24 Ocak 2013 Perşembe

KÖY-KOOP OLAYI /Virgülüne dokunmadan/



Cumhuriyet Gazetesi, 11 Haziran 1982
Doç.Dr. Ayhan ÇIKIN

Son on yıldır toplumun çeşitli kesitlerince tartışılan önemli olaylardan biri de Köy-Koop olgusudur. “Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler”in  merkez birliği durumunda olan Köy-Koop, 1965 yılından sonra kırsal kesimde halkın kendi girişimleri ile kurulmuş kooperatifleri yatay ve dikey düzeyde  örgütlemeyi amaçlamış en önemli merkez kuruluştur. Halkın öz girişimiyle kurulmuş kırsal kesim kooperatifleri 1964’de 60-70 civarındadır. Bu sayı 1965’de 383, 1970’de 2991, 1975’de 7974 olmuş ve 1981’de 13 000’e yaklaşmıştır. Ortak sayıları da bir milyonun  üzerine çıkmıştır (pancar ekicileri üretim kooperatifleri dışında). Demek ki halkın öz girişimiyle kurulmuş kırsal kesim kooperatifleri, kırsal nüfusun yaklaşık beşte birini, kırsal yerleşim yerlerinin de yarısından fazlasını kucaklamış durumdadır.
Bu kooperatiflerin ilk kuruluşlarında dış ülkelere işçi olarak gitme isteği önemli rol oynamıştır. Kamu yöneticileri yabancı ülkelere gönderilen işçilerden düzenli bir döviz akımı sağlamak üzere kooperatifleri bir araç olarak kullanmak istemiştir. Bunun için de kırsal yörelerde  döviz gereksinimi az bulunan belirli kalkınma projelerinin uygulanması koşulunu getirmiştir. Bu girişim, ister istemez kırsal kesimin yapısından kaynaklanan  nedenlerden dolayı giderek boyutlanmıştır. Nitekim dış ülkelere işçi göndermede kooperatif ortaklarına verilen öncelikler, 1970’li yılların ortalarında kaldırılmasına karşın, o günlerden bu yana kurulan kooperatif sayısı iki katına yakın bir artış göstermiştir.
Bunun nedenlerini tartışmak zorunlu ve gereklidir. Her şeyden önce kırsal kesimde yaşayan ailelerin beşte biri topraksız, yaklaşık yarısı da 20 dekarın altında bir toprağa sahiptirler. Bu olgu da kırsal kesimdeki insanları yeni arayışlara yöneltmiştir.
Onlar kooperatiflerden kendi ekonomik güçlerini geliştirici yönde yararlanmak istemişlerdir. Kalkınma sorunu ile uğraşan kimi kamu kuruluşları ve kişilerce de onların bu istekleri kooperatifler lehine yönlendirilmiştir. Küçük köylülerin az miktardaki istem ve sunuları (emek dahil) önce birim yerleşin düzeyinde, daha sonra il-bölge düzeyinde ve en sonunda da ulusal düzeyde birleştirilerek, rekabetçi bir ekonomi içinde toplu istem ve sunuların pazarlık gücünden yararlanılmak istenmiştir. İşte bugün kırsal kesim kooperatiflerinin (güdümlü kooperatifler hariç) yaklaşık dörtte üçünü, il birliklerinin altıda beşini bünyesinde toplayan Köy-Koop, bu olgunun ve yüz yılı aşkın Türk kooperatifçilik birikiminin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
***
Türk kooperatifçilik hareketinin içinde gerçek kooperatifçiliğe yaklaşan, halkın kendi kurup yönettiği kooperatifleri üst düzeyde örgütleyen Köy-Koop olayından, Türk kooperatifçiliği adına çıkarılabilecek önemli dersler vardır. Bu derslerin niteliğini birkaç başlık altında şöylece sıralamak mümkündür :
a)      Başlangıçta dış ülkelere işçi gönderme ve bu işçilerin kazandığı dövizi ülkeye aktarma amacıyla başlatılan hareketin, giderek kırsal kesimin önemli grubunca kendi öz sorunlarının çözümünde kullanılabileceği fark edilmiştir. Kırsal kesimin önemli bir bölümü karşılaştığı  kooperatifçilik olayını tanıma, bu olayın özünü tartışma ve değerlendirme durumuyla karşılaşmışlardır.
b)      Yine kırsal kesim insanı ilk kez gerçekçi bir şekilde kendi sorunlarını beraberce tartışma, çözüm önerilerini oluşturma, ortak karar alma ve uygulamaya aktarma olayı ile karşı karşıya gelmiştir.
c)      Kırsal kesim insanının önemli bir bölümü, kooperatifçilik olayı karşısında ve kamunun bu olaya yaklaşım biçimleri yönünde kendi tutumlarını değerlendirme olanağını da bulmuştur. Kısacası kırsal kesimimizde 1960’lı yılların ortalarında başlayan bu kooperatifçilik olayının, ortakların ekonomik durumunu düzeltme ve geliştirme yanında onların sosyal konumlarını da değerlendirmelerinde  önemli katkısı olduğu söylenebilir.
1965 sonrası gelişen bu kooperatifçilik olayının ekonomik açıdan başarısı da tartışılabilir. Bu başarıyı etkileyen pek çok etmen bulunmaktadır. Bunları da şu ana başlıklar altında özetlemek mümkündür:
  1.  Bu kooperatiflerin ortakları genellikle topraksız ve az topraklı köylülerdir. Dolayısıyla tarımsal üretimde, üretimin oylumunu (hacmini) ve niteliğini belirleyen temel etmen toprak olduğuna göre, pazar düzeyindeki ticari işlemleri düzenleyen bu kooperatiflerin  ortaklarının belirli bir kesimi için yeni gelir yaratma olanakları sınırlı kalmıştır.
  2.  Tarımsal ticareti ortakları lehine örgütlemeyi amaçlayan bu kooperatifler, sert bir rekabet ortamıyla karşılaşmışlardır. Tarımsal ürün ticaretinin önemli bir bölümünü elinde bulunduran kamu ve özel kesime ait kuruluşlar karşısında bu kooperatiflerin pazar alanları dar ve sınırlı kalmıştır.
  3.  Bu kooperatiflerin önemli bir kısmı tarımsal ürünleri işleyip değerlendiren veya tarımsal girdi üreten yatırım projelerine yönelmişlerdir. Bu projelerin yörenin  kaynaklarına uyumlu olarak seçimi, projelerin hazırlanması, uygulamaya aktarılması ve yönetimi, pazar ve sınai üretim deneyimi yetersiz olan bu kooperatiflerde önemli güçlükler yaratmıştır. Seçilen projelerin ölçek büyüklüğü ile yöre hammadde potansiyeli arasında açıklar görülmüştür.
  4.  Bir önemli nokta da  kooperatiflerin ticari ve sınai yatırımlarının finansmanında düğümlenmektedir. Projelerin maliyeti, özkaynak tutarı, kredi gereksinimlerinin sağlıklı bir şekilde saptanıp planlandığı söylenemez. Bu konuyu üstlenen kamu kuruluşlarının yeterli  proje tiplerini bulmada, üretmede, yaymada, uygulamada ve finansmanında gerçekçi bir yaklaşım gösterdiği söylenemez. Az miktarda olan kamu kaynakları da kooperatifleri canlandırıcı bir biçimde kullanılamamış, azar azar dağıtılarak bu projelerin sürüncemede kalmasında önemli bir rol oynamıştır. Devlet kredi ve hibelerinden yararlanmada siyasal güçler önemli derecede etken olmuş, zaten kıt olan kredilerin gerçek ölçütleri saptanarak dağıtılmasında olumsuz bir etmen olarak  bu olayda yerini almıştır.
***
Bunları niçin yazıyorum ? Geçenlerde gazetelerde küçük fakat çarpıcı bir haber vardı: “Köyişleri ve Kooperatifler Bakanlığı Köy-Koop’un tasfiyesini istedi”. Bu haber yüzyılı aşkın bir kooperatifçilik birikiminin sonucunda doğan, kırsal yerleşim yerlerinin yarısından fazlasını, kırsal nüfusun yaklaşık beşte birini kucaklayan, kooperatiflerin dörtte üçünü  bünyesinde toplayan bir kooperatif birliğinin (Köy-Koop’un) bu kadar kolayca ve bir çırpıda silinivermesini, görüşü ne olursa olsun, hangi kooperatifçi olumlu karşılayabilir ? Yüz yıllık bir birikimin oluşturduğu kurumsallaşmayı hangi ülke bir çırpıda bünyesinden koparıp atabilir? Onu oluşturan milyonlarca insanın bu kuruluştan beklentilerini bir çırpıda kim ve nasıl silebilir ?Yerel bir bankanın çiftçi ortakları, hiçbir önyargıya kapılmadan banka hisselerini , finansman sorununu çözmek için uğraşan Köy-Koop’a verme özverisinde bulunurken; gerek bu banka, gerekse dış alım ve dış satım konusunda etkin görevlerde bulunan bazı kişilerin Köy-Koop’a gösterdiği güçlükler dikkate alındığında bazı sorular ister istemez insanın aklına takılıyor.
Köy-Koop olayı bütün olumlu ve olumsuz yönleriyle yüz yıllık Türk kooperatifçilik hareketinin bir ürünüdür. Bu olayda Türk kooperatifçiliği adına çıkarılabilecek bir çok  dersler bulunmaktadır. Yönetim bakımından bir çok eksiklikleri olmasına karşın milyonlara ulaşan bir kooperatifçilik olgusunu, birikimini gerekli fırsatı vermeden tasfiye yoluna gitmek bu kuruluşa umut bağlayan kişiler ve gelecekteki kooperatifçi kuşakları açısından toplumsal ve tarihsel bir yanılgı olmaz mı? Pek çok özel kuruluşlara, hatta bankerlere gösterilen ya da gösterilmek istenen sıcak ilgi ve anlayışın çok azı Köy-Koop’un yaşaması ve topluma daha uygun koşullarda hizmet sunabilmesi için de gösterilemez mi ?


Dr. Ayhan ÇIKIN
Cumhuriyet Gazetesi, 11.06.1982

Hiç yorum yok: