27 Şubat 2015 Cuma

ÇİFTÇİNİN SORUNLARI VE….


Çiftçinin/Tarımın  büyük sorunları var.
En önemli sorunları teknik ve ekonomik alt yapı sorunlarının hep ihmal edilmiş olmasından kaynaklanan sorunlardır :
-         Uzun yıllar  Türkiye tarımını uluslararası rekabete taşıyabilecek bir “toprak ve tarım reformu” gerçekleştirilemedi;
-         Piyasaya uyabilecek, aile emeğini tam istihdam edebilecek optimum bir işletme büyüklüğü yaratılamadı. İşletmeler küçük ve çok parçalı.
-         Tarımsal yapının bir sonucu olarak tarımsal ürün maliyetleri dünya ölçeğine göre çok yüksek.
-         Tarımsal girdi fiyatları dünya fiyatlarına koşut gelişirken, tarımsal ürün fiyatları yeterli düzeyde oluşamıyor.
-         Tarım ve  kooperatif kesimleri  için Türkiye’de ekonomik ve hukuki  alt yapıda yetersizlikler var.
-          Her şeyden önce günümüz dünya ekonomisinde “likit sermaye”  çok önemli rol oynamaktadır.
-          Likit sermayenin iki önemli ana kaynağı vardır : tasarruflar ve  Bankacılık sistemi içinde (Merkez Bankası paraları + Bankaların yarattığı paralar)  piyasaya arz edilen nakit paralar. Her iki durumda da “Banka”  önemli rol oynar.
-          Çiftçilerin/kooperatifçilerin  tasarruflarını toplayıp onlar adına bu tasarrufları yönetecek ve yönlendirecek “Banka” olgusu çok önemlidir. Ayrıca çiftçiler /kooperatifler adına Merkez Bankası’ndan sıcak para talep edebilecek bir “Çiftçi ve Kooperatifler Bankası”  ne yazık ki Türkiye’de hala kurulamamıştır. 1937’de “Tarım ve Kooperatifler Bankası” durumuna getirilen T. C. Ziraat Bankası’nın bu statüsü 1980’li yıllarda kaldırılmıştır. Özetle, bugünkü koşullarda tarım ve kooperatif sektörü  için finansal alt yapı hazırlanmamıştır.
-         Küreselleşen bir ekonomide GATT anlaşmasını hayata geçiren Dünya Ticaret Örgütü’nün temel mantığı “bir mal nerede ucuzsa oradan alınır, nerede pahalıysa oraya satılır”  şeklinde özetlenebilir.
-         Tarımsal destekler büyük ölçüde kaldırıldı. Bir taraftan gümrüklerden mal girişlerinin kolaylaşması, diğer yandan tarımın yapısından kaynaklanan tarımsal ürün maliyetlerinin yükselmesi, tarımsal ürünlerin ihracatını kısarken ithalatında da bir patlama yarattı.
-         “Türkiye’deki kooperatiflerin rolü nedir” gibi bir soruya,  biraz geçmişe dönerek şöyle yanıt verilebilir: Cumhuriyetin Kuruluş dönemlerinde “Tarım-sanayi-ticaret” kesiminin  bütünleşmesinde özellikle  tarım kredi ve tarım satış kooperatifleri önemli  görevler alarak tarımsal üretimin artmasında ve çeşitlenmesinde  büyük rol oynamıştır. Örneğin, kırsal kesime teknik bilgiler “Tarımsal Yayım Servisi” ile ulaşırken, tarımsal girdilerin ve onu finanse edecek kredilerin, o günkü koşullarda bir tarım ve kooperatifler bankası özelliği taşıyan “T.C. Ziraat Bankası”nın eşgüdümünde “Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK) aracılığı ile  ülkenin dört bucağındaki binlerce köye ve çiftçiye ulaştırıldı. Böylece  tarımsal üretimde  nitelik ve nicelik arttı. Bu şekilde üretilen başlıca tarım ürünleri, Tarım Satış Kooperatifleri(TSK) aracılığı ile ülkenin çeşitli bölgelerinden toplanıp işlenerek pazarlandı.  1950’lerde pancar üreticileri kooperatifleri ile Türkiye Şeker Şirketi’nin ortaklaşa çalışmasıyla şeker üretimi geliştirilmiş, tarımsal ithalat büyük ölçüde azalmış, buna karşılık tarım ürünleri ihracatı gelişmiştir. 1960’larda bugünkü “Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri”nin atası olan “Köy Kalkınma Kooperatifleri” devreye girdi.  Türk çiftçisi, bu kooperatiflerle “kooperatifçilik teorisi” ile daha yakından tanıştı.
-         Son çeyrek yüzyıldır izlenen ekonomi politikaları, tarım kesiminde kooperatifçiliği oldukça zayıflatmasına karşın tarım kesimindeki kooperatifler, hala önemli bir potansiyeli harekete geçirecek düzeydedir. Yeter ki, uygulanan ekonomi politikaları içinde gerekli rol kendilerine sunulabilmiş olsun.

Dr. Ayhan ÇIKIN

Hiç yorum yok: