(Eski dosyalarım arasında dolaşırken
bir dergide yayınlanan "AnadoluKültüründe Keçi Deseni" adlı yazımın "islamiyette keçi ve kadın" paragrafının bir bölümünü
sansürleyen Dergi sorumlusuna yazdığım bir yazıya rastladım. Küçük boyuttaki bu
yazının dosyanın tozlu sayfaları arasında kaybolup gitmesine gönlüm razı
olmadı. TAÇ)
**
Sayın X. Y.
Fethiye Dergisi Yayımcısı
Sayın X.
Bir arkadaşımla birlikte hazırladığım "Anadolu
Kültüründe Keçi Deseni" adlı
yazımızı Derginizde yer verme inceliğini gösterdiğiniz için teşekkür ederim.
Ancak bu yazıda benim için önemli bir paragrafı çıkarmanızı yadırgadım.
Derginizin Ağustos 2005 tarihli 37. sayısı s. 3'de "2.2. Tek tanrılı
dinlerde keçi deseni" adlı bölümün son paragrafında yer alan "İslamiyet'te
keçinin bir başka önemli rolü daha olmuştur. Bu da: Recm* ile ilgili ayetin keçi tarafından yenilmesidir. Bu
olaydan sonra Recm'le ilgili ayetin Kuran'da yer alamayacağı görüşü kuvvet
kazanmıştır. Belki de keçi, bu ayetleri ortadan kaldırarak bir insanın
(kadının) kendine ait vücudunu, başkaları (erkekler) tarafından izinsiz
kullanamayacağı iletisini, eski kutsallığının bir göstergesi olarak İslam
kadınlarına sunmuştur?" görüşünü
sansür etmeniz gerçekten üzücü olmuştur.
Sayın X,
Görüşlerimiz farklı olabilir. Ben ille
de yazım yayınlansın beklentisinde hiçbir zaman olmadım. Yayınlansa da olur,
yayınlanmasa da. En azından bu paragrafı sansür ederken bana
sorabilirdiniz. Çünkü benim yazılarımın yayınlanmasından hiçbir beklentim yok.
Akademik yıllarımda bile - ki 100'den fazla yayınım vardır- hiçbir yayın
kuruluşu veya yayımcı yazılarımı (Dış ülkeler dahil) müdahale etmemiştir.
Ederlerse ben o yayımcıya bir daha yazı göndermem.
Siz Fethiye gibi bir yerde gerçekten
güzel bir hizmet sunuyorsunuz. Maddi olarak katkıda bulunamasam bile ara sıra
kendi yöremdeki bir yayında yazılarımın yayınlanmasını isterdim. Ancak bundan
sonra artık size yazı gönderemem.
O paragraf benim için neden önemli?
Kısaca açıklayayım.
Anadolu'da ya da İslam ülkelerinde
kadın olmak çok zordur. Otuz yaşlarına aşmış iki kız babası olarak ve
yetiştiğim yerlerde kadınların çilesini gözlemleyen bir kişi olarak o
paragrafın içeriği benim için çok önemli. Eylül 2005'in ilk haftasında Yerkesik üzerinden Bodruma
seyrederken dağlarda 13-15 yaşlarında keçi güden iki kız çocuğuna
rastladım. Başları açık, saçları pırıl pırıl örgülü, ellerinde birer kitap vardı
Elimde fotoğraf makinesi olsaydı o dağlardaki kızların resimlerini
çekerek sayın Başbakan ile sayın Dışişleri Bakanının eşlerine göndermek
isterdim..
Şu bir gerçektir ki, kadınlarını
beyinsel olarak yetiştiremeyen toplumlar hep geri kalmaya mahkum olmuşlardır. Derginize tekrar yazmamı düşünürseniz,
belirttiğim paragrafı bir özür yazısıyla ilk sayınızda düzeltmenizi
diliyorum.
Hoşça kalın.
Başarı dileklerimle
İzmir, Ekim 2005
Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN
(Not : Bildiğim kadarıyla Dergi'de bu
açıklama yer almadı. Ben de o dergiye bir daha yazı göndermedim. taç)
*Şeriat düzeninde insanların,
özellikle kadınların, taşlanarak öldürmesi cezası

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder