Cumhuriyet Gazetesi, 11 Haziran
1982
Son on yıldır toplumun çeşitli
kesitlerince tartışılan önemli
olaylardan biri de Köy-Koop olgusudur. "Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı
Kooperatifler"in merkez birliği durumunda olan Köy-Koop,
1965 yılından sonra kırsal kesimde halkın kendi girişimleri ile kurulmuş
kooperatifleri yatay ve dikey düzeyde örgütlemeyi amaçlamış en önemli
merkez kuruluştur. Halkın öz girişimiyle kurulmuş kırsal kesim kooperatifleri
1964'de 60-70 civarındadır. Bu sayı 1965'de 383, 1970'de 2991, 1975'de 7974
olmuş ve 1981'de 13 000'e yaklaşmıştır. Ortak sayıları da bir milyonun
üzerine çıkmıştır (pancar ekicileri üretim kooperatifleri dışında). Demek ki halkın
öz girişimiyle kurulmuş kırsal kesim kooperatifleri, kırsal nüfusun yaklaşık
beşte birini, kırsal yerleşim yerlerinin de yarısından
fazlasını kucaklamış durumdadır.
Bu kooperatiflerin ilk kuruluşlarında
dış ülkelere işçi olarak gitme isteği önemli rol oynamıştır. Kamu yöneticileri
yabancı ülkelere gönderilen işçilerden düzenli bir döviz akımı
sağlamak üzere kooperatifleri bir araç olarak kullanmak istemiştir. Bunun için
de kırsal yörelerde döviz gereksinimi az bulunan belirli kalkınma
projelerinin uygulanması koşulunu getirmiştir. Bu girişim, ister istemez kırsal
kesimin yapısından kaynaklanan nedenlerden dolayı giderek boyutlanmıştır.
Nitekim dış ülkelere işçi göndermede kooperatif ortaklarına verilen öncelikler,
1970'li yılların ortalarında kaldırılmasına karşın, o günlerden bu yana kurulan
kooperatif sayısı iki katına yakın bir artış göstermiştir.
Bunun nedenlerini tartışmak zorunlu ve
gereklidir. Her şeyden önce kırsal kesimde yaşayan ailelerin beşte biri
topraksız, yaklaşık yarısı da 20 dekarın altında bir toprağa sahiptirler.
Bu olgu da kırsal kesimdeki insanları yeni arayışlara yöneltmiştir. Onlar
kooperatiflerden kendi ekonomik güçlerini geliştirici yönde yararlanmak
istemişlerdir. Kalkınma sorunu ile uğraşan kimi kamu kuruluşları ve kişilerce
de onların bu istekleri kooperatifler lehine yönlendirilmiştir. Küçük
köylülerin az miktardaki istem ve sunuları (emek dahil) önce birim yerleşim
düzeyinde, daha sonra il-bölge düzeyinde ve en sonunda da ulusal düzeyde
birleştirilerek, rekabetçi bir ekonomi içinde toplu istem ve sunuların pazarlık
gücünden yararlanılmak istenmiştir. İştebugün kırsal kesim kooperatiflerinin (güdümlü
kooperatifler hariç) yaklaşık dörtte üçünü, il birliklerinin altıda beşini
bünyesinde toplayan Köy-Koop, bu olgunun ve yüz yılı aşkın Türk kooperatifçilik
birikiminin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
***
Türk kooperatifçilik hareketinin içinde gerçek kooperatifçiliğe yaklaşan, halkın kendi kurup yönettiği kooperatifleri üst düzeyde örgütleyen Köy-Koop olayından, Türk kooperatifçiliği adına çıkarılabilecek önemli dersler vardır. Bu derslerin niteliğini birkaç başlık altında şöylece sıralamak mümkündür :
a) Başlangıçta dış ülkelere işçi gönderme ve bu işçilerin kazandığı dövizi ülkeye aktarma amacıyla başlatılan hareketin, giderek kırsal kesimin önemli grubunca kendi öz sorunlarının çözümünde kullanılabileceği fark edilmiştir. Kırsal kesimin önemli bir bölümü karşılaştığı kooperatifçilik olayını tanıma, bu olayın özünü tartışma ve değerlendirme durumuyla karşılaşmışlardır.
b) Yine kırsal kesim insanı ilk kez gerçekçi bir şekilde kendi sorunlarını beraberce tartışma, çözüm önerilerini oluşturma, ortak karar alma ve uygulamaya aktarma olayı ile karşı karşıya gelmiştir.
c) Kırsal kesim insanının önemli bir bölümü, kooperatifçilik olayı karşısında ve kamunun bu olaya yaklaşım biçimleri yönünde kendi tutumlarını değerlendirme olanağını da bulmuştur. Kısacası kırsal kesimimizde 1960'lı yılların ortalarında başlayan bu kooperatifçilik olayının, ortakların ekonomik durumunu düzeltme ve geliştirme yanında onların sosyal konumlarını da değerlendirmelerinde önemli katkısı olduğu söylenebilir.
***
Türk kooperatifçilik hareketinin içinde gerçek kooperatifçiliğe yaklaşan, halkın kendi kurup yönettiği kooperatifleri üst düzeyde örgütleyen Köy-Koop olayından, Türk kooperatifçiliği adına çıkarılabilecek önemli dersler vardır. Bu derslerin niteliğini birkaç başlık altında şöylece sıralamak mümkündür :
a) Başlangıçta dış ülkelere işçi gönderme ve bu işçilerin kazandığı dövizi ülkeye aktarma amacıyla başlatılan hareketin, giderek kırsal kesimin önemli grubunca kendi öz sorunlarının çözümünde kullanılabileceği fark edilmiştir. Kırsal kesimin önemli bir bölümü karşılaştığı kooperatifçilik olayını tanıma, bu olayın özünü tartışma ve değerlendirme durumuyla karşılaşmışlardır.
b) Yine kırsal kesim insanı ilk kez gerçekçi bir şekilde kendi sorunlarını beraberce tartışma, çözüm önerilerini oluşturma, ortak karar alma ve uygulamaya aktarma olayı ile karşı karşıya gelmiştir.
c) Kırsal kesim insanının önemli bir bölümü, kooperatifçilik olayı karşısında ve kamunun bu olaya yaklaşım biçimleri yönünde kendi tutumlarını değerlendirme olanağını da bulmuştur. Kısacası kırsal kesimimizde 1960'lı yılların ortalarında başlayan bu kooperatifçilik olayının, ortakların ekonomik durumunu düzeltme ve geliştirme yanında onların sosyal konumlarını da değerlendirmelerinde önemli katkısı olduğu söylenebilir.
1965 sonrası gelişen bu kooperatifçilik
olayının ekonomik açıdan başarısı da tartışılabilir. Bu başarıyı etkileyen pek
çok etmen bulunmaktadır. Bunları da şu ana başlıklar altında özetlemek
mümkündür:
1. Bu kooperatiflerin ortakları genellikle topraksız ve az topraklı köylülerdir. Dolayısıyla tarımsal üretimde,üretimin oylumunu (hacmini) ve niteliğini belirleyen temel etmen toprak olduğuna göre, pazar düzeyindeki ticari işlemleri düzenleyen bu kooperatiflerin ortaklarının belirli bir kesimi için yeni gelir yaratma olanakları sınırlı kalmıştır.
2. Tarımsal ticareti ortakları lehine örgütlemeyi amaçlayan bu kooperatifler, sert bir rekabet ortamıyla karşılaşmışlardır. Tarımsal ürün ticaretinin önemli bir bölümünü elinde bulunduran kamu ve özel kesime ait kuruluşlar karşısında bu kooperatiflerin pazar alanları dar ve sınırlı kalmıştır.
3. Bu kooperatiflerin önemli bir kısmı tarımsal ürünleri işleyip değerlendiren veya tarımsal girdi üreten yatırım projelerine yönelmişlerdir. Bu projelerin yörenin kaynaklarına uyumlu olarak seçimi, projelerin hazırlanması, uygulamaya aktarılması ve yönetimi, pazar ve sınai üretim deneyimi yetersiz olan bu kooperatiflerde önemli güçlükler yaratmıştır. Seçilen projelerin ölçek büyüklüğü ile yöre hammadde potansiyeli arasında açıklar görülmüştür.
4. Bir önemli nokta da kooperatiflerin ticari ve sınai yatırımlarının finansmanında düğümlenmektedir. Projelerin maliyeti, özkaynak tutarı, kredi gereksinimlerinin sağlıklı bir şekilde saptanıp planlandığı söylenemez. Bu konuyu üstlenen kamu kuruluşlarının yeterli proje tiplerini bulmada, üretmede, yaymada, uygulamada ve finansmanında gerçekçi bir yaklaşım gösterdiği söylenemez. Az miktarda olan kamu kaynakları da kooperatifleri canlandırıcı bir biçimde kullanılamamış, azar azar dağıtılarak bu projelerin sürüncemede kalmasında önemli bir rol oynamıştır. Devlet kredi ve hibelerinden yararlanmada siyasal güçler önemli derecede etken olmuş, zaten kıt olan kredilerin gerçek ölçütleri saptanarak dağıtılmasında olumsuz bir etmen olarak bu olayda yerini almıştır.
***
Bunları niçin mi yazıyorum?
1. Bu kooperatiflerin ortakları genellikle topraksız ve az topraklı köylülerdir. Dolayısıyla tarımsal üretimde,üretimin oylumunu (hacmini) ve niteliğini belirleyen temel etmen toprak olduğuna göre, pazar düzeyindeki ticari işlemleri düzenleyen bu kooperatiflerin ortaklarının belirli bir kesimi için yeni gelir yaratma olanakları sınırlı kalmıştır.
2. Tarımsal ticareti ortakları lehine örgütlemeyi amaçlayan bu kooperatifler, sert bir rekabet ortamıyla karşılaşmışlardır. Tarımsal ürün ticaretinin önemli bir bölümünü elinde bulunduran kamu ve özel kesime ait kuruluşlar karşısında bu kooperatiflerin pazar alanları dar ve sınırlı kalmıştır.
3. Bu kooperatiflerin önemli bir kısmı tarımsal ürünleri işleyip değerlendiren veya tarımsal girdi üreten yatırım projelerine yönelmişlerdir. Bu projelerin yörenin kaynaklarına uyumlu olarak seçimi, projelerin hazırlanması, uygulamaya aktarılması ve yönetimi, pazar ve sınai üretim deneyimi yetersiz olan bu kooperatiflerde önemli güçlükler yaratmıştır. Seçilen projelerin ölçek büyüklüğü ile yöre hammadde potansiyeli arasında açıklar görülmüştür.
4. Bir önemli nokta da kooperatiflerin ticari ve sınai yatırımlarının finansmanında düğümlenmektedir. Projelerin maliyeti, özkaynak tutarı, kredi gereksinimlerinin sağlıklı bir şekilde saptanıp planlandığı söylenemez. Bu konuyu üstlenen kamu kuruluşlarının yeterli proje tiplerini bulmada, üretmede, yaymada, uygulamada ve finansmanında gerçekçi bir yaklaşım gösterdiği söylenemez. Az miktarda olan kamu kaynakları da kooperatifleri canlandırıcı bir biçimde kullanılamamış, azar azar dağıtılarak bu projelerin sürüncemede kalmasında önemli bir rol oynamıştır. Devlet kredi ve hibelerinden yararlanmada siyasal güçler önemli derecede etken olmuş, zaten kıt olan kredilerin gerçek ölçütleri saptanarak dağıtılmasında olumsuz bir etmen olarak bu olayda yerini almıştır.
***
Bunları niçin mi yazıyorum?
Geçenlerde gazetelerde küçük fakat
çarpıcı bir haber vardı: "Köyişleri ve Kooperatifler Bakanlığı
Köy-Koop'un tasfiyesini istedi". Bu haber yüzyılı aşkın
bir kooperatifçilik birikiminin sonucunda doğan, kırsal yerleşim yerlerinin
yarısından fazlasını, kırsal nüfusun yaklaşık beşte birini kucaklayan,
kooperatiflerin dörtte üçünü bünyesinde toplayan bir kooperatif
birliğinin (Köy-Koop'un) bu kadar kolayca ve bir çırpıda
silinivermesini, görüşü ne olursa olsun, hangi kooperatifçi olumlu
karşılayabilir ? Yüz yıllık bir birikimin oluşturduğu kurumsallaşmayı hangi
ülke bir çırpıda bünyesinden koparıp atabilir? Onu oluşturan milyonlarca insanın
bu kuruluştan beklentilerini bir çırpıda kim ve nasıl silebilir ?Yerel bir bankanın çiftçi ortakları, hiçbir önyargıya
kapılmadan banka hisselerini , finansman sorununu çözmek için uğraşan
Köy-Koop'a verme özverisinde bulunurken; gerek bu banka,
gerekse dış alım ve dış satım konusunda etkin görevlerde bulunan bazı kişilerin
Köy-Koop'a gösterdiği güçlükler dikkate alındığında bazı sorular ister istemez
insanın aklına takılıyor.
Köy-Koop olayı bütün olumlu ve olumsuz yönleriyle yüz
yıllık Türk kooperatifçilik hareketinin bir ürünüdür. Bu olayda Türk
kooperatifçiliği adına çıkarılabilecek bir çok dersler bulunmaktadır.
Yönetim bakımından bir çok eksiklikleri olmasına karşın milyonlara
ulaşan bir kooperatifçilik olgusunu, birikimini gerekli fırsatı vermeden tasfiye
yoluna gitmek bu kuruluşa umut bağlayan kişiler ve gelecekteki kooperatifçi
kuşakları açısından toplumsal ve tarihsel bir yanılgı olmaz mı? Pek çok özel kuruluşlara, hatta bankerlere gösterilen ya da gösterilmek
istenen sıcak ilgi ve anlayışın çok azı Köy-Koop'un yaşaması ve topluma daha
uygun koşullarda hizmet sunabilmesi için de gösterilemez mi ?
Doç.Dr. Ayhan ÇIKIN
Cumhuriyet Gazetesi, 11 Haziran 1982

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder