20 Mayıs 2016 Cuma

Keçi deyip geçme


(Eski dosyalarım arasında dolaşırken bir dergide yayınlanan "AnadoluKültüründe Keçi Deseni" adlı yazımın "islamiyette keçi ve kadın" paragrafının bir bölümünü sansürleyen Dergi sorumlusuna yazdığım bir yazıya rastladım. Küçük boyuttaki bu yazının dosyanın tozlu sayfaları arasında kaybolup gitmesine gönlüm razı olmadı.  TAÇ)
**
Sayın X. Y.
Fethiye Dergisi Yayımcısı
Sayın   X.
Bir arkadaşımla birlikte hazırladığım "Anadolu Kültüründe Keçi Deseni" adlı yazımızı Derginizde yer verme inceliğini gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Ancak bu yazıda benim için önemli bir paragrafı çıkarmanızı yadırgadım. Derginizin Ağustos 2005 tarihli 37. sayısı s. 3'de  "2.2. Tek tanrılı dinlerde keçi deseni" adlı bölümün son paragrafında yer alan  "İslamiyet'te keçinin bir başka önemli rolü daha olmuştur. Bu da: Recm* ile ilgili ayetin keçi tarafından yenilmesidir. Bu olaydan sonra Recm'le ilgili ayetin Kuran'da yer alamayacağı görüşü kuvvet kazanmıştır. Belki de keçi, bu ayetleri  ortadan kaldırarak bir insanın (kadının) kendine ait vücudunu,  başkaları (erkekler) tarafından izinsiz kullanamayacağı iletisini, eski kutsallığının  bir göstergesi olarak İslam kadınlarına sunmuştur?" görüşünü sansür etmeniz  gerçekten üzücü olmuştur.
Sayın X,
Görüşlerimiz farklı olabilir. Ben ille de yazım yayınlansın beklentisinde hiçbir zaman olmadım. Yayınlansa da olur, yayınlanmasa da. En azından bu paragrafı  sansür ederken bana sorabilirdiniz. Çünkü benim yazılarımın yayınlanmasından hiçbir beklentim yok. Akademik yıllarımda bile - ki 100'den fazla yayınım vardır- hiçbir yayın kuruluşu veya yayımcı yazılarımı (Dış ülkeler dahil) müdahale etmemiştir. Ederlerse ben o yayımcıya bir daha yazı göndermem.
Siz Fethiye gibi bir yerde gerçekten güzel bir hizmet sunuyorsunuz. Maddi olarak katkıda bulunamasam bile ara sıra kendi yöremdeki bir yayında yazılarımın yayınlanmasını isterdim. Ancak bundan sonra artık size yazı gönderemem.
O paragraf benim için neden önemli?
Kısaca açıklayayım.
Anadolu'da ya da İslam ülkelerinde kadın olmak çok zordur. Otuz yaşlarına aşmış iki kız babası olarak ve yetiştiğim yerlerde kadınların çilesini gözlemleyen bir kişi olarak o paragrafın içeriği benim için çok önemli. Eylül 2005'in ilk haftasında Yerkesik üzerinden Bodruma seyrederken  dağlarda 13-15 yaşlarında keçi güden iki kız çocuğuna rastladım. Başları açık, saçları pırıl pırıl örgülü, ellerinde birer kitap vardı Elimde fotoğraf makinesi  olsaydı o dağlardaki kızların resimlerini çekerek  sayın Başbakan ile sayın Dışişleri Bakanının eşlerine göndermek isterdim..
Şu bir gerçektir ki, kadınlarını beyinsel olarak yetiştiremeyen toplumlar hep geri kalmaya mahkum olmuşlardır. Derginize tekrar yazmamı düşünürseniz, belirttiğim paragrafı bir özür yazısıyla  ilk sayınızda düzeltmenizi diliyorum.
Hoşça kalın.
Başarı dileklerimle
İzmir, Ekim 2005
Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN

(Not : Bildiğim kadarıyla Dergi'de bu açıklama yer almadı. Ben de o dergiye bir daha yazı göndermedim. taç)

*Şeriat düzeninde insanların, özellikle kadınların,  taşlanarak öldürmesi cezası


Hiç yorum yok: