22 Şubat 2013 Cuma

“Kooperatif Ekonomisi üzerine Uluslararası Konferans”


International Conference on Co-operative Economics
Quebec City, Canada, October 6-8, 2012
Imagine 2012 Schedule Summary
*
Saint Mary’s Üniversitesi Kooperatifçilik Bölümü öncülüğünde, Québec’te, 6-8 Ekim 2012 tarihlerinde, Uluslararası Kooperatifler  Zirvesi öncesi “Kooperatif Ekonomisi üzerine  Uluslararası Konferans” adlı bir toplantı  düzenlenmiştir.
Zirve’nin teorik alt yapısını oluşturan bu konferansa,  alanında uzman pek çok bilim adamı aşağıdaki konuları tartışmışlardır :
*
Moderatörler
Denyse Guy, Canadian Cooperative Association
Bernard Brun, Desjardins

Konferans Eş-ev sahiplerinden hoş geldiniz
Colin Dodds, President of Saint Mary’s University
Monique Leroux, CEO, Desjardins
Pauline Green, President, International Co-operative Alliance

-      Tom Webb, Imagine 2012 Konferans Menajeri
Why Are We Here?( Neden Buradayız)
-      Stefano Zamagni
Why Did Cooperatives Disappear From Economic Thought? (Kooperatifler iktisadi düşüncede neden görünmüyor?)

-      Manfred Max-Neef
Economics Unmasked: Can we develop more meaningful economics?
(Maskesiz ekonomi : Daha anlamlı bir ekonomi geliştirlebilir mi ?)
-      Neva Goodwin
What Is the New Economy and Why Do We Need It? (Yeni ekonomi nedir ve yeni bir ekonomiye ihtiyaç var mı?)

-      Ron Colman
What Is Progress and How Do We Measure It? (İlerleme nedir ve onu nasıl ölçeriz?)

- Richard Wilkinson
        How Bad Is Income Inequality and Why Does It Matter? (Eşitsiz gelir neden       kötüdür ve o neden önemlidir?)

-      William Rees
Are Prosperity and Sustainability Compatible? (Refah ve uyumlu sürdürülebilirlik nedir?)

-      Peter Victor
Are there Limits to Growth? (Büyümedeki sınırlamalar nedir?)

-      Thomas Homer-Dixon
Complexity: What Drives Innovation, Adaptation and Resilience?(Kompleksite : Yenilikçilik, adaptasyon ve Direnç Yöneticileri nedir ?)


      - Avner Ben-Ner
        Do co-ops need a different type of employees and organizational design than            conventional firms? Lessons from behavioral economics (Çalışanların farklı türde kooperatiflere ihtiyacı var mı ve bunların geleneksel örgütsel tasarımı ? Davranışsal iktisat dersleri)

-      David Erdal
How Is Worker Ownership Related to the Health of Communities? (Toplum sağlığında çalışanın mülkiyet ilişkisi nasıldır ?)
-      Vera Negri Zamagni
Is bigger better? New opportunities for cooperatives (Büyük daha mı iyi ? kooperatifler için yeni fırsatlar)

-      John Fullerton
What Is the Role of Financial Capital In the New Economy? (Yeni ekonomide finansal sermayenin rolü nedir? )

-      Claudia Sanchez-Bajo
Is the Debt Trap Avoidable? (Borç tuzağı önlenebilir mi?)
- Stephen C. Smith
   What Is the Role of Co-operatives In the New Economy?(Yeni ekonomide   kooperatiflerin rolü nedir ?)

-      A Tribute to the Ideas and Work of Elinor Ostrom
Dr. Barbara Allen: Dr. Elinor Ostrom and Her Ideas
Film: Dr. Elinor Ostrom

What are the Commons and how Should We Manage Them? (Commons’lar nedir ve biz onları nasıl yönetebiliriz ?)

Commentary by Stefano Zamagni –What is the Role of Co-operatives?( Kooperatiflerin rolü nedir ?)
-      Sonja Novkovic
 Co-operative economics? (Kooperatif ekonomisi)
Key directions from the new economics and implications for co-operatives (Yeni ekonomide kilit yönetimler ve kooperatifler için etkileri)

THE INTERNATIONAL CO-OPERATIVE SUMMIT
·         Quebec City, Canada, October 8-11, 2012

9 Şubat 2013 Cumartesi

KOOP/YORUM-12/“KOOPERATİF SERMAYESİ” OLUŞTURMAK


KOOP/YORUM
Dr. Ayhan ÇIKIN

“KOOPERATİF SERMAYE” OLUŞTURMAK

Sermaye, herhangi bir işletmenin üretim sürecinde kullandığı dört üretim faktöründen (emek, doğa, sermaye ve girişimci) biridir. Klasik ekonomide girişimci, bu dört faktörü eşgüdümleyerek, kendisine en yüksek getiriyi (kar) sağlayacak şekilde işletmesini planlar. Sermayenin getirisi burada bir maliyet unsuru (faiz) olarak üretimden payını alır.
Sermayenin en yalın tanımı, üretilmiş üretim aracıdır.  Örneğin işletme arazisi içinde bulunan ve üretimde kullanılan her türlü bina, yol, sulama tesisleri, alet ve ekipman , işletmenin kasasında veya banka hesabında bulunan ve üretim için kullanacağı likit varlıklar (para, kıymetli evraklar, vb…) o işletme için sermayedir.
Tarihi süreç içinde sermaye “tasarruflar”ın  banka sistemi içinde toplanması, bunun da endüstriyel işletmelerin sermayesi ile bütünleşmesi sonucunda yeni bir sermaye kavramı türedi : finans kapital. Finans kapitalin kaynağı, ekonomide “ücret+rant+faiz+kar” şeklinde  tanımlanan fonksiyonel bölüşümün, yine makro ekonomik dengenin temeli olan “toplam gelirlerin, toplam harcamalar”la eşitlenememesinden kaynaklanmaktadır. Yani kısacası, finans kapitalin kaynağı kapitalist işletmenin “ne kadar üreteceği” sorusuna, verdiği “karının maksimum” olduğu düzeydeki yanıtını gerçekleştiren  yapısından kaynaklanmaktadır. Tarihi süreç içinde oluşan finans kapital, bir sömürü mekanizmasını ve ekonomide sürekli bir bunalım üretme  olgusunu bünyesinde taşımaktadır.
Bu süreci tersine çevirmek için birkaç yüzyıldır farklı ekonomik sistemler gündeme taşınmıştır. Ancak son yüzyıldaki uygulamalar, ekonominin temel  mahrecinin “pazarlar”, ana aktörlerinin de üretim ve tüketim birimleri olan “işletmeler +hanehalkları” olduğunu netleştirmiştir. Bu durumda üretimi ihtiyaçlara göre planlayan yeni bir işletmecilik yaklaşımına (kooperatif işletmeler) ve bu amaca uygun kullanılabilecek yeni bir sermaye oluşumuna (kooperatif sermaye) ihtiyacı doğmuştur.
Kooperatif finans kuruluşları, gelecek kuşaklar için olduğu kadar, dünyaya zarar vermeyecek yatırımları gerçekleştirebilecek “kooperatif sermaye” adı ile yeni bir sermaye biçimi geliştirmek durumundadırlar[1]. Böyle bir sermayenin oluşması için, kooperatif üyelerinin bu konuda hazırlıklı ve bilinçli olması gerekir. Ayrıca böyle bir sermayenin oluşumunun toplumsal, ekonomik ve hukuki ortamları da  geliştirilmelidir.
 Bunun gerekçesi şöyle açıklanabilir : finans sermayesi kurumları ile bu kurumlara başvuran yatırımcıların amacı aynıdır : en yüksek kar elde etmek; ayni zamanda “elde etmek istedikleri karı sürekli artırmak”; bunun yanında hissedarların girişim yatırımları üzerindeki gücü zayıftır; güçleri, yaptıkları yatırımın büyüklüğüne bağlıdır . Bu durum kısaca şöyle özetlenebilir : “bir TL, bir oy” kuralı geçerlidir.
Kooperatif işletmeler ise, egemen ekonomik modelden ve aşırı kar arayışından kaynaklanan eşitsizliklere karşı bir tepki  olarak doğarlar. Kooperatiflerdeki “kooperatif sermaye”, üyelerinin ihtiyaçlarını tatmine yönelmiş, ayni zamanda toplumun sürdürülebilir kalkınmasına yönelik ilkelere göre ortaklarına olan yükümlülüklerini yerine getirir. Her üyenin kooperatifin yönetilmesindeki ve yönlendirilmesindeki sorumluluğu  eşit düzeydedir. Bu kural şöylece özetlenir : “bir üye, bir oy” demokratik kuralı.

Kooperatif sermaye ne yapar ?

Tahminlere göre dünyadaki kooperatif finans kurumlarının toplam aktif miktarı 25 trilyon Dolar civarındadır.  Uzmanlara göre bu gösterge kooperatif finans kurumlarının başarısının bir kanıtıdır. Ancak araştırıcılar şu soruyu sormaktalar ve yanıtını aramaktadırlar :
-        Güncel koşullarda kooperatifler ne yapmalı ?
Yanıt:
-        Kooperatifler, yatırım konusunda kendi sermaye ihtiyaçlarını kendi yapıları içinde çözümlemelidirler.
Uzmanlar, toplumsal olarak sorumlu yatırım fonlarının sağlanabilmesi konusunda kooperatif sermaye fonlarına büyük ihtiyaç duyulduğunu belirtmektedirler. Bu yeni yatırım araçları ile “ilgili risklerin, ulusal ve uluslararası düzeydeki benzer  fonların dayanışmacı bir paylaşımla hafifletilebileceği” öngörülmektedir.

Kooperatif yatırımcılar,  böylece “ kendi değerlerini rencide eden veya kendilerine uzak olan projeleri finanse eden cılız finansal yatırımlardan” daha fazla yatırımlara yönelebilirler. Bununla birlikte kooperatifler daha ziyade, “kendilerine yakın olan ekonomik ihtiyaçlarına yanıt aramak için sermayelerini kullanırlar” .
Kooperatif işletmelerde sermaye oluşumu

Her işletme gibi kooperatif kurulurken  veya bir yatırım projesi uygularken gerekli finans kaynağını  kendi iç bünyesinden ve dış kaynaklardan sağlar.

Kooperatife katılım payları

Bir kooperatif kurulurken, uygulanacak ortak projenin maliyetine dikkate alarak girecek ortağın katılma payı hesaplanabilir. Çoğunlukla bu payların fiyatı, bir ortağın alabileceği asgari ve azami ortaklık payları kooperatif mevzuatında belirtilebilir. Örneğin 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa (KK)  göre, Türkiye’de bir kooperatif ortağının en fazla 5 000  pay alabileceği belirtilmektedir. Bu payların özellikleri şöyle özetlenebilir : kooperatif payları ada yazılıdır; piyasada alınıp satılmazlar; nominal değerlidirler; bu payların sahibi, bir faiz getirisinden çok, kooperatifin hizmetlerinden yararlanma hakkına sahiptirler; bu paylar ekonomik beklentiden çok, sosyal beklentilerin oluşmasına katkıda bulunduklarından “sosyal sermaye” olarak da adlandırılırlar.

İmtiyazlı katılım payları

Son onlu yıllarda kooperatiflerin çalıştığı bölgelerdeki oluşan tasarrufları kooperatif yatırımlara çekebilmek için Fransa, Kanada, vb.. bir çok ülkede “ortak/ortak-dışı imtiyazlı sermaye payları” üretilmektedir. Türk kooperatifçilik mevzuatında bu konuda bir yaklaşım görülmemektedir.

Gelir-gider fazlasından yaratılan kaynaklar

Kuşkusuz, kooperatif sermayenin oluşmasında en önemli kalemin, kooperatiflerin gelir-gider fazlarından oluşturulacak fonlardır . Yedek akçeler (rezervler), çeşitli fonlar,  kooperatifin bulunduğu ortama göre toplumsal ve ekonomik amaçlı olabilirler. KK’nun 38-41 maddelerine dayanarak bu fonların sayısı, amaçları, gelir-gider fazlasından aktarılabilecek oranları anasözleşmelerde belirlenir. Örneğin Türk KK’na göre kooperatifin gelir-gider fazlasından yaratılabilecek kooperatif sermayesi şöylece özetlenebilir :
-        Anasözleşmede aksine bir hüküm yoksa yılsonu gelir-gider fazlası kooperatifin yedek akçesine eklenir (KK, M.38/1);
Ortak dışı işlemlerden elde edilen gelir fazlası, anasözleşmede belirtilmek kaydıyla, kooperatifin gelişmesi için özel fonlara (örneğin kooperatif yatırım fonu,vb.. ) aktarılır (KK, M. 38/4);
-        Gelir-gider farkının en az %10'u yedek akçeye, kooperatif üst kuruluşlarında ise buna ilaveten en az %5'i fevkalade yedek akçeye ayrılmadıkça ortaklara dağıtım yapılmaz (KK, M. 39/1);
-        Anasözleşmede belirtilmek kaydıyla, kooperatif üyeleri ve çalışanları için yardım kuruluşları oluşturmak ve bunları işletmek amacıyla yardım fonları kurulabilir (KK,M.40/1);
    Yedek akçelerin ve özel fonların kullanılış şekil ve şartları anasözleşmede belirtilir.
*                                                                                           
Böylece birim kooperatiflerde ve  birliklerde oluşacak sermayenin ekonomide “kooperatif amaçlara uygun” şekilde kullanılabilmesi için kooperatiflerin kendi “banka sistemi” ile bütünleşik çalışabileceği fiziki, hukuki, toplumsal, finansal, beşeri, vb… altyapısının oluşturulması gerekir.
 Birleşmiş Milletler’in 2012 yılını “Uluslararası Kooperatifler Yılı” olarak kutlaması, bunun sonucunda oluşturulan “Kooperatiflerin İnanılmaz Gücü” konulu “1. Uluslararası Kooperatifler Zirvesi”, bu zirveden alınan sonuçların Birleşmiş Milletler Örgütüne aktarılması önemli adımlardır. Türkiye’nin de 17 Ekim 2012’de “Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı”nı devreye soktuğunu açıklaması,  kooperatifçilikte olumlu gelişmelerin oluşacağının işaretleri olarak görmek mümkündür.

Kooperatifçi selamlarımla…
Dr. Ayhan ÇIKIN

8 Şubat 2013 Cuma

KOOP/YORUM-11/ KOOPERATİF İŞLETMELER, DİĞER İŞLETMELERDEN NEDEN FARKLIDIR ?


KOOP/YORUM
Dr. Ayhan ÇIKIN


Kooperatif işletmeleri diğer işletmelerden ayıran farklılıkları şu başlıklar altında incelemek mümkündür :
  1. Mülkiyete katılım açısından
  2. Kararlara katılma açısından
  3. Sonuçların paylaşımı açısından 
Mülkiyete katılım açısından
 ·       Kooperatif işletme :

Üye payı, üye adına kayıtlıdır.
Genel olarak, üyenin pay senedinde zaman içinde bir fiyat artışı gerçekleşmez. Üyenin pay senedi, ancak kooperatif tarafından nominal değeri üzerinden satın alınabilir. Bazı ülkelerde  yasalar kooperatiflere, üyelerine veya üye olmayanlara satılmak üzere yatırım senetleri çıkarma yetkisi verirler.
Üyenin sorumluluğu , çoğu gelişmiş ülkelerde payı düzeyindedir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununda ortaklar sınırlı ve/ veya sınırsız sorumlulukla yükümlendirilebilirler (KK,Md. 29-30).
 ·        Hisse senetli sermaye şirketi (Örneğin anonim şirket) :

Genel olarak hisse senedinde bir isim yoktur.  Kayıtlı olmadıkça  hisse senedine kim sahipse ona aittir.
Sermaye şirketlerinde hisse senedinin fiyatı artabilir. Hisse senedi sahibi, paylarını anlaştığı fiyat üzerinden başka birisine satabilir.
Hisse sahibinin sorumluluğu, sahip olduğu hisselerin değeri ile sınırlandırılır.
 ·       Kar amacı olmayan organizasyon :

Dernek, vakıf işletmelerinde mülkiyet payı yoktur. Üyeler, üyelik sözleşmesinde belirtilmiş olan yıllık bir aidatı ödemeyi yükümlendiklerinde üye olarak kabul edilmişler veya üye seçilmişlerdir; yıllık aidatlarını her sene öderler.
Her insan,- organizasyonun  sunduğu hizmetlerden yararlansın veya yararlanmasın-,organizasyonun amaçlarını desteklediği sürece ona üye olabilir.

Karar almaya katılım açısından
 ·       Kooperatif işletme :

Sahip olduğu sosyal payların miktarı ne olursa olsun,  bir üye Genel Kurulda ancak bir oya sahiptir. Anasözleşmede yer almak kaydıyla, bir ortak bir başka ortağın yerine oy kullanabilir ( KK, Md.49).
Geniş ve dağınık üyeliklere sahip bazı kooperatifler, üyelerin temsil edilmesinde bir ara yapı  uygulayabilirler (örneğin  bir delege, bir coğrafi bölgeyi veya bir  üye grubunu temsil eder). Üye sayısı 1000’i aşan kooperatiflerde anasözleşmelerde yer alması kaydıyla,  1 üye  en fazla 9 üyeyi temsilen oy kullanabilir (KK, Md. 49)
Bazı ülkelerde bir üye, oyunu üçüncü bir kişiye emanet edemez, vekalet yoluyla oy kullanamaz (Kanada örneği).
Yatırım senedine sahip olanların oy hakkı sınırlıdır.
 ·       Hisse senetli sermaye şirketi :

Genel kurulda bir hissedar,  sahip olduğu şirket hisse senetleri kadar oy hakkına sahiptir.
Hissedar, başka hissedarların oylarını vekaleten elde edebilir.
 ·       Kar amacı olmayan organizasyon :

Dernek ve vakıf gibi kuruluşlarda genel olarak “bir kişi, bir oy” kuralı uygulanır. Mevzuatın izin vermesi halinde delege sistemi veya vekalet sistemi uygulanabilir.

Sonuçların paylaşımı açısından
 ·       Kooperatif işletme

Kooperatif yasaları, üyelik hisselerine faiz ödemeyi yasaklayabilir veya sınırlandırabilir. Örneğin Türk Kooperatifçilik Kanununda, anasözleşmede yer almak kaydıyla ve gelir gider farkının en az % 50’si ortaklara dağıtılmak kaydıyla, ortak paylarına Devlet Tahvillerine verilen en yüksek faiz oranına geçmeyecek şekilde faiz ödemesi yapılabilir (KK, Md. 38/3).
Fazlalar, rezervlere aktarılabilir  veya her bir ortağın kooperatifle gerçekleştirdiği işlemler oranına göre risturn biçiminde ortaklara ödenebilir.
Bazı durumlarda mevzuat (örneğin Kanada, Fransa), yatırım senetleri ihraç etmiş olan kooperatiflere, bu paylar üzerinden temettü biçiminde fazlanın bir kısmını ödeme olanağı verir.
Bazı ülkelerde yasalar, kooperatifin genel rezervinin kısmen veya tamamen bölüşüleceğini veya bölüşülemeyeceğini  genel kurul kararına  bırakır. Türk Kooperatifler Kanunu, kooperatifin tasfiyesi halinde geri kalan “net aktifin”  ortaklar tarafından nasıl paylaşılması gerektiğini anasözleşmeye bırakmıştır. Eğer anasözleşmede benzer hüküm yoksa, “net aktif”in Türkiye Milli Kooperatifler Birliği’ne kalacağını belirtmektedir (KK, Md. 83/3).
Bazı ülkelerde, konut, sağlık veya çocuk bakımı gibi bazı kooperatifler, kar amacı gütmeyen kooperatifler olarak yapılanmışlardır; bu kooperatiflerde fazla, üyelere dağıtılmazlar.
 ·       Hisse senetli sermaye şirketi :

Sermaye şirketlerinde karların paylaşımı ,  hisse senetleri üzerinden gerçekleştirilir.
Karlar, şirkete yatırılmış veya farklı hisse kategorilerine göre öngörülmüş haklara göre temettüler şeklinde dağıtılır.
Hissedarlar, bazı yasal düzenlemelere dikkate alarak  işletme varlıklarının tümüne el koyabilirler.
 ·       Kar amacı olmayan organizasyon :
Vakıf ve derneklerde elde edilmiş fazlalar üyelere ait değildir,  organizasyona aittir. Fazlalar üyeler arasında dağıtılmazlar, fakat genellikle organizasyonun bölüşülemeyen rezervi içine dahil edilirler.

Kooperatifçi selamlarımla…
Dr. Ayhan ÇIKIN

7 Şubat 2013 Perşembe

KOOP/YORUM-10/KOOPERATİF KURULUŞUN AYIRICI ÖZELLİKLERİ


KOOP/YORUM
Dr. Ayhan ÇIKIN

KOOPERATİF KURULUŞUN AYIRICI ÖZELLİKLERİ*

Kooperatifler her şeyden önce  “insan-halk” birleşmelerinin özel bir şeklidir. Fakat bu halk birleşmelerinin tek şekli olduğu anlamına  gelmez. Kooperatifler yanında mesleki çıkarları savunan dernekler, sendikalar ve hatta politik amaçlı siyasi partilerde halk birleşmeleri şeklinde olabilir. Ancak bu birliklerle kooperatif kuruluşlar arasında, hem amaçlar ve hem de amaçlara ulaşmak için kullanılan araçlar bakımından farklılıklar vardır.
Kooperatiflerin temel amacı, ortakları ile piyasa arasındaki geçit noktalarında bulunan aracıların güçlerini zayıflatmak ve bu geçit noktalarını kendisinin denetleyebileceği bir piyasa örgütlenmesi içinde yer almaktır. İkinci derecedeki amacı ise ilk amacına ulaşabilecek sosyo-ekonomik ortamın hazırlanmasına katkıda bulunmak, kendi amaçlarına yakın olan toplumsal kuruluşlarla işbirliği içinde hareket etmektir.
Kooperatiflerin ilk hedefi, içinde bulundukları değişim ve ticaret ekonomisi tarafından yaratılmış olumsuz koşulları düzeltmek değildir, ancak ondan olumsuz yönde etkilenen kişileri bir araya toplayarak, onların mevcut koşullar içinde ekonomik varlığını korumaya ve geliştirmeye çalışmaktır.

Charles Gide, kooperatiflerin bir takım ekonomik ve toplumsal çatışmaların nedenlerini ortadan kaldırarak, çatışmasız bir toplumun yaratılabileceğini iddia eder. Gide'e göre kooperatif çözüm bir çeşit toplumsal çatışmaların çözümünden başka bir şey değildir. Örneğin tarım-sanayi entegrasyonunda tarım için hammadde (gübre, ilaç, vb.) üreten tesislerin veya tarımsal ürünleri işleyen sanayilerin kooperatifler aracılığıyla kurulması halinde, bütün bu sektörlerdeki tesislerin sahipleri aynı kişiler olacağından, tarım-sanayi-ticaret arasında pazar düzeyindeki çelişkiler ortadan kalkacak, girdi ve çıktı kaliteleri yükselecektir.
Demek ki, kooperatifler amaç bakımından diğer halk örgütlenmelerine göre daha değişik bir anlam taşımaktadır. Bu da kooperatifin kendi ortaklarını, piyasa ekonomisinin yaratmış olduğu olumsuzluklardan   korumak ve bu amacını gerçekleştirmek için bütün piyasa ile ilişkiler kurarak, piyasada giriş ve çıkış noktalarını kontrol edebilmek için de her şeyden önce kooperatiflerin bir "işletme" sahibi olması gerekir. İşte kooperatifleri diğer halk örgütlenmelerinden ayıran ilk nitelik bu noktada belirmektedir.
Kooperatifler bir yandan kişilerin birleşmesi demek olan dernek (association), diğer yandan bir girişim özelliğini taşıyan kuruluştur. Yani her kooperatif birbirine sıkı sıkıya bağlı bulunan biri toplumsal (birleşme olayı), diğeri de ekonomik (girişim olayı) iki öğenin birleşmesinden meydana gelen bir halk örgütüdür.
Kooperatiflerin toplumsal öğesi, benzer gereksinimleri olan insanların gönüllü olarak bir araya gelmesi ve bu gereksinimlerini kişisel olarak değil de, ortaklaşa olarak karşılamak amacı ile birleşmeleridir. Ekonomi öğesi de, bir araya gelen insanların bu gereksinimlerini bir "işletme" aracılığı ile karşılamasıdır.
Kooperatif işletme, ortaklaşa mülkiyet ilkesine dayanan kendine has yapıda bir işletmedir. Örneğin, ortaklaşa mülkiyet ilkesine göre bir kaç ekmek fabrikası kurulduğunu düşünelim. Bunlardan birincisi bir iş ortaklığı, ikincisi bir yardım veya hayır derneği, üçüncüsü belediye, dördüncüsü kişisel ihtiyaçları için bizzat tüketiciler tarafından ve beşincisi de fırın işçileri tarafından kendi emeklerini değerlendirmek için kurulmuş ve işletilmekte olsun.
Dış görünüş ve teknik denetim bakımından bütün işletmeler aynı özellikleri taşır. Ancak bu işletmeler hakkında bazı soruların yanıtı arandıkça, aralarındaki farklar ortaya çıkmaya başlar. Örneğin:
- Bu işletmeleri kuranların amaçları aynı mıdır?
- Bu işletmeler kimler tarafından yönetilir? Sahipleri kimlerdir?
- Bunlar kimlerin menfaatine çalışmaktadır?
Şimdi yukarıda belirtilen beş ekmek fabrikası için sorulara yanıt getirmeye çalışalım:
-         Birinci fırın bir anonim şirket tarafından kurulmuştur. Kurucular fırını kendi ekmek ihtiyaçlarını karşılamak için kurmamışlardır. Yani kurucuların kendi gereksinimlerinin özelliği ile kurmuş oldukları işletmenin özelliği arasında bir ilişki yoktur. Anonim ya da sermaye ortaklığı şeklinde kurulmuş bulunan bu ekmek fabrikasının amacı, ortaklarına ait sermayeyi değerlendirmek ve kâr sağlamaktadır. Yani bu gibi girişimlerin tek amacı ve itici gücü kârdır.
-        İkinci ekmek fabrikası, yani bir yardım derneği tarafından kurulan işletme, onu kuranların kişisel ihtiyaçları göz önüne alınmadan yönetilir. Bu bakımdan sermaye ortaklığı girişimine benzemekle beraber, amaç bakımından ondan ayrılır. Bu ekmek fabrikası, ekmek gereksinimi olan muhtaç kişilerin bu ihtiyaçlarını karşılarken işletmeye "sermaye veren dernek üyelerinin" çıkarına göre yönetilmezler. Daha ziyade ekmek ihtiyacı olanların bu ihtiyacını karşılamak için yönetilirler. Yönetimde tüketicilere her hangi bir hak ve yükümlülük verilmez. Bu görünümüyle böyle bir ekmek fabrikası "sermayeye kâr arayan" bir işletmesi değil, bir "hizmet işletmesi" şeklindedir.
-        Belediye tarafından kurulan üçüncü ekmek işletmesine gelince; eğer bu işletme faaliyet alanında bulunduğu yörenin bir takım ortak ihtiyaçlarını karşılamanın yanında, aynı zamanda bir gelir sağlamak için kurulmuş ise bir "gelir işletmesi" sayılabilir. Eğer sadece beldenin genel yarar ve çıkarlarını korumak ve onlara hizmet etmek amacı ile kurulmuşsa, bu takdirde bir "hizmet işletmesi" sayılır. Ancak belediye işletmesi, birinci ve ikinci durumda açıklanan işletmeler gibi gereksinimi duyan kişiler tarafından değil, idarenin tek taraflı bir girişimi ile kurulmuş bir teşebbüs niteliğindedir.
-        Dördüncü ve beşinci ekmek fabrikalarına gelince, bunlar aynen yardım derneğinde olduğu gibi birer hizmet işletmesi niteliğindedir. Çünkü bu işletmeler, doğrudan hizmetten yararlananlar için kurulmuş ve bu amaçla yönetilmektedir. Yani ekmek fabrikası birinci halde kendisinden ekmek alan tüketiciler yararına, ikinci halde de mesleklerini (fırın işçiliği) icra etmek isteyenlerin yararına yönetilmektedir. Başka bir deyimle, burada işletmenin amacı ile bundan yaralananların ihtiyaçları arasında zorunlu bir ilişki ve uygunluk vardır. Yalnız burada yardım derneği işletmesi ile son iki tip işletme arasında yönetim bakımından, farklılık vardır. Yardım derneğinin ekmek fabrikası, yardım derneğine ait olup yönetimi yine yardım derneğince gerçekleştirilmektedir. Buna karşılık son iki tip ekmek fabrikasının mülkiyeti onları kuranlara ait olduğu gibi, onları yönetenler ve onların hizmetinden yararlanan aynı kişilerdir. İşte böyle kuruluşlara "kooperatif", hizmet veya mal üretmek için kurdukları işyerine de "kooperatif girişim" adı verilir. Burada açıklanan kooperatif tiplerinden birincisi bir tüketim kooperatifi, diğeri de işçi üretim kooperatifidir.

Kooperatif sadece ticari ve ekonomik amaçlı bir işletme değildir. Kooperatif bir işletme sahibi olmakla birlikte, onun temel öğesi birlik, birleşme (association)'dir. Kooperatifin varlık koşulunu oluşturan şey ortakların ekonomik kaderlerine hakim olan iradeler olup, işletme bu amaca ulaşmak için bir araçtan başka bir şey değildir.

Kooperatifçi selamlarımla…
Dr. Ayhan ÇIKIN