KOOP/YORUM
Dr. Ayhan ÇIKIN
TARIMIN SORUNLARI VE KOOPERATİFLER
Çiftçinin büyük sorunları var. En önemli sorunları teknik ve
ekonomik alt yapı sorunlarının hep ihmal edilmiş olmasından kaynaklanan
sorunlardır. Öncelikle ülkenin ve ekonominin beklentilerine uygun bir “toprak
ve tarım reformu” gerçekleştirilemedi. Kendine yeterli, optimum üretim desenli
işletme büyüklüğü ve modeli yaratılamadı. Bundan dolayı işletmeler çok küçük ve
çok parçalı kaldı. İşletmelerin küçük ve parçalı olması, uygun teknolojilerin tarıma
uyarlanmasında sıkıntılar yarattı.
Dolayısıyla bunlar ürün maliyetlerinin yüksek düzeyde gerçekleşmesine neden
oldu.
Tarım ve kooperatif
kesimleri için Türkiye’de ekonomik ve
hukuki alt yapıda yetersizdir. Her şeyden önce günümüz dünya ekonomisinde
“likit sermaye” çok önemli rol
oynamaktadır. Likit sermayenin iki önemli ana kaynağı vardır : tasarruflar ve
Merkez Bankası yoluyla piyasaya arz edilen nakit paralar. Her iki durumda da
“Banka” önemli rol oynar.
Çiftçilerin/kooperatifçilerin
tasarruflarını toplayıp onlar adına bu tasarrufları yönetecek ve
yönlendirecek “Banka” olgusu çok önemlidir. Ayrıca çiftçiler /kooperatifler
adına Merkez Bankası’ndan sıcak para talep edebilecek bir “Çiftçi ve
Kooperatifler Bankası” ne yazık ki
Türkiye’de hala kurulamamıştır. 1937’de “Tarım ve Kooperatifler Bankası”
durumuna getirilen T. C. Ziraat Bankası’nın bu statüsü 1980’li yıllarda
kaldırılmıştır. Özetle, bugünkü koşullarda tarım ve kooperatif sektörü için finansal alt yapı hazırlanmamıştır.
Ayrıca, kooperatiflerin hukuki alt yapısı da yetersizdir.
Küreselleşen bir ekonomide GATT anlaşmasını hayata geçiren
Dünya Ticaret Örgütü’nün temel mantığı “bir mal nerede ucuzsa oradan alınır,
nerede pahalıysa oraya satılır” şeklinde
özetlenebilir. GATT anlaşmasının hayata geçirilmesinde ekonomilerin ülke ve
küresel bazda liberalleşmesi ana amaç olarak belirlenmiştir. Bunun için de
ülkelerin “Gümrük Duvarları” belirli bir süreç içinde “sıfırlanana kadar” düşürülecektir. Ayrıca bütçelerini denkleştiremeyen bir çok
ülke gibi Türkiye’de IMF’nin “ekonominin yeniden yapılandırılması”
sürecine girdi. Tarımsal destekler büyük ölçüde kaldırıldı. Bir taraftan
gümrüklerden mal girişlerinin kolaylaşması, diğer yandan tarımın yapısından
kaynaklanan tarımsal ürün maliyetlerinin yükselmesi, tarımsal ürünlerin
ihracatını kısarken ithalatında da bir patlama yarattı. Örneğin 2001 yılına göre , Dolar bazında tarımsal ihraç
2011’de 2,6 kat artarken,
tarımsal ithalat ayni dönem içinde 6,3 kat artmıştır. Ayrıca ülke ekonomisini
yönetenlerin, ülkenin gerçeklerine uygun
sağlıklı politikalar üretememesi, IMF’nin “yeniden yapılanma
politikalarını” benimsemeleri, Türk tarımını çıkmaza soktu. En tipik örneği ile
bu olgu, tütün ve pamuk ile bu ürünlere
bağlı sanayilerde yaşandı .
“Türkiye’deki kooperatiflerin rolü nedir ?” gibi bir soruya
, biraz geçmişe dönerek şöyle yanıt verilebilir
: Cumhuriyetin Kuruluş dönemlerinde “Tarım-sanayi-ticaret” kesiminin bütünleşmesinde özellikle tarım kredi ve tarım satış kooperatifleri
önemli görevler alarak tarımsal üretimin
artmasında ve çeşitlenmesinde büyük rol
oynamıştır. Örneğin, kırsal kesime teknik bilgiler “Tarımsal Yayım Servisi” ile
ulaşırken, tarımsal girdilerin ve onu finanse edecek kredilerin, o günkü
koşullarda bir tarım ve kooperatifler bankası özelliği taşıyan “T.C. Ziraat
Bankası”nın eşgüdümünde “Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK) aracılığı ile ülkenin dört bucağındaki binlerce köye ve
çiftçiye ulaştırıldı. Böylece tarımsal
üretimde nitelik ve nicelik arttı. Bu
şekilde üretilen başlıca tarım ürünleri, Tarım Satış Kooperatifleri(TSK)
aracılığı ile ülkenin çeşitli bölgelerinden toplanıp işlenerek pazarlandı. 1950’lerde pancar üreticileri kooperatifleri
ile Türkiye Şeker Şirketi’nin ortaklaşa çalışmasıyla şeker üretimi
geliştirilmiş, tarımsal ithalat büyük ölçüde azalmış, buna karşılık tarım
ürünleri ihracatı gelişmiştir. 1960’larda bugünkü “Tarımsal Kalkınma
Kooperatifleri”nin atası olan “Köy Kalkınma Kooperatifleri” devreye girdi. Türk çiftçisi, bu kooperatiflerle
“kooperatifçilik teorisi” ile daha yakından tanıştı. Son çeyrek yüzyıldır
izlenen ekonomi politikaları, tarım kesiminde kooperatifçiliği oldukça
zayıflatmasına karşın tarım kesimindeki kooperatifler, hala önemli bir
potansiyeli harekete geçirecek düzeydedir. Örneğin 2011 yılında sofralık zeytin
ihracatında Marmara Birlik birinci, kuru
üzüm ihracatında Tariş Üzüm Birliği ikinci sırada yer almışlardır. Türkiye
düzeyinde kooperatiflerin başarı potansiyeli yüksektir. Yeter ki, uygulanan
ekonomi politikaları içinde gerekli rol kendilerine sunulabilmiş olsun.
Kooperatifçi selamlarımla
Dr. Ayhan ÇIKIN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder