? Oysa tarımsal üretimin en temel özelliği, aile ile iç içe olmasıdır. Yani genellikle, bir tarım işletmesi ile  aile iç içeliği vardır. İşletme ile aileye ait pek çok varlık ortaklaşadır. Yani ekonomik birim işletme ile, sosyolojik birim aile bir aradadır. Bu en gelişmiş ülkelerde de böyledir. Nitekim Birleşmiş Milletler Örgütü bu konunun önemini vurgulamak için 2014 yılını “Uluslararası Aile Tarımı Yılı” olarak ilan etmiştir.
O nedenle tarım ekonomisi, bir sanayi ekonomisi gibi, bir kapitalist işletme ekonomisi gibi olamamıştır tarihi süreç içinde. Olamadığı içinde tarımın kendine has bir ekonomisi, bir özelliği vardır.
Bu anlayış doğrultusunda eğitim programlarını, ders içeriklerini hazırladık.
Tarım eğitimi nasıl olmalı ? Tarım ekonomisi eğitimi nasıl olmalı ? soruları çok tartışıldı.
 Tabi burada en önemli özellik tarımın teknik boyutuyla, sosyo-ekonomik boyutunu bir bütünlük içinde düşünmek gerekiyordu. O nedenle tarım ekonomisi eğitimi programı, tarımı teknik, ekonomik ve sosyal boyutu içinde ele almalıydı. 
Özetle tarım ekonomisi eğitimi içine hem teknik bilgiler, hem de ekonomi ve sosyal bilgiler dahil edilmeliydi. Bu nedenle tarım ekonomisi eğitimi, oldukça karmaşık bir programa sahip olacaktı. Bir taraftan tarım tekniklerini öğreteceksiniz, diğer yandan ekonomiyi ve kırsal kesimin sosyal yapısını öğrencilere vereceksiniz. 
Bu karmaşıklığa rağmen sanırım, güzel bir eğitim programı çıktı ortaya. Bu gün sanırım bu eğitim programı oldukça yerine oturdu. Bunun en güzel örneğini Eylül 2014’de Samsun’da gerçekleştirilen ve özel davetli olarak katıldığım “14. Tarım Ekonomisi Kongresi”nde yaşadım.
Burada küçük bir anımı aktarmak istiyorum : 
Sanırım 1990’lı yılların ilk yarısı… Prof. Dr. Refet Saygılı[1] Ege Üniversitesi’ne rektör seçilmişti. Ben sağlık sorunlarımla uğraşırken bölüm arkadaşlarım rektöre kutlama ziyaretine gitmişler. Ben de sonradan gelerek ziyarete dahil oldum. Baktım, bu konu konuşuluyor : “Tarım Ekonomisi Bölümü devam etsin mi , etmesin mi ?” .
Rektör Bey, “Ziraat Fakültesi’nde tarım ekonomisinin işi ne ? Onu İktisat Fakültesi’nin bir bölümü haline getirelim. Orada devam etsin..” gibi sözler söylüyordu.
Ben sonradan geldiğim için konuyu birdenbire kavrayamamıştım. Arkadaşlar da fazla bir şey söylemeden rektör beyi dinliyorlardı. Çünkü o sıralarda Rektör Beyin bir kararıyla Tarım Ekonomisi Bölümü Ziraat Fakültesinden uçup gidebilir… Bir şeyler söylemem gerektiğini düşündüm :
-         “Sayın Hocam!... Söyledikleriniz mantıken doğru olabilir… Ama bu Amerikalı, bu Fransız, bu İngilizler …çok mu aptallar ki Ziraat Fakültelerinde Tarım Ekonomisi Bölümü kurmuşlar ?… Şimdi bazı kişiler , “Türkiye’de tarım ekonomisi bölümüne ne gerek var diyorlar ?” 

-         “Hocam , bence tarım ekonomisi ne biliyor musunuz ? Hakkari’deki bir dağın tepesindeki insanla, oradaki doğayı, iklimi, otu, çalıyı, bitkiyi, vb… bir sığırın, bir keçinin, vb… etine, sütüne, veya bir bitki  aracılığı ile bir meyveye veya sebzeye dönüştürüp metropol kentlerdeki insanın önüne nasıl getirilebileceğinin ekonomik yapısını araştırmaktır. Ve ülke coğrafyasının her yanına dağılmış, adına köylü, çiftçi denilen insanların , başta aile emeği olmak üzere, elindeki üretim kaynaklarını ürüne, gelire dönüştürebilme mekanizmasını öğretmektir. Bunu iktisat fakültelerinde verilen derslerle gerçekleştiremeyiz. Olaya bu mantık çerçevesinden bakılmazsa, kısa bir dönem sonrasında tarımsal üretimin kaybolduğuna tanık oluruz.”.
- “Kapitalist ekonomi her şeyi kâra göre ayarlar. Tarım kâr getirmez. Tarım yapan insanların çoğunda sadece işgücü geliri vardır. O bakımdan tarımın ekonomisi farklıdır. Orada sermayenin kârlılığından çok, emeğin getirisini araştırırsınız. Emeğini karşılayabiliyorsa adam üretimini yapar. Bunları bilmek, öğretmek zorundayız.”


Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN





[1] Özel bir sağlık sorunum nedeni ile 2000 yılının hemen hemen tümünü  E.Ü. Tıp Fakültesi hastanesinde geçirdim. Bu süre içinde verdiğim sağlık savaşımımda, maddi ve manevi desteğini esirgemeyen sevgili rektörüm Prof. Dr. Refet Saygılı hocama teşekkürlerimi sunar, kendisine sağlıklı , mutlu   ve uzun bir yaşam dilerim.

1 yorum:

bektasaga dedi ki...

Ayhan bey, düşüncelerinizi ve emeklerinizi blogger de paylaşmanız çok güzel olmuş..bana da ilham verdi:) kolaylıklar dilerim.baytema Engin Özdemir