KOOP/YORUM
Dr. Ayhan ÇIKIN
“KOOPERATİF SERMAYE” OLUŞTURMAK
Sermaye, herhangi bir işletmenin üretim sürecinde kullandığı dört üretim
faktöründen (emek, doğa, sermaye ve girişimci) biridir. Klasik ekonomide
girişimci, bu dört faktörü eşgüdümleyerek, kendisine en yüksek getiriyi (kar)
sağlayacak şekilde işletmesini planlar. Sermayenin getirisi burada bir maliyet
unsuru (faiz) olarak üretimden payını alır.
Sermayenin en yalın tanımı, üretilmiş üretim aracıdır. Örneğin
işletme arazisi içinde bulunan ve üretimde kullanılan her türlü bina, yol,
sulama tesisleri, alet ve ekipman , işletmenin kasasında veya banka hesabında
bulunan ve üretim için kullanacağı likit varlıklar (para, kıymetli evraklar, vb…)
o işletme için sermayedir.
Tarihi süreç içinde sermaye “tasarruflar”ın banka
sistemi içinde toplanması, bunun da endüstriyel işletmelerin sermayesi ile
bütünleşmesi sonucunda yeni bir sermaye kavramı türedi : finans kapital.
Finans kapitalin kaynağı, ekonomide “ücret+rant+faiz+kar” şeklinde
tanımlanan fonksiyonel bölüşümün, yine makro ekonomik dengenin temeli
olan “toplam gelirlerin, toplam harcamalar”la eşitlenememesinden
kaynaklanmaktadır. Yani kısacası, finans kapitalin kaynağı kapitalist
işletmenin “ne kadar üreteceği” sorusuna, verdiği “karının
maksimum” olduğu düzeydeki yanıtını gerçekleştiren yapısından
kaynaklanmaktadır. Tarihi süreç içinde oluşan finans kapital, bir
sömürü mekanizmasını ve ekonomide sürekli bir bunalım üretme olgusunu
bünyesinde taşımaktadır.
Bu süreci tersine çevirmek için birkaç yüzyıldır farklı ekonomik sistemler
gündeme taşınmıştır. Ancak son yüzyıldaki uygulamalar, ekonominin temel
mahrecinin “pazarlar”, ana aktörlerinin de üretim ve tüketim
birimleri olan “işletmeler +hanehalkları” olduğunu netleştirmiştir. Bu
durumda üretimi ihtiyaçlara göre planlayan yeni bir işletmecilik
yaklaşımına (kooperatif işletmeler) ve bu amaca uygun
kullanılabilecek yeni bir sermaye oluşumuna (kooperatif sermaye) ihtiyacı
doğmuştur.
Kooperatif finans kuruluşları, gelecek kuşaklar için olduğu kadar, dünyaya
zarar vermeyecek yatırımları gerçekleştirebilecek “kooperatif
sermaye” adı ile yeni bir sermaye biçimi geliştirmek durumundadırlar[1].
Böyle bir sermayenin oluşması için, kooperatif üyelerinin bu konuda hazırlıklı
ve bilinçli olması gerekir. Ayrıca böyle bir sermayenin oluşumunun toplumsal,
ekonomik ve hukuki ortamları da geliştirilmelidir.
Bunun gerekçesi şöyle açıklanabilir : finans sermayesi
kurumları ile bu kurumlara başvuran yatırımcıların amacı aynıdır : en yüksek
kar elde etmek; ayni zamanda “elde etmek istedikleri karı sürekli
artırmak”; bunun yanında hissedarların girişim yatırımları üzerindeki gücü
zayıftır; güçleri, yaptıkları yatırımın büyüklüğüne bağlıdır . Bu durum kısaca
şöyle özetlenebilir : “bir TL, bir oy” kuralı geçerlidir.
Kooperatif işletmeler ise, egemen ekonomik modelden ve aşırı kar
arayışından kaynaklanan eşitsizliklere karşı bir tepki olarak doğarlar.
Kooperatiflerdeki “kooperatif sermaye”, üyelerinin ihtiyaçlarını
tatmine yönelmiş, ayni zamanda toplumun sürdürülebilir kalkınmasına yönelik
ilkelere göre ortaklarına olan yükümlülüklerini yerine getirir. Her üyenin
kooperatifin yönetilmesindeki ve yönlendirilmesindeki sorumluluğu eşit
düzeydedir. Bu kural şöylece özetlenir : “bir üye, bir oy” demokratik
kuralı.
Kooperatif sermaye ne yapar ?
Tahminlere göre dünyadaki kooperatif finans kurumlarının toplam aktif
miktarı 25 trilyon Dolar civarındadır. Uzmanlara göre bu gösterge
kooperatif finans kurumlarının başarısının bir kanıtıdır. Ancak araştırıcılar
şu soruyu sormaktalar ve yanıtını aramaktadırlar :
- Güncel koşullarda
kooperatifler ne yapmalı ?
Yanıt:
- Kooperatifler, yatırım
konusunda kendi sermaye ihtiyaçlarını kendi yapıları içinde çözümlemelidirler.
Uzmanlar, toplumsal olarak sorumlu yatırım fonlarının sağlanabilmesi konusunda
kooperatif sermaye fonlarına büyük ihtiyaç duyulduğunu belirtmektedirler. Bu
yeni yatırım araçları ile “ilgili risklerin, ulusal ve uluslararası
düzeydeki benzer fonların dayanışmacı bir paylaşımla
hafifletilebileceği” öngörülmektedir.
Kooperatif yatırımcılar, böylece “ kendi değerlerini
rencide eden veya kendilerine uzak olan projeleri finanse eden cılız finansal
yatırımlardan” daha fazla yatırımlara yönelebilirler. Bununla birlikte
kooperatifler daha ziyade, “kendilerine yakın olan ekonomik ihtiyaçlarına
yanıt aramak için sermayelerini kullanırlar” .
Kooperatif işletmelerde sermaye oluşumu
Her işletme gibi kooperatif kurulurken veya bir yatırım projesi
uygularken gerekli finans kaynağını kendi iç bünyesinden ve dış
kaynaklardan sağlar.
Kooperatife katılım payları
Bir kooperatif kurulurken, uygulanacak ortak projenin maliyetine dikkate
alarak girecek ortağın katılma payı hesaplanabilir. Çoğunlukla bu payların
fiyatı, bir ortağın alabileceği asgari ve azami ortaklık payları kooperatif mevzuatında
belirtilebilir. Örneğin 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa (KK) göre,
Türkiye’de bir kooperatif ortağının en fazla 5 000 pay alabileceği
belirtilmektedir. Bu payların özellikleri şöyle özetlenebilir :
kooperatif payları ada yazılıdır; piyasada alınıp satılmazlar; nominal
değerlidirler; bu payların sahibi, bir faiz getirisinden çok, kooperatifin
hizmetlerinden yararlanma hakkına sahiptirler; bu paylar ekonomik beklentiden
çok, sosyal beklentilerin oluşmasına katkıda bulunduklarından “sosyal
sermaye” olarak da adlandırılırlar.
İmtiyazlı katılım payları
Son onlu yıllarda kooperatiflerin çalıştığı bölgelerdeki oluşan
tasarrufları kooperatif yatırımlara çekebilmek için Fransa, Kanada, vb.. bir
çok ülkede “ortak/ortak-dışı imtiyazlı sermaye payları” üretilmektedir.
Türk kooperatifçilik mevzuatında bu konuda bir yaklaşım görülmemektedir.
Gelir-gider fazlasından yaratılan kaynaklar
Kuşkusuz, kooperatif sermayenin oluşmasında en önemli kalemin,
kooperatiflerin gelir-gider fazlarından oluşturulacak fonlardır . Yedek akçeler
(rezervler), çeşitli fonlar, kooperatifin bulunduğu ortama göre toplumsal
ve ekonomik amaçlı olabilirler. KK’nun 38-41 maddelerine dayanarak bu fonların
sayısı, amaçları, gelir-gider fazlasından aktarılabilecek oranları anasözleşmelerde
belirlenir. Örneğin Türk KK’na göre kooperatifin gelir-gider fazlasından
yaratılabilecek kooperatif sermayesi şöylece özetlenebilir :
- Anasözleşmede aksine
bir hüküm yoksa yılsonu gelir-gider fazlası kooperatifin yedek akçesine eklenir
(KK, M.38/1);
Ortak dışı işlemlerden elde edilen gelir fazlası, anasözleşmede belirtilmek
kaydıyla, kooperatifin gelişmesi için özel fonlara (örneğin kooperatif yatırım
fonu,vb.. ) aktarılır (KK, M. 38/4);
- Gelir-gider farkının
en az %10'u yedek akçeye, kooperatif üst kuruluşlarında ise buna ilaveten en az
%5'i fevkalade yedek akçeye ayrılmadıkça ortaklara dağıtım yapılmaz (KK, M.
39/1);
- Anasözleşmede
belirtilmek kaydıyla, kooperatif üyeleri ve çalışanları için yardım kuruluşları
oluşturmak ve bunları işletmek amacıyla yardım fonları kurulabilir (KK,M.40/1);
Yedek akçelerin ve özel fonların kullanılış şekil ve
şartları anasözleşmede belirtilir.
*
Böylece birim kooperatiflerde ve birliklerde oluşacak sermayenin
ekonomide “kooperatif amaçlara uygun” şekilde kullanılabilmesi için
kooperatiflerin kendi “banka sistemi” ile bütünleşik çalışabileceği fiziki,
hukuki, toplumsal, finansal, beşeri, vb… altyapısının oluşturulması gerekir.
Birleşmiş Milletler’in 2012 yılını “Uluslararası Kooperatifler
Yılı” olarak kutlaması, bunun sonucunda oluşturulan “Kooperatiflerin İnanılmaz
Gücü” konulu “1. Uluslararası Kooperatifler Zirvesi”, bu
zirveden alınan sonuçların Birleşmiş Milletler Örgütüne aktarılması önemli
adımlardır. Türkiye’nin de 17 Ekim 2012’de “Türkiye Kooperatifçilik
Stratejisi ve Eylem Planı”nı devreye soktuğunu açıklaması,
kooperatifçilikte olumlu gelişmelerin oluşacağının işaretleri olarak görmek
mümkündür.
Kooperatifçi selamlarımla…
Dr. Ayhan ÇIKIN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder